10 Ağustos 2026 - Pazartesi
ERZURUM'UN FERYADINI DUYAN VAR MI?
Sorulması gereken soru artık şudur: Erzurum'un feryadını gerçekten duyan var mı?
Yazar - Engin GÜLTEKİN
Okuma Süresi: 5 dk.
22 okunma

Engin GÜLTEKİN
engingultekin33@gmail.com -Göçün, İşsizliğin ve İhmalin Gölgesinde Bir Şehir
Erzurum sadece bir şehir değildir; tarihimizin, kültürümüzün ve medeniyetimizin önemli merkezlerinden biridir.
Ancak bugün bu kadim şehir, göçün, işsizliğin, yatırım eksikliğinin ve yıllardır biriken ihmallerin gölgesinde sessizce kan kaybetmektedir.
Sorulması gereken soru artık şudur: Erzurum'un feryadını gerçekten duyan var mı?
Erzurum, tarih boyunca Anadolu'nun en önemli ilim, ticaret ve kültür merkezlerinden biri olmuştur. Stratejik konumu, verimli ovaları, güçlü hayvancılık potansiyeli, zengin tarihi mirası, Palandöken gibi dünya çapında bir kış turizm merkezine sahip olması ve iki büyük üniversitesiyle aslında Doğu Anadolu'nun kalkınma lokomotifi olabilecek bir şehirdir. Ancak bütün bu avantajlarına rağmen Erzurum yıllardır hak ettiği gelişmeyi sağlayamamış, sürekli göç veren, yatırım çekmekte zorlanan ve ekonomik olarak geride kalan bir şehir hâline gelmiştir.
Bugün Erzurum'un temel meseleleri artık ertelenemez bir noktaya ulaşmıştır.
En önemli sorunların başında işsizlik gelmektedir. Özellikle genç nüfus iş bulamamakta, üniversite mezunları başka şehirlerde gelecek aramaktadır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik de giderek derinleşmekte; bir tarafta ekonomik imkânları elinde bulunduran dar bir kesim, diğer tarafta geçim mücadelesi veren geniş halk kitleleri bulunmaktadır.
Bir diğer önemli eksiklik ulaşımdır. Hızlı tren projelerinde Erzurum'un yer almaması büyük bir hayal kırıklığıdır. Doğu Anadolu'nun merkezi konumundaki Erzurum'un hızlı tren ağına bağlanması yalnızca ulaşımı kolaylaştırmayacak; ticareti, sanayiyi, turizmi ve yatırımları da canlandıracaktır. Aynı şekilde büyüyen şehirde hafif raylı sistemin hâlâ hayata geçirilmemiş olması şehir içi ulaşım açısından önemli bir eksikliktir.
Ekonomik kalkınmanın önündeki en büyük engellerden biri de teşvik politikalarıdır. İşsizliğin yüksek olduğu Erzurum'un yeniden 6. Bölge teşvik kapsamına alınması artık bir zorunluluktur. Güçlü teşvikler olmadan yatırımcı gelmemekte, fabrikalar kurulmamakta ve yeni istihdam alanları oluşmamaktadır.
Tarım ve hayvancılık ise Erzurum'un can damarıdır. Buna rağmen üreticiler yüksek yem maliyetleri, artan girdi fiyatları ve yetersiz desteklerle mücadele etmektedir. Hayvancılığın başkenti olarak görülen Erzurum'da üreticinin desteklenmesi yalnızca bölge için değil, Türkiye'nin gıda güvenliği açısından da stratejik öneme sahiptir.
Turizm konusunda da önemli eksiklikler bulunmaktadır. Palandöken yalnızca birkaç aylık kış sezonuyla sınırlı kalmamalıdır. Erzurum; tarihi eserleri, medreseleri, tabyaları, gastronomisi, yaylaları, doğa sporları, kongre turizmi, sağlık turizmi ve kültür rotalarıyla on iki ay yaşayan bir turizm şehrine dönüştürülmelidir. Bunun için uzun vadeli ve sürdürülebilir bir turizm vizyonuna ihtiyaç vardır.
Ulaşım maliyetleri de ayrı bir sorundur. Türk Hava Yolları'nın Erzurum uçuşlarında uygulanan yüksek bilet fiyatları hemşehrilerin seyahatini zorlaştırmaktadır. Erzurum'a ulaşım bir lüks değil, temel bir ihtiyaçtır. Uygun fiyatlı ulaşım, hem vatandaşın hem de turizmin gelişmesi için gereklidir.
Bütün bu sorunların doğal sonucu ise göçtür. Son yıllarda binlerce insan Erzurum'dan ayrılmıştır. Özellikle eğitimli ve nitelikli gençlerin başka şehirlere gitmesi, Erzurum'un geleceğini olumsuz etkilemektedir. Şehir en değerli insan kaynağını kaybetmektedir. Bu durum sadece nüfus azalması değil; bilgi, sermaye, girişimcilik ve üretim gücünün de şehir dışına taşınması anlamına gelmektedir.
Üzücü olan bir başka gerçek ise Erzurum'un kendi insanına yeterince sahip çıkamamasıdır. Şehrin yetiştirdiği akademisyenler, iş insanları, sanatçılar, bürokratlar ve girişimciler ortak bir kalkınma vizyonunda buluşamamaktadır. Şehrin imkânlarından çoğu zaman belirli çevreler faydalanırken, geniş halk kesimleri kalkınmanın dışında kalmaktadır. Oysa Erzurum'un geleceği ancak ortak akıl, liyakat, adalet ve birlik ruhuyla inşa edilebilir.
Artık Erzurum için günü kurtaran çözümler değil, uzun vadeli bir kalkınma stratejisi gerekmektedir. Sanayi yatırımları artırılmalı, 6. Bölge teşvikleri yeniden uygulanmalı, hızlı tren ve hafif raylı sistem projeleri hayata geçirilmeli, tarım ve hayvancılık güçlü şekilde desteklenmeli, turizm dört mevsime yayılmalı, ulaşım maliyetleri düşürülmeli ve gençlerin şehirde kalmasını sağlayacak istihdam alanları oluşturulmalıdır.
Erzurum, sürekli göç veren değil; üreten, büyüyen, yatırım alan ve insanların yaşamak için tercih ettiği bir şehir olmalıdır. Çünkü Erzurum'un sahip olduğu tarih, coğrafya ve insan potansiyeli bunu fazlasıyla hak etmektedir.
Artık soru şudur: Erzurum neden geride kalıyor değil; Erzurum'u hak ettiği yere taşımak için kimler sorumluluk alacak?
Engin GÜLTEKİN
Eğitimci-Yazar-Sosyolog
Yorumlar (0)


