01 Ekim 2026 - Perşembe

HANİ MESLEK LİSELERİ MEMLEKET MESELESİYDİ… (I)

Oysa mesele yalnızca “MESEM kapatılsın mı, devam mı etsin?” sorusuna indirgenemez.

Yazar - Engin GÜLTEKİN
Okuma Süresi: 5 dk.
44 okunma
Engin GÜLTEKİN

Engin GÜLTEKİN

engingultekin33@gmail.com -
Google News
HANİ MESLEK LİSELERİ MEMLEKET MESELESİYDİ… (I)
 
Mesleki Eğitimde Asıl Sorun: Eğitim mi, Ucuz İşgücü mü?
 
Türkiye’de mesleki ve teknik eğitimler uzun yıllardır tartışılıyor. Son dönemde bu tartışmanın merkezinde özellikle Mesleki ve Teknik okullar ve MESEM’ler bulunuyor.
 
Bir kesim, MESEM’lerin eğitim boyutunun zayıfladığını ve öğrencilerin ucuz işgücü olarak kullanılma riskinin arttığını savunuyor. Başka bir kesim ise sanayinin ihtiyaç duyduğu ara elemanların yetiştirilmesi açısından mevcut yapının önemli olduğunu düşünüyor.
 
Oysa mesele yalnızca “MESEM kapatılsın mı, devam mı etsin?” sorusuna indirgenemez.
 
Asıl soru şudur:
 
Mesleki eğitim gerçekten öğrenci yetiştiriyor mu, yoksa öğrenciyi erken yaşta işgücüne mi dahil ediyor?
 
Mesleki eğitimin en önemli sorunlarından biri, toplumdaki itibar kaybıdır. Son dönemlerde her ne kadar azalma olsada Türkiye’de uzun yıllardır üniversite eğitimi, iyi bir gelecek ve toplumsal yükselmenin temel yolu olarak görülüyor. Meslek liseleri ise çoğu zaman “üniversiteyi kazanamayan öğrencilerin gittiği okul” şeklinde algılanıyor.
 
Ayrıca öğrenci eğer okuyamaz ise en azından bir meslek sahibi olur anlayışı devam ediyor.
 
Bu olumsuz anlayışların yıkılması Mesleki ve Teknik okulların niteliğinin artmasına ve bu okulların farkındalık oluşturmasına bağlıdır. 
 
Bu bakış açıları, mesleki eğitimlerin değerini düşürüyor.
 
Oysa bir ülkenin sanayisi, teknolojisi ve üretim gücü; yalnızca üniversite mezunlarıyla değil, iyi yetişmiş teknisyen, usta, teknik öğretmen, mühendis ve ara kademe insan gücüyle birlikte gelişebilir.
 
Almanya, İsviçre ve Avusturya gibi ülkelerde meslek sahibi olmak toplumda daha yüksek bir saygınlığa sahipken, Türkiye’de mesleki eğitim çoğu zaman ikinci seçenek olarak görülüyor.
 
Burada Pierre Bourdieu’nün “sembolik sermaye” kavramı önem kazanıyor. Bir mesleğin toplumsal itibarı ve saygınlığı, o mesleğin tercih edilmesinde önemli bir etkendir.
 
Türkiye’de meslek sahibi olmanın toplumsal değeri yükseltilmeden yalnızca yeni okul açmak veya öğrenci sayısını artırmak, mesleki eğitim sorununu çözmeye yetmez.
 
MESEM’in temel düşüncesi, öğrencinin hem eğitim alması hem de gerçek iş ortamında mesleği öğrenmesidir. Bu açıdan okul ile işletmenin birbirini tamamlaması önemli bir modeldir.
 
Ancak burada çok önemli bir ayrım vardır:
 
Bir öğrencinin işletmede çalışması, mutlaka meslek öğrendiği anlamına gelmez.
 
Öğrenci işletmede teknik resim okumayı, malzeme bilgisini, ölçme ve değerlendirmeyi, üretim mantığını, teknoloji kullanımını ve problem çözmeyi öğreniyorsa burada gerçek anlamda bir mesleki eğitimden söz edebiliriz.
 
Fakat öğrenci sürekli taşıma, temizlik, basit montaj veya niteliksiz işlerde kullanılıyorsa, eğitim amacı geri plana itilmiş olur.
 
Bu durumda öğrenci, meslek öğrenen birey olmaktan çıkıp işletmenin ucuz işgücü ihtiyacını karşılayan bir kişiye dönüşebilir.
 
İşte asıl tehlike buradadır.
 
Mesleki eğitimin amacı öğrenciyi yalnızca işyerine göndermek değil, onu nitelikli bir meslek insanı olarak yetiştirmektir.
 
Mesleki eğitimde üzerinde özellikle durulması gereken başka bir konu da öğretmendir.
 
Meslek öğretmeni olmadan nitelikli meslek eğitimi olmaz.
 
İşletmedeki usta, yılların tecrübesine sahip olabilir. Öğrenciye işin pratiğini öğretebilir. Ancak usta, öğretmenin alternatifi değildir.
 
Çünkü öğretmenin görevi yalnızca işi göstermek değildir.
 
Öğretmen; öğrencinin teorik bilgisini, mesleki gelişimini, pedagojik ihtiyaçlarını, teknoloji bilgisini ve eğitim sürecini bir bütün olarak takip eder.
 
Bu nedenle doğru model:
 
Öğretmen + Usta + Öğrenci + İşletme iş birliğine dayanmalıdır.
 
İşletmedeki usta, öğretmenin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.
 
Öğretmenin sistemden çekildiği, işletmenin eğitim sürecinin tamamını belirlediği bir yapı ise mesleki eğitimin niteliğini zayıflatabilir.
 
Üstelik burada iş sağlığı ve güvenliği de göz ardı edilemez.
 
Çünkü söz konusu olan sıradan bir çalışan değil, çoğu zaman henüz mesleki gelişimini tamamlamamış bir öğrencidir.
 
Eğer meslek liseleri ve MESEM’ler gerçekten “memleket meselesi” ise, öğrencinin eğitimi, geleceği ve can güvenliği de her şeyin üzerinde tutulmalıdır.
 
Selam ve dua ile...
 
Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.