Yazı Detayı
07 Kasım 2017 - Salı 14:18 Bu yazı 1980 kez okundu
 
Seni anlıyorum...
M.Hanefi İSPİRLİ
m_h_ispirli@hotmail.com
 
 

Senin konuşmaya harcadığın emeği ben düşünmeye harcıyorum. Böyle diyorum ve böyle yaşıyorum işte. Sen kendi hengâmen içerisine doğru kıvrılıp, ateşin ortasında kalan akrep gibi sokacaksın bir gün kendini. Kulaklarınız bile benzeşti. Aynı sesleri, aynı oktavda algılıyor ve aynı şekilde tepkiler veriyorsunuz.

Ağlarken, gülerken, bağırırken neyse de, bir de inanırken aynı inanıyorsunuz. Belki en tehlikelisi de bu. Düşünmek yerine bağırmaya, posa çıkarmaya devam ediyorsunuz.

Ondandır ki aşamıyoruz aramızda ki uçurumu. Tarihine sakladığın yok olmuşluğunu anlaman için benim yapacağım bir şeyler yok. Karanlığı severken, kendini kapatmaktan başka kaçacak yerin olmadığı için tercih ettiğini de biliyorum.

Kendine gelmen için sarsmaya, bağırmaya, tehdit etmeye gelenleri bile anlamsızlığa gömdün hiç gereği yokken.

Ellerimizde, deste deste çiçeklerle duruyoruz varlığın kapısında. İstiyoruz ki kimseler alınmasın, kimseler gücenmesin. Çünkü insan kolay var edilmiyor. Ortalıkta dolaşan figürlere bakarak dekorların karşısına ciddi adam rolleri ile çıkmanın da anlamı yok. Seçmeye ve seçilmeye ne kadar meraklı varsa, o kadar da yok oluş ve inkâr vardır esasında. Çünkü onlar kendilerini pazar yerinde satmak için, diğerleri de almak için dolaşıyorlar.

Küçük adamların karanlıkları kendileri gibi değildir. Oralarda dolaşan ecinniler taifesi ucube kılığına girmiş ve inkâr etmek de olup biteni. Bir bildiği vardır diyenlere rağmen hiç bilmediği birçok şey var. Zaten bir kere bilmek değil midir bütün bilineceklerin başı. Onu bilmekle başlamıyor mu karanlıklardan yürüyerek çıkmanın başlangıcı.

Hangi mevsime ulaştıysa diğer mevsimin temsilcileri, kendilerini orada yabancı ve uzak htiler karşılayanlarını. Kar yağsa bahara tuhaf geldi, çiçek açsa kara tuhaf geldi. En çok yakışanı bulmak için çırpınıp durduk işte. Zorla değil ya…

Yakıştıramadı hiç biri diğerini. Çünkü anlayandır ve yakandır birbirine yakın olanlar. Tutar ve yakar. Âşık maşuku yakar, yaklaşsa da, uzak da kalsa. Yakar ve yok eder. Çünkü "bu böyledir"… Tıpkı ağustos sıcağının karları erittiği gibi, tıpkı karların yaprakları örttüğü gibi.

Adamlar ve insanlar arasındaki alışverişlerin mevsimini yakalamak için insan kılığına girenlerin sahteliklerinden olacak bir türlü toparlanamadı insan. Kendi mevsimini haksız yere işgal edenlere çatık kaş durdu ve yine de kendini anlatamadı bu kirliliğin ortasında.

 
Etiketler: Seni, anlıyorum...,
Yorumlar
Haber Yazılımı