Perşembe, 29 Haziran 2017

Bizim jenerasyonun çok iyi hatırlayacağı gibi, eskiden ilçemizin girişinden geçip hemen hemen ortasından bölen Pulurçayı kışın şiddetli aylarında buzla kaplanır, tüm mahallenin çocukları üzerinde kızakla veya naylon leğenlerle yada lastik ayakkabılarla kayardı.

Buzun incelip, çatladığı ve damar,  damar çatlarken çıkardığı çıtırtılı ses hepimizi heyecanlandırırdı. Derinliğini pek tahmin edemediğimiz suya düşme korkusu bizde baş döndüren bir adrenalin patlaması yaşatırdı. Neyse konum o günleri anlatmak değil, meramım insanın yaşının ilerlemesiyle nasıl en zevkli ve bir o kadar en renkli hatıralarının bile filozofane hatırlatmalarını sizlerle paylaşmak.

Hepimiz buz üzerinde bir hayat yaşıyoruz, Pulurçayının inceliği ve kalınlığı hakkında bilgimizin olmadığı gibi dahası onu düşünemeyecek kadar oyun ve eğlenceye daldığımız gibi, hayatı da öyle yaşıyoruz.

Çoğunluğumuz, ayaklarımızın altında ki hayat çatırdamaya, damar, damar kırılmaya doğru gittiğini, her an kırılması muhtemel ve derinliğini bir kez bile düşünmediğimiz soğuk kuyulara düşme gerçeğiyle karşı karşıya kalana kadar umarsız bir ömür yaşıyoruz.

 Ama artık hayat nehrinin ortasını geçmiş ve çatırtılar eşliğindeki arızalı çatlaklar hem ileriye hem de geriye doğru uzanmış, ne geriye dönüp terk ettiği sahile ne de ileriye gidip varmak istediği kıyıya ulaşma imkanı kalmamış, çaresiz pişmanlıklar cenderesin de buzun kırılacağı anı korkuyla bekliyoruz...

Bir çoğumuz ise, altında ki buzdan habersiz öyle hızlı ve gafilane bir hayat yaşıyor ki, ancak buz kırılıp en şen zamanında dondurucu sulara gark olunca, üzerinde tasasız, neşeyle yürüdüğü, oynadığı, plan ve programlarla hülyalara daldığı şeyin çok ince bir buz tabakası olduğunu anlıyor ama nafile, dipsiz kuyulara batıp gidiyor.

Pek az insan ise çocukluğumuz da korkaklıkla itham ettiğimiz, zevksiz, silik saydığımız, o her adımında dikkâtli olan, teenni ile hareket eden, karşı tarafa geçerken kılı kırk yararcasına temkinli, altındaki buzun her adımında ki çıkardığı sese kulak veren, karşıya ilerlerken en emin, suyun en sığ yerini kestirebildiği kadarıyla seçerek, şayet kırılırsa kurtulmanın alternatiflerini düşünen o arkadaşlarımız gibi, hayat yolunda dikkatli buz üzerinde yürürcesine tedbirli ve şayet kırılırsa pişman olmayacağı donanımlara sahip bir hayat sürüyor.

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar ki korkmak insan olmanın, tedbirli olmanın alâmetidir. “ Korkmak asillere mahsus bir keyfiyettir, korkaklık ise sefaletin alâmetidir.”

Buz üstünde yürümekten en çok korkanlar suyun derinliğini, buzun ince ve kalınlığı hakkında en çok bilgisi olanlardır. Ve sahil-i selamete bilgi ve tedbirle, korkularına yaslananlardı.  Varabilenlerde yine onlardır.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


Palandöken Belediyesi
Aziziye Belediyesi