Yazı Detayı
05 Mart 2018 - Pazartesi 23:29
 
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Şu sıralar Lozancılardan tıs çıkmıyor. Lozan fetişizmi, hatta putçuluğu Türkiye’nin değişmezlerinden. Lozan da andlaşmalardan bir andlaşmadır, bizim en zayıf zamanımızda yapılmıştır.

“Aslında savaşa kazandık, düşmanı yendik, neden zayıf olalım ki”, denilebilir.

Siz demeseniz bile, ben diyorum!

Emperyalizmin maşası Yunan’ı efendilerinin tahmin ettiği gibi kesin mağlubiyete uğrattık. Efendileri bunu öngörmüştü: İtilaf devletleri temsilcileri 19 Nisan 1920’de Türkiye ile yapılacak anlaşmanın esaslarını kararlaştırmak üzere San Remo’da toplandılar. Askerî uzmanlar Sevr’in Türkiye’ye dayatılabilmesi için 27 tümen askere ihtiyaç olduğu sonucuna vardı.

Peki, Türkiye’yi işgale kalkışan Yunanistan’ın bütün askerî gücü ne kadardı? Tahmin edin bakalım? 40 tümen mi, 50 tümen mi?

Sadece 14 tümen!

Bütün Yunan askeri gücü bu... Yunanistan’ın bütün silahlı kuvvetlerini Anadoluya yığsak, sonuç almak mümkün değil.

Yunanlılar bu oyuna neden geldi?

Onlar sandılar ki, İngilizler onları hep himaye ve vikaye edecek. Zora geldiğinde askeriyle destekleyecek...

Buradaki İngiliz oyununu kavrayamadılar.

İngilizlerin emeli Yunan’ın Anadolu’yu ele geçirmesi değildi; bunun imkânsızlığının farkındaydılar. Onların asıl hedefi Osmanlı Devleti’ni ve hilafetini yıkmaktı.

Bunu dış güçler yapamazdı. Ancak Osmanlı içinde yeni bir iktidar merkezleşmesi sağlanabilirse, bu yolda yürünebilirdi. Yunanlılar, İstanbul merkezi dışında Anadolu’da bir iktidar merkezleşmesinin oluşumu için kullanıldılar. Ankara’daki yönetim, İstanbul işgalcilerin kontrolü altındayken Yunan ordusunu perişan etti.

Türk ordusuna göre, Yunan ordusu hayli amatör kalıyordu. 22 Ağustos 1922’de “Küçük Asya Or­duları Komutanlığı”na tayin edilen Trikopis tuğgeneraldi. Yunan gazeteleri tüm­generalliğe terfi ettirildiğini yazmalarına rağmen Yunan resmî gazete­sinde yayınlanan metinde bu terfi yer almamaktadır. (Trikopis ancak 1927'de tümgeneral olabilir.)

Trikopis, bu tayinden haberdar olmadığını hatıratında şöyle ifade ediyor: "Malûm olduğu üzere Türk ordusunda telsiz var­dı ve taarruz esnasında dışarıdan haber alıyorlardı."

En yüksek rütbeli Yunan generali tuğgeneraldi (Trikopis), buna kar­şılık, M. Kemal Paşa mareşal, Fevzi Paşa orgeneral, İsmet Paşa tümgeneraldi. Türk ordusunda büyük taaruzda görevi başında başka tecrübeli tüm ve tuğgeneraller de vardı. Kısacası, Yunan ordusunun bu an­lamda da hiç şansı yoktu!

Büyük Taarruz, Yunanlıların büyük bozgunu ile neticelendi...İşte kritik an bu idi. Mustafa Kemal Paşa “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir” emrini verdi. (O zaman “Ege” diye bir deniz yoktu! Bizim “Akdeniz adaları denizi” dediğimiz Ege de Akdeniz’in bir parçası idi.)

Tamam, ordularımız Akdeniz’e ulaştı...Yunan kuvvetlerini denize döktü...Ya sonraki hedefler?

Asıl düşman İngilizdi... Fransızlarla Ankara anlaşması yapılmıştı, İtalyanlar durumdan memnun değildi. Şimdi İngilizlerle savaşmak gerekiyordu. İzmir’den kat kat önemli olan İstanbul’un kurtarılması gerekiyordu...Bu yapılmadıkça barış anlaşması lafta kalırdı. İngilizlerle savaş göze alınamadı. Ülkenin en büyük ve önemli şehrinde işgal kuvvetleri varken barış masasına oturuldu...Masaya oturmuşsunuz, bey koz rakibin elinde!

Lozan anlaşması bu şartlarda imzalandı. İşgal kuvvetleri İstanbul’un başkent yapılamayacağını garantiye almadan, Osmanlı başkentini terk etmedi. Onlar istanbul’dan çıkarken, Ankara’nın yeni Türkiye’nin makarr-ı idaresi (idare merkezi) olduğu kararlaştırıldı.

Bir yıl önce Saltanat ilga edilmişti, bu Osmanlı Devleti’nin sonuydu zaten. Dünya sisteminden Osmanlı devleti tasfiye edilmişti, yerine yeni bir devlet kurulduğu hususunda uluslararası bir mutabakat yoktu...

Lozan’da bu sağlanmaya çalışıldı...

Neyin pahasına?

Bunun cevabını bir sonraki yazıya bırakıyoruz...

 
Etiketler: Afrin’de, verilen, “tam, bağımsızlık”, savaşı!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
Haber Yazılımı