Yazı Detayı
27 Mart 2018 - Salı 23:51 Bu yazı 2189 kez okundu
 
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Türkiye’de eserleri en çok basılan ve okunan yazarların başında gelir Cengiz Aytmatov. Bütün hikâyeleri, romanları Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.

Onun kitapları ülkemizde her hangi bir Türk yazarının eserleri gibi okunur.

İlgi çekici bir benzerliğe dikkat çekmek istiyorum: Bizim büyük şairimiz Mehmed Âkif Ersoy gibi Cengiz Bey de veterinerlik öğrenimi görmüştür. Türkiye’de kitapları en çok basılan şarimiz, yazarımız Mehmed Âkif’dir. Öyle sanıyorum ki, ondan sonra kitapları en çok basılan yazar Cengiz Aytamtov’dur. Belki de onun Türkiye’de defalarca basılan kitaplarının tirajı Kırgızistan’ın nüfusuna ulaşmıştır!

Türk sinemasının klasiklerinden olan; büyük bir seyirci kitlesine ulaşan Atıf Yılmaz’ın yönettiği, başrollerinde Kadir İnanır ve Türkân Şoray’ın oynadığı, 1977 tarihli “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmi, Cengiz Aytmatov’un eserinden sinemaya aktarılmıştır.

Cengiz Aytmatov, toprağının rengini, kokusunu; halkının kimliğini yüksünmeden, şerefle taşıdı. Kırgızların ve umumen Türklerin yüz akı oldu.

O her türkünün, “ellik ır”ın tek başına tarih olduğunu bize anlattı. Türkülerimize muhabbetimizin boşuna olmadığının farkına vardık. Gününü bir asra bedel kıldı, muhteşem eserlerini zamanı aşarak yazdı. “Mankurtlaşma” kavramını dünya literatürüne armağan etti. Zihnimizi açtı, ufkumuzu genişletti. Yaygın coğrafyalarda yaşayan hepimiz zaman zaman mankurtlaşma eğilimleri ile karşılaştık. Mankurtlaşan oğulların analarını, öz halklarını, efendileri uğruna öldürmeye yürüdüklerini gördük.

Cengiz Bey, Kırgızların bitmez tükenmez hazinesi Manas destanını âdeta 20. asırda yeni bir tarzda yazdı. Onun ilhamını Manas’tan aldığından, çağdaş  bir Manasçı olduğunda şüphe yok.

“Yıldırım Sesli Manasçı” hikâyesinden okuyalım:

Kertolgo-zayıp ana, oğlu Aleman’ın babası gibi “yurtçu” olmasını ister, eğer yurtçu olmazsa, “Manasçı” olmalıdır. Yurtçu, çadır yapan, ev kuran kişidir. Yani usta. Bir ülke için, topluluk için çok önemli bir iş. Bu maddî yapı ile ilgilidir. Manasçı ise, manevî yapının ustasıdır, evimizin manevî yapıcısıdır.

Ve Aleman “Yıldırım sesli manasçı” olarak ün kazanır.

“Ey Kırgızlar, bizim en ulumuz, en değerlimiz olan Manas bakın ne büyük işler yapmış…”

“Uzak çağlardan zamanımıza kadar, günler kum gibi aktı; sayısız geceler ve dönüşsüz tören alayları geçip gittiler; yıllar, yüzyıllar, kervanlar gibi uzak ufuklara gidip kayboldular. Sonra biz onların izlerini bulduk…”

“O çağlardan beri nice nice insanlar yaşadı bu dünyada! Şüphesiz yeryüzündeki taşlar kadar, belki daha çok..Bunların arasında ünlüler vardı, silik olanlar vardı. İyiler vardı, kötüler vardı. Bazıları dağlar kadar güçlü idiler, bazıları da kaplan kadar cesur, kahraman. Her şeyi bilen bilgeler vardı; üstün yeteneklerle donanmış sanat dâhileri vardı. Nice milletler nice zamanlardan beri yok olup gittiler ve onların yalnız adları kaldı.” ..

“Dün var olan bugün yoktur. Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. Yalnız yıldızlar ölümsüzdür. En eski zamanlardan beri doğudan doğan güneş ölümsüzdür. Ve hiç yerine değiştirmeyen kara yerküre ölümsüzdür.”

“Ama dünyada insan hafızası zamana meydan okur. İnsanın kendi hayatı, göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir. Ve bu fikirler insandan insana geçer. Ölümsüz olan Manas’tır, çağdan çağa geçen Manas’ın sözleridir.” 

“O uzak çağlardan zamanımıza kadar toprak nice nice yüz değiştirdi. Eskiden dağların bulunduğu yerlerde sarp sıradağlar oluştu. Yüce dağların bulunduğu yerler ıssız ovalara dönüştü. Derin derin uçumları, toprak, hamur gibi yapışarak kapattı. Derelerin aktığı yerlerde yamaçlar, kıyılar birleşti. Aynı zamanda yeni yeni vadiler meydana geldi. Yağmurlar toprağın bağrında yeni uçurumlar açtı. Dünya kurulalı beri mavi dalgaların koşuştuğu yerlerde, şimdi ıssız-sessiz kum çölleri uzanıyor. Büyük büyük şehirler yıkıldı ve eski duvarların yerine yeni duvarlar yükseldi.”

“O uzak çağlardan zamanımıza kadar, sözler sözleri, fikirler fikirleri doğurdu. Ve türküler başka türkülere karıştı. Olaylar ve bu olayların hikâyesi bir destana dönüştü. Manas’ın, ve Kırgız boylarını birleştiren, bu birliğin sembolü olan Manas’ın oğlu Semetey’in hikâyeleri, Kırgızların sayısız düşmanlarıyla yaptıkları savaşlar, kahramanlıkları, bize işte böyle ulaştı.”

“Biz bu destana babalarımızın, bütün ecdadımızın seslerini verdik. Bu sesleri hep duyacağız: Çok eski zamanlarda buraları terk eden kuşların uçuşunu, nice zamandır artık toprağı dövmeyen toynakların sesini, savaşta ölen bahadırların nâralarını, ölenler için yakılan ağıtlarımızı, zaferler için sevinç çığlıklarımızı duyacağız. Bu destan, yaşayanların övüncü, hepimizin övüncü için, geçmişi canlandıracak, gösterecektir.”

“Şimdi herkesin, bütün yaşayanların övüncü için ünlü Manas’ın ve onun kahraman oğlu Semetey’in yaptıklarını anlatalım…”

Cengiz Aytmatov, Türkiye’ye ilk defa bundan 43 sene önce geldi. 1975 yılı ağustos ayının ikinci yarısında.

O bu seyahatta yabancı bir ülkeye gelmemektedir, âdeta kendi evindedir.

Türkiye’ye yolculuğu bir çok ülke görmüş olan Cengiz Bey için bambaşka bir seyahattir. Bu yolculuğa heyecanla, merakla, sevinçle hazırlanmıştır. O güne kadar dünyanın birçok ülkesini dolaşmıştır. “Sovyetler Birliği sınırları dışında hangi ülke olursa olsun, (bunu günümüzde Kırgızistan olarak okumak lâzım) Türkiye’ye kıyasla, konuşulan dil, örf-âdet bakımından bana daha yabancıdır” der.

Türkiye’ye onu gıyaben de bağlayan ortak dil, yüzlerce yıl boyunca oluşan ortak kültür, müşterek geleneklerdir. Deyimlerimiz ortak, atasözlerimiz, destanlarımız ortaktır…

Cengiz Bey, sonraki yıllarda Türkiye’ye birçok defalar geldi. Bizim de birkaç kere onunla görüşmek, konuşmak fırsatımız oldu. Fakat onu sağlığında Kırgızistan’da görmek mümkün olmadı. Biz Kırgızistan’a gittiğimizde o hep dışarıda idi. On yıl önce kaybettiğimiz büyük yazarımızın mezarını bundan beş sene önce ziyaret edip, Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni münasebetiyle Fatihalar okuduk, onu rahmetle yâd etik.

Mankurt/mankurtlaşma Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel (Başka bir tercümesi: Gün Uzar Yüzyıl Olur) adlı eserinde ortaya konulan bir kavramlardır. Sömürgeci, istilacı güçler bir ülkenin çocuklarını, başlarını yaş derilerle sararak kızgın çöl güneşi altında bırakırlar. Bu deriler kurudukça kafaları sıkıştırır. Kafaları sıkıştırılan çocukların beyinleri küçük kalır, zihnî melekeleri de gelişmez.

Bu tip, aslında tüm sömürülen dünya için söz konusu. Sömürgeciler sadece kendilerine itaat eden, emirlerini anlayan bir insanlık istiyor. Biz düşünelim, biz yapalım, diğerleri bize hizmet etsinler... Elbette, mankurtlaştırmanın en kabası, bu deri sarılarak yapılanı; sayısız mankurtlaştırma usulü var.

Romalıların biz düşünürüz, kölelerimiz çalışır sözünde olduğu gibi...

Cengiz Aytmatov, Türk dünyasının zihin kodlarına işleyen bir konuyu Gün Olur Asra Bedel romanında kavramlaştırdı: Mankurtlaşma! Bu kavramlaştırma onu alelade bir romancının ötesinde, bilge bir edip olarak hafızamıza yerleştirdi.

Gün Olur Asra Bedel’de yazar geçmişle romanın yazıldığı zaman arasında sürekli gider gelir. Dün aslında bugündür! Nayman Ana, mankurtlaştırılan oğlunu kurtarmak için umutsuz bir mücadele içindedir. Mankurtlaşan oğlu artık onu tanıyacak ve sözünü dinleyecek durumda değildir, bir ok darbesiyle kendisini kurtarmak isteyen annesini öldürür...

Mankurtlaştırılmak için ille de kafasına ıslak deve derisi sarılmak gerekmez. Fizikî mankurtlaştırma bir efsane olabilir, manevisî ise her an yaşanabilecek bir gerçekliktir.

Mankurt, sadece sahibinin emirlerini yerine getiren bir köledir. Ne ana, ne baba, ne kardeş ve de vatan, millet tanır. Sadece ve sadece verilen emirleri dinler, buyruklara itaat eder. Muhakeme yapamaz, iyiyi doğruyu tefrik edemez.

Cengiz Aytmatov, mankurt efsanesini gününe getirir: Nayman Ana'nın gömüldüğü mezarlık uzay üssü yapılmıştır. Kazgangap buraya gömülmesini vasiyet etmiştir, oğlu Sabitcan ise babasının cenazesine zorla gelmiş; bir an önce törenin bitmesini istemektedir. Üsse yaklaşan cenaze alayını durduran nöbetçiler, buranın askerî bölge olduğunu söylerler. Nöbetçi subay Kırgız kökenli bir delikanlıdır. İlk sözü: "Yoldaş, Rusça konuş" olur...

Beyin daraltma yalnızca fiziki olarak yapılmamaktadır. Kafamızda bizi sıkan deri yok; ama zihnimizi daraltmak için yapılan ameliyeler var. Harf değişiklikleri, dile, kelimelere müdahaleler, kendi klasik metinlerine vakıf olamadan yabancı metinlerle karşılaştırılma...Bunlar da mankurtlaştırmanın başka türlü̈ tezahürleri!

Esas olan mankurtlaşmanın zeminlerini kurutmaktır. İrademizin sahibi olacağız, hür düşüneceğiz, fiilimizin yönünü kendimiz tayin edeceğiz. Gerektiğinden karşı koyma hakkımızı kullanacağız.

 

Mankurt kavramı sözlüklerimize giriyor. Doğan Büyük Türkçe Sözlük’te mankurt, mankurtlaşma, mankurtlaşmak, mankurtluk kelimeleri şöyle anlamlandırılmıştır:

mankurt. [i.mung-bung/bun, bunama veya mankafa ile ilgisi olduğu tahmin ediliyor] Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel romanında kullandığı bir kavram. Köleleştirilerek kendi halkına karşı kullanılmak istenen kişinin kazınmış başına ıslak deve derisi sarılır ve böylece elleri kolları bağlı olarak kızgın güneşe bırakılır. Deve derisi kurudukça başı sıkar ve beyni küçültür. Böyle bir kişi sadece emirleri yerine getiren bir köle hâline gelir.

mankurtlaşma. [i.] Mankurtlaşmak fiili.

mankurtlaşmak. -ır[g.siz f.] Sadece sahibinin emirlerini yerine getiren köleye dönüşmek, mankurt haline gelmek.

mankurtluk. [i.] 1. Mankurt olma hâli. 2. Mankurt yakışır hareket.

 
Etiketler: Cengiz, Aytmatov'un, dünya, literatürüne, armağan, ettiği, kavram:, Mankurtlaşma,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
10 Kasım 2021
“Hayat”ımıza kim kastediyor?
130 Okunma.
05 Kasım 2021
“Hazar Baba, yıldırımlar çakanda!”
181 Okunma.
04 Kasım 2021
Elaziz’de üç güneşli gün-3 Şehirde öncü bir vakıf!
190 Okunma.
04 Kasım 2021
Elaziz’de üç güneşli gün-2 Güne düştüm, güne düştüm!
164 Okunma.
02 Kasım 2021
Elaziz’de üç güneşli gün-1 Harput'un Yokuşuna-Fırat’ın Akışına…
171 Okunma.
06 Eylül 2021
Fuat Köprülü’nün, yahut da ilmin 1930’lardeki trajedisi neden yazılmaz?
380 Okunma.
04 Ağustos 2021
Yazı, Yazarlık, Modern Zamanlarda Yazar
337 Okunma.
03 Ağustos 2021
Tesettür, örtünme, başörtüsü…
249 Okunma.
14 Kasım 2020
Bir kitapla karşılaşmak
1567 Okunma.
03 Kasım 2020
Türkçe şiirle kurtulacak!
672 Okunma.
26 Ekim 2020
Büyük putun cilâsı dökülüyor!
555 Okunma.
20 Ekim 2020
Azerbaycan neden yalnız?
655 Okunma.
01 Ekim 2020
“Türkler müslüman değildir” diyen kâfirlerin buyruğuna girmiştir!
511 Okunma.
29 Eylül 2020
Yunanistan, Ermenistan ve İsrail üçgeni
536 Okunma.
31 Ağustos 2020
“Bülbül”ün öztürkçesi ne?
622 Okunma.
11 Ağustos 2020
İstanbul yüzleşmesi!
708 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
768 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
677 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
692 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
811 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
628 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
628 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
760 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
869 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
1019 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
785 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
907 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
1132 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
847 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
759 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
808 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
1347 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
804 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
852 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
890 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
785 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
840 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
823 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
843 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
871 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
844 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
882 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
826 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
996 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
871 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
766 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
797 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
1149 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
844 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
862 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
1121 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
1045 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
952 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
880 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
926 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
846 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
1001 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
1067 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
918 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
848 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
1307 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
980 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
874 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
946 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
1017 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
1042 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
815 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
984 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
916 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
1221 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
962 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
1459 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
1130 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
1151 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
1250 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
1193 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
926 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
1260 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
1186 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
1110 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
1108 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
1433 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
1395 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
1174 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
1281 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
1306 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
1326 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
1391 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
1326 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
1405 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
1283 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
1345 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
1408 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
1328 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
1502 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
1327 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
1429 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1452 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
1326 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
1299 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
1259 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1469 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
2375 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
1401 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1460 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
1415 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1749 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1579 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1515 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
2250 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1728 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1723 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
2262 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1863 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1738 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1849 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1595 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1946 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1793 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1751 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1646 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1684 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1647 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
2351 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1816 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1949 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
2243 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
2004 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
2078 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
2457 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2525 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1953 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1989 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1642 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1944 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1925 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1878 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1796 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1833 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1968 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1788 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
2006 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1808 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1974 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1736 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
2001 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1846 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2565 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
2003 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
2094 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1905 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
2005 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1989 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1973 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
2133 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1985 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
2008 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
2353 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
2154 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
2095 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
2126 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
2090 Okunma.
Haber Yazılımı