Salı, 25 Nisan 2017

Değerli okuyucularıma, değerli şair-yazar İsmail Bingöl’e ait iki kitabın tanıtımını yapacağım.

 

Bunlardan biri ATALAR MİRASI GÖNÜL YARASI TÜRKÜLER, diğeri de EY KELİME… VE EY SES… adlarını taşıyorlar. Her iki kitap da Ülke Yayınları arasında 2014 yılının Mart ayında yayınlandı.

Kitapları, İsmail Bingöl uzun yıllardır yazdığı ve üzerinde çalıştığı denemelerini bir araya getirip, yeni eklemelerle oluşturdu.

 

“Atalar Mirası Gönül Yarası Türküler” kitabı, adından da anlaşılacağı gibi türkülerimiz üzerine yazılmış yazılardan oluşuyor. İlk yazı da “Bir Türküdür Yakan Yüreğimi” başlığını taşıyor. Türkü, aslında Türkî kelimesinin biraz değiştirilerek Türkü haline getirilmesiyle elde edilen bir terim; Türk’e ait, Türk’ün duygularının terennümünü anlatan ezgili söz demek. Kimi türkülerimiz, dinlerken neşelendirirken kimileri düşündürür, kimileri de ağlatır, yazarının da dediği gibi yüreğimizi yakar, kavurur; gözlerimizden yaşlar döktürür. Hangi türkü, dinleyenin yüreğini yakar, gözünü yaşartır?

İsmail Bingöl, kitabındaki ilk yazısında bu yürek yakan türkü hakkında şunları söylüyor: “Her dinlediğimde beni böyle yakan, kavuran, yıllar öncesinin sıkıntılı, acılı, çileli günlerinin hayalimde canlanmasına yol açan, bir türkünün sözleri, yürek dağlayıcı nağmeleridir. İçli mısralarında, yanık nağmelerinde koca bir tarih saklı… Hem öyle bir tarih ki, sayısız insanın hayatına mal olmuş, bir o kadar insanı da kocasız, babasız, oğulsuz, kardeşsiz bırakmış…” (s. 7)

Tarihimizde pek çok zaferlerimiz olduğu gibi, kazandığımız halde hezimet gibi görünen olaylar da yaşamışız. Bunlardan biri Yemen’de giriştiğimiz savaştır. Yemen, Osmanlı Devleti’nin yönetimindeyken, yaklaşık yüz yıl önce savaşmak için oraya gidip de dönemeyenlerin yakınları tarafından üzerine çokça türküler yakılan bir diyardır. İşte bu türkülerden biri de Erzurum’da söylenmiştir. Yemen savaşı, aradan geçen uzun yıllara rağmen hepimizin kalbinde yaradır; bu türkü her söylendiğinde yüreğimiz hala yanar kavrulur.

Yemen’de olup bitenlere yüreği şair hissiyatıyla yananlardan biri olan Bingöl, bu yazısında ve bundan sonraki “Yemen Yolu”başlıklı yazısında “Mızıka çalındı düğün mü sandın?/Al yeşil bayrağı gelin mi sandın?/Yemen’e gideni gelir mi sandın?” türküsünün okunuşu esnasında hissettiklerini anlatıyor.

Sonraki iki yazıolan “Ordan Selam Edin Yare Turnalar”, “Türkülerimiz, Türkücülerimiz” ise genel anlamda türkülerimizin felsefesini buluyoruz.

Bu bölümdeki yazılarda Yazar’ın, çeşitli konulardaki düşüncelerini ve duygularını, kitap boyunca türkülerle bağlantılandırarak anlatmaya çalıştığı görülüyor. Bazen seyrettiği bir filmde okunan türküden hareketle filmin eleştirisini yapan Yazar, bazen yine bir film aracılığıyla türkünün farklı memleketlerde söylenen versiyonlarından, eleştirmenlerden yaptığı alıntılarla söz ediyor. Sözgelimi ‘Erzurum Çarşı Pazar’, bilinen adıyla ‘Sarı Gelin’ türküsü bu tarzda ele alınmış bir türkü. Türkünün Erzurum türküsü olduğunda şüphe bulunmadığını çeşitli kanıtlarla ortaya koyan İsmail Bingöl, bu türkünün müziğinin, Erzurum’dan ayrılıp giden Ermeniler tarafından götürüldüğünü ve oralarda da söylendiğini ve bunların doğal etkileşimler olduğunu belirtmektedir. Fakat Yazar’a göre “asıl doğal olmayan, özellikle sözleriyle Erzurum türküsü olduğu açıkça belli olan bir kültür mirasının, zorla başkalarına mal edilmeye çalışılmasıdır.” (s.62) Hepimizin müşteki olduğu bu hususu, İsmail Bingöl, en iyi şekilde dile getirmiş.

Erzurum’un çok ünlü türküsü ‘Hüma Kuşu’ da kitapta ele alınan türkülerden biri. Bu türküde geçen efsane kuş Hüma’nın gölgesinin türkünün üzerine de düştüğü için türküye ad olan kuş gibi türküsünün de ‘efsaneleştiğini’ belirten Bingöl, “Bir Efsane Türkü” başlıklı yazısında, bu türküyle ilgili çeşitli şair ve yazarların düşüncelerine yer veriyor. İşte onlardan biri, Fethi Gemuhluoğlu’nun Almanya’dayken Ahmet Kabaklı’ya yazdığı bir mektuptaki ifadelerinden alınmış: “Siz bizim oraların mayalarını bilirsiniz Aziz Kabaklı, beni ağlamaklı eden bir türkü ‘Hüma Kuşu yükseklerden seslenir’ türküsüdür.” (s. 69)

Kitapta çok farklı başlıklar altında türkülerle ilgili harikulade yazılar var. İşte onlardan bir kaçı: “Türkülerde Yaşayanlar”, “Eski Zaman Türküleri”, “Sevda Sözleri Yazmalıyız Hayatımıza”, “Gönül Gurbet Ele Varma”, “Ağam Nerden Aşar Yolu Yaylanın”, “Toprağın Vatan Oluşu veya Allahuekber’deki Binlerce Şehit”, “Feleğe Bir Sitem veya Emrah’tan Bir Nida”, “Bir Türkü Yüzünden Düşmüşüm Acılara” ve kitaba adını veren “Atalar Mirası Gönül Yarası Türküler”. Bunlar, başlıklardan bazıları. Daha birçok yazı var. Her biri kısa kısa ve okudukça okuyası gelen denemeler bunlar.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile