Yazı Detayı
28 Aralık 2017 - Perşembe 22:27 Bu yazı 1556 kez okundu
 
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
Akif BEDİR
 
 

           Televizyonda Erzurumlulara yılbaşını nasıl kutlayacaklarını soruyorlar. Hüseyin Avni Ulaş’ın, Nene Hatun’un, Kara Fatma’nın torunlarının verdikleri cevaplar ders niteliğinde.  

- Yılbaşıyla benim işim olmaz. Yılbaşı “gâvur” âdeti, biz Müslümanız elhamdülillah. Onlara benzememek için bol bol Kur’an okuyacağım, kaza namazı kılacağım.
- Biz Müslümanlığımızı yaşayalım, yılbaşı Hristiyan geleneği, biz yılbaşı kutlaması diye bir şey yapmayacağız. Sıradan bir gün gibi yaşantımıza devam edeceğiz.
- Geleceğin devletimize, milletimize hayırlı olması için dua edeceğiz. Eğlenecek, gülecek zamanımız yok.
- Yatsı namazını kılıp yatmayı düşünüyorum.
- Hristiyanlar bizim bayramlarımızı kutlamıyorlar, biz niye onların bayramlarını kutlayalım.
Saf Anadolu insanının verdiği cevaplar yüz yıldır bizleri kendilerine benzetmek için her yolu deneyen Hristiyan Batıya biz isyan niteliğinde.  
Bir Hristiyan âdeti olan yılbaşına duyulan bu tepki, abartı ötesi yeniden dirilişin, silkinişin feryadı gibi. Hıristiyan gibi yılbaşını kutlamayarak, imanımızı yaralamayacağız. İbadetlerimizi, ahlâkî ve millî değerlerimizi yaralamayıp, cemiyet hayatımızı bozmayacağız.
Yeryüzünü kana bulayan, mazlum Müslümanların çaresiz çığlıklarının yükselmesine sebep olan, her kıtada çeşit çeşit vahşete ve işkencelere imza atan, insanlıktan yoksun caniler sürüsünün bayramı olan Noel yortusunu kutlamayacak, dinen yeniden dirilecek, tarihi olarak yeniden büyüyeceğiz.
Yılbaşını bayram olarak kutlayanlar Server-i Kâinat Efendimize dil uzatırken, hakaret ederken,  Kur’an-ı ve Müslüman’ı yeryüzünden silmek isterken Müslümanlar çam ağacı süsleyip, hindi kızartıp, dans edip eğlenerek yılbaşı kutlamamalı.
Ahlaksızlık ve sefahatte sınır tanımayan, kapitalizmin tüketim çılgınlığını simgeleyen bir araç haline gelmiş olan Yılbaşını kutlamak felakete çıkarılan davetiyedir.
Yılbaşını kutlamak “kültür yozlaşması”nı kabulleniş küfre desteğin alasıdır. Bu benzeyiş “inanca aykırılık” gerçeğidir.   
Hristiyan batı kültürüne dayanan, onun bir parçası olan Noel yortusunu kutlayıp yılbaşı âdetini yerine getirirken, hediyelik eşya sektörüne milyonlarca dolar kazandıran, ticari maksatlarla sonradan uydurulmuş bir hurafeyi canlandıran ve kapitalizmin bir oyuncağı konumundaki “Noel baba” yı kabullenmek kendini inkârdır.
Dinden yüz çevirip hevâlarına uymuş, bencillik ve kibir içerisinde dünyaya dalmış, “medenî olmanın(!)” bir gereği diye tek dişi kalan medeniyet canavarına sokulan gafletteki Müslümanlara İslam düşmanı güç odaklarının oyununu anlatıp, tağutların yıkıldığı fethi düşünmeliyiz.
Nübüvvet kitabının hem ön sözünün hem de son sözünün indirildiği, Hz. Adem a.s.’dan itibaren tevhit inancının merkezi ve Müslümanların kıblesi olan Kâbe’nin bulunduğu şehrin, Mekke’nin fethedildiği, putların yıkıldığı bir günde Müslüman bir ülkede Müslümanların Hristiyanlığa mahsus bir ayin için çırpınmamalıyız.
Siyonist ve neo-conlardan müteşekkil zulüm ve tuğyan güçlerinin ümmetin servetlerini çaldığı, iradelerini kırıp, toplumsal yapılarını değiştirmek isteğiyle bin bir çeşit vahşete ve işkenceye imza attığı kara günlerin sonunun gelmesi için yeni umutlara dalacak, aydınlık günlerin özlemiyle dualar etmeliyiz.
Hristiyan âleminin bayramı olan Noel yortusunu kutlamak yerine kendi dini ve milli değerlerimize sahip çıkarak benliğimize dönmeli, imanımızı yaralamamalı, şerefimizi yok etmemeliyiz.
İnandığın gibi yaşamaz isen yaşadığın gibi inanmaya başlarsın. Batılıların maddî ve manevi savaşına aldırış etmeden taklit, kokuşmuş değerlerini kabulleniş bir onur kaybıdır, bir alçalmadır. Hele bunun içinde Allah’a isyan ve İslâm’la eğlenme de varsa bunun tehlikesi çok daha büyüktür.
Müslümanlar önce Allah’a verdikleri sözü hatırlamalı, Kur’an ve Sünnet doğrultusunda kendisine bahşedilen “Müslüman” ismine yaraşır vakar ve bilincin şuurunda olabilmelidirler.
Ölüme, “gerçek hayata” bir adım daha yaklaştığımız, kıyamete daha yakınlaştığımız bir zaman diliminde kendi değerlerimize sahip çıkmazsak ezilmeye, sömürülmeye, emir alıp baş eğmeye, yok olmaya mahkûm yaşam kaçınılmazdır.
Müslüman toplumların içinde bulunduğu sıkıntıların başlıca nedeni, Yahudi, Hristiyan ve diğer şirk ehline özenmeleri, bu cehennem halkının peşinden gitmeleri değil midir?
Çare öze dönmede, inanca sarılmada yani kendimizde, inancımızdadır. Çare, kurtuluş İslam’da, İslami değerlerdedir.
Müslümanlar önce Allah’a verdikleri sözü hatırlamalı, Kur'an ve Sünnet doğrultusunda kendisine bahşedilen “Müslüman” ismine yaraşır vakar ve bilincin şuurunda olmalıdırlar.

 

 
Etiketler: Halkın, isyanı, dirilişin, yankısıdır,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
66 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3215 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1364 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1586 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1337 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1588 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1563 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1237 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1241 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1538 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1669 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1423 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
1875 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1476 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1740 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
1952 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1362 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1662 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1296 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1466 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1325 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
1882 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1108 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
827 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1826 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1636 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1755 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1857 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1676 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1692 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1698 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
928 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1678 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1457 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
946 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1503 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1643 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1605 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1608 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
1864 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1726 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1697 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1644 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1438 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1584 Okunma.
Haber Yazılımı