Yazı Detayı
16 Kasım 2017 - Perşembe 20:50 Bu yazı 1709 kez okundu
 
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Atatürkçülüğü cilâlama, parlatma, yağlayıp ballayıp millete yutturma ameliyesi son hızla devam ediyor.

Baştan söyleyelim: Atatürk başka, atatürkçülük başka!

Atatürk, atatürkçülük diye bir ideoloji icat etmemiştir. Onu kültleştirip gemisini yürütmek isteyenler yapmıştır bunu.

Atatürk bir dönem lideridir. Birinci Dünya Harbi sonrası şartlarda reel politiği gözeterek, pragmatist hareket ederek, emperyalizmin Osmanlı sonrası dünyası projesi ile uyumlu bir geri çekilmeyi ve küçülmeyi kabul ederek Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Devlet kurucusu değil, cumhuriyetin kurucusudur. Devletimiz Merv yakınlarında Dandanakan’da Selçukoğullarının Gaznelileri mağlub etmesiyle (1040) kuruluşunu ilan etmiş, 30 yıl sonra Malazgirt zaferiyle Anadolu coğrafyasında varlığını kabul ettirmiş, Osmanlı ile güçlü bir hamle yaparak geniş coğrafyalarda hükümran olmuştur.

Osmanlı Devleti’nin tasfiyesi bütün mazlum halkların, tahsisen de müslüman toplumların baskıya, zulme, sömürüye maruz kalmasının önündeki engelin kaldırılması anlamına gelmektedir.

Osmanlı sonuna kadar teslim olmadı!

Filistine Yahudi göçüne sonuna kadar direndi!

Sekiz asırlık merkez topraklarına savaşarak çekildi. Bu savaşarak çekilişte bir çok kahraman çıkardı. Bunlardan biri de Mustafa Kemal idi. Onun Çanakkale’den sonra Filistin’i, Şam ve Haleb’i müdafaa etmeden çekilmesi eleştirilebilir.

Mustafa Kemal, Abdülhamid Harbiyesinde yetişti. Ne öğrendiyse orada öğrendi. Bu Harbiye, sabah namazıyla ve “padişahım çok yaşa!” alkışı ile başlardı. Bu mektebin talebeleri beş vakit namazla mükellef tutulurdu. Atatürk konuşmalarında dikkati çeken dinî bilgileri de, fransızcayı da Abdülhamid mektebinde öğrendi. Elbette sonradan çok övülecek askerlik ilmini de!

Abdülhamid harbiyesi Atatürk’ü yetiştirdi, fakat Atatürkün harbiyesi bir lider yetiştiremedi! Atatürkçüler bunun üzerinde neden durmuyorlar?

Atatürk’ün döneminde yaşayıp, onun üzerinden bir iktidar merkezleşmesi için kültleştirme ameliyesine girişen birinci nesil kemalistler Batı emperyalizminin dünya hakimiyetine karşı söylenecek bir söz olmadığını biliyorlardı. Birinci Dünya Savaşı’nda mağlubiyeti görmüşler, Milli Mücadele’de emperyalizmin maşası Yunanlılara karşı zafer kazanırken arka plandaki güçlerle uzlaşmayı ne şart altında olursa olsun zaruri addetmişlerdi. Yani mağlubiyet ideolojisini içselleştirmişlerdi. İkinci nesil kemalistler (artık kendilerine “atatürkçü” diyorlardı) mağlubiyetten ders almış ve hatta ideoloji çıkarmış birinci neslin kabullerini esas alarak yollarına devam etmişlerdi. Üçüncü nesil, ki bunlara “neo-kemlist” diyebiliriz, siyasi iktidarın kaybedildiği bir devirde yetiştiler ve gerçek anlamda bir kopuş yaşadılar. Atatürk’ün otoritesinin en yüksek seviyede olduğu, totaliterliğin tavan yaptığı dönemi yücelterek kendilerine bir zemin oluşturmaya çalıştılar. Atatürk dönemi (hâşâ) bir nevi asrı saadetti! O her ne yapmışta iyi yapmıştı, her bakımdan büyüktü ve bu büyüklük birgün tekrar görülecekti!

Bunlar birinci neslin acı tecrübesinden, ikinci neslin bilgisinden yoksundu. Asıl kaynaklara inecek birikime sahip değillerdi, Atatürk’ün dilini bir yabancı dil gibi görüyorlar ve onun bugünün diline aktarılmış yalan yanlış görüşlerini çoğaltarak, yetmediği yerde benzetmeler yoluyla ilaveler yaparak bir yeni kemalizm oluşturuyorlardı.

Birikimleri yetersiz, bigilenmek için donanımları noksan. O zaman en hakiki mürşiti değil de masalları, efsaneleri mürşit edindiler. Neo kemalizm atatürkçülüğün masallaştığı, efsaneleştiği bir dönemi işaret ediyor.

10 kasımdan birkaç gün sonra malum gazetelerden birinde bugüne kadar kimbilir kaç defa kullanılmış, fersudeleşmiş bir başlık dikkati çekiyordu: İşte Atatürk!

Yazıyı neo-atatürkçü bir “meydan”cı kaleme almıştı.

Yazıyı sabırla okuduktan sonra atatürkçü olmak için Atatürk’ü, onun fikirlerini ve uygulamalarını bilmeye asla ihtiyaç olmadığın düşünmeden kendimi alamadım.

Bilinenler ilk mektepten itibaren okullarda talim edilen inkılap tarihi ve atatürkçülük derslerinin mek parmak ötesine geçmiyordu. Bu neslin bir kısmı Ak parti iktidarı döneminde doğmuştu. Şimdi üniversite çağına geldiler. Bir kısmı da ak parti iktidarı döneminde okumaya başladılar, artık iş güç sahibi olmuş durumdalar.

Ak parti iktidarından önce öğretim sistemi aynı inkılap tarihi derslerini vermeye devam ediyor, fakat atatürkçülük eleştirisi güçlü şekilde her vasatta görülüyor, Atatürk’ün hayatı ile ilgili gerçekler günlük yayın organlarından başlayarak kamuoyuna bir şekilde mal ediliyordu. Bu resmi ideoloji muhlifi tavır, Ak Parti iktiktidarı ile ortadan kalktı.

Eğitim sistemi resmi ideolojiyi meşrulaştırma hususunda hiçbir devirde bu kadar etkili olmamıştı!

 
Etiketler: Neo-atatürkçülük, veya, işte, meydan-ı, cehalet!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
14 Kasım 2020
Bir kitapla karşılaşmak
324 Okunma.
03 Kasım 2020
Türkçe şiirle kurtulacak!
330 Okunma.
26 Ekim 2020
Büyük putun cilâsı dökülüyor!
240 Okunma.
20 Ekim 2020
Azerbaycan neden yalnız?
282 Okunma.
01 Ekim 2020
“Türkler müslüman değildir” diyen kâfirlerin buyruğuna girmiştir!
214 Okunma.
29 Eylül 2020
Yunanistan, Ermenistan ve İsrail üçgeni
255 Okunma.
31 Ağustos 2020
“Bülbül”ün öztürkçesi ne?
257 Okunma.
11 Ağustos 2020
İstanbul yüzleşmesi!
282 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
370 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
304 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
368 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
441 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
326 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
315 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
330 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
474 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
630 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
470 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
585 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
819 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
522 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
443 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
470 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
830 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
469 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
411 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
536 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
405 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
523 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
471 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
575 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
535 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
533 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
535 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
457 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
658 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
526 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
407 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
492 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
697 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
569 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
491 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
696 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
722 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
541 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
581 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
627 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
478 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
603 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
733 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
622 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
543 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
814 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
671 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
535 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
633 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
672 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
642 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
504 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
699 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
576 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
816 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
690 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
1105 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
730 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
779 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
812 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
829 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
619 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
865 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
765 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
763 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
796 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
1062 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
935 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
808 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
911 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
986 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
968 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
1047 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
1032 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
990 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
971 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
1011 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
1068 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
984 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
1052 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
1026 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
927 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1138 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
1015 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
982 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
958 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1152 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
2067 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
1110 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1183 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
1100 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1401 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1286 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1154 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1940 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1434 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1423 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1919 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1520 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1327 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1351 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1316 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1611 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1378 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1319 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1321 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1346 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1367 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1726 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1454 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1581 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1911 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1578 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1780 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1832 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
2159 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2195 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1565 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1597 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1318 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1611 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1434 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1566 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1437 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1509 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1549 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1462 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1474 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1347 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1623 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1433 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1664 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1486 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2264 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1641 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1744 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1600 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1649 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1637 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1749 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1574 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1645 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1835 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1728 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1629 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1738 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1731 Okunma.
Haber Yazılımı