Yazı Detayı
04 Ağustos 2021 - Çarşamba 16:16 Bu yazı 248 kez okundu
 
Yazı, Yazarlık, Modern Zamanlarda Yazar
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 

“Yazarlığın tarihi insanlığın tarihi ile başlar” diyemiyoruz ama, rahatlıkla “yazarlık tarihle başlar” diyebiliriz. 

Herkesin bildiği tasnife göre, tarih “yazı”yla başlar; yazı öncesi tarih öncesidir. Tabiatıyla yazarlık ancak yazıdan sonra mümkün olabilmiştir. Bununla birlikte yazarlıktan önce de söz vardı, insanlar konuşarak, sözle anlaşıyordu; yani dil insanlıkla birlikte vardı. Dolayısıyla yazıdan önce de insanlar arasında yazarların fonksiyonlarını üstlenen kişiler mevcuttu. Hatta yazılı kültüre uzun bir süreç içinde geçen toplumlarda sözle ve müzikle yazarlığı, şairliği sürdürenler zamanımıza kadar var olmuştur. Bugün hâlâ bazı Türk topluluklarında şairlere “aytışçı” deniliyor. “Ayıtmak”, “ay/ey etmek”, söylemek mânasına geliyor. Söze başlamadan önce “ay” veya “ey” diye dikkat çekmek ifade edişin başlangıcı oluyor bu durumda. Türk dünyasında şiir söyleyen ve bunu saz eşliğinde yapan kimseler bugün de Türkiye dahil, var. Bunlara Türkiye’de "âşık, halk şairi, ozan" deniyor. Türkistan’da “bahşı”lar, günümüzde de binlerce yıldır yaptıkları gibi kendilerinden geçercesine "ayıtma"ya devam ediyorlar. 

Edebe dâvet! 

Sanatlı yazılı veya sözlü eser mânasına kullanılan arapça “edebiyat” kelimesi, kök olarak edebden geliyor. Çok eski çağlarda “edeb”in “dâvet” anlamına geldiği biliniyor. Bunun bir ikram için dâvet olduğu kadar, iyiliğe, güzelliğe ahlâka bir çağrı olduğunu düşünebiliriz.  Kapitalizm veya sanayi öncesi toplumlarda telif eser ortaya koyan kimse olarak yazar muhtemelen ilim adamlarıyla, şiir ve nesir yazarak hüner gösteren az sayıda kişiyle, daha çok dinî telkinde bulunmak için eser ortaya koyan kişilerden ibaretti. Belki buna, devlet yönetimi gereği yazılı metinler ortaya koymakla vazifeli kişileri de ekleyebiliriz. 

Kütlevî üretim ve yazarlık 

Bugünkü anlamda yazar kapitalist toplumun, sanayi toplumunun eseri. Yazarlığın meslek olması için yazılanların kütlevî üretim konusu olması, ticarî değer taşıması gerekiyor. Yani, yazılı eserlerin çok sayıda basılması ve satılması, bunun sonucunda yazarın (bununla birlikte yayıncının ve satıcının) geçimini sağlaması icab ediyor. İşte matbaa, dizilmiş metinlerin basılmasını sağlayan teknoloji, bunu mümkün hâle getirmiştir.  Yazarlığın alanının son iki yüzyıl içinde genişlediği kolaylıkla görülebiliyor. Roman, hikâye, şiir vb. klasik türlerin yanında gelişen basın ve yayın araçları yeni yazı türleri gerektirmiştir. Gazete yazarlığı, daha geniş anlamda gazetecilik, temelde yazıya dayanan bir meslek hâlindedir. Diğer kitle haberleşme araçları, sesli ve görüntülü yayın vasıtaları dolayısıyla da yeni yazarlık alanları ortaya çıkmıştır. Bugün radyo metin yazarlığı, radyofonik yazarlık; televizyon veya görüntülü metin yazarlığı, senaristlik oldukça etkili hâle gelmiştir. Hatta müziğin tüketim malzemesi hâline gelmesi sonucu “şarkı sözü yazarlığı”ndan söz edilir olmuştur.  Bütün bu gelişmeler, yazarlığı günümüzde müstakil bir meslek hâline getirmiştir. Bununla birlikte, ülkemizde sırf kalemiyle, yazılarıyla hayatını kazanan çok sayıda insan yok hâlâ da. Yazarlık genellikle ikinci meslek konumundadır. Öğretmen, öğretim üyesi, hukukçu, doktor, asker, baytar, diplomat, bürokrat, tüccar ve bütün bunların yanında yazardır kişi. Geçen yüzyıldan beri ünlü yazarlarımızın birçoğu bu mesleklerle birlikte yazar olarak kendilerini tanıtmışlardır. Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Sait Faik belli bir dönemden sonra Necip Fazıl, şimdilerde Orhan Pamuk yalnız kalemiyle geçinen yazarlar arasında sayılabilir. 

Gazetecilik ve yazarlık 

Türkiye’de yazarlığın, gazeteciliğimizin ve yayıncılığımızın tarihiyle sıkı ilişkisi var. Birçok ünlü yazarımız gazetecilikle yazarlığı, yayıncılıkla yazarlığı birlikte yürütmüşlerdir. Günümüzde iyice kapitalize olmuş ve teknik hale gelmiş gazetecilikten önce basın mesleğinin daha fazla edebiyatla iç içe olduğunu söyleyebiriz. Bu yüzden birçok ünlü gazetecimiz, ünlü yazarlarımız arasında yer almıştır. Bunlar arasında Şinasi’den başlıyarak Namık Kemal, Ahmet Rasim, Ahmet Mithat Efendi, Falih Rıfkı, Peyami Safa ve Tarık Buğra’yı sayabiliriz.   ve halkla ilişkiler  Ancak yazarlığın ticaret, sanayi, işletme ve yönetim vb. alanlarda kullanıldığı şekliyle bir meslek haline gelmekte olduğunu söylemek mümkündür. Bu anlamda, halkla ilişkiler ve tanıtım metinlerinin oluşturulması, bunların hedef kitleye mümkün olduğu kadar tesir etmesinin sağlanması günümüzde önemli bir konu haline gelmiştir.  Bir işi yapmak kadar anlatmak, başkalarının anlayacağı şekilde ifade etmek de önemlidir, hatta ondan da önemlidir. Böyle bakılırsa, yazarlığın bütün alanlarda işe yarar bir meslek olduğunu söyleyebiliriz. Bir makinanın kullanılışını anlaşılır şekilde yazmak da küçümsenmeyecek bir beceri gerektirir! 

Yazarlık ve ahlâk 

Yazarlık mesleği bizim için ahlâkî çerçeveler olmaksızın doğru tanımlanamaz. (Bütün meslekler için bu ahlâkî mesele sözkonusudur aslında). Yazarın kendisine karşı, yakın çevresine karşı, toplumuna karşı, insanlığa karşı sorumlulukları vardır. Bu sorumlulukların Allah’a karşı sorumluluk bilinmeden, kabul edilmeden doğru tarif edilmesi imkânsızdır. Sorumluluklarımızı kendimiz için ve kendimize göre tarif edersek, izafileştirirsek, bu küçük hesapların akımlarına kapılmak anlamına gelir. Böyle bir yaklaşım bizi haksızlıklara karşı koymaktan, zayıfları desteklemekten, en önemlisi doğruyu söylemekten alıkoyar. 

1990’dan bu yana ne değişti? 

1990’da bir derginin yazarlık mesleği ile ilgili sorularından birine şu cevabı vermiştim:  “Türkiye’de yazarlık, aydın olma, hâlâ ve öncelikle ideolojik çerçevelerde tanımlanıyor. Şüphesiz aydınların, yazarların görüş, düşünce ve mücadeleleri olmalıdır. Fakat bu onların kişilik ve kimliklerinin belirlenmesinde en başta zikredilen bir husus olmamalıdır. Türkiye’de muhafazakâr aydınlar, yani 19. yüzyılın pozitivizm ve siyantizm cereyanlarının tesirinde kalarak atatürkçülükten marksizme kadar farklılaşmış görünen bir çizgide yer alan kesim, “aydın” nitelemesine yakışmayacak bir katı görüşlülük içinde bulunarak fikrî atmosferin serbestçe oluşmasını engellemektedir. Bunların fikir hayatımız üzerinde tahakkümlerinin sona ermesi bir ‘kuşak sorunu’ gibi görünmektedir. Bu kuşak taassuplarıyla birlikte ortadan çekilmeden Türkiye’de gerçek fikir hürriyetine erişmek mümkün görünmüyor. Bu noktada açık düşünceli aydın ve yazarların fikir ortamının sertleşmesini önleyici gayretlerini artırmaları gerekiyor.” (Dergâh, Ağustos 1990)  Dünya 1990’dan bu yana çok değişti. Biz bunu günlük hayatımızda kolaylıkla hissediyoruz. Bu değişmenin bilhassa pozitivist ve bilimci geçinen kesimlerce görmezden gelinmesini ise anlayamıyoruz! 

21. Yüzyıl herkesi yazar yapacak! 

Türkiye ideolojiyi aşmaya çalışırken, yeni teknolojilerin hayatımızı değiştirdiği gerçeğini de ıskalayamayız.  İnternet, kitaba, kâğıda dayanan medeniyete meydan okuma sayılabilecek bir yerde duruyor. Elbette hâlâ yazılı kültür ağırlığını sürdürüyor. İnternet de bu yazılı kültürü taşımaktan, yaymaktan geri kalmıyor. Yine de yazılı kültürden farklı bir kültüre doğru geçildiği hissedilebiliyor.  İtibari, sanal alem, sanal bir yazılı kültür oluşuruyor. Bu süreçte, etkileşim kavramı öne çıkıyor ve herkes bir şekilde kendini yazar konumunda buluyor.  Yaşadığımız dönem “e-kitap” gibi, “e-yazar” gibi kavramlarla tanımlanacak bir yüzyıl olacağa benziyor.

 
Etiketler: Yazı,, Yazarlık,, Modern, Zamanlarda, Yazar,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
06 Eylül 2021
Fuat Köprülü’nün, yahut da ilmin 1930’lardeki trajedisi neden yazılmaz?
149 Okunma.
03 Ağustos 2021
Tesettür, örtünme, başörtüsü…
131 Okunma.
14 Kasım 2020
Bir kitapla karşılaşmak
1348 Okunma.
03 Kasım 2020
Türkçe şiirle kurtulacak!
575 Okunma.
26 Ekim 2020
Büyük putun cilâsı dökülüyor!
481 Okunma.
20 Ekim 2020
Azerbaycan neden yalnız?
556 Okunma.
01 Ekim 2020
“Türkler müslüman değildir” diyen kâfirlerin buyruğuna girmiştir!
424 Okunma.
29 Eylül 2020
Yunanistan, Ermenistan ve İsrail üçgeni
460 Okunma.
31 Ağustos 2020
“Bülbül”ün öztürkçesi ne?
523 Okunma.
11 Ağustos 2020
İstanbul yüzleşmesi!
602 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
664 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
580 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
609 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
709 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
546 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
543 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
657 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
752 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
894 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
699 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
822 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
1037 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
765 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
646 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
711 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
1088 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
701 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
705 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
797 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
671 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
758 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
720 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
782 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
761 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
763 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
797 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
733 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
900 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
759 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
672 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
727 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
1067 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
773 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
740 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
1027 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
956 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
829 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
805 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
835 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
727 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
893 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
979 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
827 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
768 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
1175 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
895 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
773 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
856 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
932 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
935 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
721 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
906 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
805 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
1085 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
901 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
1396 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
1044 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
1008 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
1131 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
1116 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
867 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
1150 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
1098 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
1010 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
1038 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
1355 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
1275 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
1069 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
1175 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
1231 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
1237 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
1308 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
1252 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
1298 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
1208 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
1258 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
1333 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
1242 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
1394 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
1252 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
1299 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1379 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
1252 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
1221 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
1191 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1394 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
2302 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
1323 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1389 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
1325 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1666 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1508 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1416 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
2171 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1645 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1643 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
2173 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1780 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1641 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1713 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1528 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1863 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1676 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1641 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1562 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1597 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1569 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
2252 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1730 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1858 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
2175 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1921 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
2110 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
2022 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
2379 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2452 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1834 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1864 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1558 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1847 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1808 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1798 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1690 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1752 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1819 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1715 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1877 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1700 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1897 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1661 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1897 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1741 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2484 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1908 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
2013 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1820 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1918 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1900 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1890 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
2035 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1862 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1929 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
2206 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
2073 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1989 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
2027 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
2012 Okunma.
Haber Yazılımı