Yazı Detayı
25 Ekim 2017 - Çarşamba 19:11 Bu yazı 1914 kez okundu
 
“Saman çöpüne” tutunmuş bu insan
M.Hanefi İSPİRLİ
m_h_ispirli@hotmail.com
 
 

Kandırıyor kendini bu insan. Kadını ile süsü ile arabası ile işi ile eşi ile... Hiç inanmadığı ölümleri bile yaşarken edebiyatı ile uğraşıyor. Materyalist kafa yapısının yoğunluğunda yeniden insanı buldurmak zorlaşıyor bu kentin insanına.

Tükeniyor işte... “Saman çöpüne” tutunmuş bu insan... Zaman, inkârı mümkün olmayan lodos buhranları ile deforme ederken bu insanı, oluşlar ortaya konmuyor bir türlü...

Araştırmak lazım, bilmek lazım... Sıkıntılarımızı, saklanmanın ambarı haline getirdiğimiz paradoks dünyaları yerinden sökerken, oluşlarımızın angarya olup olmadığını kontrol etmeliyiz.

Sevgileri donmuş, pörsümeye yüz tutmuş, müsvedde kâğıt halini almış. Bu insanın varlığına seslenildiği zaman, yüreğinin ürküntüsünü yörüngesine oturtamamış olduğundan olacak, hemen yan çiziyor. İdeal insan, modern insan, hey insan...

Kalıplaşmış repertuarlarına sakladıkları, sözüm ona gizemlerinin ne kadar aşikâr, ne kadar ayan olduğunu bilmiyorlar. Her şey o kadar görünür şekilde cereyan ediyor ki, bu insanlar mezarlıklarını bile şehirlerin dışına kurmak yoluna gitmişlerdir. Kendi ölülerinden ve ölümlerinden korkuyorlar.

Yaşanmaz buldukları dünyayı yaşanır kılmak için, ithal mimarilerle ördükleri anıt mezarların ve yeryüzüne çaktıkları kazıkların arkasına sığınıp tecrit olmaya çalışıyorlar. Kazıklar sahibi Firavunun bile kıskanacağı varlıklarını, kendilerinden sonrakilere miras bırakmayı düşünerek hayatlarını saçma ve kimliksiz bir biçimde sona erdiriyorlar. Arkalarında bıraktıkları hiç bir şey, kendilerine yarar sağlamıyor.

Bu insanın, kendinden bir şeyler kattığını sandığı bu çağ, anlamsızlığın en derini yaşanmaya başlanıldığından bu yana, teknik cihazlarla isteklerin dizginlenmesi yolunu seçtirmiştir insana.

Beton yığınları, çelik istifleri, sanayi atıkları, cinselliği sembol eden et yığınları.  Mide bulandıran kent manzaraları, kulakları iğdiş eden müziği, kalpleri örten ideolojileri, insani melekeleri yok eden tuşları. Eşref-i mahlûkatı kobay olarak kullanan modern tıbbı, insanın dışındaki âlemle ilgilenen eğitimi, uçan din adamları, onları yakalamaya çalışan tebaaları, haline sabırla tevekkül eden halkları, otuz yılını gelecek otuz yılı için rahat yaşamaya harcayan gençleri ile yaşanan bu çağ, kendini taşıyamıyor artık.

“İnsan” pençeleşiyor. Hem de kendi eliyle var ettiği yeni bir tiple. Çağdaş insan tipiyle. Bu insanların çoğu, korkuların pençesinde; kendilerini korkudan emin hissediyorlar. Çünkü biri diğerinin tekrarından başka bir şey değil.

Bir de, içinden çıkılmaz gibi gösterilen tarafları var bu kentlerin. Aklı eksikler olarak gösteriliyor insanlar. Hem de insanlar tarafından. Sizin yerinize düşünüyor, sizin yerinize karar veriyorlar. Bilmediğiniz, arzu etmediğiniz dayatmalarla karşı karşıya kaldığınız zaman, sizden öncekilerin başına gelenleri bilseniz bile, başınıza geleceklere rıza gösteriyorsunuz.

Yeniden dirilişi, yeniden var olmayı anlamlandırmak için kentlere ulaşacak uyarıcıların, hiçbir ücret istemeden; çağırdıklarına koşmak, çağırdıklarına yönelmek zorundadır bu insanlık.

Anlamadıkça, yeni anlamayanların katılacağı bir hayatı yaşamanın boyutlarının ve sorumluluklarının bizi taşıyacağı yer; bu hayatı kent kafalı olarak yaşamanın zorlamasından daha tehlikeli yerlere de götürecektir.

 
Etiketler: “Saman, çöpüne”, tutunmuş, bu, insan,
Yorumlar
Haber Yazılımı