Yazı Detayı
16 Ocak 2019 - Çarşamba 15:32 Bu yazı 1673 kez okundu
 
İLK MEZUNLAR 42 YIL SONRA BULUŞTUK
Muhammet İSPİRLİ
 
 

Bugünkü yazım biraz kişisel, ama sizinle birlikte geçmişe uzanmak istedim naçizane…

50 Yıl Ortaokulu’nun ilk mezunları olarak 42 yıl sonra buluşup okulumuzu ziyaret ettik.

Aralarında bendeniz Muhammet İspirli’nin de bulunduğu ilk kez toplanabildiğimiz 11 kişilik grup, yıllar sonra bir araya gelip okulumuzu ziyaret etmenin kelimelerle ifadesi zor duygusal güzelliğini, sevincini, mutluluğunu yaşadık birlikte.

Lise mezunları, fakülte mezunları oluyor da, ortaokul mezunları neden olmasın?

Cumhuriyet’in ilanının yarım asırlık anısına başkent Ankara, İstanbul ve başka şehirlerde olduğu gibi Erzurum’da da “50. YIL” adı bir caddeye verilmiş, cadde kavşağının hemen yanı başına ise aynı adla bir okul yaptırılmıştı.

1974 yılında elektronik ortamda adrese dayalı bir sistem yoktu, ama ikamet ettiğimiz mahalle ve köylerden bu okula yönlendirildik.

Kirli sarı renge boyalı tarihi Aziziye İlkokulu’nun hemen kuzeyinde bahçe duvarına müşterek inşa edilip eğitim ve öğretime açılan okula rahmetli babamla kayıt için gittiğimiz gün bugünkü gibi aklımda.

Masada, kışlaya yeni atanmış ekâbir teğmenler gibi bir kayıt memuru tercih hakkımı hiç sormamıştı bile; “Seni Almanca’ya yazdım...”

Hem sorsa ne olacaktı ki; o zamanlar ülke gerçeği revaçta olan “Alamancı” algısıyla  belki biz de bu tercihi yapacaktık.

Kader işte, yıllar sonra üniversitede de “Almanca Bölümü”nü okudum, ama meslek olarak gazeteciliği tercih ettim.

Diğer arkadaşlarım her biri farklı mesleklerde; akademisyenler, işadamları, bankacı, pilot, reprezant,  öğretmen, idareci, esnaf…

Okulumuzu ziyarette, tatil günü olmasına rağmen bize vakit ayıran Selami Topaloğlu müdürümüze tekrar teşekkür ediyoruz.

O dönem 40’ar kişi olduğumuz sınıf mevcutları yarıya düşmüş, üçer kişi oturduğumuz sıraların yerini tek kişilik açık renkli, modern, hoş sıralar almış.

Okula, bir süre önce 500’e yakın bu sıraları sağlayan, bizden sonraki mezunlar arasında olan Ali Fuat Taşkesenlioğlu’na buradan ayrıca şükranlarımızı iletiyoruz.

50. Yıl Ortaokul binasının hemen kuzeyine daha sonra yaptırılan yeri binalar ve yörenin kültür dokusuyla ilgili daha önce yazdığım “Sayın Cumhurbaşkanım, Bu Okula Bir de Şimdi Geliniz!” http://www.alo25.com/sayin-cumhurbaskanim-bu-okula-bir-de-simdi-geliniz-makale,1521.html yazısına göz atmanızı naçizane istirham ediyorum.

Mevcut Müdür Selami Topaloğlu da benzer gayretlerde bulunmuş 50. Yıl Ortaokulu için.

Ders yaptığımız 1. Sınıf müzik sınıfı olmuş. Laboratuvar elden geçirilmiş ancak eksik materyalleriyle birlikte aynen yerinde.

Hemen bitişiğinde 70 öğrencilik ses düzeni ve slayt makinalarıyla donatılmış modern bir konferans salonu yapılmış.

Bir başka sınıf kütüphaneye dönüştürülmüş. Ancak raflar boş ve kitap bekliyor.

Ayakkabısıyla bile attığı dayağı unutamadığım müdürümüz Sıtkı Karaman’ın odası ve idare bölümlerinde yeni sınıflar oluşturulmuş; idare, merdivenli ek binanın birinci katına alınmış.

Sınıf Başkanı Nurullah Öz’ün, tebeşirle siyah tahtaya “azanlar”ı yazması ve itirazlara ek çarpılar atması sonucu yediğimiz dayakları gülerek anımsadık paylaştık.

Nurullah Bey’in “Osmanlı tokatı” nı, Yaşar Bey’in köstekli saat zinciriyle sarmalarını, Vahdettin Bey’in, 20 sayfalık sürüngenleri ezberleyemedik diye diliyle yanağını şişirerek attığı tokatları, teşi sapları ve tahta cetvellerle parmak uçlarımızda tattığımız acılar…

Rutin aşı günlerinde pencereden, duvardan atlarken, yakalandığımızda aldığımız cezalar da bunlardan farklı olmazdı.

Ne hikmetse bugünkü gibi de ağır kış hastası olmazdık…

Ya bu şerefsiz virüsler çok başka oldu ya da biz yaşlandık…

Şimdi her Ekim-Kasım ayında Eczacı Haluk Abi, telefonla arayıp ”yeni aşı geldi” dediğinde koşa koşa kuzu kuzu gidiyorum, ama şu yazıyı yazarken iki burnum iki çeşme, yüksek ateş halkalarında monitörden zor seçiyorum harfleri.

O dönem öyle abartılı haşarı, kırıp döken çocuklar da değildik.

Velhasılı kelam,

Çocuktuk…

Medrese kültürü almış, aktarılmış yaşlı büyüklerimiz ve ailelerimiz “eti sizin kemiği bizim” misali teslim etmişlerdi okullarımıza, senede bir ya da hiç ziyaret ettikleri öğretmenlerimize…

Sıkıysa bugün de haşlasınlar kızılcık çubuğuyla J

Fazla da yadırgayıp kızmadık, o günün şartları böyleydi…

Yılda ya da iki üç yılda bir alınan takım elbiselerimize itinayla bakar, akşam eve gittiğimizde kıyafet değiştirir öyle çıkardık sokağa…

Üç numaraya vurulan saçlarımızı ıslak parmaklarımızla tarardık.

Kız arkadaşlarımız da kız arkadaşlarımız da öyle itinalıydı.

Tertemiz lekesiz siyah önlükleri üzerinde beyaz yakalıklar hiç kirlenmezdi…

Arkadaşlarla ek binanın üst katına çıktığımızda köşedeki sınıf bizi “Ezogelin” e götürdü…

O dönem her evde televizyon yoktu, olanlar da siyah-beyaz ve komşuluk ziyaretleriyle seyredilirdi.

Şehirde var olan sinemalara zaten gidemezdik.

İlkokul yıllarında sınıfça götürüldüğümüz Gazi İlkokulu’ndaki sinema makinasından bizim okula da alınmıştı.

Ve ilk seyrettiğimiz “Ezogelin” filmindeki kalleş oğlanların esas kız ve esas oğlanın evini yakma sahneleri bizi hüngür hüngür ağlatmıştı…

Okulumuzun alt katında kantinin de bulunduğu, o zamanlar bize koskoca gelen salon aslında ne kadar küçükmüş…

Güldük gülüştük…

O zaman kantin önündeki pinpon masaları kaldırılır, tüm öğrenciler bu salona sığdırılır, hafta başı hafta sonu, ara dönem ve yılsonu törenlerinde Andımız ve İstiklal Marşı ile inletirdik koca okulu…

Şimdi bu salonun baş tarafına sahne yapılmış.

Ne rahmetli Mehmet amca ve oğlu İsmet’in cızırdattığı tostun kokusu  ne de pişmiş yumurta kokusu vardı.

Gerçi o dönem gıda boyası ya da soğan kabuğu ile renklendirilen, allandırılan pişmiş yumurtaları okulun hemen yol kenarındaki Yahya Emi’den alırdık, bazen veresiye…

Şimdi Yahya Emi’nin dükkan yerinde birkaç metruk bina kalmış, birinde de içki satılıyor onca okulun 200 metre dahilinde… Eee belediye başkan ve henüz belli olmayan adaylar bu okullardan mezun olmadıkları için yasadan da bihaberler sanırım…

Kantin katı ziyaretimizde, buluşmamızdan haberdar olan bir arkadaşımız görüntülü aradı Almanya’dan…

Bizim dönem… Demiryolspor’un meşhur oyuncusu Adem Akbaba…

Saçları bembeyaz görünüyor olsa da kim tanımazdı nam-ı diyar ünlü “TINO”yu…

Müdür beyin yüreği gibi sıcak çayını yudumlarken dönemin başarılı öğrenci arkadaşlarımızı hatırladık bir bir…

İsrafil Babadan… Tüm notlar 10… Kendini maarife adamış… Öğrendiğimiz kadarıyla şimdilerde Şükrü Paşa Anadolu Lisesi’nde kendi gibi başarılı öğrenciler yetiştirmeye gayret ediyor.

Mehmet Hanifi Dacık yine 10’luk öğrenci…

Grupta olan sevgili Prof. Dr. Ufuk Kamber, Doktor Öğretim Üyesi Dursun Balkaya, TSK’nın emektar emekli albayı ünlü pilotumuz Ömür Gündüz Topçu okul dereceleriyle hep ilklerde yer aldılar.

Bendeniz ve diğer arkadaşlarımız da onlarla mesafeyi pek açmadık…

Ziyaretimizde ebediyete intikal etmiş öğretmen ve idarecilerimiz ile hafızalarımızda önemli yer alan arkadaşlarımız Zeki Hacımustafaoğlu, Yüksel ve Reyhani’yi rahmet ve Fatihalarla yad ettik. Diğer tüm arkadaşlarımıza da sevgilerimizi gönderiyoruz.

Ve Müdür Bey’e bir söz verdik;

Kütüphane’nin boş raflarını dolduracağız…

Uygun görür iseler, 1976-77 mezunları adına bir sınıfı tefriş edeceğiz…

Başkaca da, okulun ihtiyaçlarına imkânlarımız dâhilinde yardımcı olacağız.

Bu vesile ile buradan Milli Eğitim’e bir çağrıda da bulunmak istiyorum;

Bu tür etkinlikler liselerde artıyor. Geleneksel ayran aşı, pilav günleri vs.

Derim ki güncel sosyal medya artık kolay buluyor insanları ve sizler de bu tür buluşmalara pratik projelerle destek olun, bu tür oluşumların sayılarını artırın!

Geçmişini unutmayacak, iyi yürekli o kadar vefa borçlu insan var ki;

Hoş kaynaşmalarla hem anılar tazelenir, okullar hakkında birliktelikler oluşur, mesleğinde ve kariyerinde bir yerlere gelmiş insanlar ise mevcut öğrencilerle belli programlar dâhilinde sohbet ettirilir.

Güzel anılarla ve sevgiyle kalın!

Önerimi de bir kenara yazın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler: İLK, MEZUNLAR, 42, YIL, SONRA, BULUŞTUK,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
27 Eylül 2021
GELENEKSELDEN YENİ MEDYA ÇAĞINA
1187 Okunma.
20 Eylül 2021
Anadolu Medyası?
376 Okunma.
02 Eylül 2020
ÇEMBER DARALIYOR DADAAAŞ
2445 Okunma.
05 Ağustos 2020
ERZURUM YÜZDE 90 KURALLARA UYUYORMUŞ!..
1088 Okunma.
02 Ağustos 2020
SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞINA MI GİDİYORUZ?
875 Okunma.
14 Temmuz 2020
YENİ REKTÖR KİM OLACAK?
2822 Okunma.
08 Şubat 2020
KARGOM NEREDE?
2503 Okunma.
26 Ocak 2019
Pişkinliğe bakar mısınız!
2879 Okunma.
06 Ocak 2019
Kuruşu kuruşuna...
1743 Okunma.
31 Aralık 2018
BİR YAPRAK NOSTALJİ
1835 Okunma.
19 Kasım 2018
Partiler ve Aday Adayları
2882 Okunma.
26 Ekim 2018
ANADOLU TOPRAKLARINDA İLK CUMA NAMAZININ KILINDIĞI MANUÇAHR CAMİ
2322 Okunma.
28 Ağustos 2018
Bayramın Ardından
3447 Okunma.
22 Haziran 2018
JAPONLAR YİNE ŞAŞIRTTI
4405 Okunma.
14 Haziran 2018
ÇİFTE BAYRAM MI?
1999 Okunma.
22 Mayıs 2018
A han da Süper Lig
3148 Okunma.
15 Mayıs 2018
Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan!
2434 Okunma.
10 Mayıs 2018
Şaka mı Bunlar?
2419 Okunma.
13 Nisan 2018
Daha Yeşil Bir Erzurum İçin
2497 Okunma.
02 Nisan 2018
Umuda Yolculuk
1870 Okunma.
05 Mart 2018
Sistem Şartlara Göre Belirleniyor...
3528 Okunma.
21 Şubat 2018
Atatürk Üniversitesi Kaçıncı Nesil?
2373 Okunma.
27 Ocak 2018
Hele Dadaş Hoş musan?
2595 Okunma.
17 Ocak 2018
Esaret'e Destek
2111 Okunma.
11 Aralık 2017
İsmail Emi Demiş ki...
2413 Okunma.
24 Ekim 2017
Yoklama mı yapsak?
2435 Okunma.
10 Ekim 2017
Klavye Şerefsizleri...
2224 Okunma.
27 Eylül 2017
Bu Nasıl Kent Meydanı?
2439 Okunma.
21 Eylül 2017
Bir Kenara Konulacaklar
2266 Okunma.
Haber Yazılımı