Yazı Detayı
28 Aralık 2017 - Perşembe 22:27 Bu yazı 1662 kez okundu
 
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
Akif BEDİR
 
 

           Televizyonda Erzurumlulara yılbaşını nasıl kutlayacaklarını soruyorlar. Hüseyin Avni Ulaş’ın, Nene Hatun’un, Kara Fatma’nın torunlarının verdikleri cevaplar ders niteliğinde.  

- Yılbaşıyla benim işim olmaz. Yılbaşı “gâvur” âdeti, biz Müslümanız elhamdülillah. Onlara benzememek için bol bol Kur’an okuyacağım, kaza namazı kılacağım.
- Biz Müslümanlığımızı yaşayalım, yılbaşı Hristiyan geleneği, biz yılbaşı kutlaması diye bir şey yapmayacağız. Sıradan bir gün gibi yaşantımıza devam edeceğiz.
- Geleceğin devletimize, milletimize hayırlı olması için dua edeceğiz. Eğlenecek, gülecek zamanımız yok.
- Yatsı namazını kılıp yatmayı düşünüyorum.
- Hristiyanlar bizim bayramlarımızı kutlamıyorlar, biz niye onların bayramlarını kutlayalım.
Saf Anadolu insanının verdiği cevaplar yüz yıldır bizleri kendilerine benzetmek için her yolu deneyen Hristiyan Batıya biz isyan niteliğinde.  
Bir Hristiyan âdeti olan yılbaşına duyulan bu tepki, abartı ötesi yeniden dirilişin, silkinişin feryadı gibi. Hıristiyan gibi yılbaşını kutlamayarak, imanımızı yaralamayacağız. İbadetlerimizi, ahlâkî ve millî değerlerimizi yaralamayıp, cemiyet hayatımızı bozmayacağız.
Yeryüzünü kana bulayan, mazlum Müslümanların çaresiz çığlıklarının yükselmesine sebep olan, her kıtada çeşit çeşit vahşete ve işkencelere imza atan, insanlıktan yoksun caniler sürüsünün bayramı olan Noel yortusunu kutlamayacak, dinen yeniden dirilecek, tarihi olarak yeniden büyüyeceğiz.
Yılbaşını bayram olarak kutlayanlar Server-i Kâinat Efendimize dil uzatırken, hakaret ederken,  Kur’an-ı ve Müslüman’ı yeryüzünden silmek isterken Müslümanlar çam ağacı süsleyip, hindi kızartıp, dans edip eğlenerek yılbaşı kutlamamalı.
Ahlaksızlık ve sefahatte sınır tanımayan, kapitalizmin tüketim çılgınlığını simgeleyen bir araç haline gelmiş olan Yılbaşını kutlamak felakete çıkarılan davetiyedir.
Yılbaşını kutlamak “kültür yozlaşması”nı kabulleniş küfre desteğin alasıdır. Bu benzeyiş “inanca aykırılık” gerçeğidir.   
Hristiyan batı kültürüne dayanan, onun bir parçası olan Noel yortusunu kutlayıp yılbaşı âdetini yerine getirirken, hediyelik eşya sektörüne milyonlarca dolar kazandıran, ticari maksatlarla sonradan uydurulmuş bir hurafeyi canlandıran ve kapitalizmin bir oyuncağı konumundaki “Noel baba” yı kabullenmek kendini inkârdır.
Dinden yüz çevirip hevâlarına uymuş, bencillik ve kibir içerisinde dünyaya dalmış, “medenî olmanın(!)” bir gereği diye tek dişi kalan medeniyet canavarına sokulan gafletteki Müslümanlara İslam düşmanı güç odaklarının oyununu anlatıp, tağutların yıkıldığı fethi düşünmeliyiz.
Nübüvvet kitabının hem ön sözünün hem de son sözünün indirildiği, Hz. Adem a.s.’dan itibaren tevhit inancının merkezi ve Müslümanların kıblesi olan Kâbe’nin bulunduğu şehrin, Mekke’nin fethedildiği, putların yıkıldığı bir günde Müslüman bir ülkede Müslümanların Hristiyanlığa mahsus bir ayin için çırpınmamalıyız.
Siyonist ve neo-conlardan müteşekkil zulüm ve tuğyan güçlerinin ümmetin servetlerini çaldığı, iradelerini kırıp, toplumsal yapılarını değiştirmek isteğiyle bin bir çeşit vahşete ve işkenceye imza attığı kara günlerin sonunun gelmesi için yeni umutlara dalacak, aydınlık günlerin özlemiyle dualar etmeliyiz.
Hristiyan âleminin bayramı olan Noel yortusunu kutlamak yerine kendi dini ve milli değerlerimize sahip çıkarak benliğimize dönmeli, imanımızı yaralamamalı, şerefimizi yok etmemeliyiz.
İnandığın gibi yaşamaz isen yaşadığın gibi inanmaya başlarsın. Batılıların maddî ve manevi savaşına aldırış etmeden taklit, kokuşmuş değerlerini kabulleniş bir onur kaybıdır, bir alçalmadır. Hele bunun içinde Allah’a isyan ve İslâm’la eğlenme de varsa bunun tehlikesi çok daha büyüktür.
Müslümanlar önce Allah’a verdikleri sözü hatırlamalı, Kur’an ve Sünnet doğrultusunda kendisine bahşedilen “Müslüman” ismine yaraşır vakar ve bilincin şuurunda olabilmelidirler.
Ölüme, “gerçek hayata” bir adım daha yaklaştığımız, kıyamete daha yakınlaştığımız bir zaman diliminde kendi değerlerimize sahip çıkmazsak ezilmeye, sömürülmeye, emir alıp baş eğmeye, yok olmaya mahkûm yaşam kaçınılmazdır.
Müslüman toplumların içinde bulunduğu sıkıntıların başlıca nedeni, Yahudi, Hristiyan ve diğer şirk ehline özenmeleri, bu cehennem halkının peşinden gitmeleri değil midir?
Çare öze dönmede, inanca sarılmada yani kendimizde, inancımızdadır. Çare, kurtuluş İslam’da, İslami değerlerdedir.
Müslümanlar önce Allah’a verdikleri sözü hatırlamalı, Kur'an ve Sünnet doğrultusunda kendisine bahşedilen “Müslüman” ismine yaraşır vakar ve bilincin şuurunda olmalıdırlar.

 

 
Etiketler: Halkın, isyanı, dirilişin, yankısıdır,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2157 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2351 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2471 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
1980 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
3962 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2012 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1867 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
1984 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1746 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3314 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1448 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1695 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1470 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1713 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1625 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1371 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1362 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1675 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1787 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1556 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2017 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1594 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1867 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2074 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1433 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1767 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1418 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1607 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1440 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
2002 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1228 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
952 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1955 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1748 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1867 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1933 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1760 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1805 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1809 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1061 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1782 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1583 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1062 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1631 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1766 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1709 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1724 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
1990 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1836 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1815 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1749 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1548 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1694 Okunma.
Haber Yazılımı