Yazı Detayı
08 Kasım 2017 - Çarşamba 16:43 Bu yazı 1724 kez okundu
 
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
Akif BEDİR
 
 

Türkiye’yi darbeden bir gün önce “Orduda hareketlilik var” diye uyaran Rus stratejist, Prof. Dr. Aleksandr Dugin ABD’den geleceğini iddia ettiği ekonomik yaptırımlara karşı Türkiye’yi yeniden uyardı:

Türkiye’nin Batı’yla ittifakı sona erdi. Irak’ın işgali ve ABD’yle yaşanan tezkere krizinin ardından Ankara yeni tehlikenin Batı olduğunu anladı. Batı, Türkiye’yi arasına almak istemiyor. ABD, Kürtleri destekleyerek Türk ulus devletine tehdit oluşturuyor. Erdoğan, hem Müslümanlar hem Batı’yla ittifak yaptı. Sonuç? Darbe girişimi... ABD darbeyi, İslamcı ideolojiyi, FETÖ’yü kullanarak organize etti.

Erdoğan ne kadar çok özgür olmak isterse, o kadar çok Batı’nın hedefi oluyor. Eğer Türkiye tek parça kalmak istiyorsa bunu Batı kampının içinde yapamaz.

Putin’i Türkiye karşıtı bir pozisyon almaya iknaya çalıştılar. Erdoğan’dan başka bir liderin daha iyi olacağını, iç savaş çıkacağını ve Rusya’nın bu savaşı kendi lehine kullanabileceğini söylediler. CIA Putin’in etrafındaki etkili isimleri organize etti. Fakat Putin ikna olmadı.”

Kendine “Batı” diyen “sömürgeciler”in, kendilerini “medeni” olarak tanımlayan, geçmişi “kirli” suç ortaklarının gözünde Türkiye, yıllar yılı üzerine oyun oynanan bir devletti. Oysa Türkiye şimdi bölgesindeki oyunları bozan, bağımsız politikalarıyla bölgesinde liderliğe oynayan bir devlet.

ABD ve AB ittifakı Türkiye’de bir siyasal parçalanma yaşanmasını ve bir bölünme sürecinin önünün açılması için her oyuna oynuyor. Bu nedenle Türkiye’ye karşı sürdürülen terör faaliyetlerine destek veriyorlar.

Dillerine doladıkları özgürlük hak, hukuk, adalet gibi plastik kavramlara sığınarak dünya mazlumlarını soyan, yok eden ABD’ye güvenmenin tarih boyunca hep “tek sonucu” olmuştur:

Menfaati bitince yarı yolda bırakılmak… Sırtından hançerlenmek ve ihanete uğramak…  Bugüne kadar ABD’nin kazık atmadığı tek devlet var mı?

ABD Türkiye’yi hem “dostu ve müttefiki” olarak ilan ediyor hem de Türkiye’nin “düşman ilan ettiği” güçleri silah ve mühimmat yardımı ile ayakta tutuyor.

ABD ordu sözcüsü Albay Dillon “PKK’ya ne verdiniz” sorusuna “Hemen her şeyi verdik” diyor.  “Ateşli silahlar, patlayıcılar, roketler, araçlar verdiklerini” söylüyor ve onlarla ortaklığa devam edeceklerini anlatıyor.

Türkiye yıllardan beri terör ile mücadele ediyor, dolaylı olarak da onları silahlandıran, koruyup kollayan ABD, AB ve İsrail ile mücadele ediyor.

Aba altından gösterdiği sopalarla bizi hizaya getirmeye çalışan müttefik(!), dost(!), stratejik ortağımız(!) Amerika gerçeğini artık hepimiz görüyor ve biliyoruz.

Dostluktan, ortaklıktan anlamayan, dünyaya nizam verme adına eşkıya gibi hareket eden bir emperyal güç ile karşı karşıyayız.

Binlerce kilometre öteden gelip Türkiye’nin güneyinde güç gösterisine kalkan küresel ve bölgesel aktörler, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde her istediklerini dikte edememenin öfkesi içinde.

Ortadoğu’da planları bozulan ABD Türkiye’ye nizam verebilmek için etnik çatışma, ekonomik-sosyal tehditler, siyasi ve askeri elit içerisinde Erdoğan karşıtı huzursuzluk çıkarmak gibi her türlü kirli oyunu oynuyor.

Ekonomik gücünü kullanarak sürekli saldırıyor. Rusya ve Çin’e uyguladığı siyasi, ekonomik ve askeri kuşatma projesinin bir benzerini de Türkiye’ye karşı devreye sokuyor. Varlığımızın ve dirliğimizin devamı için dik durmalı, yerli ve küresel saldırılara karşı planlarımızı hazırlamalıyız.

Haçlı Siyonist ortaklığının tezgâhlarını bölgedeki mukayeseli üstünlüğümüzü kullanarak olayları lehimize çevirebiliyor ve bertaraf edebiliyoruz. Yani Türkiye artık Batı’nın oyunlarını bozan, uykularını kaçıran korkulu rüyası oldu.

Makyavelli’nin dediği gibi “Korkulan biri olmak sevilen biri olmaktan çok daha güvenlidir.”
İşte kendi bekamız adına, Batı’nın sevmediği ama kendisinden korktuğu bir ülke olmak huzur için şarttı.  

Kalleşçe ve zekâ oyunları ile cambaza bak kolaycılığı ile can yakanlar bedel ödemeli ki dünya huzur bulsun.

Mücadele sadece bölgesel düzlemde değil, küresel ve ulusal düzlemde de sertleşiyor. Yaşadığımız çağ ve sahibi olduğumuz topraklar bizi daima istim üzerinde tutuyor, tutmak zorunda.

Devletimize, milletimize, milli ve manevi değerlerimize, kardeşlik kültürümüze sahip çıkıp birbirimize kenetlenerek ortak akıl nimetinin ipine sımsıkı sarılıp dağılmamalıyız.

Dünya askeri bir nizama doğru yoğrulurken herkesin cephesi de yavaş yavaş beli oluyor. Saflar netleşiyor. Tarih aynı kadim topraklarda aynı düşmanlarla tekerrür edecek gibi görünüyor.

Yitirdiklerimizin yeniden sahibi olma fırsatını da beraberinde verecek gibi. Mevla görelim neyler…

 
Etiketler: Yarın, elbet, bizim, elbet, bizimdir…,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
21 Ekim 2018
Tarihten ders almak
127 Okunma.
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2280 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2370 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2493 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
1991 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
3975 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2021 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1877 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
1995 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1760 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3325 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1464 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1706 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1481 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1723 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1640 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1384 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1373 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1694 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1805 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1563 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2025 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1602 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1875 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2081 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1444 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1778 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1430 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1619 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1452 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
2016 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1239 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
966 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1970 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1760 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1875 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1946 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1771 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1816 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1822 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1675 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1076 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1791 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1595 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1080 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1642 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1780 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1734 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
2001 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1853 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1828 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1757 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1561 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1713 Okunma.
Haber Yazılımı