Yazı Detayı
08 Kasım 2017 - Çarşamba 16:43 Bu yazı 1200 kez okundu
 
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
Akif BEDİR
 
 

Türkiye’yi darbeden bir gün önce “Orduda hareketlilik var” diye uyaran Rus stratejist, Prof. Dr. Aleksandr Dugin ABD’den geleceğini iddia ettiği ekonomik yaptırımlara karşı Türkiye’yi yeniden uyardı:

Türkiye’nin Batı’yla ittifakı sona erdi. Irak’ın işgali ve ABD’yle yaşanan tezkere krizinin ardından Ankara yeni tehlikenin Batı olduğunu anladı. Batı, Türkiye’yi arasına almak istemiyor. ABD, Kürtleri destekleyerek Türk ulus devletine tehdit oluşturuyor. Erdoğan, hem Müslümanlar hem Batı’yla ittifak yaptı. Sonuç? Darbe girişimi... ABD darbeyi, İslamcı ideolojiyi, FETÖ’yü kullanarak organize etti.

Erdoğan ne kadar çok özgür olmak isterse, o kadar çok Batı’nın hedefi oluyor. Eğer Türkiye tek parça kalmak istiyorsa bunu Batı kampının içinde yapamaz.

Putin’i Türkiye karşıtı bir pozisyon almaya iknaya çalıştılar. Erdoğan’dan başka bir liderin daha iyi olacağını, iç savaş çıkacağını ve Rusya’nın bu savaşı kendi lehine kullanabileceğini söylediler. CIA Putin’in etrafındaki etkili isimleri organize etti. Fakat Putin ikna olmadı.”

Kendine “Batı” diyen “sömürgeciler”in, kendilerini “medeni” olarak tanımlayan, geçmişi “kirli” suç ortaklarının gözünde Türkiye, yıllar yılı üzerine oyun oynanan bir devletti. Oysa Türkiye şimdi bölgesindeki oyunları bozan, bağımsız politikalarıyla bölgesinde liderliğe oynayan bir devlet.

ABD ve AB ittifakı Türkiye’de bir siyasal parçalanma yaşanmasını ve bir bölünme sürecinin önünün açılması için her oyuna oynuyor. Bu nedenle Türkiye’ye karşı sürdürülen terör faaliyetlerine destek veriyorlar.

Dillerine doladıkları özgürlük hak, hukuk, adalet gibi plastik kavramlara sığınarak dünya mazlumlarını soyan, yok eden ABD’ye güvenmenin tarih boyunca hep “tek sonucu” olmuştur:

Menfaati bitince yarı yolda bırakılmak… Sırtından hançerlenmek ve ihanete uğramak…  Bugüne kadar ABD’nin kazık atmadığı tek devlet var mı?

ABD Türkiye’yi hem “dostu ve müttefiki” olarak ilan ediyor hem de Türkiye’nin “düşman ilan ettiği” güçleri silah ve mühimmat yardımı ile ayakta tutuyor.

ABD ordu sözcüsü Albay Dillon “PKK’ya ne verdiniz” sorusuna “Hemen her şeyi verdik” diyor.  “Ateşli silahlar, patlayıcılar, roketler, araçlar verdiklerini” söylüyor ve onlarla ortaklığa devam edeceklerini anlatıyor.

Türkiye yıllardan beri terör ile mücadele ediyor, dolaylı olarak da onları silahlandıran, koruyup kollayan ABD, AB ve İsrail ile mücadele ediyor.

Aba altından gösterdiği sopalarla bizi hizaya getirmeye çalışan müttefik(!), dost(!), stratejik ortağımız(!) Amerika gerçeğini artık hepimiz görüyor ve biliyoruz.

Dostluktan, ortaklıktan anlamayan, dünyaya nizam verme adına eşkıya gibi hareket eden bir emperyal güç ile karşı karşıyayız.

Binlerce kilometre öteden gelip Türkiye’nin güneyinde güç gösterisine kalkan küresel ve bölgesel aktörler, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde her istediklerini dikte edememenin öfkesi içinde.

Ortadoğu’da planları bozulan ABD Türkiye’ye nizam verebilmek için etnik çatışma, ekonomik-sosyal tehditler, siyasi ve askeri elit içerisinde Erdoğan karşıtı huzursuzluk çıkarmak gibi her türlü kirli oyunu oynuyor.

Ekonomik gücünü kullanarak sürekli saldırıyor. Rusya ve Çin’e uyguladığı siyasi, ekonomik ve askeri kuşatma projesinin bir benzerini de Türkiye’ye karşı devreye sokuyor. Varlığımızın ve dirliğimizin devamı için dik durmalı, yerli ve küresel saldırılara karşı planlarımızı hazırlamalıyız.

Haçlı Siyonist ortaklığının tezgâhlarını bölgedeki mukayeseli üstünlüğümüzü kullanarak olayları lehimize çevirebiliyor ve bertaraf edebiliyoruz. Yani Türkiye artık Batı’nın oyunlarını bozan, uykularını kaçıran korkulu rüyası oldu.

Makyavelli’nin dediği gibi “Korkulan biri olmak sevilen biri olmaktan çok daha güvenlidir.”
İşte kendi bekamız adına, Batı’nın sevmediği ama kendisinden korktuğu bir ülke olmak huzur için şarttı.  

Kalleşçe ve zekâ oyunları ile cambaza bak kolaycılığı ile can yakanlar bedel ödemeli ki dünya huzur bulsun.

Mücadele sadece bölgesel düzlemde değil, küresel ve ulusal düzlemde de sertleşiyor. Yaşadığımız çağ ve sahibi olduğumuz topraklar bizi daima istim üzerinde tutuyor, tutmak zorunda.

Devletimize, milletimize, milli ve manevi değerlerimize, kardeşlik kültürümüze sahip çıkıp birbirimize kenetlenerek ortak akıl nimetinin ipine sımsıkı sarılıp dağılmamalıyız.

Dünya askeri bir nizama doğru yoğrulurken herkesin cephesi de yavaş yavaş beli oluyor. Saflar netleşiyor. Tarih aynı kadim topraklarda aynı düşmanlarla tekerrür edecek gibi görünüyor.

Yitirdiklerimizin yeniden sahibi olma fırsatını da beraberinde verecek gibi. Mevla görelim neyler…

 
Etiketler: Yarın, elbet, bizim, elbet, bizimdir…,
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-188266-44-1