ÖĞRETMENİ SAATİYLE ÖLÇEN SİSTEM, GELECEĞİ NASIL İNŞA EDECEK? (2)
Ücretli öğretmenlik meselesi, tam da bu sorunun merkezinde durmaktadır.

Engin GÜLTEKİN
engingultekin33@gmail.com -Öğretmenini güvencesiz bırakan sistem, öğrencinin geleceğini nasıl güvence altına alacak?
Bir ülkenin eğitimdeki başarısı yalnızca müfredatlarla, ders kitaplarıyla veya yeni eğitim modelleriyle ölçülmez. Eğitimin gerçek niteliği, öğretmene verdiği değerle ortaya çıkar.
Çünkü eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değil; insan yetiştirmek, karakter inşa etmek ve geleceği şekillendirmektir.
Peki, öğretmenine adil bir çalışma düzeni kuramayan bir sistem, öğrencisine adaleti nasıl öğretecektir?
Ücretli öğretmenlik meselesi, tam da bu sorunun merkezinde durmaktadır.
Aynı sorumluluk, farklı güvenceler!
Aynı sınıfta, aynı müfredatı uygulayan, aynı öğrencilerin eğitiminden sorumlu olan öğretmenler arasında çalışma güvencesi bakımından büyük farklılıklar bulunması, eğitim sisteminin en önemli çelişkilerinden biridir.
Ücretli öğretmen de dersine hazırlanır, öğrencisinin başarısı için çabalar, onun gelişimine katkıda bulunmak ister. Ancak mesleki geleceği çoğu zaman geçici görevlendirmelere bağlıdır.
Burada sorun öğretmenin emeğini yeterince koruyamayan istihdam düzenidir. Yani sistemdir.
Öğretmenin görevlendirmesi geçici olabilir; fakat öğrencinin eğitim hakkı geçici değildir.
Eğitimde sürekliliği sağlamak devletin sorumluluğudur. Bu lutuf değil; Sosyal devletin görevidir. Bu sorumluluk, yıllarca devam eden geçici çözümlerle yerine getirilemez.
Fırsat eşitliği öğretmenden başlamaz mı?
Her çocuğun nitelikli eğitim almasını istiyoruz. Ancak nitelikli eğitimin temel taşı olan öğretmenin çalışma koşullarını aynı kararlılıkla ele alıyor muyuz?
Öğretmenin mesleki aidiyeti, kendini geliştirme imkânı ve öğrencisiyle kurduğu güven ilişkisi eğitimin niteliğini doğrudan etkiler.
Bir taraftan öğretmenden öğrencisinin yeteneklerini keşfetmesini, sosyal-duygusal gelişimini desteklemesini ve geleceğe hazırlamasını bekliyoruz. Diğer taraftan öğretmenin kendi geleceği belirsizliğini koruyor.
Kendi geleceğini planlayamayan öğretmenden, başkalarının geleceğini güvenle inşa etmesini beklemek ne kadar gerçekçidir?
Maarif modeli, adalet sınavını geçebilecek mi?
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde erdem, değer, eylem ve bütüncül gelişim gibi kavramlar öne çıkıyor. Bunlar önemli hedeflerdir.
Ancak adalet yalnızca ders kitaplarında anlatılan bir kavram değildir. Kurumların işleyişinde ve insanların birbirine davranışında da karşılık bulmalıdır.
Öğrenciye adaleti anlatırken öğretmenin emeğini ve güvencesini göz ardı ediyorsak, söylemle uygulama arasında ciddi bir çelişki oluşur.
Öğretmenine adaleti yaşatamayan bir sistem, adaleti yalnızca anlatarak güçlü bir gelecek kuramaz.
Çözüm, geçiciliği sona erdirmektir!
Ücretli öğretmenlik sorununu çözmek için öncelikle öğretmen ihtiyacı branş ve bölge bazında doğru belirlenmeli, kadrolu atamalar gerçek ihtiyaçlara göre planlanmalıdır.
Geçici görevlendirmeler istisnai durumlarla sınırlandırılmalı; sürekli öğretmen ihtiyacının kalıcı çözümü hâline getirilmemelidir. Mevcut ücretli öğretmenlerin çalışma koşulları ve sosyal güvenceleri iyileştirilmeli, liyakat ve hukuki ilkeler çerçevesinde adil çözümler geliştirilmelidir.
Sonuç olarak öğretmenlik, ders saatlerine sığdırılabilecek sıradan bir hizmet değildir. Öğretmen, bir toplumun geleceğine yön veren insandır.
Öğretmeni saatle ölçen anlayış, eğitimin insan yetiştirme sorumluluğunu eksik kavrar.
Şimdi karar verme zamanıdır: Geçici çözümlerle günü mü kurtaracağız, yoksa öğretmenini koruyan, emeğini gözeten ve eğitimde adaleti esas alan bir sistem mi kuracağız?
Bu sorunun cevabı, yalnızca öğretmenlerin değil, çocuklarımızın da geleceğini belirleyecektir.
Hülasa, Millî Eğitim Bakanlığı, artık eğitim sisteminin bir ayıbına dönüşen ücretli öğretmenlik sorununu daha fazla ertelemeden çözmelidir. Yıllardır görev yapan, tecrübe kazanan ve emeğini eğitime adayan ücretli öğretmenlerden bir anlamda özür dilemenin yolu; gerekli şartları taşıyanlara kadro verilmesi veya adil ve güvenceli bir daimi istihdam modelinin hayata geçirilmesidir. Böyle bir adım, yalnızca geçmişin mağduriyetlerini gidermekle kalmayacak, aynı zamanda Maarif Modeli'nin arkasındaki samimiyeti ve eğitimde adalet iddiasını da ortaya koyacaktır. Zira yılların tecrübesi, birikimi ve emeği ortadayken bu sorunu çözmeden yeni bir eğitim modelini hayata geçirmeye çalışmak, söylem ile eylem arasındaki çelişkiyi derinleştirecek; akademinin amaç ve ilkelerini de popülist ve samimiyetten uzak bir uygulama görüntüsüne sürükleyecektir.
Bugün Maarif Modeli adına atılması gereken en önemli adımlardan biri, öğretmenin emeğini ve onurunu gözeterek ücretli öğretmenlik sorununu kalıcı biçimde çözmektir. Çünkü eğitimde yeni bir gelecek inşa etmenin yolu, önce geçmişten devralınan adaletsizlikleri gidermekten geçer.
Selam ve dua ile...
Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog


