Yazı Detayı
22 Nisan 2019 - Pazartesi 17:07 Bu yazı 121 kez okundu
 
Sonuç ve tepkiler
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Gün başladığı gibi bitmez. Her günün başı ve sonu vardır. Son bitiş değil, yeni bir başlangıcın ifadesidir. Bir durum veya olay yeni bir hâl, yani durum ortaya çıkarır yahut yeni bir olaya yol açar.

Zaman böylece akar gider. Hiçbir şey değişmez gibi görünür, her şey değişir; yine de devam işin esasıdır. Çünkü her şey değişir gibi göründüğünde de değişmezler vardır.

Bazı sonuçlar vardır ki, beklenen değildir. Ansızın ve kendiliğinden zuhur eder. Bazı sonuçlar ise beklenir. Seçim sonuçları işte bu beklenen olaylardandır. Takvim işler, sonuç ortaya çıkar. Tablo herkesin gözü önündedir.

Sonuçta kaybedenler ve kazanlar vardır.

Kazananlar başarılarını izahta güçlük çekmezler. Hak ettikleri budur aslında. Çalışmışlardır, güçlüdürler tabiî olarak başarmışlardır.

Kaybedenlerin durumu karışıktır: “Biz kaybettik” demek zordur. Mağlub mağlubiyetini önce kazananın başarısına yöneltemez bir türlü. Onun kadar uzak durduğu bir husus da kaybedişte kendi rolüdür.

Kazanan hak etmemiştir, kaybeden hakkıyla kaybetmemiştir!

Böyle zamanlarda düşman edebiyatı tavan yapar.

İlk düşman rakiptir: Hile yapmıştır.

İkinci düşman işleyiştir. Süreçte hatalar vardır veya ortaya çıkmıştır.

Üçüncü düşman en muhayyel olandır. Burada komplo teorileri devreye girer.

Hatayı kendinde önce aramak, işin özü budur!

Neden başaramadık, neden kaybettik, mağlubiyetimizin sebebi ne? Hatamız, kusurumuz ne idi?

Bir sonuç ortaya çıkınca aldatıcı saptırıcı yollara tevessül edileceğine kendimizle ilgili soruları cevaplamamız gerekir.

Neden başaramadık? Nerede hata yaptık?

Seçimin üzerinden bir aya yakın zaman geçti bu soruların layıkıyla sorulduğunu, cevaplarının hakkıyla verildiğini duymadık.

Konuyla ilgili basın yayın organlarında ifade edilenlerin dikkate alındığına dair de bir bilgimiz yok.

Türkiye neredeyse bir yıl önce bir sistem tercihi yaptı. Meclis’e dayalı hükümet sisteminden başkanlık sistemine geçti. Hükümet sistemi, başbakanlık ve devletin temsili noktasında Cumhurbaşkanlığı, Türkiye’nin tarih içinde şekillenmiş bir yapı idi. Cumhurbaşkanı 1924 Anayasasında çok yetkili görünmez, fakat fiilen hükümeti de yöneten bir konumdadır. Bu Atatürk’den sonra da devam etmiş, ancak Demokrat Parti döneminde hükümet ağır basmaya başlamıştır. Sembolik cumhurbaşkanlığının ağırlığı 1980 darbesinden sonra birtakım mekanizmalarla artırılmıştır. Cumhurbaşkanını icranın başı olarak işin içine katan bir Anayasa vardır. Kenan Paşa’nın bu yetkileri kullandığını fakat ondan sonraki sivil Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın bundan imtina ettiğini biliyoruz. Belki de kendinde böyle bir otorite göremedi. Nihayetinde kabule dayanan bir durum söz konusu idi. Son cumhurbaşkanımız ise hükümet üzerinde tasarrufu Cumhuriyetin ilk dönemlerine benzer hale getirdi.

Artık bunun ötesindeyiz. Meclis’in hükümeti yok, Cumhurbaşkanı var. Hükümet Cumhurbaşkanının iradesi ölçüsünde mevcut. Bakanlar müsteşar, bakan yardımcıları müsteşar yardımcıları konumunda. Bu iyi mididir, kötü müdür. Hiçbir sistem mutlak iyi veya kötü değildir. Olumlu tarafları, vardır, olumsuz tarafları da. Ağır basan hangisidir? Hatalar, zaaflar, kusurlar nelerdir?

“Bir mahalli seçimden sonra bunları konuşmanın âlemi var mı?” Denilebilir. Bu haklı bir soru gibi görünmektedir. Fakat unutmayalım ki, Cumhurbaşkanı bir siyasi partinin başkanıdır. “Kaybeden nihayetinde bir siyasi parti” deyip geçilemeyecek bir durum söz konusudur.

Düşünmek işin başı! Düşünen, danışan, istişare eden, müşavereyi önemseyen bir yapı kendini sürdürmekte başarılı olabilir.

22.04.2019-Karar

 
Etiketler: Sonuç, ve, tepkiler,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
54 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
78 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
82 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
104 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
110 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
85 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
139 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
196 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
149 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
259 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
176 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
189 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
183 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
198 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
155 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
240 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
220 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
177 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
197 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
521 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
407 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
300 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
360 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
427 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
333 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
401 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
378 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
457 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
425 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
436 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
447 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
372 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
449 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
546 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
415 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
601 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
468 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
469 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
492 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
567 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
1439 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
599 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
661 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
538 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
855 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
760 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
660 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1475 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
907 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
947 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1347 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
946 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
779 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
750 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
778 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1098 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
818 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
716 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
810 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
707 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
812 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
949 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
931 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
988 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1310 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
900 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1014 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1332 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
1587 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
1647 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
983 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
993 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
771 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
989 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
811 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
942 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
809 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1027 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
936 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
894 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
942 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
827 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
897 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
848 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1078 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
878 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
1675 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1049 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1062 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1008 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1048 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1101 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1058 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1079 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
970 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1113 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1249 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1156 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1092 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1179 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1018 Okunma.
Haber Yazılımı