Yazı Detayı
11 Ocak 2018 - Perşembe 22:08
 
Milliyetin mayası ne?
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 

İslâmcı zihin zaman zaman “kavmiyet, ırkçılık, millet, milliyet” kavramları üzerinde patinaja düşer; daha türkçesi debelenir durur... Gerçekdışı, basmakalıp ilintiler kurarak, kendi icad ettiği bazı düşmanları mahkûm eder, böylece işin içinden sıyrıldığını sanır.

Onlara sorumuz şudur: Milletin esası ırk mıdır? Kan mıdır? Etniklik her şey midir? İnsan sadece fiziği, bedeni üzerinden tanımlanabilir mi?

Eğer milletin esası “ırk” veya “kan”sa, herkes kendi ırkının milletinden olmak zorundadır. Bu anlayışın gideceği yer yoktur. Yok böyle değilse, o zaman başka bir dille konuşmak gerekir.

Millet seçimliktir, din olarak da seçimliktir, kültür olarak da.

Türksünüz, Kürtsünüz, Çerkezsiniz, Boşnaksınız...

Bu ırklara mensub olmanız, din seçmenize mani olmaz; o dinin dairesinde bir topluluk içinde kendinizi hmenize ve hatta tanımlanmanıza da engel olmaz.

Bu yüzden “Müslümanım ve Türküm” diyebilirsiniz. Diğer kavimlerin bunu demeye hakkı yok mu? Kürd’ün, Arab’ın, Arnavut’un, Çerkes’in vb. Elbette böyle konuşmaya hakları vardır.

Türkiye sözkonusu ise, bütün bu kavimlere mensup olanların bulunduğu kültür dairesine bir ad vermek gerekmez mi?

Bu Arap âleminde kolaydır, İran’da kolaydır. Arap kültürünün, Fars kültürünün İslâmla bütünleşmiş üst kültürler olduğu kabul görmüştür. Bu durumda, bunun Türk kültürü için sözkonusu olmadığını mı söylemiş oluyoruz?

Türkiye’de Türk kavramı etnikliği aşar, ırkı aşar ve kültürel olarak bütün toplumu kuşatır. Hatta bir yere kadar müslüman olmayan unsurları da kapsar.

Türkiye’de Türk’ten bahsetmek ırkçılık değildir; çünkü Türk kavramı ırkı aşan bir mahiyet kazanmıştır. Bunu uzun uzun hikâye etmeye gerek yok. Osmanlı bir çok ırktan insanları devşirerek bir millet oluşturmuştur. Fatih’in sadrazamı Mahmut Paşa Rum’dur, fakat o bir Osmanlı yöneticisi olarak Türk kültür dairesindedir. Sokollu Mehmed Paşa etnik olarak Sırp’tır; peki o koca Osmanlı devletini Sırp kimliği ile, kültürü ile mi yönetmiştir?

Mehmed Âkif islâmcılığın bayrakdarı değil midir? Türkiye’nin, Türklerin millî marşını o yazmamış mıdır? Bu marş bütün müslüman toplumların “evet” diyebileceği muhtevada bir marştır! Hem millî, hem islamî bir semboldür. Bayrağımız da öyledir, İslâmın sembolüdür. Bayrak olarak islâmın sembolünü seçmek önemli. Bunu yapmayan/yapamayan kavmiyetçi uydurma devletler var!

Irkçılığa karşı görünerek kültürel varlık anlamında milleti yok sayanlar gerçek anlamda ırkçılık yapmaktadır. Türk, sırf etnik kimliği ile bir yere varamaz, Arap da, Kürt de. Entikliğin üstünde kültürel kimlik belirleyicidir. Türk etnikçiliğinin, ırkçlığının en büyük düşmanı kültürel Türk üst kimliğidir.

Okuma (ve düşünme) özürlü islâmcılara Yahya Kemal’i okumalarını tavsiye ederim. (Elimden gelse mecbur ederim.) O şöyle der: Milletin mayası kan değil, dindir!

Oysa siz aksine iman ediyorsunuz! “Milletin esası din değil, kandır” diyorsunuz! Hasip Kaplan’dan ne farkınız var?

Burada parantez açalım: Melezleri ne yapacağız? Bin yıl içinde bu topraklarda ırklar, kavimler birbirine geçti. Kim ne kadar Türk, kim ne kadar Kürt, Arap veya Arnavut? Bunu ölçebilecek bir cihaz keşfettiniz mi?

Netice-i kelam: Ünlü bir tarihçimizin, ilim adamımızın etnikçi bir genç tarafından sıkıştırılmak istendiğine şahit oldum. Kürt müydü? Cevap şöyle idi: Evet annesi Kürt, babası Araptı, fakat kendisi kültürel olarak Türk’tü!

Efendiler, bu anlamsız tartışmaları bırakın, ayaklarınızı bu topraklara basın. Müslümanlar tek dil, tek devlet ve tek kültürle bugüne gelmedi, Kaadir-i mutlak olan Rabbin muradı bu olsaydı, elbette öyle olurdu.

 

Türkler bin yıl İslâm dünyasını temsil eden büyük devletleri ırkçılık yapmadan yönetti. Türk islâmla özdeşleşti, bu yüzden batıda İslâma düşmanlık, Türke düşmanlık hâline geldi. Batının bu düşmanlık stratejisine kıt din bilginizle ortak olmayın!

 
Etiketler: Milliyetin, mayası, ne?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
Haber Yazılımı