Yazı Detayı
06 Eylül 2021 - Pazartesi 14:01 Bu yazı 300 kez okundu
 
Fuat Köprülü’nün, yahut da ilmin 1930’lardeki trajedisi neden yazılmaz?
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 

Elbette ilim korkmaz, ilmi temsil edenler ise insandır ve korku insanlara mahsus bir haslettir. Can korkusu korkuların başıdır.  İlim adamına korkuyla fikir değiştirtmek, nâdir rastlanan bir şey değildir. Hep Galile örneği verilir ya. Hani engizisyonun bütün tezlerini tasdik etmiş ve salondan çıktıktan sonra güya “yine de dönüyor” demiş ya…  Fuat Köprülü’nün 1932’de Dil Kurultayı sırasında maruz kaldığı muamele onun ilim dışı bir konuşma yapmasına yol açmıştır. Daha önce ilim çerçevesinde düşündüklerini, yazdıklarını, söylediklerini yalayıp yutarak konuşmak zorunda kalmıştır. Bu onun can emniyetini sağladığı gibi, maddî şartlarının iyileşmesine, statüsünün yükselmesine vesile olmuştur.  Köprülü, 1940’lara kadar bu konu ile ilgili gerçek fikirlerini açıklama, yazma cesareti gösterememiştir. Tarih Kongresi sırasında Zeki Velidi Togan’ın muhteşem tavrını hatırlatanlara da “onun evi sırtında, benim köküm burda” cevabını vermiştir. Malûm olduğu üzere, Zeki Velidi bugün ilim adamlarının saçma sapan olarak niteledikleri “Türk tarih tezi”ne açıkça karşı çıkmıştır. Bu lider tarafından hoş karşılanmamış, o da pılısını pırtısını toplayıp Avrupa’ya gitmiş, Avusturya ve Almanya üniversitelerinde hocalık yapmış, Ancak Atatürk öldükten sonra Türkiye’ye dönmüştür.  Köprülü, 1944’de çok partili hayatı ve yeni bir partinin kuruluşunu müjdeleyen 4’lü takrir (önerge)nin imzacıları arasında idi. Onun apaçık konuşması ancak bundan sonradır.  “Türk dili ve edebiyatı ile kırk yıl uğraşmış eski bir hoca sıfatile, dil meselesi hakkında söylemek istediğim şeyler çok, pek çoktur.” demek ihtiyacını hisseder. İşte söyledikleri:              Dil Kurumu akademik değil, politik!  Önce dil kurultayı ve Dil Kurumu’nun kuruluşu meselesini ele alır. Dil Kurumu akademik bir tarzda kurulmamıştır, dil âlimlerinden çok politikacılar ve yazarlardan oluşturulmuştur. Bu ehliyetsiz kurumun uydurduğu terimler Devlet nüfuzu ile ders kitaplarına sokulmuştur.  Üniversite manevî esaret altında, ilim hürriyeti yok!  Darülfünun cumhuriyetin başlangıcında ilmî istiklâle sahipti (şimdi iistiklâl yerine “özerklik” deniliyor), fakat 12 yıl önce üniversite kurulurken bütün yetkiler Maarif Vekiline verildi. Üniversite başta olduğu halde bütün yüksek ilim müesseselerimiz, ilmî istiklâlini mütemadi surette kaybetti manevî bir esarete düştü. Tayin ve terfileri yalnız “Maarif vekillerinin keyfine bağlı profesörlerden mürekkep bir Üniversite’de, fikir ve içtihat hürriyeti diye bir şeyin bahis mevzuu olamıyacağı pek tabiidir. Böyle bir Üniversite, hakiki bir ilim merkezi değil, sadece hükümetin emirlerini yayan bir propaganda müessesesinden başka bir şey sayılamaz.”  Türkçe kendi tabiî gelişme yolundan çevrilerek dil anarşisi meydana getirildi  Dilimiz asırlarca işlene işlene son kırk yıl içinde bugün arapça ve acemceden çok ileri, çok güzel ve zengin bir Avrupa dili, bir ilim ve edebiyat dili haline gelmişti. Türkçe kendi tabiî gelişme yolundan çevrilerek dil anarşisi meydana getirildi.  Dil devrimi, Türkiye’de insan hakları konusunda benzeri görülmemiş bir cinayet  İnsanlık istibdadın ve tahakkümün her şekline şahid oldu. Fikir ve vicdan hürriyeti, din hürriyeti, meslek seçme ve çalışma hürriyeti, ana diliyle okuyup yazma hürriyeti gibi, insanlığın en mukaddes ve tabii haklarına karşı, türlü türlü baskılarda bulunuldu. Bunlar kolaylıkla izah olunabilir. Lâkin, bizim bugünkü resmi argoyu yaratan zoraki hareketin (dil devriminin) benzeri yoktur.              Önceden verilmiş kararlar komisyonlara tasdik ettirildi.  Dile ilgili yüzde yüz türkçeleştirme iddiasıyla yapılanlar için “âlimler, münevverler, mütefekkirler ve profesörler çalışarak oy birliği ile hazırlandı” deniliyor. Bu işlerle uğraşanlar az çok bilir ki, kararlar önceden verilmiş, emre itaatten ayrılamayacak komisyonlara bunlar tasdik ettirilmiş, münakaşa ve tenkide asla imkân bırakılmamıştır.  Köprülü 1932’de dil kurultayında zorla çıkarıldığı kürsüde neler demişti?  *Türkçe 12 asırdır mütemadiyen tekâmül etmiştir, fakat ileriye değil geriye doğru.  Tekâmülü (gelişmeyi) iddia eden hatip geriye doğru bir tekâmül olduğunu bilseydi bunu iddia edemezdi.  * Bugünkü Türkiye ileri bir cemiyettir. Eski ve orta zaman bağlarile bağlı değildir ve Türk dili determinizm icabı ilerliyecektir. Modern cemiyetler akademilerinde muhafazakârlara yer veremez, çünkü ona kısa değil uzun adım lâzımdır.  * Dil inkılâbı bütün ilmî hazırlıkların ve hayati zaruretin tatbikından başka bir şey değildir. Dil inkılâbı Türk inkılâplarının en muazzamıdır.  Köprülü’nün 1945’lerde yayınlanan üç yazısından seçmeler:  (Recep Alpyağıl’ın Felsefe Dili Olarak Türkçenin Gelişim Aşamaları ve Felsefe Sözlüklerimiz kitabında yazıların tamamını okumak mümkündür).  “Asırlarca işlene işlene nihayet şu son kırk yıl içinde bugün arapça ve Acemceden çok ileri, çok güzel ve zengin bir Avrupa dili, bir ilim ve edebiyat dili haline gelmiş olan zavallı Türkçeyi kendi tabiî tekâmül yolundan çevirmek istidadını gösteren bugünkü dil anarşisinin sebepleri ilk bakışta bunlardan ibaret gibi görünür. Fakat meseleyi daha derin bir tetkike tabi tutunca bunların birer sebep değil, sadece birer netice olduğunu hemen anlarız.”  “İnsanlık tarihi uzun asırlardan beri istibdadın ve tahakkümün her şekline şahid oldu. Fikir ve vicdan hürriyeti, din hürriyeti, meslek seçme ve çalışma hürriyeti, ana diliyle okuyup yazma hürriyeti gibi, insanlığın en mukaddes ve tabii haklarına karşı, türlü türlü tazyiklerde ve zulümlerde bulunuldu. Müstebit ve çılgın bir hükümdarın yahut din ve mezhep taassubunun yahut da milli taassup ve tahakkümlerin veya sınıf diktatörlüğünün yaptığı bu hareketler kolayca izah olunabilir. Lâkin, bizim bugünkü resmi argoyu yaratan zoraki hareketin benzerine tesadüf edilemez.”  “-Biz Türk dilini yüzde yüz Türkleştirmek istiyoruz. Bu maksatla yapılan işlerin esasını, Türk Dil Kurumu’ndaki dil âlimleri hazırladılar. Birçok münevverler, mütefekkirler, profesörler komisyonlar halinde çalışarak bunu tekemmül ettirdiler. Ve nihayet Büyük Millet Meclisi de ilme ve ihtisasa dayanan bu hareketi tamamladı. Yapılan şeyler hep ‘oy birliği’ ile yapıldı. Buna ne hakla itiraz ediyorsunuz?”  “Bizim memlekette hep oy birliği ile yapılan bu gibi işlerin içyüzünü bilenler, bu cevabın mahiyetini derhal meydana vurabilirler. Bu dil meselesile az çok meşgul olan herkes bilir ki, hâdiseler yukarıdaki cevapla tam bir tezat halindedir. Her işte olduğu gibi bu dil işinde de kararlar önceden verilmiş, emre itaatten ayrılamayacak komisyonlara bunlar tasdik ettirilmiş, münakaşa ve tenkide asla imkân bırakılmamıştır.”  “Hakikat şudur ki, üniversite başta olduğu halde bütün yüksek ilim müesseselerimiz, on beş yirmi yıldan beri ilmi istiklâlini mütemadi surette kaybetmiş ‘disiplinli hürriyet' maskesi altında manevî bir esarete düşmüştür. Cumhuriyet idaresi 1924 de İstanbul Darülfünununa birçok Avrupa üniversitelerininkinden daha geniş bir ilmî ve itibarî istiklâl vermek suretile, demokrasi ruhuna tamamile uygun bir harekette bulunmuştu. Lâkin bundan on iki yıl evvel, onun yerine kurulan üniversite, Maarif Vekilliğinin keyif ve iradesine tâbi, zavallı bir vaziyette bırakıldı ve bugüne kadar tamamile keyfi ve şahsi bir şekilde idare edildi. Türkiye’de demokrasi ruhunun yirmi yılda nasıl zayıfladığını anlamak için, üniversite tarihimize süratli bir göz atmak kâfidir. Azil ve naspleri, terfi ve terakkileri yalnız Maarif Vekillerinin keyfine bağlı profesörlerden mürekkep bir Üniversitede, fikir ve içtihat hürriyetti diye bir şeyin bahis mevzuu olamıyacağı pek tabiidir. Böyle bir Üniversite, hakiki bir ilim merkezi değil, sadece hükümetin emirlerini vayan bir propaganda müessesesinden başka birşey sayılamaz.”  “On üç sene evvel, akademik bir şekilde değil, tesadüfi olarak kurulan ve dil alimlerinden ziyade politikacılar ve muharirlerden mürekkep olan devlet nüfuzuna dayanan dil kurumu, uydurduğu ıstılahları, mütehassıs ilim adamlarına cebri surette kabul ettirerek mekteplere soktu. Mektep kitapları hiç kimsenin anlamadığı uydurma bir dille yazdırıldı. Yavaş yavaş ilk mekteplerden liselere yüksek mekteplere, fakültelere kadar genişletilen bu cebri hareketin memleketin kültür hayatında meş’um tesirleri olduğu muhakkaktır.”  “Yazma ve konuşma dillerinden büsbütün ayrı bir "resmi argo" yaratmak teşebbüsü iptida küçük mikyasda olarak bundan yedi sekiz yıl evvel Cumhuriyet Halk Partisi nizamnamesinin tercümesile başlamıştı. Rahmetli Doktor Refik Saydam başvekil olunca ilk yaptığı işlerden biri hiç kimsenin anlamadığı bu nizamnameyi türkçeye çevirmek oldu.”  m_fuat_koprulu.jpg

 
Etiketler: Fuat, Köprülü’nün,, yahut, da, ilmin, 1930’lardeki, trajedisi, neden, yazılmaz?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Ağustos 2021
Yazı, Yazarlık, Modern Zamanlarda Yazar
293 Okunma.
03 Ağustos 2021
Tesettür, örtünme, başörtüsü…
197 Okunma.
14 Kasım 2020
Bir kitapla karşılaşmak
1460 Okunma.
03 Kasım 2020
Türkçe şiirle kurtulacak!
617 Okunma.
26 Ekim 2020
Büyük putun cilâsı dökülüyor!
518 Okunma.
20 Ekim 2020
Azerbaycan neden yalnız?
592 Okunma.
01 Ekim 2020
“Türkler müslüman değildir” diyen kâfirlerin buyruğuna girmiştir!
456 Okunma.
29 Eylül 2020
Yunanistan, Ermenistan ve İsrail üçgeni
492 Okunma.
31 Ağustos 2020
“Bülbül”ün öztürkçesi ne?
559 Okunma.
11 Ağustos 2020
İstanbul yüzleşmesi!
637 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
720 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
627 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
647 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
753 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
583 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
579 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
702 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
816 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
952 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
746 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
864 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
1086 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
803 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
696 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
754 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
1279 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
739 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
769 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
826 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
715 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
803 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
761 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
814 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
803 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
803 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
845 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
781 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
942 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
800 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
718 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
764 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
1106 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
807 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
786 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
1078 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
1011 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
886 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
844 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
872 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
776 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
954 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
1023 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
876 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
806 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
1242 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
940 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
821 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
901 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
968 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
984 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
752 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
946 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
859 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
1136 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
933 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
1427 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
1080 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
1098 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
1187 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
1154 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
899 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
1210 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
1139 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
1054 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
1068 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
1393 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
1322 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
1106 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
1219 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
1265 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
1280 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
1347 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
1283 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
1367 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
1246 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
1313 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
1374 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
1289 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
1442 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
1289 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
1348 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1420 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
1283 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
1252 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
1225 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1433 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
2339 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
1362 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1423 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
1370 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1708 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1538 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1456 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
2204 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1678 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1683 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
2212 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1817 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1689 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1783 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1564 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1906 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1742 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1693 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1603 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1644 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1606 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
2303 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1777 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1893 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
2211 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1957 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
2151 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
2050 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
2417 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2491 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1908 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1949 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1600 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1899 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1862 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1838 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1741 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1794 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1880 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1750 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1951 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1742 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1943 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1703 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1955 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1780 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2526 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1955 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
2061 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1862 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1963 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1947 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1936 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
2078 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1930 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1978 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
2283 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
2111 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
2046 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
2076 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
2048 Okunma.
Haber Yazılımı