Yazı Detayı
24 Mayıs 2018 - Perşembe 20:39 Bu yazı 2517 kez okundu
 
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
İşte bu güzel haber! Son zamanlarda dışarıda ve içeride üretilen olumsuz haberlerin seçimi etkileme amaçlı olduğu şüphe götürmez. Seçim sath-ı mailinde (eğik yüzeyinde) böyle haberler üretilmesi şaşırtıcı değil.

“Manipülasyon” böyle zamanların vazgeçilmezi. Manipülasyon’u Fransızcadan Türkçeye Küçük Lügat’ta Hasan Bedreddin şöyle açıklıyor: 1. El ile imal. 2. Su-i istimal (kötüye kullanma). 3. Hile.

Seçim yaklaşıyor, her türlü hile, kötüye kullanma beklenir!

İyi haber Cumhurbaşkanımızın bir televizyon programından. İstanbul’da dünyanın en büyük havalimanı inşaa ediliyor; Cumhuriyet’in 95.yıldönümünde açılacak. Bu durumda bir süre sonra emektar Atatürk Havalimanı’nın devre dışı kalacağı tahmin edilebilir. Peki ne olacak asırlık Yeşilköy hava alanı?

Böyle zamanlarda spekülasyonun (dayanaksız atmanın) bini bir paradır. İlk akla gelen, bu kadar geniş ve kıymetli arazinin ranta tahvilidir. İnşaat firmalarının hayallerini süsleyen İstanbul’da altın değerinde bir arazi...

Tayyip Bey’in televizyon mülâkatında söyledikleri Yeşilköy arazisinin geleceği ile ilgili olarak büyük değer taşıyor. Bu arazi Millet Bahçesi olacak!

“Millet bahçesi” 19. yüzyılın sonunda “park”a karşılık kullanılmış bir ibare. Bahçeler şahsî ve İstanbullar o yıllarda ekseriya bahçeli evlerde oturuyorlar. İlk defa umuma mahsus bir yeşil alan oluşturuluyor ve buna “park” değil, “Millet Bahçesi” deniyor. Nerede bu “bahçe” Üsküdar’da, Çamlıca’nın eteklerinde. (Galiba şimdi belediye adını “Millet Parkı” oarak değiştirmiş!)

“Millet Bahçesi”nin veya park yerine bahçe kelimesinin şehirciliğimize dönüşü fevkalade olumlu. İnşaallah ömrümüz yeterse, İstanbul’un yeni Millet Bahçesi’nde nefeslenir buradaki havalimanı ile ilgili hatıralarımızı yad ederiz!

Derin Tarih’in Haziran 2016 sayısında bu konuyu yazmıştık: Canım “bahçe” nasıl “park” oldu?

Meraklılarına tekrar sunuyoruz:

 

Bahçe nasıl park oldu?

*

1992’te Türkiye Yazarlar Birliği heyetinin bir ay süren Türkistan seferinde Taşkent’in en büyük parkını gezerken, iki Türkiye (Türkistan ve Türkiye) arasındaki kültürel farklılaşmalardan biri daha karşımıza çıkmıştı: “Nevaî Bağı”ndaydık!

Özbekler en büyük şairleri Ali Şir Nevaî adına muazzam bir park yapmışlardı. Parka “bağ” denilmesi bize önce tuhaf göründü, fakat zihnimizi yoklayınca, “park”ın dilimizde daha önce “bahçe” ile karşılandığını hatırladık.

Gülhane bahçesine Gülhane Parkı denilmesi, son zamanlara ait bir alışkanlık. Orası Topkapı Sarayı’nın has bahçesi idi. Sonra halka açıldı, “Gülhane Bahçesi” denildi ve nihayet “Gülhane Parkı” oldu! Sadece Gülhane mi “bahçe”den “park”a dönüştürüldü? Yıldız Bahçesi de “Yıldız Parkı” yapılmadı mı?

“Bağ” dilimize farsçadan geçen bir kelime; Kutadgubilik’de kullanıldığını hatırlarsak, edebiyat dilimize girişinin 10 asra yaklaştığını söylemiş oluruz. Bahçe’ye de Atabetülhakayık’ta rastlanıyor. Demek ki, o da 9 asırlık bir kelimemiz. Bağ, bahçe lâfı edilir de bostan unutulur mu?

Bostan/bu(y)istan, yani kokulu bitkilerin, çiçeklerin bulunduğu yer...

Bu üç kelime zaman içinde farklılaşmış. Bahçe, “bağ-çe”, bağın küçüğü, fakat artık bu anlamda kullanılmıyor.

Bağa girdim üzüme/Çubuk battı gözüme...

Bağ, üzüm bahçesi anlamı yanında, üzüm kütüğü, çubuğu anlamı da kazanmış. Bağ-ı dehr, “dünya bahçesi”, düpedüz “dünya” demek. Şair Veysî “Bağ-ı dehrin değmedik biz bir yeşil yaprağına” diyor. Nâbî ise dünya bağının sonbaharını da ilkbaharını da gördüğünü, sevinci de hüznü de tattığını belirtiyor:

Bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz
Biz neşatın da gamın da ruzgârın görmüşüz

Bağ-ı hüsn, güzellik bağı, yani sevgili… Bağ-ı hüsnü cennet-i mevaya teşbih ettiler . Sevgiliyi meva cennetine benzettiler, diyor Âşık Gevherî…

Bağların bağı “İrem bağı”… Yemen’de yaşadığı kabul edilen Âd kavminin hükümdarı Şeddad ihtişamlı saraylar yaptırmış ve cennetle yarışan İrem bağını düzenlemiş. İlahlık iddia eden Şeddad’ın yalancı cenneti İrem, kuraklık ve kavurucu bir rüzgârla yok edilmiş…

Sevgili yüzüyle, güzellikleriyle İrem bağına benzetilir. 16. yüzyıl şairi Âşkî, Dîdarın ile her yer Bağ-ı İrem’dir amma/Dîdarın olmaz ise Bağ-ı İrem gerekmez (Yüzünle her yer İrem bağıdır amma/Yüzün olmazsa İrem bağı gerekmez) derken, 20. yüzyılın sonunda şair Ragıp Karcı, sevgiliye “İrem yüzlüm, dirhem gözlüm” diye hitab ediyor…

Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar (Cahit Sıtkı)

Bahçe “küçük bağ” değil; her türlü ağaç ve bitki yetiştirilen yere denilir olmuş. Arapçası “ravza” veya “cennet” olan bahçelerin güzellerine “cennet bahçesi” denilmesi, boşuna değil. Bağ, bahçe dünyadaki cennetimiz veya bizi cennete özendiren, bu dünyadaki ferahlığın, hazzın nümunesi. Mecazen hem dünya, âlem, anlamı taşır, hem de cennet...

Yiyecek içecek de bulunan açık hava oturma yerlerine, eğer içkisizse, hâlâ “bahçe” deniliyor. (İçkili yerler “park”: Bira parkı!) Memleketimizin birçok yerinde el’an da çok güzel çay bahçeleri var. Çocuk bahçesi ile “çocuk parkı” birlikte kullanılmaya devam ediyor. Biz deriz ki, çocuklarımız bahçelerde büyüsün!

Asıl batılılaşma döneminde şehirlerimizi yeniden yaparken “park” karşılığı “bahçe”yi tercih etmemiz önemli. O zaman şehirlerimiz böyle çok katlı beton yapılarla yeşilini kaybetmiş değil; evler bahçeli veya şehirde bahçeli evi olmayanların, yazın göçtükleri bağları, bahçeleri var.  O yüzden “park” yerine “bahçe-i umumî” veya “millet bahçesi” deniliyor. İlk romanlarımızdan Recaizade Mahmud Ekrem’in Araba Sevdası’nda böyle bir “bahçe” önemli rol oynar: “Burası Çamlıca Bahçesi nâmıyla İstanbul’da en evvel tanzim ve küşad olunmuş olan bahçedir.”

Üstad Ekrem, romanının gelecekte tarih malzemesi olabileceğini düşünerek okuyucuyu bilgilendiriyor âdeta. Demek ki, ilk “park” Çamlıca’da açılmış! Dönemin başka bir ünlü yazarı, Ahmed Rasim, Şehir Mektupları’nda Makriköy (Bakırköy) “Belediye bahçesi”nden söz ediyor. Burası “edilen ihtimam-ı fevkalade neticesi olarak epeyce donanmış.” Ünlü hikâyecimiz Ömer Seyfeddin, geçen yıllarda siyasî gösterilere yol açan başka bir park/bahçeden söz ediyor: “Taksim bahçesinde oturur konuşurlar.”

Evet bunlar ilk bahçe-i umumilerimiz. 19. Yüzyılın sonunda halkın istifadesi için yapılmaya başlanan ağaçlı, çiçekli, havuzlu dinlenme ve gezme yerleri; ağaçlı parklar, korular. Bunları “millet bahçesi”, “memleket bahçesi”, “şehir bahçesi” gibi adlarla da andık. Sonra ülkemizin birçok şehrine yayıldı bu bahçeler...

Batılıların “Botanic Garden”lerini “nebatat bahçesi” olarak uyarladık, şimdi “botanik parkı” deniliyor! “Zooligal garden”ı hayvanat bahçesi yaptık. Henüz ona “hayvanat parkı” demeye başlamadık!

İlgi çekici olan, ünlü lügatçimiz Şemseddin Sami’nin Kamus-ı Fransevî’deki parc (park) açıklaması: “Hususî (özel) av ve teferrüce (gezmeye) mahsus olmak üzere duvar veya çitle ihata olunmuş (çevrilmiş) mahal (yer), park, koru, saydgâh.” Dikkat edilirse, Lügatçimiz, bahçe demekten kaçınıyor. Koru ve saydgâh (av yeri, avlak) demeyi tercih ediyor. Hatta “park”ı dahi kayda geçiriyor.

1934 dil devriminde bir dönüm noktası. İşte bu tarihten önce, 1930’da kabul edilen, Belediyeler Kanunu’nda belediyelerin yapacağı işler sayılırken “park” değil, “bahçe” deniliyor:

Madde 33-Halk için kütüphane ve okuma salonları açmak, belediye bahçeleri, fidanlıkları, çocuk bahçeleri, oyun ve spor yerleri yapmak, belediye koruları yetiştirmek, bunları korumak ve işletmek.

Madde 59-Belediye tiyatrosu, sineması, belediye oteli ve gazinosu, halk müzeleri ve hayvanat ve nebatat bahçeleri yapmak ve idame etmek ve yaptırıp işletmek.

Artık belediyelerimiz bahçe ile uğraşmıyor, onlar parkçı! 1990’ların başında Ankara’da Mehmed Âkif’in Millî Mücadele sırasında ikamet ettiği Teceddin Dergâh’ı ve çevresinin kurtarılması ve korunması için hazırladığımız projede “İstiklâl Marşı Bahçesi” de yer alıyordu. İkibinli yıllarda bu konu gündeme geldi ve belediye yetkilileri “bahçe” kelimesini kullanma cesaretini gösteremediler!

Okunur dilde destanın, açılır bağ ü bostanın

Bostanı unuttuk mu? Unutmadık elbette...

İşte koca Yunus söylüyor:

İki cihan dolu bağ u bostan olurısa

Senin kokundan iyi gül bostan içinde bitmeye...

Bostan güzel kokulu çiçeklerin yetiştirildiği bahçe...Zamanla sebze bahçeleri böyle anılmış. Asıl kavun ve karpuz yetiştirilen tarlalara bostan deniliyor, zamanımızda. Hatta teşmil ile kavun ve karpuza da bostan deniliyor. İşte bir türkümüz: Ektim tarlanıza bitmedi bostan!

Ekseriya “salatalık” demeyi tercih ettiğimiz “hıyar”a da bostan denilebiliyor.

Bağ, bahçe, bostan...Hepsi aynı kapıya çıkıyor. Fanî dünyanın güzel yanı. Tasavvuf erbabı bu dünyanın kelimelerini ebedî dünyaya teşmilden geri durmuyor, işte Niyazi-i Mısrî:

Bir şehre irişdi yolum dört yanı düz meydan kamu

Ana giren görmez ölüm içer âb-ı hayvan kamu

..

Bir hoş güzel yapısı var otuz iki kapısı var

Cümle şehirlerden ulu her yanı bağ bostan kamu....

Yolum dört yanı tamamen düz meydan olan bir şehre vardı. O şehre giren ölmez, çünkü ölümsüzlük suyu içer. Bu şehrin güzel bir yapısı var, otuz iki de kapısı... Bütün şehirlerden büyük olan bu şehrin her yanı tamamen bağ ve bostan...

Bostancıya kelek satmaya kalkışmamışızdır inşaallah!

 
Etiketler: “Millet, Bahçesi”, mümkün, mü?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
10 Kasım 2021
“Hayat”ımıza kim kastediyor?
546 Okunma.
05 Kasım 2021
“Hazar Baba, yıldırımlar çakanda!”
414 Okunma.
04 Kasım 2021
Elaziz’de üç güneşli gün-3 Şehirde öncü bir vakıf!
344 Okunma.
04 Kasım 2021
Elaziz’de üç güneşli gün-2 Güne düştüm, güne düştüm!
306 Okunma.
02 Kasım 2021
Elaziz’de üç güneşli gün-1 Harput'un Yokuşuna-Fırat’ın Akışına…
340 Okunma.
06 Eylül 2021
Fuat Köprülü’nün, yahut da ilmin 1930’lardeki trajedisi neden yazılmaz?
538 Okunma.
04 Ağustos 2021
Yazı, Yazarlık, Modern Zamanlarda Yazar
490 Okunma.
03 Ağustos 2021
Tesettür, örtünme, başörtüsü…
530 Okunma.
14 Kasım 2020
Bir kitapla karşılaşmak
1808 Okunma.
03 Kasım 2020
Türkçe şiirle kurtulacak!
834 Okunma.
26 Ekim 2020
Büyük putun cilâsı dökülüyor!
735 Okunma.
20 Ekim 2020
Azerbaycan neden yalnız?
821 Okunma.
01 Ekim 2020
“Türkler müslüman değildir” diyen kâfirlerin buyruğuna girmiştir!
671 Okunma.
29 Eylül 2020
Yunanistan, Ermenistan ve İsrail üçgeni
691 Okunma.
31 Ağustos 2020
“Bülbül”ün öztürkçesi ne?
898 Okunma.
11 Ağustos 2020
İstanbul yüzleşmesi!
889 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
928 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
903 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
909 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
986 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
786 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
785 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
939 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
1053 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
1193 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
968 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
1098 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
1322 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
1020 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
918 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
981 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
1493 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
976 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
1025 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
1046 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
962 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
1000 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
1019 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
996 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
1027 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
1013 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
1051 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
1017 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
1150 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
1040 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
935 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
1064 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
1326 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
998 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
1048 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
1285 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
1205 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
1125 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
1055 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
1086 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
1014 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
1204 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
1220 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
1072 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
997 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
1554 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
1156 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
1043 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
1106 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
1265 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
1212 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
973 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
1138 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
1120 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
1428 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
1125 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
1614 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
1346 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
1315 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
1435 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
1366 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
1067 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
1477 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
1400 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
1293 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
1257 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
1588 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
1561 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
1331 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
1442 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
1463 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
1494 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
1547 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
1491 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
1586 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
1496 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
1524 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
1567 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
1486 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
1767 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
1476 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
1710 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1616 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
1499 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
1435 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
1410 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1621 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
2545 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
1534 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1619 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
1577 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1927 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1740 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1668 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
2387 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1885 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1878 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
2417 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
2060 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1896 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
2031 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1750 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
2141 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1980 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1997 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1801 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1859 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1797 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
2014 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
2141 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
2405 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
2164 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
2403 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
2220 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
2671 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2734 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
2153 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
2307 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1816 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
2134 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
2133 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
2043 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1982 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
2004 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
2120 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1925 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
2228 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
2030 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
2133 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1912 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
2172 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
2002 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2760 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
2162 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
2270 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
2067 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
2171 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
2166 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
2168 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
2292 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
2145 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
2149 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
2548 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
2335 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
2316 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
2366 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
2268 Okunma.
Haber Yazılımı