Pazar, 23 Temmuz 2017

“Güzel Erzurum”, Er-Vak Başkanı Erdal Güzel tarafından Erzurum üzerine yazılmış hoş bir kitap olup, Şubat 2015’de Dergâh Yayınları arasından çıktı. Kitabın adıyla Yazar’ın soyadının birbiriyle örtüşmesi de ‘güzel’ olmuş. Çünkü Erzurum, güzeldir.

Uzun yıllardır Erzurum üzerine yazılar yazan Erdal Güzel, bu kitabıyla Erzurum kültürüne önemli bir katkı sağlamış bulunmaktadır. Kitapta anlatılanların birçoğu, yaşanıp gittiği için yaşayanlar tarafından bile unutulmuş olan, pek çoğu da yeni nesiller tarafından neredeyse hiç bilinmeyen hususlardır. Bu bakımdan kitap, orta yaş ve üzerine geçmişi hatırlatmak, orta yaş altındaki genç nesillere de Erzurum’un eski günlerini, bazı mahallelerini tanıtmak açısından fevkalade önemli.

Kitap piyasaya çıkar çıkmaz aldım ve Yazar’ın, Önsöz’de de belirttiği gibi “… bir heyecan oluşturması…” dileği, bende aynen gerçekleşti ve kitabı, oluşturduğu heyecanla süratle okudum. Çocukluğum ve ilk gençlik günlerim gözümün önünde canlandı. Kitabın tanıtımını hemen yapmak istememe rağmen işlerimin yoğunluğundan dolayı biraz gecikme oldu. Ama kısmet bugüneymiş diyelim.

Kitapta ağırlıklı olarak anlatılan yerlerin başında Ayazpaşa Mahallesi geliyor. Erdal Güzel’in çocukluğu bu mahallede geçmiş ve Yazar, kendisi, ailesi, komşuları, çocukluk arkadaşlarıyla birlikte bu mahallede yaşadığı günlerden hafızasında ve hatırında kalanları, gerek o günlerdeki gerekse sonraki zamanlardaki gözlemleriyle birleştirerek tadına doyulmaz bir şehir kitabına dönüştürmüş.

Mahalledeki her sokağı, bu sokaklardaki evlerin konumlarını, bu evlerde kimlerin yaşadıklarını, ne işle meşgul olduklarını okudukça, doğrusu bu kadar ayrıntının hafızada tutulması beni hayretten hayrete sürükledi. Üstelik kitapta yer verilen konular, öyle sadece kişilerin isimleri verilerek geçiştirilmiş değil. Her anlattığı ailenin en tebarüz etmiş özellikleri, yaşadıkları olaylar vs. en ince teferruatına kadar anlatılmış. Anladım ki Erdal Güzel, bir anlamda unutulmaya yüz tutmuş şehrimizin yakın tarihini gelecek kuşaklara aktarma vazifesini üstlenmiş. Sözgelimi şu an Erzurum’da ikamet eden nüfusun belki yarıdan fazlasının adını bile duymadığı Rasim Erverdi’yi anlatışı buna bir örnek olarak verilebilir. Erdal Güzel, babası Mehmet Güzel’in Asri Mezarlığı gezerken kabrini gösterip “sakın yerini unutma” diye tembihlediği Rasim Efendi hakkında çok hoş şeyler anlatmış. Bunları da araştırıp, yazdıklarını onu tanıyanlardan öğrendiğini kitabında belirtmiş. Başkalarından öğrendiklerinin yanında bizzat babasından dinlediği hikâye de beni çok etkiledi. Erdal Güzel’in annesi hastalandığında babasının erkek doktor getirmek hususunda tereddüdü olduğunu, çarşıda rastladığı Rasim Efendi’nin, konu hakkında hiçbir bilgisi olmadığı halde kendisine “doktor namahrem değildir” diye söylediğini ve bunun üzerine doktoru alıp eve götürdüğünü okuyunca, Rasim Efendi hakkında bildiklerime bir yenisini daha eklemiş oldum.

Mahallede bulunan çeşmeler, hamamlar ve benzeri kültür varlıkları anlatılırken, sadece maddi yapılar değil, o yapıyı ilgilendiren gelenekler, örf ve adetler de ayrıntılı bir şekilde anlatılmış. Sözgelimi Kırk Çeşme Hamamı’nı anlatırken, düğün öncesi yapılan gelin hamamı, güvey hamamı, lohusa hamamı gibi geleneklerden, bayram öncesi gidilen arefe günü hamamlarından, sünnet edilen çocukların sünnetten önce götürüldükleri hamam geleneğinden bahsediyor.

Erdal Güzel, daha sonra ölmeye yüz tutmuş olan bakırcılığın geçmiş dönmelerdeki şaşaalı günlerinin geçtiği Bakırcılar Çarşısı’nı konu başlığı olarak ele alıp anlatmış. Bu bölümü okurken Mitat Enç tarafından yazılmış olan Uzunçarşı’nın Uluları isimli kitap aklıma geldi. Erdal Güzel, bakırcılığın revaçta olduğu dönemlerdeki Bakırcılar Çarşısı esnafını tek tek tanıtmış. Çarşıya girişte ilk dükkan olan ve saatçilik yapan Şefik Usta’nın Facit marka hesap makinasını tamir ettikten sonra iş değiştirip hesap makinası tamirciliğine dönüşü gayet güzel anlatıldıktan sonra bu ustanın, aynı zamanda irfan sahibi biri olduğundan da söz edilmektedir. Tabii ki bakırcılıkla ilgilenilen bu çarşıda asıl anlatılması gereken bakırcılık zenaatı, en iyi şekilde anlatılmış.

Kitapta Balyoz Sokak, Cumhuriyet Caddesi, Erzincan Kapısı, Mumcu Caddesi ve Tahtacılar’da Mazinin İzleri başlıklarıyla farklı konular, benzer anlatım tarzıyla ifade edilmiş ve böylece mekânlarla ilgili kısımlar tamamlanmış.

Sonraki sayfalarda kitabın heyecan dalgası, okuyucuyu farklı bir mecraya götürüyor. Dadaşın Kır ve Seyir Sefası’nda Erzurumluların geçmişte nasıl kır sefası sürdükleri; Dadaşın Tütün Sevdası başlığında ağızlık ve tütün tabakası, tütün kağıdı ve tütünle ilgili gözlemler; Erzurum’da Çocuk Oyunları bahsinde eski zamanlardaki çocukların oynadığı oyunlar ve oynanış biçimleri keyifli bir üslupla anlatılmış. Ramazan’la ilgili iki yazıda eski Erzurum ramazanları, Kurban Bayramı konuları ele alınmış. Son olarak da Erzurum’un Medreseleri, Vakıfları ve Kütüphaneleri anlatılmış.

Bahsini ettiğim konular, sanırım kitap hakkında yeterli malumat içeriyor. Bundan sonrasından bahsetmek, kitabı okumak isteyenlerin okuma keyfine halel getirir. Bu nedenle bu kadarla iktifa ediyorum.

Ben kitabı keyifle okudum, eminim ki pek çok kişi de okurken aynı hazzı almıştır. Sözümüz henüz kitabı okumamış olanlaradır. “Güzel Erzurum”, içinde bulunduğumuz Ramazan ayında, keyifle okunacak bir kitap özelliği taşıyor. Henüz okumamış olanlara, Ramazan’da bu kitabı değerlendirmelerini tavsiye ediyorum.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile