Yazı Detayı
28 Ekim 2017 - Cumartesi 12:51 Bu yazı 266 kez okundu
 
Zülfikâr Kalemler
Abdulnasır KIMIŞOĞLU
abdlnsr.kmsgl@gmail.com
 
 

Günümüz dünyasında üç türlü mücadele yöntemi vardır. İlki silah, ikincisi kalem ve sonuncusu teknolojidir. Bu yazı içerisinde ele alacağımız ve bizi ilgilendiren “kalem” olanıdır.

Kalem, tarihin yazıyla arşivlenmesidir. Yazı bir emanet, kalem ise bunun baş muhafızıdır. Emanetten kastım tarih ve tarih şuurudur. Çünkü tarihe sahip olmak ve tarihi sağlam kaynaklar içerisinde muhafaza etmek başlı başına bizlerin birer görevidir. Tarih derken de sadece olayları kastetmeyip yaşanılan zamanı bütün yönleriyle yazıya aktarmanın üzerine vurgu yapılmak istenmesidir. Yazıya aktarılan bütün olay ve olgular geleceğe zengin bir arşiv bırakmak olacaktır. İşte bu noktada yazının ehemmiyeti bizleri karşılamaktadır.

Yazı ne kadar önemliyse bunu hayata geçiren kalem erbabıda bu kadar önemli ve kıymetlidir. Kalemden maksadım nesilleri ve şuurları daima diriltici bir ruhla eğitip donatan üstattır. Bu üstadın asli vazifesi zamanları eritip, öğütüp ve tahrip etmekten uzak bir üslupla mürekkep tüketmesidir.

Hazreti Peygamber Efendimizin “alimin mürekkebi şehitin kanından üstünür” buyurması; yazının ve kalem erbabının ne kadar zorlu ve bir o kadar da kutlu bir görevinin olduğunu bizlere anlatmak istemesidir.

Dilin hakikati konuşması kadar kalemin de hakkaniyetli olması adalet ve erdemin ömrüne ümür katacaktır. İşte bundan dolayıdır ki kalemin “zülfikâr” olması gerekmektedir.

Zülfikâr, malumunuzdur ki Hazreti Ali efendimizin çift çatallı kılıcının ismidir. Bu kılıç daima hak yolunda küffara ve zalime kalkan bir güç olmuştur. Ve neticede bu misyonuyla simgeleşmiştir. Bu simge bizlere yazının başında da söylediğim üç mücadele yöntemi olan “silah-kalem-teknoloji” üçlemsinde ilham kaynağı olmalıdır. Milli, manevi ve ahlaki değerlerimizin mücadele ve müdafaası için bir araç olan bu üç değer daima muhafaza edilmeli, kuvvetleştirilmeli, canlı ve diri tutulmalıdır.

Zülfikarlaşan kalem zalim ve despotlar karşısında korku ve yılma nedir bilmeyen bir duruşla daima mürekkeple yazıya can verecektir. Hakk, adalet, erdem ve cesaretin kılıçlaşan kalem erbabı; fikrimizin, davamızın ve değerlerimizin ruh, şuur ve mana planında bir hizmeti yerine getirmiş olacaklardır.

Kılıçlaşan kalemini adeta zülfikâr gibi batılın, haksızın, adaletsizin ve zalimin nefesini kesebilmek için şahlandıran yazı üstadları, tarihi süreç içerisinde daima varlıklarını sürdüregelmişlerdir. Belki büyük bedeller ödemişlerdir ama umuyorum ki bu bedeller onların ahirette beraatleri olacaktır.

Rabbi rahmanın rızasını kazanmak dikenli teller arasında olduğu içindir ki kalem erbabı da bu dikenlerden zaman zaman nasibini almaktadır. İşte bu nasiplenmeler bedel olduğundandır ki ve bunun da şuurunda olan erbab-ı kalem “kahrında hoş lütfun da” diyerek tevekkül göstermektedirler. Bu ne büyük bir teslimiyet ve davaya vukufiyettir.

Netice itibariyle yazmak ve yazılanı yayınlamak geri dönüşü olmayan bir ses ve haykırış olduğu için yürek isteyen bir alandır. Yürekli olanların mürekkep tüketeceği bu görev veya hizmet; hakk, adalet ve erdemden yana olduğu sürece daima zülfikârlık gibi bir sıfatla anılacaktır. İşleri ve görevleri zor olan bu erbabın düşmanı ve muhalifi çok olmakla birlikte candan yana dostları ise pek azdır. Ama sağlamdır.

Kendilerine yaşam alanı bulabildikleri her ortamda kalemlerinin çilekeş cızıltılarını daima duymak alışılageldik bir durumdur. Bundan dolayıdır ki Haydar olanda cesur yürek ve Ali olanda da sağlam bilek dava uğrunda candan geçer oldukça elimize ve dilimize yatkın olan ne olursa olsun o, daima “zülfikâr” olacaktır.

Kalem erbabından muradımız, Rabbi Rahmanın, ellerinde ki kalem üzerine yemin ettiğini bilmeleri ve bu kalemlerini zülfikârca ehl-i küffara ve batıla karşı şahlandırmalarıdır.

 
Etiketler: Zülfikâr, Kalemler,
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-188266-44-1