Yazı Detayı
27 Mart 2018 - Salı 23:51 Bu yazı 1926 kez okundu
 
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Türkiye’de eserleri en çok basılan ve okunan yazarların başında gelir Cengiz Aytmatov. Bütün hikâyeleri, romanları Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.

Onun kitapları ülkemizde her hangi bir Türk yazarının eserleri gibi okunur.

İlgi çekici bir benzerliğe dikkat çekmek istiyorum: Bizim büyük şairimiz Mehmed Âkif Ersoy gibi Cengiz Bey de veterinerlik öğrenimi görmüştür. Türkiye’de kitapları en çok basılan şarimiz, yazarımız Mehmed Âkif’dir. Öyle sanıyorum ki, ondan sonra kitapları en çok basılan yazar Cengiz Aytamtov’dur. Belki de onun Türkiye’de defalarca basılan kitaplarının tirajı Kırgızistan’ın nüfusuna ulaşmıştır!

Türk sinemasının klasiklerinden olan; büyük bir seyirci kitlesine ulaşan Atıf Yılmaz’ın yönettiği, başrollerinde Kadir İnanır ve Türkân Şoray’ın oynadığı, 1977 tarihli “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmi, Cengiz Aytmatov’un eserinden sinemaya aktarılmıştır.

Cengiz Aytmatov, toprağının rengini, kokusunu; halkının kimliğini yüksünmeden, şerefle taşıdı. Kırgızların ve umumen Türklerin yüz akı oldu.

O her türkünün, “ellik ır”ın tek başına tarih olduğunu bize anlattı. Türkülerimize muhabbetimizin boşuna olmadığının farkına vardık. Gününü bir asra bedel kıldı, muhteşem eserlerini zamanı aşarak yazdı. “Mankurtlaşma” kavramını dünya literatürüne armağan etti. Zihnimizi açtı, ufkumuzu genişletti. Yaygın coğrafyalarda yaşayan hepimiz zaman zaman mankurtlaşma eğilimleri ile karşılaştık. Mankurtlaşan oğulların analarını, öz halklarını, efendileri uğruna öldürmeye yürüdüklerini gördük.

Cengiz Bey, Kırgızların bitmez tükenmez hazinesi Manas destanını âdeta 20. asırda yeni bir tarzda yazdı. Onun ilhamını Manas’tan aldığından, çağdaş  bir Manasçı olduğunda şüphe yok.

“Yıldırım Sesli Manasçı” hikâyesinden okuyalım:

Kertolgo-zayıp ana, oğlu Aleman’ın babası gibi “yurtçu” olmasını ister, eğer yurtçu olmazsa, “Manasçı” olmalıdır. Yurtçu, çadır yapan, ev kuran kişidir. Yani usta. Bir ülke için, topluluk için çok önemli bir iş. Bu maddî yapı ile ilgilidir. Manasçı ise, manevî yapının ustasıdır, evimizin manevî yapıcısıdır.

Ve Aleman “Yıldırım sesli manasçı” olarak ün kazanır.

“Ey Kırgızlar, bizim en ulumuz, en değerlimiz olan Manas bakın ne büyük işler yapmış…”

“Uzak çağlardan zamanımıza kadar, günler kum gibi aktı; sayısız geceler ve dönüşsüz tören alayları geçip gittiler; yıllar, yüzyıllar, kervanlar gibi uzak ufuklara gidip kayboldular. Sonra biz onların izlerini bulduk…”

“O çağlardan beri nice nice insanlar yaşadı bu dünyada! Şüphesiz yeryüzündeki taşlar kadar, belki daha çok..Bunların arasında ünlüler vardı, silik olanlar vardı. İyiler vardı, kötüler vardı. Bazıları dağlar kadar güçlü idiler, bazıları da kaplan kadar cesur, kahraman. Her şeyi bilen bilgeler vardı; üstün yeteneklerle donanmış sanat dâhileri vardı. Nice milletler nice zamanlardan beri yok olup gittiler ve onların yalnız adları kaldı.” ..

“Dün var olan bugün yoktur. Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. Yalnız yıldızlar ölümsüzdür. En eski zamanlardan beri doğudan doğan güneş ölümsüzdür. Ve hiç yerine değiştirmeyen kara yerküre ölümsüzdür.”

“Ama dünyada insan hafızası zamana meydan okur. İnsanın kendi hayatı, göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir. Ve bu fikirler insandan insana geçer. Ölümsüz olan Manas’tır, çağdan çağa geçen Manas’ın sözleridir.” 

“O uzak çağlardan zamanımıza kadar toprak nice nice yüz değiştirdi. Eskiden dağların bulunduğu yerlerde sarp sıradağlar oluştu. Yüce dağların bulunduğu yerler ıssız ovalara dönüştü. Derin derin uçumları, toprak, hamur gibi yapışarak kapattı. Derelerin aktığı yerlerde yamaçlar, kıyılar birleşti. Aynı zamanda yeni yeni vadiler meydana geldi. Yağmurlar toprağın bağrında yeni uçurumlar açtı. Dünya kurulalı beri mavi dalgaların koşuştuğu yerlerde, şimdi ıssız-sessiz kum çölleri uzanıyor. Büyük büyük şehirler yıkıldı ve eski duvarların yerine yeni duvarlar yükseldi.”

“O uzak çağlardan zamanımıza kadar, sözler sözleri, fikirler fikirleri doğurdu. Ve türküler başka türkülere karıştı. Olaylar ve bu olayların hikâyesi bir destana dönüştü. Manas’ın, ve Kırgız boylarını birleştiren, bu birliğin sembolü olan Manas’ın oğlu Semetey’in hikâyeleri, Kırgızların sayısız düşmanlarıyla yaptıkları savaşlar, kahramanlıkları, bize işte böyle ulaştı.”

“Biz bu destana babalarımızın, bütün ecdadımızın seslerini verdik. Bu sesleri hep duyacağız: Çok eski zamanlarda buraları terk eden kuşların uçuşunu, nice zamandır artık toprağı dövmeyen toynakların sesini, savaşta ölen bahadırların nâralarını, ölenler için yakılan ağıtlarımızı, zaferler için sevinç çığlıklarımızı duyacağız. Bu destan, yaşayanların övüncü, hepimizin övüncü için, geçmişi canlandıracak, gösterecektir.”

“Şimdi herkesin, bütün yaşayanların övüncü için ünlü Manas’ın ve onun kahraman oğlu Semetey’in yaptıklarını anlatalım…”

Cengiz Aytmatov, Türkiye’ye ilk defa bundan 43 sene önce geldi. 1975 yılı ağustos ayının ikinci yarısında.

O bu seyahatta yabancı bir ülkeye gelmemektedir, âdeta kendi evindedir.

Türkiye’ye yolculuğu bir çok ülke görmüş olan Cengiz Bey için bambaşka bir seyahattir. Bu yolculuğa heyecanla, merakla, sevinçle hazırlanmıştır. O güne kadar dünyanın birçok ülkesini dolaşmıştır. “Sovyetler Birliği sınırları dışında hangi ülke olursa olsun, (bunu günümüzde Kırgızistan olarak okumak lâzım) Türkiye’ye kıyasla, konuşulan dil, örf-âdet bakımından bana daha yabancıdır” der.

Türkiye’ye onu gıyaben de bağlayan ortak dil, yüzlerce yıl boyunca oluşan ortak kültür, müşterek geleneklerdir. Deyimlerimiz ortak, atasözlerimiz, destanlarımız ortaktır…

Cengiz Bey, sonraki yıllarda Türkiye’ye birçok defalar geldi. Bizim de birkaç kere onunla görüşmek, konuşmak fırsatımız oldu. Fakat onu sağlığında Kırgızistan’da görmek mümkün olmadı. Biz Kırgızistan’a gittiğimizde o hep dışarıda idi. On yıl önce kaybettiğimiz büyük yazarımızın mezarını bundan beş sene önce ziyaret edip, Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni münasebetiyle Fatihalar okuduk, onu rahmetle yâd etik.

Mankurt/mankurtlaşma Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel (Başka bir tercümesi: Gün Uzar Yüzyıl Olur) adlı eserinde ortaya konulan bir kavramlardır. Sömürgeci, istilacı güçler bir ülkenin çocuklarını, başlarını yaş derilerle sararak kızgın çöl güneşi altında bırakırlar. Bu deriler kurudukça kafaları sıkıştırır. Kafaları sıkıştırılan çocukların beyinleri küçük kalır, zihnî melekeleri de gelişmez.

Bu tip, aslında tüm sömürülen dünya için söz konusu. Sömürgeciler sadece kendilerine itaat eden, emirlerini anlayan bir insanlık istiyor. Biz düşünelim, biz yapalım, diğerleri bize hizmet etsinler... Elbette, mankurtlaştırmanın en kabası, bu deri sarılarak yapılanı; sayısız mankurtlaştırma usulü var.

Romalıların biz düşünürüz, kölelerimiz çalışır sözünde olduğu gibi...

Cengiz Aytmatov, Türk dünyasının zihin kodlarına işleyen bir konuyu Gün Olur Asra Bedel romanında kavramlaştırdı: Mankurtlaşma! Bu kavramlaştırma onu alelade bir romancının ötesinde, bilge bir edip olarak hafızamıza yerleştirdi.

Gün Olur Asra Bedel’de yazar geçmişle romanın yazıldığı zaman arasında sürekli gider gelir. Dün aslında bugündür! Nayman Ana, mankurtlaştırılan oğlunu kurtarmak için umutsuz bir mücadele içindedir. Mankurtlaşan oğlu artık onu tanıyacak ve sözünü dinleyecek durumda değildir, bir ok darbesiyle kendisini kurtarmak isteyen annesini öldürür...

Mankurtlaştırılmak için ille de kafasına ıslak deve derisi sarılmak gerekmez. Fizikî mankurtlaştırma bir efsane olabilir, manevisî ise her an yaşanabilecek bir gerçekliktir.

Mankurt, sadece sahibinin emirlerini yerine getiren bir köledir. Ne ana, ne baba, ne kardeş ve de vatan, millet tanır. Sadece ve sadece verilen emirleri dinler, buyruklara itaat eder. Muhakeme yapamaz, iyiyi doğruyu tefrik edemez.

Cengiz Aytmatov, mankurt efsanesini gününe getirir: Nayman Ana'nın gömüldüğü mezarlık uzay üssü yapılmıştır. Kazgangap buraya gömülmesini vasiyet etmiştir, oğlu Sabitcan ise babasının cenazesine zorla gelmiş; bir an önce törenin bitmesini istemektedir. Üsse yaklaşan cenaze alayını durduran nöbetçiler, buranın askerî bölge olduğunu söylerler. Nöbetçi subay Kırgız kökenli bir delikanlıdır. İlk sözü: "Yoldaş, Rusça konuş" olur...

Beyin daraltma yalnızca fiziki olarak yapılmamaktadır. Kafamızda bizi sıkan deri yok; ama zihnimizi daraltmak için yapılan ameliyeler var. Harf değişiklikleri, dile, kelimelere müdahaleler, kendi klasik metinlerine vakıf olamadan yabancı metinlerle karşılaştırılma...Bunlar da mankurtlaştırmanın başka türlü̈ tezahürleri!

Esas olan mankurtlaşmanın zeminlerini kurutmaktır. İrademizin sahibi olacağız, hür düşüneceğiz, fiilimizin yönünü kendimiz tayin edeceğiz. Gerektiğinden karşı koyma hakkımızı kullanacağız.

 

Mankurt kavramı sözlüklerimize giriyor. Doğan Büyük Türkçe Sözlük’te mankurt, mankurtlaşma, mankurtlaşmak, mankurtluk kelimeleri şöyle anlamlandırılmıştır:

mankurt. [i.mung-bung/bun, bunama veya mankafa ile ilgisi olduğu tahmin ediliyor] Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel romanında kullandığı bir kavram. Köleleştirilerek kendi halkına karşı kullanılmak istenen kişinin kazınmış başına ıslak deve derisi sarılır ve böylece elleri kolları bağlı olarak kızgın güneşe bırakılır. Deve derisi kurudukça başı sıkar ve beyni küçültür. Böyle bir kişi sadece emirleri yerine getiren bir köle hâline gelir.

mankurtlaşma. [i.] Mankurtlaşmak fiili.

mankurtlaşmak. -ır[g.siz f.] Sadece sahibinin emirlerini yerine getiren köleye dönüşmek, mankurt haline gelmek.

mankurtluk. [i.] 1. Mankurt olma hâli. 2. Mankurt yakışır hareket.

 
Etiketler: Cengiz, Aytmatov'un, dünya, literatürüne, armağan, ettiği, kavram:, Mankurtlaşma,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
14 Kasım 2020
Bir kitapla karşılaşmak
937 Okunma.
03 Kasım 2020
Türkçe şiirle kurtulacak!
439 Okunma.
26 Ekim 2020
Büyük putun cilâsı dökülüyor!
348 Okunma.
20 Ekim 2020
Azerbaycan neden yalnız?
422 Okunma.
01 Ekim 2020
“Türkler müslüman değildir” diyen kâfirlerin buyruğuna girmiştir!
301 Okunma.
29 Eylül 2020
Yunanistan, Ermenistan ve İsrail üçgeni
350 Okunma.
31 Ağustos 2020
“Bülbül”ün öztürkçesi ne?
368 Okunma.
11 Ağustos 2020
İstanbul yüzleşmesi!
403 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
510 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
433 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
472 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
547 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
426 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
413 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
507 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
568 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
736 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
560 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
692 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
918 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
629 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
532 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
566 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
937 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
556 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
531 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
646 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
511 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
618 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
598 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
660 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
641 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
631 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
633 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
559 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
761 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
624 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
519 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
597 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
891 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
654 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
607 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
885 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
817 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
680 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
670 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
716 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
586 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
726 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
846 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
707 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
641 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
960 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
766 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
640 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
731 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
790 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
741 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
600 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
798 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
672 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
906 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
789 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
1192 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
821 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
871 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
910 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
955 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
724 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
959 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
927 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
871 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
901 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
1167 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
1086 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
943 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
1008 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
1093 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
1090 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
1148 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
1120 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
1105 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
1072 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
1128 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
1174 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
1082 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
1174 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
1124 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
1116 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1236 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
1109 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
1088 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
1063 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1279 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
2159 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
1203 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1271 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
1203 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1501 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1381 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1257 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
2057 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1528 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1526 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
2031 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1622 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1482 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1516 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1398 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1711 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1468 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1474 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1416 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1456 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1459 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
2085 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1581 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1720 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
2046 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1785 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1922 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
2256 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2318 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1660 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1685 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1405 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1711 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1621 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1666 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1527 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1614 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1659 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1569 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1597 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1457 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1741 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1536 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1772 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1609 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2354 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1760 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1858 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1692 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1797 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1750 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1726 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1901 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1694 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1781 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
2044 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1856 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1786 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1841 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1851 Okunma.
Haber Yazılımı