Pazar, 23 Temmuz 2017

Ak Parti'nin kuruluş aşaması, ülkenin en sancılı dönemlerine denk gelmişti. Ekonominin dibe vurduğu bu dönemde, neredeyse her gün zamla yatıp zamla kalkıyorduk. O dönemin iktidarı, durumun düzelmesine yönelik olmadık çarelere başvurdu. Özelleştirme, faizlerin yükseltilmesi, vergilerin artırılması gibi listeyi uzun uzadıya sıralayabiliriz. Tabi bunlar da yetmedi mevcut hükümet, dâhiyane bir akıllılık (!) yaparak ülke tarihinin en garip ve en komik eylemlerinden birisine imza atmış oldu. Ülkede ekonomist yokmuş veya yetişmemiş gibi bir de ekonomiyi düzeltmek için dışarıdan bakan ihraç edildi. Birçoğunuz hatırlarsınız Kemal Derviş’in geliş serüvenini. Hatta ülkeyi kurtaran adam rolüne büründürülüşünü… O dönemin yandaş medyası ise sanki Mehdi geliyormuş algısı yaratarak, halkı garip düşüncelere sevk ediyordu. Bütün bu arayışlar, ekonomi için çare oldu mu? Elbette ki hayır... Çünkü kendi yetiştirdiği ekonomistlere güvenmeyen bir hükümetin, başarısız olması elbette ki elzemdir. Netice de ilk seçimle birlikte bu yapay hükümetler de tarihin tozlu raflarında yerlerini almış oldular.

2002 seçimleriyle birlikte başlayan ve 2019 yılına kadar devam edecek olan iktidarın/Ak Parti'nin başarılı olmasındaki en büyük etmen/etmenler nelerdi? Hiç şüphesiz ki bu soruya türlü cevaplar vermek mümkün. Hatta bu soruyu ehil bir siyasetçiye yöneltseniz, sabahlara kadar size duyduklarınızla birlikte duymadıklarınızı da anlatır durur. Halk ise bu soruya kendi penceresinden bakmayı yeğler. Çünkü yapılan bir icraata veya değişime halkı şahit tutmuşsanız eğer, işte o icraatı, halka unutturmanız da öyle kolay olmaz. Burada aslolan halkın menfaati ve refahıdır. Yoksa politikacıların sergilediği yaklaşımların, bir benzerini halktan beklemek bağnazlıktan öteye geçmez.

Dedik ya, Ak Parti'nin başarısında birçok etmen söz konusuydu. Kanaatimce 17 yıllık bu başarının temelinde, göz ardı edilemeyecek bir husus var ki, o da her dönemde yapılan köklü değişimdir. Bu değişime; partinin yol haritasını, ülke genelindeki projelerini, parti organlarını, siyasetteki yeni yüzlerini vb. birçok nedeni sığdırabiliriz. Ak Parti'nin bugüne kadar ayakta kalabilmesinin bir yönünü Sn. Cumhurbaşkanı oluştururken, diğer yönünü ise yine onun telkinleri, teşvikleri ve destekleriyle yapılan değişim rüzgârı oluşturmuştur. Nasıl ki her gün aynı yemeği tatmak insanda bir bıkkınlık oluşturursa siyasi arenada da aynı yüzlerle devam etmek zaman sonra bıkkınlığa sebep olabilmektedir. Merhum Erbakan hocanın bu değişime ayak diremesi, ne yazık ki partisinin de sonunu hazırladı. Bu gerçeği çok iyi gören ve de iyi tahlil eden Sn. Cumhurbaşkanı, bu yaklaşımıyla hem partisinin ayakta kalmasını sağladı, hem de uzun yıllar halka hizmet etme imkânı yakalamış oldu. Bu bakış açısından yola çıkarak  ülke genelindeki bu değişim rüzgârının, şehrimize nasıl ve ne şekilde yansıyacağını biraz olsun irdelemeye çalışalım.

Değişimle birlikte Ak Parti Öz’üne mi dönüyor?

İl Başkanı Sn. Öz, Ocak ayının sonlarına doğru göreve başladı. Hızlı ve titiz bir çalışma neticesinde yönetimini belirleyip referandum çalışmaları için sahaya indi. Çok kısa bir sürede yönetimi oluşturmak ve bu yönetimi bir orkestra gibi yönetmek kabul edelim ki her babayiğidin harcı değil. Çünkü en kritik dönemde göreve gelip, en hassas, en şaibesiz insanlarla sahaya inip ve referandum sonuçları itibariyle de ülke genelinde ve büyükşehir belediyeleri içerisinde büyük bir başarıya imza atmak öyle sıradan bir olay değil. Bu noktada büyüklerin dediği gibi yiğidi öldürüp hakkını yememek lazım... Bu minvalde diyebiliriz ki elde edilen bu başarının devam edebilmesi ve 2019 seçimlerinin sorunsuz atlatılabilmesi için taşra teşkilatlarına büyük görevler düşmektedir.

Peki, İl Başkanı Öz, bu değişim karşında nasıl bir tutum sergileyecek veya sergilemelidir?

Yeni il yönetimi, edindiğimiz izlenimler ve aldığımız duyumlara göre şehrin geneli tarafından beğenilmektedir. Çünkü yeni yönetim, çok ciddi ve titiz bir çalışma neticesinde oluşturuldu. Dikkatleri celp eden nokta ise, şehrin siyasetinde bilinen ve tanınan isimlerle birlikte yeni yüzlerin de vatandaşın karşısına çıkarılmış olmasıydı. Bu durum, birçok kesimin hem ilgisini çekti hem de takdir topladı. Böylece sahada daha aktif ve enerjik bir ekip yer almaya başladı. Neticede referandumdan şehir olarak istenilen sonuç da elde edilmiş oldu.

Şimdi gelelim asıl konuya. Sayın başkanın üzerinde durması gereken asıl konu, teşkilatların sil baştan yenilenmesi hususudur. İl yönetiminin hızına ayak uyduramayan teşkilatlar, acilen yenilenmeli ve enerjisini sahaya yansıtacak yeni isimlerle/yönetimlerle bu yola devam edilmelidir. Erzurum genelindeki teşkilatlara ve birimlere baktığımızda bu değişimin şart olduğunu söyleyebiliriz. Mevcut durumda, yıllardır aynı yüzlerin başkanlık ettiği ilçe başkanları olduğu gibi hantallıktan kurtulamamış bazı birimler de bu değişimden nasibini almalıdır. Nedeni ise, mevcut birimler, yeni yönetimin hızına ayak uyduramıyor veya uydurmak istemiyor olabilir. Bunu emin olun ki doğal karşılayabiliriz. Çünkü bu birimlerin mevcut yöneticileri, bir önceki yönetimin teklifi ve takdiriyle o göreve getirilmişlerdir. Bu durum tabi olarak uyum meselesini de akıllara getirecektir. Takdir edersiniz ki şu anki birim yöneticileri, Sn. Öz'ün teklif ettiği isimlerden oluşmuyor. Zamanla bu değişim gerçekleşir mi onu bilemem. Ama yapılması gereken bir şey var ki, o da tüm birimlerin yeniden gözden geçirilmesi, değişimi seven ve değişime ayak uyduran, sahada aktif çalışan, vatandaşla diyaloğu iyi olan ve en önemlisi de günde birkaç sayfa da olsa kitap okuyabilen isimlerin, yönetimlerde yer alması çok yerinde bir seçim olacaktır.

Elbette ki bu satırları okuyan birileri, (parti içinden veya dışından olsun) bunun böyle olmadığı iddia edecektir. Ama şu gerçeği kabul edelim ki hangi kurum, makam ve mevki olursa olsun, yönetici ancak ve ancak kendi istediği kişilerle ve kendi kurduğu ekiple başarısının çıtasını yükseltebilir. Bu gerçek, her dönemde geçerliliğini korumuştur. Başkanlık sistemindeki asıl amaç bu değil miydi? Veya Sn. Cumhurbaşkanı'nın yıllardır şikâyet ettiği bu durumun, aksini kim iddia edebilir?

Özetle söylemek gerekirse İl Başkanı Sn. Öz, talip olduğu bu işte muvaffak olmak istiyorsa hiç vakit kaybetmeden düğmeye basmalı ve değişime kapı aralamalıdır. Bununla birlikte Sn. Öz, 2019 seçimlerine kafası rahat bir şekilde girmek istiyorsa, Ak davayı farklı gönüllere aşılamak istiyorsa ve aldığı bayrağı daha yukarılara taşımak istiyorsa, alışkanlıkları ve kalıplaşmış yapıları bir tarafa bırakmalı ve ciddi bir adımla değişime onay vermelidir.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile