Yazı Detayı
18 Ekim 2017 - Çarşamba 16:18 Bu yazı 1837 kez okundu
 
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
Akif BEDİR
 
 
ABD ülkemizin müttefiki, dostu, stratejik ortağı mı yoksa ne yapacağı belli olmayan, taahhütlerine uyup uymayacağı konusunda derin kuşkular olan, aba altından gösterdiği sopalardan dolayı korkulu rüyamız mı, düşünün ve değerlendirmenizi yapınız.
Ülkemizde ABD’yi müttefik, dost, stratejik ortak gören ya da seven insan sayısı yüzde kaçtır acaba?
Benim topraklarımda konsoloslarını, misyonerlerini, ajanlarını istedikleri yerlere gönderen, benim bağrımda Paris aşkıyla yanıp, Londra sevdasıyla kavrulan, Berlin pasaportu için kuyruğa giren, Brüksel'den medet uman, Batı başkentlerinden maaş alanlarla istedikleri icraatları yapandan dost olur mu?
Benim vatandaşımın arasına nifak tohumları ekip, aklına ayrılık fikirleri sokan, kargaşa için akıl ve maddi destek veren bir devletten müttefik olur mu?
Toplumun yüzde kaçı kalleşçe ve zekâ oyunları ile cambaza bak kolaycılığı ile can yakan ABD’nin bedel ödemesi için dua ediyor?
Müslüman milletlerin yüzde kaçı dillerine doladıkları özgürlük hak, hukuk, adalet gibi afaki kavramlara sığınarak dünya mazlumlarını soyan, yok edip dünyanın jandarmalığına soyunan ABD’nin yok olmasını arzuluyor?
Küresel güç dengesinde uzatmaları oynayan ABD egemenliğinin devamı için yasa dışı yollar ve yöntemleri niye deniyor?
ABD umutlarıyla gülmüyor korkularıyla huzursuzlanıyor, varlığını ve hegemonyasını sürdürmeye çalışıyor. Meşruiyetini yitirdikçe de şiddete ve teröre sarılıyor, kana ve gözyaşlarına boğuyor. Dış dünya ile ilişkilerini düzeltmez, kutuplaştırıcı rolünü devam ettirirse dünya tarafından dışlanarak yalnızlığa itileceğini kendi de görüyor ve biliyor.
ABD “haksız” siyasal ve ekonomik egemenliğini suratlarına haykırdığı ve sömürülerine, sömürü düzenlerine, kapitalist barbarlıklarına karşı çıktığı için Tayyip Erdoğan düşmanı oluyor ve bu yüzden hedefe koyuyorlar.
ABD Türkiye’nin bağımsız politikalarından rahatsız ve Tayyip Erdoğan’ın ortadan kaldırılması için elinden gelen her şeyi yapan, içerideki ve dışarıdaki her türden, her milletten ve meşrepten terör örgütünü kullanarak Türkiye’ye diz çöktürmeye çalışan “gizil” düşmandır. Hal-i pürmelalde düşmanlığının pratiğe dökülüşüne de şahitlik ediyoruz.
Birkaç asırdır süren hükümranlıklarını kaybetmemek için “muhalif” olarak kontrolden çıkan, derin tarihî birikimini, tecrübesini ve medeniyet iddialarını harekete geçirmeye kalkışan bir güce, dünyanın ruhunu okşayan bir medeniyete ve lidere dünyayı dar etme arzularını bu yüzden.
Türkiye’den başka “alternatif” bir medeniyet fikri sunabilecek dinamizme, birikime ve ruha sahip başka bir aktör olmadığını çok iyi bilen batıda öne çıkan/çıkartılan milliyetçi akımlar ve sürdürülen İslamofobi akımının hayat kaynağının sebebi de bu.
Asıl amaç, dünyadaki dengeleri değiştirebilecek, yeni bir dünyanın kurulması sürecinde Türkiye’nin öncü rol üstlenmesini sağlayarak mazlumların umudu ve sömürgeci emperyalistlerin kâbusu olarak sesini yükseltip yanlışlarını haykırabilen, meydan okuyabilen bir lidere hayat hakkı tanımak istememeleridir.
Ana düşünce, tarihte bir süreliğine uyuyan bir figüran olmaktan çıkıp kendi kaderini kendi belirleyeceği bir yola giren Türkiye’nin dünyada oluşturulmak istenen yeni düzende oyun kurucu rolüne soyunması, mazlum milletlerin çığlıklarını dünyaya duyurmak için çaba sarf etmesi ve yeni bir güç olarak tarihin akışını değiştirmesine izin vermek istememeleridir.
ABD medya, sermaye, diplomat, asker boyutunu aşan bir irade olarak ABD hegemonyasına itiraz eden, uyumlu bir müttefik olmaktan imtina eden Türkiye’ye karşı adı konulmamış bir düşmanlık siyaseti izliyor.
Karın ağrılarının sebebi, Türkiye’nin yeni senaryolar karşısında yeniden vesayet ve teslimiyetçi politika yerine karşıt politikayı yeğleyip sağlam duruş sergilemesidir.
Eski taktikler, eski zorbalıklar artık sökmüyor. Türkiye bölgesel bir güç olarak, bölgedeki çıkarlarını artık silah gücüyle sağlıyor.
Her alanda Türkiye’nin önünün tıkanmaya çalışılması, baskın ve dayatmalar, yıpratıcı ve yıkıcı birtakım operasyonlar Türkiye’ye artık asla geri adım attırmıyor, sineye çekip hizaya sokmuyor.
Gücün hukukunu  oluşturmaya ve bunu tüm dünyaya dayatmaya uğraşan ABD esip, gürledikçe eski günahları gözler önüne seriliyor, rezil rüsvayı ediliyor.
Sömürü zihniyeti çatırdadı, çevresindeki fay hatları kırıldı. Artık Amerika ne der diye kimse düşünmüyor. Biz yaptık oldu ya da biraz da Amerika Türkiye ne der diye düşünsün diyoruz.
Ruhsal sıkıntılarla, manevi tatminsizlikle  ve ekonomik çalkantılarla boğuşan sömürgeci batı dünyası, ağır hasta ve can çekişiyor.
Hâsılı kelam, yaşayacaksak adam gibi yaşayacak, öleceksek de adam gibi öleceğiz. Çünkü yaşananlar Türkiye’nin Türkiye olma mücadelesidir 

 

 
Etiketler: Gizil, düşman, mı,, stratejik, ortak, mı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2157 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2351 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2471 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
1980 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
3962 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2012 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1867 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
1984 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1746 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3314 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1448 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1695 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1470 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1713 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1625 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1371 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1362 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1675 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1787 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1556 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2017 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1594 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1867 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2074 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1433 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1767 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1418 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1607 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1440 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
2002 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1228 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
952 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1955 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1748 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1867 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1933 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1760 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1805 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1809 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1662 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1061 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1782 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1583 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1062 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1631 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1766 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1709 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1724 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
1991 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1815 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1749 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1549 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1694 Okunma.
Haber Yazılımı