Yazı Detayı
14 Kasım 2017 - Salı 09:51 Bu yazı 387 kez okundu
 
Yapmadıkça hep seçen olacaksınız
M.Hanefi İSPİRLİ
m_h_ispirli@hotmail.com
 
 

Kentli insan, bilimin, bilginin paralelinde ilerlemesi ile sır olanı iyice sırlaştırmakta, kendini örtmektedir. Milyarlarca sayfa bilgiyi, bir kibrit kutusuna yerleştirebilen bu insan, güneşin doğuşunu en az 20-25 bin defa yaşadığı halde, bunu bir defa bile seyredemeden hayatının buraya ait olan kısmını noktalamaktadır.

Nedir bu? Hangi cevap bizlerin zihnini ve kalbini rahatlatabilir? Çağın getirdikleri ile tıkış tıkış olmuş kentlerde, milyonları bir arada tutan sebepler, birbirlerinin kuyusunu kazma noktasında hedef birliği etmişlerdir.

Kentinizin en yüksek noktasına çıkın ve bakın. Görebildiğiniz en son noktada yine kendiniz varsınız. Çünkü bu zamanda, şeytana ve onun yardakçılarına çokça hizmet edilmektedir. Nefisler peşinen tutulmuştur.

Elimizden tutacak kim var şimdi? Böyle bir sualin muhatabı olabileceğini bilmeden yaşayan biri olmanın zavallılığını üzerimizden atabilmek için, kentin varoşlarında ve kafaların kentlerinde saklayıp gömdüğümüz mesajı açığa çıkarmalıyız.

Her şeyini kaybetmiş veya her şeyleri ellerinden zorla alınmış uluslar, uzatılan mönüden seçme dayatması ile yüz yüze gelince ulusal kurtuluş savaşları verdiklerini unutarak, ulusal gönüllü teslimleri ve boyun eğmeleri yaşamışlardır. Sadece seçmek zorunda kalmışlardır.

Bu çağların uluslarının kozmik unsurlarından biri de putlaştırmalar olmuştur. Kent kafalı bu zamanın hilkat garibesine kendi gücü unutturularak hep putlaştırılacak isimler öğretilmiş, ezberletilmiştir.

Şimdi artık gelenek halini alan putlaştırmayı; putlaştırılmış ölüleri, putlaşma arzusundaki diriler ayakta tutmaktadırlar.

Atalar dini geleneği, hasırdan halıya, barakadan apartmana, köyden kente taşınırken, adaptasyonun mimarları eksik bırakmamaya azami gayret göstermişlerdir. Bu zinde ve diri güçlerin sundukları, halklar tarafından kutsal görev gibi algılanmaktadır. Kendini alkışlattığına bakılırsa kentteki de halinden memnundur.

Yine, zorlama ile yutturulan sloganları var bu zamanın. “Yaşasın barış!” dedirtirken, kapitalist sermayedarların kıs kıs gülmesinin sebebi, bu sloganın başının bilinmemesidir. Doğrusu şudur: “Kapitalizm için yaşasın barış!”

Geri kalmış mı, yoksa bırakılmış mı olduğunu kendilerinin bile çözemediği ulusların din anlayışlarının sulhçu olması için bu zamanın tanrıları durmadan yeni sektörler icat ediyorlar. Hatta o ulusların din âlimlerini, sermaye ile desteklemektedirler sermayedarlar.

Tarihsel süreçte, kendine özgü bir dinamizm ortaya koymamış İslâm ulusları için; kitlesel statik bugün taşındığı kent yaşamında da var olmasına rağmen, bulunduğu kabın şeklini almıştır.

Bütün bir İslâm dünyasının halkları, göksel varlıkların bir gün gelip kendilerini kurtaracağına inanıyor. Şuur altında, gizliden gizliye. Mütevekkil İslâm tarihi vardır karşımızda. Bu kavram, artık utandıracak şekilde hantallaştırmış, tembelleştirmiştir.

Bu tarihin arkasında neyi ve kimi ararsanız hemen bulursunuz. Çünkü kökleri yoktur. Bu zamanda da içi tamamen boşaltılmıştır.

Tarihsel süreçte engizisyonu yırtan standartlar, bu yüzyılla birlikte, tartışılmaz doğrular olarak ilkeleştirilmiştir.

Ahreti emiliyor insanlığın.

Bir yanda Rab ile aracısız görüştüğü vehmindeki anlayış diğer yanda akıl, deney ve sermaye tanrılı batı...

Kendi tanrını kendin seç, benim malımı tüket, bireyini gösterme gibi kolaylıklar sağlayan, bu zamanın egemen güçlerinin, “Sanayi ille de sanayi!” ilkesine, bugün hiçbir ulusun karşı çıkmayışı ilginç değil mi?

Kent kafalı çağdaş ulusların ferdi olarak, dayatma ve zulüm eseri olan bir kültürün şeytan kültürünün; dilini, dinini, eğitimini bilmek zorundasınız. Ve onların klasiklerini, onların mimarisini, onların sanayisini, onların eğitimini alarak, bunlarla şekillenerek halife adayı olacaksınız.

Hadi olun da görelim!

 
Etiketler: Yapmadıkça, hep, seçen, olacaksınız,
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-188266-44-1