Yazı Detayı
28 Aralık 2018 - Cuma 22:25 Bu yazı 1145 kez okundu
 
MÜCAHİT ADAM…DIMI?
Hasan H.TOKUŞ
hasanhuseyintokusæ@gmail.com
 
 

Delikanlılık çağının en deli günlerini yaşıyordu. Milliyetçi muhafazakar,  davasına gönülden bağlıydı. Hayattaki bütün ölçüleri ölümüne iman ettiği ulvi davasının ölçüleriydi…

Bu Kemalist, laik düzen er-geç yıkılacak, özlediği İslam düzenini ülkesinde hükmedecekti. Şimdilik az ve etkisiz olabilirlerdi ama bir gün mutlaka Hak önce ülkesine sonra yeryüzüne hakim olacaktı. Kapitalist sistemin dişlileri arasında olsa da pirincin içindeki taş gibi direniyor, kendi gücünce o dişlileri kırmaya çalışıyordu.

Emperyalist düzenlerin temeli olan faize tiksinti derecesinde karşı idi; Maaşların mutemet eliyle verilmesine seviniyordu. Bir yerlerde okuduğu Allah dostları gibi bankaların kapısı önünden dahi geçmiyor, en şiddetli yağmurlarda bile saçaklarının altına sığınmayıp sucuk gibi ıslanmayı yeğliyordu… Yani mücahitti… Bu zalim sistemle cihadını her safhada sürdürüyordu….

Bir gün maaşların artık kurumun anlaştığı bankanın verecekleri kartla alınacağı tebliğ edildi. Kararı alanlara kızdı, köpürdü kendince küfürler savurdu… Ayakları bir türlü Bankamatiklere gitmiyordu. Direnci fazla sürmeden sürüklenircesine tiksintiyle maaşını aldı. Sonra bir sürü mazeret uydurarak çizilen mücahitlik imajını onardı…

Hem faiz almıyordu ki, hak ettiği ücretini kendi iradesi dışında yatırılan yerden alıyordu… Bir gün maaşından zorunlu tasarruf adı altında kesilen paraların “ Nema” ları dağıtıldı. Tam da kış aylarına, yani ihtiyacın ikiye katlandığı aylara denk gelmişti, ıkına –sıkıla “Nema” faizdir, değildir tartışmaları arasında parayı almıştı….

Mücahitliği gittikçe yumuşuyor, hassasiyetleri birerbirer kayboluyordu. Evlenme yaşı gelmiş, çarşaflı olmasa da uzun bir pardesü  ve omuzlarından aşağıya sarkan bir eşarp, namahremden aslandan kaçar gibi kaçan mesture bir gelin adayı ölçüsü vermişti annesine..

Enfi-püften onlarca mazeretlerle yine onlarca gelin adayını beğenmemiş, aradan da hatırı sayılı yıllar gelip geçmişti. Artık evlilikteki ölçülerini revize etmeyi düşündüğü bir zamanda bizden olan mücahitlerin kurduğuna inandığı bir partide 2000’li yılların güçlü iktidarı olmuştu. Çok kısa bir zaman sonra tek dişi kaldığına inandığı emperyalist canavar imana gelmiş, abdestli-namazlı, dişlerini gümüşten protezlerle yenileyerek meydanlarda salınmaya başlamıştı…

Etrafında ki en hararetli ve en radikal “ Mücahit” ler, en kallavi “ Müteahhit” lere dönüşmüşlerdi. O’da gölgesinde gölgelenmekten korktuğu bankaların birinden aldığı krediyel altına bir araba çekmiş, afılli, aflli işe gidip geliyordu. Bekarlık ta canına tak etmişti artık. Hem zavallı anacığı da torun torba özlemiyle gözünün içine bakıyordu…

Bir gün” anne “ dedi, yarım çehreyle, “ Artık yeniden kız bakmaya başlasan mı?... Hem kapalı olmasına da gerek yok… Mümkünse çalışanda olsun, malum geçim zor…” demişti…. Annesi kulaklarına inanamamış, şaşkın bir cehreyle oğlunun bakıyor, dediklerini anlamaya çalışıyordu… Haralı-güreli bir koşuşturmadan sonra yine muradı olmamış, ya gelin adayları onu beğenmemiş, bazen de kendisi gelin adaylarını beğenmemişti. İşte tam o sırada aşk kapısını çalmış, harika ve bir o kadarda çağdaş, modern bir kıza gönlünü kaptırmıştı…

Üç-dört aya elele caddelerde, kafeler de dolaşmış nihayetinde annesi isteksizde olsa gelin adayını istemeye göndermiş ve iş kısa sürede neticelenmişti. En cafcaflı salonda yapılan düğün sonunda, her kes tarafında gelinin derin dekoltesinin konuşmaları arasında dünya evine girmişti.

Hiç kimse onun geçirdiği evrimden, dine vermiş olduğu zarardan, yozlaşmasından, seküler hayatından bahsetmedi. Kimse onu yargılamadı, çünkü genellikle her kes aynı şekilde evrilmişti . O’da kendini hiç sorgulamadı, çünkü o saç tarama sitiliyle, kiyafetleriye, abdestli, namazlı oluşuyla eskisi gibiydi, yani halâ “ MÜCAHİT “ adamdı???

 
Etiketler: MÜCAHİT, ADAM…DIMI?,
Yorumlar
Haber Yazılımı