Yazı Detayı
22 Nisan 2019 - Pazartesi 17:07 Bu yazı 178 kez okundu
 
Sonuç ve tepkiler
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Gün başladığı gibi bitmez. Her günün başı ve sonu vardır. Son bitiş değil, yeni bir başlangıcın ifadesidir. Bir durum veya olay yeni bir hâl, yani durum ortaya çıkarır yahut yeni bir olaya yol açar.

Zaman böylece akar gider. Hiçbir şey değişmez gibi görünür, her şey değişir; yine de devam işin esasıdır. Çünkü her şey değişir gibi göründüğünde de değişmezler vardır.

Bazı sonuçlar vardır ki, beklenen değildir. Ansızın ve kendiliğinden zuhur eder. Bazı sonuçlar ise beklenir. Seçim sonuçları işte bu beklenen olaylardandır. Takvim işler, sonuç ortaya çıkar. Tablo herkesin gözü önündedir.

Sonuçta kaybedenler ve kazanlar vardır.

Kazananlar başarılarını izahta güçlük çekmezler. Hak ettikleri budur aslında. Çalışmışlardır, güçlüdürler tabiî olarak başarmışlardır.

Kaybedenlerin durumu karışıktır: “Biz kaybettik” demek zordur. Mağlub mağlubiyetini önce kazananın başarısına yöneltemez bir türlü. Onun kadar uzak durduğu bir husus da kaybedişte kendi rolüdür.

Kazanan hak etmemiştir, kaybeden hakkıyla kaybetmemiştir!

Böyle zamanlarda düşman edebiyatı tavan yapar.

İlk düşman rakiptir: Hile yapmıştır.

İkinci düşman işleyiştir. Süreçte hatalar vardır veya ortaya çıkmıştır.

Üçüncü düşman en muhayyel olandır. Burada komplo teorileri devreye girer.

Hatayı kendinde önce aramak, işin özü budur!

Neden başaramadık, neden kaybettik, mağlubiyetimizin sebebi ne? Hatamız, kusurumuz ne idi?

Bir sonuç ortaya çıkınca aldatıcı saptırıcı yollara tevessül edileceğine kendimizle ilgili soruları cevaplamamız gerekir.

Neden başaramadık? Nerede hata yaptık?

Seçimin üzerinden bir aya yakın zaman geçti bu soruların layıkıyla sorulduğunu, cevaplarının hakkıyla verildiğini duymadık.

Konuyla ilgili basın yayın organlarında ifade edilenlerin dikkate alındığına dair de bir bilgimiz yok.

Türkiye neredeyse bir yıl önce bir sistem tercihi yaptı. Meclis’e dayalı hükümet sisteminden başkanlık sistemine geçti. Hükümet sistemi, başbakanlık ve devletin temsili noktasında Cumhurbaşkanlığı, Türkiye’nin tarih içinde şekillenmiş bir yapı idi. Cumhurbaşkanı 1924 Anayasasında çok yetkili görünmez, fakat fiilen hükümeti de yöneten bir konumdadır. Bu Atatürk’den sonra da devam etmiş, ancak Demokrat Parti döneminde hükümet ağır basmaya başlamıştır. Sembolik cumhurbaşkanlığının ağırlığı 1980 darbesinden sonra birtakım mekanizmalarla artırılmıştır. Cumhurbaşkanını icranın başı olarak işin içine katan bir Anayasa vardır. Kenan Paşa’nın bu yetkileri kullandığını fakat ondan sonraki sivil Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın bundan imtina ettiğini biliyoruz. Belki de kendinde böyle bir otorite göremedi. Nihayetinde kabule dayanan bir durum söz konusu idi. Son cumhurbaşkanımız ise hükümet üzerinde tasarrufu Cumhuriyetin ilk dönemlerine benzer hale getirdi.

Artık bunun ötesindeyiz. Meclis’in hükümeti yok, Cumhurbaşkanı var. Hükümet Cumhurbaşkanının iradesi ölçüsünde mevcut. Bakanlar müsteşar, bakan yardımcıları müsteşar yardımcıları konumunda. Bu iyi mididir, kötü müdür. Hiçbir sistem mutlak iyi veya kötü değildir. Olumlu tarafları, vardır, olumsuz tarafları da. Ağır basan hangisidir? Hatalar, zaaflar, kusurlar nelerdir?

“Bir mahalli seçimden sonra bunları konuşmanın âlemi var mı?” Denilebilir. Bu haklı bir soru gibi görünmektedir. Fakat unutmayalım ki, Cumhurbaşkanı bir siyasi partinin başkanıdır. “Kaybeden nihayetinde bir siyasi parti” deyip geçilemeyecek bir durum söz konusudur.

Düşünmek işin başı! Düşünen, danışan, istişare eden, müşavereyi önemseyen bir yapı kendini sürdürmekte başarılı olabilir.

22.04.2019-Karar

 
Etiketler: Sonuç, ve, tepkiler,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
187 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
134 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
76 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
244 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
197 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
127 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
163 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
167 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
177 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
136 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
211 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
288 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
229 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
624 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
239 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
278 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
286 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
313 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
202 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
333 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
285 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
252 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
302 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
601 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
474 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
362 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
438 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
509 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
409 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
476 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
470 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
512 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
510 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
515 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
547 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
455 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
523 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
619 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
485 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
704 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
540 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
533 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
548 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
651 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
1535 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
676 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
734 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
634 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
910 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
846 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
735 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1539 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
987 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1027 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1442 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1030 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
854 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
836 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
853 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1173 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
886 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
805 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
878 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
795 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
913 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1076 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1005 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1065 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1387 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
984 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1107 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1398 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
1667 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
1723 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1047 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1082 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
838 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1095 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
913 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1024 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
891 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1109 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1026 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
974 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1036 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
899 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1036 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
924 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1141 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
959 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
1755 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1143 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1189 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1087 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1179 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1167 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1145 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1180 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1067 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1192 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1337 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1249 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1162 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1263 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1123 Okunma.
Haber Yazılımı