Yazı Detayı
24 Ağustos 2020 - Pazartesi 01:45 Bu yazı 917 kez okundu
 
Necdet Yaylalı'nın arkasından yazmak...
M.Hanefi İSPİRLİ
m_h_ispirli@hotmail.com
 
 

Sevdiklerimin arkasından yazmak öyle zor öyle zor ki… Ah ben neler yaşadım, kimleri yolcu ettim sanki misafirimdiler gibi.

Necdet Yaylalı’yı bilir miydiniz?

Necdet Ağabey yani…

1989 yılı. Afyon-Sandıklı’ya öğretmen olarak tayinim çıkmış. Rahmetli babacım Gürcükapı’ya götürdü beni. Delikanlı duruşlu, sakin bir adam ile tanıştırdı beni. Bak dedi bu Necdet… Bizim köyden, Afyon’da öğrencilik yaptı, tanıdıkları vardır.

Gittim tanıdıklarının yanına… Meğer bir efsanenin selamı ile gitmişim… Orada MTTB başkanlığı yapmış. Tam bir ağabeyi olmuş herkese. O çevrede Erzurum dedin mi Necdet Yaylalı biliniyor…

O kadar yıllık ömüre neler sığdırmadı ki… Hiç kimseye bahsetmez, soranlara oldu öyle bir şeyler derdi…

İran, Afganistan, Mamak…

İran’da vatanına dönmek için çırpınıp dururken Devrim Muhafızları tarafından devrik şahın adamı diye vuruluyor. Ölümle ilk yüz yüze gelişi… Allah bağışlıyor işte. Necdet Abinin Türk olduğu anlaşılıyor ve tedavisi tamamlanarak dönüyor Türkiye’ye.

Ülkesinde arananlar listesinde tabi… Sınır kapısında yakalanarak gözaltına alınıyor. Hücre, işkence…

Ve Mamak… Bir yılını da orada geçiriyor…

Tahliye edildiğinde kamu haklarından men edilmiştir.

İhmal Caminin hemen karşısında mütevazı bir dükkân açar sonunda. Özellikle ova ve İspir yolu üzerindeki köylülerin uğrak yeri olur burası.

Geçim gailesi arasında tek derdi, düşüncesi; aklı fikri davasında, yani İslâm’daydı. Yanına her uğradığımda mutlaka ama mutlaka gündeme dair konuları açar, tok sesi ve babacan duruşu ile anlatır anlatırdı.

Bir ara denediğim siyasetten, birçok konuya kadar mutlaka fikrini alırdım. Uzaktan da olsa akraba oluşumuz da ayrı bir muhabbet duymama vesile oluyordu.

Ah Necdet Ağabey!

Sen ne güzel adamdın….

Sana, senin kadar sevdiğim birinin vefatını söyleseydim;

Müslümanlara ölüm, deprem, musibet, üzüntülü veya sıkıntılı bir haber aldıklarında “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” demeleri buyrulmuştur. “Onlar; başlarına bir musibet gelince, Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aitiz ve şüphesiz O'na döneceğiz, derler.” derdin.

Biz de hüzün ve keder ile bunu söyledik... “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn

Şehadet ederim ki Hakkı konuştun Hakkı tebliğ ettin bir muvahhit olarak vefat ettin…

 

 

 

 

 

 
Etiketler: Necdet, Yaylalı'nın, arkasından, yazmak...,
Yorumlar
Haber Yazılımı