21 Mayıs 2026 - Perşembe

BİR GARİP MAHKEME

Bugün kendimle konuşmaya, kendimi hesaba çekmeye niyet ettim. Dünümden bugünüme neler yapmış, niye yapmışım, bakmak istedim.

Yazar - Hatice Başkapan Şahan
Okuma Süresi: 3 dk.
776 okunma
Hatice Başkapan Şahan

Hatice Başkapan Şahan

haticebaskapan@hotmail.com -
Google News

Kıymetli Okuyucularım,

Şimdiye kadar hep sizlerle konuştum. Sabırla dinlediniz beni, sabırla okudunuz. Yüreklendirdiniz, yol gösterdiniz, eksiğime göz yumdunuz, kusurumu hoş gördünüz… Var olasınız.

Bugün kendimle konuşmaya, kendimi hesaba çekmeye niyet ettim. Dünümden bugünüme neler yapmış, niye yapmışım, bakmak istedim.

Çocukken otuzlu, kırklı yaşlarda olanların ne kadar da çok gün gördüklerini düşünürdüm. Şimdi otuzlu yaşlardan kırka uzanırken kendime, “Söyle hele, kaç gün gördün?” diyorum da Yunus’umuzun

“Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi

Hele bana şöyle geldi, şol göz yumup açmış gibi” 

ifadelerinden başkası gelmiyor aklıma. Ne kadar kalırsam kalayım bu fânide, bana göz yumup açmak gibi gelecek anlaşılan. Hem önemli olan ne kadar kaldığım değil, nasıl kaldığım, neler yaptığım, neler yapmadığım...

Annemi, beni doğurduğuna pişman ettim mi mesela; babamın kursağımdaki ekmeğine halel getirdim mi, kardeşlerimin başını yere eğdirdim mi, atalarımın ruhunu şad edebildim mi, dosta taş atmadım elbet amma onu gül ile incittim mi, mazluma kol kanat gerip zalimi kahredebildim mi?..

Çok soru sorup bunalttım mı insanları, ısrarımla darladım mı, inat edip deve mi güttürdüm, bulunduğum yeri cehenneme çevirip diyardan mı göçürdüm; dert mi oldum, derman mı; yâr mıyım, yara mı?..

Şükür mü var hâlimde, nankörlük mü, neresinde duruyorum vefanın, iyiliği unutanlardan, iyiliği çabuk unutanlardan mıyım, kusur bulmayı maharet sayanlardan, işin aslını almadan hesap soranlardan mıyım? Hatır bırakamadan, gönle giremeden yaşayıp zillete düşenlerden miyim?..

Döndüm ardıma, baktım, baktım… Aşı taş etmişim meğer, yazı kış, sevgiyi ziyan… Ne bir ağaç dikmişim dünyaya gölgelik diye ne bir damla su vermişim susuza… Öksüz başı okşamamış ellerim, kırgın gönle ulaşmamış sözlerim. Çabalıyorum diye teselli bulurken ben, korkarım, hiç fayda görmemiş mahlukat benden.

Elimi açıp duaya dursam şimdi, “Ya Rab, kullarını benden kurtar!” desem, “Bir gönlü incitmekten, bir cana zarar vermekten sana sığınıyorum.” desem sözüm ulaşır mı katına, ulaşsa kıymetten sayılır mı?..

İçimde bir şeylerin kıyameti var: devrilen dağlar, tufana dönen sular, kaybolan ümit, yalın ayaklarıyla oradan oraya koşan sahipsiz bir çocuk, bir yığın enkaz…

Tam içimdeki enkazın altında kalacakken omzuma bir el dokunuyor, dönüp bakıyorum: parlak bir yüz. Bade yok elinde, zaten ben de rüyada değilim. Büyülenmiş hâlde bakarken kendisine yumuşacık sesini duyuyorum:

“Âşık der inci den den

İncinme incitenden

Kemâlde noksân imiş

İncinen incitenden...”   

  

#
Yorumlar (8)
Hatice
22.05.2026 21:43
Mükemmel olan senin yüreğin Hatice’m. Teşekkür ederim.
Hatice
22.05.2026 16:49
Çok etkilendim. Sen mükemmelsin yaa
Hatice
22.05.2026 09:07
Çok teşekkür ederim Reyhan Hanım.
Hatice
22.05.2026 09:06
Hissedebilen, güzeli yakıştıran kalbinden öperim Melek Yâren’im.
Reyhan Aydın
22.05.2026 07:29
Kalemine yüreğine sağlık
Melek Yâren
22.05.2026 00:40
yâr mı oldum yara mı bilmiyorum ama bazı insanların kimseyi bilerek incitmeyecek kadar güzel bir kalbi olduğu satirlarin arasindan bile hissediliyor
Hatice
21.05.2026 22:34
Senin de yüreğine sağlık Denizciğim. Teşekkür ederim.
Deniz Gül
21.05.2026 20:04
Çok etkileyici bir yazıydı hocam, okurken gerçekten hissettirdi. Kaleminize sağlık.
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.