Perşembe, 27 Nisan 2017

Ramazan ayı, Erzurum ve civarında farklı bir heyecanla karşılanır, yaşanır, yaşatılır ve uğurlanır. Üç ayların gelişiyle birlikte başlayan bu tatlı telaş, Ramazan ayı ile birlikte yerini suhulete, sükûnete ve nezakete bırakır. Çünkü Erzurum’da bu kutsal ayın, kendine has bir geleneği vardır. Bu gelenek tarih boyunca nesilden nesile aktarılmış ve günümüze kadar süregelmiştir. Dolayısıyla Erzurum halkı, genciyle yaşlısıyla, büyüğüyle küçüğüyle, ayyaşıyla sarhoşuyla, delisiyle divanesiyle bu mübarek ayın önemine binaen hareket etmekte ve ona göre bir yaşam tarzı sergilemektedir.

Erzurum’da ramazan nasıl yaşanıyor? Hangi gelenekler yaşatılıyor? Neler yapılıyor ve nelere dikkat ediliyor? gibi soruların cevabını merak edenlere Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. H. Ömer Özden’in Dergâh Yayınlarından çıkan “Erzurum’da Ramazan” adlı kitabını tavsiye edip asıl konumuza geçmek istiyorum.

Erzurum’daki ramazan etkinliklerinin/şenliklerinin geçmişine kısaca bir göz atmanın faydalı olacağı kanaatindeyim. Çünkü sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek ve yapıcı bir eleştiri ortaya koyabilmek açısından bunun önemli olduğunu düşünmekteyim. Böylece geçmiş yılların muhasebesi yapılarak ileriki dönemlerde daha nitelikli etkinliklerin ortaya konmasına küçük de olsa bir katkı sunmanın mutluluğunu taşıyor olacağım.

Erzurum, şu anki Belediye Başkanı Sn. Mehmet Sekmen’den önce de yine Ak Parti’ye mensup bir belediye başkanı –Ahmet Küçükler- tarafından yönetilmekteydi. Hepinizin malumudur ki Sn. Küçükler, iki dönem üst üste seçilince bu sefer hızını alamamış, üçüncü dönem için de adaylığını açıklamıştı. Ama işler onun istediği gibi gitmedi ve genel merkez tarafından da aday gösterilmedi. Rivayet odur ki, Sn. Sekmen’in gelişi de bir o kadar sürpriz olmuştur. Milletvekillerinin kendi içlerinde anlaşamaması ve her vekilin bir ismi aday göstermesi, böyle bir neticeyi ortaya çıkarmıştır. Aslında her işte bir hayır vardır derler ya, tam da bu sözcüğün kullanıldığı yer, bu olay olmuş ve bu işe yıllarını veren bir isim, şehrimize aday gösterilmiştir. Hem yerel yönetimlerde hem de meclis siyasetinde tecrübeli olan Sn. Sekmen’in, büyükşehir belediye başkanlığına aday gösterilmesi, ilk başlarda birileri tarafından eleştirilse de halkın teveccühü neticesinde seçim kazanılmış ve Sekmen, başkan olmuştur. Allah’tan vekiller kendi aralarında anlaşamadılar da böyle tecrübeli bir isim Erzurum’a kazandırıldı. Sn. Sekmen’in gelişiyle birlikte birtakım değişiklikler de beraberinde geldi diyebiliriz. Gözle görülen ve ciddi manada hissedilen bu değişiklikler, zamanla bazı olumsuz bakışları da eritmiş ve başkan, kaldığı yerden yoluna devam etmiştir.

Peki, önceki dönemlerde –merkez ilçe belediyeleri dahil- ramazan ayında ne gibi etkinlikler yapılıyordu? Halkın bu duruma bakış açısı nasıldı? O yıllarda ilk aklımıza gelenleri şöyle bir hatırlayacak olursak; Aziziye Parkı’nda kurulan sanat çadırı ve bu çadırda gerçekleştirilen müzikli programlar, ünlü sanatçıların konserleri, çocuklar için animasyonlar; istasyon meydanındaki halk konserleri ve eğlence programları, ilahi ziyafetleri, geleneksel Türk oyunları vb. etkinliklerle halkın, ramazan ayındaki kültürel anlamdaki istekleri karşılanmaya çalışılmıştır. Tabi bu dönemde yalnızca büyükşehir bünyesinde değil, merkez ilçeler de şehrin muhtelif yerlerinde (Yakutiye belediyesi, Yakutiye kent meydanında; Palandöken belediyesi, Palandöken aile çay bahçesinde vb.) kendi çaplarında birtakım etkinlikler düzenlemişlerdir. Yakutiye Belediyesi’nin kent meydanında düzenlemiş olduğu eğlenceler, bir döneme damgasını vurmuş, vatandaşlar tarafından sıkça eleştirilmiş hatta konu il müftülüğüne kadar aksetmiştir. Nedeni ise, eğlencelerin, teravih namazıyla birlikte başlaması ve yüksek sesten dolayı vatandaşların namazları rahat kılamamaları olmuştur. Hatta o dönemde, Rusya’dan gelen dansçıların, evcil hayvan gösterileri ve giydikleri kıyafetler, bir hayli eleştirilmiş ve bir sonraki dönemde bu meydandaki etkinlikler iptal edilmiştir.

2014 yılı gelince tabloya biraz daha geniş perspektiften bakmak yerinde bir davranış olacaktır. 2014 yerel seçimleriyle birlikte yönetim değişikliği gerçekleşmiş ve Sn. Sekmen, başkanlık görevini selefinden devralmıştır. Sn. Mehmet Sekmen’in gelişiyle birlikte hemen her alanda olduğu gibi sosyal ve kültürel alanlarda da yeni yeni atılımlar gerçekleştirildi. Havuzbaşı’ndaki kent meydanı faaliyete geçene kadar etkinliklerin merkezi yine Yakutiye Kent Meydanı’ydı. Bu dönemde ilahi dinletileri, dini sohbetler, tiyatro gösterileri, semazen gösterimleri gibi etkinliklerle ramazan ayındaki kültürel faaliyetler icra edilmeye çalışılmıştır.

2015 yılına gelindiğinde kültürel etkinliklerin adresi, bu sefer, Havuzbaşı Kent Meydanı olmuştur. Ramazan ayı boyunca her akşam gerek teravihten önce gerekse teravih namazından sonra canlı performanslarla halka hitap edilmeye çalışılmıştır. Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma alanında, ilahi ve kaside alanında, dini konularda, şiir, edebiyat ve tarih alanında birbirinden özel isimler, bu meydanda sanatlarını icra etmişlerdir. Geçen yıl, ailece ve arkadaş gruplarıyla bu programları kaçırmamaya çalışırdık. Meydandaki insan kalabalığını görünce de yapılan etkinliklerin, yerinde bir iş olduğu kanaati hepimizde hâsıl olmuştu. Demek ki şehrin ruhuna dokunabilmek ve o şehirde yaşayan insanları doğru okuyabilmek öyle üstün bir gayret de gerektirmiyor. Yerinde ve zamanında yapılan, doğru bir şekilde planlanan her iş, vatandaşın da dikkatini çekiyor ve yine vatandaş tarafından takdir ediliyor. Asıl maharet ise, yöneticinin/yöneticilerin, bunu görebilmesi ve buna göre davranabilmesidir.

Şimdi gelelim 2016 yılındaki ramazan etkinliklerine…  Bazı isimlerde salon tıklım tıklım dolarken birçok programda ise, üç beş insan ancak bulunabildi. Bu durum, elbette ki bir arz talep meselesidir. Önemli olan birilerinin değil, vatandaşın talebine kulak verebilmektir.

Mesela, bir önceki yılın etkinlikleri, daha da zenginleştirilerek devam ettirilebilir. Özellikle her kesimden insanın rağbet gösterdiği ilahi ve kaside dinletileri devam edebilir. Gençlere hitap eden isimler davet edilip onlarla buluşmaları sağlanabilir. Çocuklar için geleneksel Türk oyunları sergilenebilir. Resim sergileri açılabilir. Gençler ve çocuklar arasında şiir, ilahi, kaside vb. yarışmalar düzenlenebilir.

Bayanlarımız için onların ilgi duyacağı alanlarda birtakım etkinlikler yapılabilir. Ama ne yazık ki bunların hiçbiri ama hiçbiri yapılmadı. Havaların sıcak geçtiği bu sayılı günler -söz gelimi üç-beş yıl daha sürer- gün gelecek bitecek. Ve Erzurum, asli haline dokuz ay bürünecek. İşte, bu yaz aylarının ve sıcak günlerin kıymetini bilip halkımızı sosyal ve kültürel faaliyetlere doyurmak var.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile