Cuma, 21 Temmuz 2017

Zaman, su misali çabucak geçip gidiyor. Yavaşlatmak kabil değil, durdurmak imkânsız. Çocukluğumuzda saatler ilerlemez, günler geçmek bilmezdi. Aylar sanki yıl, yıllar ise asır gibiydi.

Lakin şimdi öyle değil. Zamanı harcatacak her şey var. Eskiden zamanın çabuk geçmemesinin nedeni, telefon, televizyon, internet gibi iletişim vasıtalarının bulunmamasıydı; ama şimdi bunlara bulaşınca vaktin nasıl geçtiğini bir türlü anlamıyoruz. Bu bakımdan yıllar bile göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor.

Geçtiğimiz yıl kurbanlarımızı kestiğimizde bu yıl da ilkel usullerle kestik, gelecek yıla Allah Kerim demiştim. Soyulan deriyle birlikte etin her yanı kıl olmuştu. İçimize sinmeyen bir kurban daha kesmiş ve ümitlerimi bu yıla taşımıştım. Aradan tam on bir ay geçti; çok değil on beş gün sonra bu yılın Kurban bayramı telaşı başlayacak. Kimileri kurban satma, kimileri de alma heyecanı yaşayacak. Yine şehrin muhtelif yerlerinde binlerce kurban görülecek, her taraf hayvan pisliğiyle kokuşacak, kurban alırken herkesin ayağı, üstü başı berbat olacak.

Kurban telaşı güzel, hoş da,sıkıntı kurbanı uygun ve temiz ortamlarda almak, saklamak ve temiz bir şekilde kesmekte. Geçen yıl Kurban bayramı sonrasında ‘Kurban ve Düşündürdükleri’ başlıklı bir yazı yazmış ve modern usullerle ne zaman kurban kesebileceğimizi sormuştum. Eskiden kurbanlar, evlerin bahçelerinde, sokaklarda, caddelerde kesiliyordu ve çok çirkin görüntüler ortaya çıkıyordu. Bu görüntülerin olmaması için yasaklar getirildi. Ama yanlışı yasaklamakla problem halledilmiyor. Yasağı ortadan kaldıracak önlemler alınmadıkça, yasaklar sadece kağıt üzerinde kalıyor. ‘Kurban sahipleri kurbanlarını mevcut mezbahalarda kessinler’, denilebilir. Nitekim biz de birkaç kez bu yolu denedik. Ama mezbahaların sayısı ve kapasitesi belli olduğu için sabahın köründe gittiğiniz mezbahadan ancak akşama doğru ayrılabiliyorsunuz. Buralar yetersiz kaldığı için de bazı kurumlar, vakıflar, yurtlar, kesimhanelerini halka açıyorlar ama bu da yeterli olmuyor. Ama bunların hiç biri de kurbanın sorunsuz geçirilmesine yeterli olmuyor. Kurbanınız kesiliyor, ama personel azlığı nedeniyledört parçaya ayrılıp size teslim ediliyor. Gerisini sizin halletmeniz isteniyor. Kurbanlar, sağlıklı ve temizlik şartlarına göre kesilemiyor. Sıra beklememek için bu kez kurban sahipleri, kurbanlarını yakın köylerde kesmeyi deniyor. Ama bu daha sağlıksız şartları beraberinde getiriyor.

Kurban kesmek, mali bir ibadettir. Her ibadet gibi kurbanın da gönül hoşnutluğuyla icra edilmesi gerekmektedir ki ibadet gerçekleşmiş olsun. Ama kurbana bir ay kala beni yine karakuralar basmaya başladı. Kurbanı nasıl alacağız? Nasıl keseceğiz? Nerede keseceğiz? Kim kesecek? Hadi kesildi nasıl parçalayacağız????? Yani daha şimdiden dertlerimiz başladı. Şimdiden gönlüm kararıyor. Oysaki kurban kesmek, başlı başına bir sevinç kaynağı olmalı, yılda bir kere yapılan bu ibadet, gönül hoşnutluğuyla yapılabilir bir hale getirilmelidir. Bunu kim sağlayacak? Elbette ki şehrimizin emini olan belediyeler.

Şimdiye kadarki yönetimler, maalesef bu konuyu çözmek için ciddi girişimlerde bulunmadı. Yeni Büyükşehir Belediye yönetiminden beklentiler arasında bu konu da var. Şimdi merak ediyorum. Acaba değişen yönetimlerin programlarında şehrimizde kurban kesim alanları oluşturmak için gerekli çalışmaların yapılacağıyla ilgili bir madde var mı? Varsa bir ay sonra idrak edeceğimiz Kurban bayramı için belediyelerimiz gerekli tedbirler üzerinde düşünmeye başladılar mı? Bu yıl kurban kesecek olanlar, iç huzuruyla kurbanlarını sorunsuz bir şekilde kesebilecekler mi? Kurban, sorun olmaktan çıkıp ibadet haline gelebilecek mi?Semtlerde modern kurban kesimhaneleri kurulacak mı? Yoksa bu yıl yeniyiz, daha alışma dönemindeyiz, bu konuyu önümüzdeki yıllarda düşünmeye ve planlamaya başlayacağız diye mi düşünülmekte. Bunların hepsini Kurban bayramında görüp anlayacağız. Gönlüm istiyor ki Erzurum’da modern kesimhanelerin kurulmasına şimdiden başlansın. Ekipler kurulsun. Yorulan kasapların yerini zinde kasaplar alsın ve Erzurumlular, bayramı bayram gibi yaşasın.

Geçtiğimiz yılki yazımda örnek bir belediyeden söz etmiştim. İstanbul Başakşehir Belediyesi, modern kesimhanesiyle bütün televizyon kanallarında ana haberlere konu olmuştu. Ben de TV’lerden görerek yazımda bahsetmiş ve Başakşehir başarabiliyorsa Erzurum da başarabilir diye yazımı sonlandırmıştım.

Aradan bir yıl geçti. Göz açıp kapayana kadar geçti ama tam üç yüz altmış beş gün gibi koca bir yılı geride bırakmak üzereyiz ve yine bir Kurban bayramının arefesine yaklaşıyoruz. Bir yıl az bir zaman değildir. Çok işler yapılır. Çok şey yaptığınızda çabuk geçer, ama bir şey yapmazsanız çok uzun bir zaman gibi olur.

Şimdi ben, inşallah her türlü tedbir alınmış da benim haberim yokmuş diye özür dileyen taraf olurum diye umut ediyorum. Yani ben bu satırları yazarken, inşallah boşuna yazmış olduğumu bir ay sonra anlarım diye içimden geçiriyorum. İnşallah kesimhaneler tam tekmil hazır vaziyettedir de ben bilmediğimden dolayı bu yazıyı yazmışımdır diye içimden geçiriyorum.

Temiz kurbanlar kesebilmek umuduyla şimdiden hayırlı bir Kurban bayramı diliyorum.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile