Yazı Detayı
26 Mart 2020 - Perşembe 15:28 Bu yazı 512 kez okundu
 
Bir Öğretmen Portresi-Ömer Duygun (1)
Ömer Özden
omerozden25@hotmail.com
 
 

Öğretmenlik, rast gele bir meslek olmayıp gönülle yapılan bir iştir. Öğrencilerini kendi çocukları gibi sevip onların dertlerini dert edinmek, sevinçleriyle sevinmek, kederleriyle kederlenmektir. Bunları yaparken aynı zamanda mesleğinin saygınlığını da koruyabilmek, şahsında mesleğini yüceltebilmektir. Böyle öğretmenler, geçmişte de günümüzde de mevcuttur ve var olmaya da devam edecektir. Çünkü öğretmenlik, bunu gerektiren bir meslektir.

Tanıtmayı düşündüğüm öğretmen Hafız Ömer Duygun, tam da böyle bir şahsiyettir.

Ömer Lütfü Duygun, 1307 hicri/1891-92 miladi tarihinde Erzurum’a bağlı Tafta köyünde doğmuştur. Annesinin adı Zehra Hanım, babasının adı Mehmet Efendi’dir. Dedesi, din âlimi Karslı Şerif Efendi’dir. Dede Şerif Efendi, çevresinde Karslı Hoca olarak tanınırmış.

Aile 1890 yılından önceki bir tarihte Erzurum’a taşınmış, baba Mehmet Efendi Tafta köyünde imamlık yaparken oğlu Ömer, 1900 yılında Şeyhler Medresesi’nin ilk mektebinde tahsiline başlayarak burada dini tahsilini ve hafızlık eğitimini tamamlamıştır. (Ölümünün birinci yıldönümü vesilesiyle bir gazetede yayınlanan yazıda, ilk eğitim gördüğü yerin Hacı Lütfullah Efendi medresesi olduğuna dair bir bilgi bulunmaktadır.) Sonra Erzurum Dâru’l-Muallimîn mektebine girerek tahsiline orada devam etmiştir. Bu okul, eski Palandöken Un Fabrikası’nın olduğu yerde bulunan bir okuldur ve bugünkü anlamda öğretmen okulu veya lisesi sayılmakta ve ilkokul öğretmeni yetiştirmektedir. Buradan 1912 yılında mezun olduktan sonra Veyis Efendi İlk Mektebi’nde öğretmen olarak göreve başlamıştır. İki yıl öğretmenlik yaptıktan sonra, Birinci Cihan Harbi’nin başlaması üzerine askere alınmıştır. Erzurum’da henüz bir savaş ve işgal hali olmadığı için iç kalede bulunan topçu taburunda görevlendirilen Ömer öğretmen, daha sonra Rusların Erzurum’u işgal girişimi sırasında Pasinler yolu üzerinde bulunan Deveboynu mevkiindeki Yukarı Höyükler Tabyası’na nakledilen birliğiyle beraber o da burada görev üstlenmiştir. Tabya etrafında önemli çarpışmalar yaşanmıştır. Bir ara dağılan askerleri toplaması ve onlara maneviyat yüklemek için tabyanın komutanı, sesi çok güzel olan Hafız Ömer Bey’den derhal ezan okumasını istemiş ve okunan ezan tüm askerlerin moralini yükseltmiş ve tabyadaki birlikler yeni bir ruhla mücadeleye devam etmişlerdir. Her türlü tedbir ve savunmaya rağmen zayıf durumdaki Türk ordusu tabyaları terk ederek tekrar güç kazanıp geri dönmek üzere çekilirken, içlerinde Ermeni asker ve subayların da bulunduğu Rus ordusu tarafından Erzurum’u işgal etmiştir.

1916’da Erzurum’un işgali sonrasında Hafız Ömer Bey, bağlı bulunduğu birliğiyle birlikte piyade olarak Ulukışla’ya, oradan trenle İstanbul’a ve oradan da 1917 yılında vapurla İzmir’e nakledilmiştir. İzmir’in ilçesi Menemen’de topçu olarak vazife yapmış, 1918’de terhis olup Erzurum’a dönmüş ve 1919 yılında Erzurum’da toplanan Erzurum Kongresi’nin her aşamasında görev almıştır. Özellikle de Gazi

Mustafa Kemal Paşa’nın kongre heyetiyle yaptığı mektupların ulaştırılmasında oldukça önemli bir rol üstlenmiştir. Bu çalışmalar sırasında İlk Kısım Muallimi olarak tanınmıştır.

Hafız Ömer Bey’in Erzurum’da görev yaptığı ikinci okul Albayrak okuludur. Burada Sıtkı Bey ve Cevat Bey (bu iki kardeş Dursunoğlu soyadını almışlardır), Süleyman Bey, Necati Bey ve Faruk Kaleli Beylerle teşrik-i mesai etmiştir. Aynı yıl, şimdiki Kongre Binası’nın bulunduğu yerdeki Gazi Paşa Okulu’nda, daha sonra da Tatbikat mektebinde (buranın adı sonradan Çağlayan okulu olmuştur) çalışmış, 1923 yılında Cumhuriyet’in ilanından sonra Cumhuriyet okulunda çalışmıştır. İnönü ilkokulunun yapılışından itibaren müştereken hem Cumhuriyet hem de İnönü ilkokulunda öğretmenliğe devam etmiştir. 1934 yılında Soyadı Kanunu’nun yasalaşması sırasında Duygun soyadını almış, Cumhuriyet okulunun mevcut yerinden başka bir binaya taşınışıyla birlikte yalnızca İnönü ilkokulunda çalışmıştır. Burada Başöğretmen Fikri Saygın, öğretmenlerden Tevfik Yıldız, Enver Özkan, Müşika Hanım, Bedri Öztürk, Zeki ve Muzaffer Beyler ile birlikte Kasım 1950’ye kadar çalışmıştır.

20 Kasım 1950 sabahında evinden çıkıp okuluna giderken, Ziya Mete’ye ait otelin önünde ağır bir kalp krizi geçirmiş, arkasından ikinci bir krizin gelmesiyle okul yolunda vefat etmiştir. Hafız Ömer Duygun’un tabutu, “mini mini öğrencilerinin gözyaşları ve yüzlerce Erzurumlunun elleri üstünde taşınarak” Harputkapı Mezarlığı’na defnedilmiştir.

(Devam Edecek)

 
Etiketler: Bir, Öğretmen, Portresi-Ömer, Duygun, (1),
Yorumlar
Haber Yazılımı