Yazı Detayı
26 Nisan 2020 - Pazar 18:06 Bu yazı 1107 kez okundu
 
"EFSANE NEHİR FIRAT"
Ali Kurt
alikurt1@gmail.com
 
 

Su medeniyettir. Su hayattır. Her yerde böyledir de, denizden uzak yörelerde, tatlı su kaynaklarında daha geçerlidir bu sözler. Hele Urfa gibi, Harran gibi susuzluktan çölleşen topraklarda… Oralara birkaç kere gitmiştik ve görmüştük. Özellikle Harran, çatlayan topraklarıyla eskide kalmış şehir, yüksek bir medeniyet nasıl kurulmuştu? Yoksa arkaik dönemlerde buralara su getirme sistemleri yapılmıştı da tarihin ilk üniversitelerinden biri o sayede mi kurulabilmişti?

Bir keresinde Sayın Eyyüp Azlal bizi misafir etmişti. Suriye’den geceyarısı Gaziantep’e dönmüş, bulduğumuz ilk otobüsle sabaha karşı Urfa’ya geçmiştik. Otogardan yürüyerek şehre varmış ve biraz zaman geçirdikten sonra Eyyüp Azlal’ı aramıştık. O bize Urfa’yı gezdirdikten sonra tarihi bir konakta yemek vermişti. Çepeçevre geniş sedirlerle iri bir odada birbiri ardına gelen yiyeceklerden yorulmuştuk. Sıcak ve uykusuzluğun tesirleri kendini göstermeye başlamıştı. Eyyüp Hoca “Bir şair hanım var, sizinle tanışmak istiyor” demiş, biz de kabul edince, belediye başkanının danışmanlarından olduğunu hatırladığım hanımefendi gelmişti. Hal hatır sorduktan sonra, demin saydığım etkenler kendilerini göstermeye başlamış, bazen ben, bazen Rıdvan Canım uyuklamaya başlamıştık. Şaire hanımın “sizin de sohbetinize doyum olmuyor” sözleriyle uyandığımda, arkadaşın da uyuduğunu fark etmiştim. Demek ki ikimiz birden uyumuşuz! Eski Urfa bölgesinde daracık bir sokakta gördüğüm “Urfalı Nabi Sokak” levhasını unutamıyorum. Ne de olsa sağımda ve solumda iki şairle yürüyordum!

Geçenlerde postacı çaldı kapıyı, bir kitap getirdi. “Kıymetli üstadım, Erzurum Tarih Derneği Başkanı Dr. Ali Kurt Beye Efsane Nehir Fırat’tan tatlı hatıralarla –bu kitap sizin- Eyyüp Azlal (İmza) 02.04.2020, Şanlıurfa” yazarak gönderilmiş. Teşekkür ederiz.

İlke Yayıncılıktan 2020 yılında çıkan “Efsane Nehir Fırat” adlı kitap 240 sayfa. Takdim, önsöz ve Giriş’ten sonra; 1-Fırat’ın Bakiyesi Mezopotamya, 2-Semavi Dinler ve Fırat, 3-Fırat’ın Hazinesi GAP, 4-Fırat Efsaneleri, 5-Hatıralar, 6-Ağıtlar, 7-Türküler Şiirler ve 8-Ekler olmak üzere sekiz bölüme ayrılmış.

Kitabın 2007 yılında çıkan ilk baslısını da okumuştum. Bu 2. baskıda da yazıldığı gibi, Fırat’ın kaynağına gereken önemin verilmediğini, orta ve aşağı kesimlerle ilgilenildiğini görmüş ve bunu Hocaya söylemiştim. Üşenmeden, Fırat’ın kaynağını görmek üzere Erzurum’a kadar geldi, Hoca, Murat Berk Kurt ve yazarınız (Ali Kurt) birlikte Dumlu kaynağına yola çıktık. Zorlu, tırmanışlı yaklaşık 40 kilometrelik yoldan sonra vardığımızda Fırat’ın kaynağı yani bazılarınca Cennet’ten geldiğine inanılan su, onun ilk toplandığı küçük havuz, bir kenardan aşağılara doğru gidişi… Çevrede kümelenmiş göçer çadırları, onların hayvanları … Tam zamanında götürmüşüz Hocayı, zira sonraki yıllar Erzurum İl Özel İdare’since açılan ihale “Cennetten gelen su”yu ambalajlayıp satmak isteyen bir şirket tarafından kazanılmış, su kaynağının üzeri örtülmüş, çıkışı da boruya alınmıştı. Yani artık su görünmüyor, burada eskiden böyle bir yer bulunduğu 30 metre kadar yukarıdaki mezarlık da olmasa anlaşılmayacaktı. Bazı tarikatlara göre Cennetten gelen su kutsaldır ve yılın belli günleri buraya gelip törenler yaparlardı. Mesela “yol gösterici” diyebileceğimiz kişi buz gibi suya girer, Yasin okur. Oysa 10 kere gitmişimdir, parmağımı soktuğumda soğuğa dayanamaz hemen çekerdim. Bir keresinde böyle bir tarikata bağlı kişilere rastlamış, suya girip çıktıklarını görmüş, sohbetimizde, şimdi artık yaşamayan önderlerinin o suyun içinde 7 kere Yasin okuyabildiğini dinlemiştim.

Yazları gelen göçerlerden ölenlerin defnedildiği mezarlık kepçelerle kazılmış, define aranmıştı. Bir şey bulabildiklerini sanmıyorum.

Tabiatla iç içeydik. Sürüler halinde keklikler, tek başına bırakılmış atlar, kartallar …

Birkaç yıldır gitmedim Üzeri kapandığından eski cazibesi kalmamıştı. O dini grubun ne yaptığını bilmiyorum. Bahsedilen şirket il özel idaresi ile mahkemelik oldu, aşağıda Artvin yolu kenarında kurdukları su paketleme tesisi tamamlanmasına rağmen hizmete açılamadı.

Eyyüp Hoca, öğretmen, şair ve yazardır. 1o yıldan fazla oluyor. İstanbul’a gittiğimde öğretmen (şimdi öğretim üyesi), şair, yazar ve Ayvakti dergisi editörü Şeref Akbaba yemeğe davet ederken, derginin Urfa temsilcisinin de geleceğini söylemişti. Eyyüp Hoca’ya o davette, Üsküdar’da denizi gören lokantada tanışmıştık. Urfa’da Abdülkadir Karahan Kütüphanesi Müdürlüğü yapıyordu. Geniş çevresi vardır, sevilen bir şahsiyettir. Çalışkandır. Bir keresinde ramazan vaktiydi, Sezai Karakoç’la iftar yapmış, peşinden Diriliş Partisi Genel Merkezinde uzun uzun sohbet etmiştik.

Yazar, çok geniş kaynaklardan faydalanmış, doyurucu ve öğretici bir eser yazmış. Mesela Kerbela’ya su getirmek üzere Kanuni Sultan Süleyman tarafından açtırılan Hüseyni kanalını ilk defa duymuş olduk. Keşke her nehrin böyle kitabı olsa…

Efsane Nehir Fırat yazarı Sayın Eyyüp Azlal’ı tebrik ediyor, daha nice eserler beklediğimizi hatırlatıyoruz.

 
Etiketler: "EFSANE, NEHİR, FIRAT",
Yorumlar
Haber Yazılımı