Salı, 25 Nisan 2017

Yıllar önce kullandığım bu ifade zaman zaman “cuk” diye oturur meramımı anlatmaya.

Evet, bazıları için gün 25 saattir, o bir saati adeta başkaları hediye eder ya da yaşatır o kişiye…

Son yıllarda siyasi arenada yaşananlar da bana bu deyimi hatırlatıyor.

Ve diyorum ki, “AK Parti ne kadar şanslı…

Muhalefet liderlerinin yaptıkları gaflar bir tarafa, durup durup öyle laflar da ediyorlar ki, parti tabanındakilerin bile şaşkın kalışlarının farkında bile değiller… Karşı tarafın kurt politikacıları da bu malzemeyi anında değerlendiriyor ve günlerce kullanıyor…

Erzurum’da bir laf vardır: “Devamsızı cehenneme atmışlar, demiş ki; vışş buranın oduni kömüri nerden gelir?”

Gerçi Meral Akşener’in özetle ifade ettiği gibi, “Türkiye’de muhalefetin iktidar olma gibi bir beklentisi yok…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, meşhur gaflarıyla diğer siyasi liderleri geride bırakırken, son zamanlarda hayli artan altı çizilesi laflarıyla hem kendini hem partisini yıpratıyor hem de iktidar partisi ya da diğer siyasilere iyi malzeme oluyor.

Seçim çalışmalarında “İzmirlileri Haliç’te yüzdüreceğini” ifade eden Kılıçdaroğlu’nun gaflarını saymakla bitiremezsiniz.

İslam düşünürü Hz. Ali…”

“Ben Nurtepe'yi de Kâğıttepe'yi de iyi bilirim" deyip, üstüne bir de Kâğıthane'de ev kiraladı..

Mustafa Kemal'den korkmuyorsun, utanmıyorsun diyelim, bari Allah'tan kork!…”

Ekmeği 40 kuruşa satacağım, kuyruğu kaldıracağım" dediğinde, ekmek zaten 40 kuruştu…

Çocukluğumda Lefter'in kaleciliğinden etkilenip Fenerbahçeli oldum…” itirafında forvetin kralı, 1953-54 sezonunun gol kralı Lefter’i kaleye koymuştu…

Mersin Güneydoğu'nun İncisi…” derken, Akdeniz bölgesindeki kooca Mersin’i Güneydoğu’ya itelemişti..

Zonguldak’ta, "Hiçbir Allah'ın kulu çıkıp da, 7 Haziran sonrası CHP iyi bir politika izledi diyemez, eğer vicdanı varsa…" gafı salondakiler tarafından düzeltilmeye çalışıldıysa da algılayamadı garibim ve bu söz de gaf hanesine yazıldı…

Sakarya Mitinginde, kürsüye çağırdığı belediye başkan adayı için “Sizin için çalışacak… Bu meydanın altını otopark yapacağım diyor, trafik sorununu çözeceğim diyor…” derken, üzerinde bulunduğu kent meydanındaki alanın altının otopark olduğundan da haberi yoktu…

Tansu Çiller’e tutuklama kararı çıkmış” şeklindeki MİT’çileri Çiller yapan iş kazası notunu eklemezsek, bu gaflar böööyle uzayıp gidiyor.

Aslında Türk siyasi hayatına vergili bu tür gaflı siyasetçiler… Rahmetli Demirel, Ecevit, Özal’ların, Tansu Çiller’in, Mesut Yılmaz’ın da meşhur gafları var. Yıldırım Akbulut’un şahsına münhasır ses tonu ve vurgulu söylemleri fıkra makalelerine kitaplarına konu oldu yakın tarihte…

Ancak usta siyasetçilerin bazıları gaflarını toparlamasını bildiler, bazıları ise kıvırmasını becerdi. Ama Kılıçdaroğlu’nda bu yok… Gaflar bir yana, bazen öyle laflar ediyor ki, bırakın düzeltmeyi, altını da çizdikçe çiziyor ve tabandaki halis muhlis CHP’liler bile bunu anlamakta güçlük çekiyorlar.

Katıldığı bir toplantıda, “Yeni Türkiye” ile “Atatürk Türkiyesi”ni kıyaslayan Kılıçdaroğlu, “Ülke 1930’lu yılların tek parti döneminden daha kötü” dedi ve bu söylem bir özeleştiri olarak kaldı…

Karaman’daki son derece çirkin olaydan sonra “Aileden Sorumlu Bakan da zaten birilerinin önüne yatmış vaziyette, o da konuşmuyor…şeklindeki ifadelerle eski Bakan Sema Ramazanoğlu’nu eleştirirken hayli tepki almıştı…

Isparta’daki konuşmasında “Ben maliyeciyim, nasıl para götürüldüğünü iyi bilirim…” sözcükleri, ucu bucağı açık bir cümle, nereye çekseniz oraya giderdi.

Kılıçdaroğlu, "Darbe hukukuyla beraber ele alacaksak anayasayı değiştirelim. Darbe hukuku kalsın, biz bu anayasayı değiştirelim; ne için? 'Başkanlık sistemini getireceğiz. Bir kişi konuşacak, Türkiye susacak. Bir kişi konuşacak, hakim ona göre karar verecek. Bir kişi konuşacak, ona göre milletvekili listeleri hazırlanacak. Böyle bir başkanlık sistemini kan dökmeden bu ülkede gerçekleştiremezsiniz. Açık ve net" ifadesini Van’da, partisinin il başkanları toplantısında da tekrarladı ve sözlerinin arkasında durdu…

Ve geçtiğimiz günlerde, katıldığı bir televizyon programında, “Biz hapiste hasta yatan PKK’lıya da gittik, DHKP-C’liye de gittik, kader kurbanı olana da gittik, diğer islami kesimden kendisini tanımlayıp, hapiste yatan sağlığı zor olan insanlara da gittik. Çünkü hapse giren insanın koruması devlettir ve devletin güvencesi altındadır, hiç ayrım yapmadık…” derken, sözün nerelere gittiğinin farkında bile değildi galiba.

Öyle ki, Kılıçdaroğlu artık şehit cenazelerine giderken, (asla tasvip edilmeyen mermi bırakılma saçmalığı bir kenara) ciddi tepkiler almaya başladı, partisi de protestolara maruz kalıyor… Yanında saf tutmak istemeyen vatandaşlar bile ekranlarda görülmeye başladı.

Tüm bunlar kimin işine geliyor?

İşte o bir saat var ya…

Yürü AK Parti, şimdilik rakibin yok…

Ama geçtiğimiz günlerde otobüsün üstüne çıkan bir hanımın, özellikle merkez sağda ciddi bir boşluk gördüğünün altını çizmeden geçemeyeceğim…

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile