Perşembe, 27 Nisan 2017

 Devir sağ-sol devri şiddet, anarşi kol geziyor…

1970 – 1980 arası ülkemizde sağ – sol kavgalarının yoğun olduğu dönem. Erzurum ülkücü hareketin güçlü ve ağırlığının olduğu bir il. Hasankale (Pasinler) ve Ilıca( Aziziye) ilçeleri şehrin giriş ve çıkışının kontrol altına alındığı ana nizamiye kapıları. Yavuz Selim İlk Öğretmen Okulu, Haluk Pirimoğlu gibi bu günde bu camiada özgün ağırlığı olan ağabeylerimizin öğretmenlik yaptığı ülkücü gençliğe otağlık yaptığı bir okuldu.

Ilıca esnafımızdan tek partilik şeflik döneminden gelen alışkanlıkla CHP’liliğini sürdüren, CHP ile misyon ve ameli uyuşmazlığa rağmen abdestli, namazlı, mütedeyyin insanlardan olan rahmetli Terzi Hacı İlhan amca, ayakkabıcı rahmetli Aytekin amca ve kasap Hacı İsmet amca sırf CHP li oldukları halk arasında konuşlandığı için, zaman zaman Haluk Pirimoğlu önderliği ve organizesiyle Yavuz Selim İlk Öğretmen Okulu öğrencileri askeri yürüyüş nizamıyla marşlar eşliğinde Ilıca çarşısına gelinir bizim gibi merkezdeki ateşli gençlerin birleşmesiyle bu ve benzeri esnafların dükkanları taşlanırdı.

Tabi kalabalık grup dükkânların önüne gelmeden bu dükkan sahipleri sac kepenklerini çekip çoktan çarşıyı terk etmiş olurlardı bu vesileyle de kimsenin canı incinmediği gibi öyle ağır mal-i zaiyatlar da olmadan bir iki slogan ve nutuktan sonra herkes dağılırdı.

Biz ve bizim ağabeylerimizin kahir ekseriyeti islamı ameli boyut da pek yaşamamamıza rağmen, “ Kanımız aksada zafer İslamın “ veya “ Ya Allah! Bismillah! Allahuekber!” nidalarıyla kafir kabul ettiğimiz veya bizi öyle doldurdukları için öyle gördüğümüz bu dükkânlarını taşladığımız abdestli namazlı ve bir çoğu hacı ve hakikaten iyi insanlar olan bu kişilere reva görülen bu tavrın ne kadar tezat olduğunu o günde içim hiç kabul etmezdi. Birlikte kalabalık psikolojisi sebebiyle olsa gerek bu furyaya katılmamazlık da etmezdim.

Rahmetli dayımın memuriyeti sebebiyle Kars da olmalarından dolayı zaman zaman yaz tatillerinde gittiğimden Kars’ı ve oradaki sol hakimiyetine ve ülkücü gençliğin hakikaten bizlerle mukayese edilmeyecek kadar İslam’ı şuur ve cesaretle canları pahasına mücadele ettiklerine şahit olmuşumdur. Lise birde idim zannedersem yani l6/17 yaş civarları yine bir yaz tatilinde Kars’a dayımların yanına gidip beş on gün kaldıktan sonra meşhur Doğu Ekspresi ile Erzurum’a dönüyorum. Kompartıman da ben dahil altı kişiyiz.

 Hemen hemen hepsi orta yaşın çok üzerinde bana göre amca statüsünde adamlar. Yüzünde pek meymenet eseri görünmeyen o zamanlar komünistlerin rağbet ettiği ağızlarını tamamen kapatan bıyıklarıyla ağzı yok sade bıyığı varmış gibi bir portre çize abus çehreli bir:

-Eye ( Kars şivesinde, gardaş demek) sen haralısan?(yani nerelisen) Ben biraz da gençliğin vermiş olduğu pervasızlıkla:

-Erzurum’luyum. Dedim. Adam:

-Sen gurtcu ( Ülkü ocaklarının simgesi olan Boz kurt’u kastediyor) faşistmisin? Hem inanmışlığın vermiş olduğu cesaret birazda Erzuruma dönüyor olmamızın rahatlığıyla tabir caizse göğsümü gere gere:

-Hayrı ben gurtcuda faşistte değilim… Ben vatanını, milletini dinin seven bir ülkücüyüm… deyivermiştim.

Sonrası karşılıklı uzun hararetli tartışmalara dalmıştık. Benim bu pervasızlığım tipsizle birlik de diğerlerin,de kızdırmış ufak tefek tokatlar eşliğinde beni bayağı hırpalamışlardı. Sarıkamış molasından sonra tartışmalarımızın harareti iyice yükselmiş benim o kadar dayağa ve çocuk sayılacak yaşıma rağmen sinip, susmamam adamları çıldırtmış olacak ki belki birazda korkutmak amacıyla trenin camını indirip zaten cılız sayılacak bedenimi yarı belime kadar ayaklarımdan sıkıca sarılmak kaydıyla camdan sarkıtmışlar, ha bire : “ Eye faşistliği bırakacan mı? Yoksa seni atakmı aşağı…” bense gözü kara bir inatla pes etmemiştim.

Nihayet Erzurum’un şehir sınırını temsil eden Horasan’a girince hepsi süklüm büklüm oturmuş, zannedersem kendilerini korku bürümüştü. Hani dedik ya Hasankale şehrin giriş nizamiyesiydi. Hasankaleye girer girmez ülkücü gençler trene sloganlar eşliğinde binmiş kompartımanlar da kimlik kontrollerine başlamışlardı bile…

 Kısacası benim olduğum kompartımana gelince durumu anlatmıştım. O gün Ilıcaya kadar bana eşlik edip, yine ılıcaya kadar çoğu babamız yaşında olan o insanları tokatlıya tokatlıya yolculuğumuzu bitirmiştik.  Yani gide de gelmeye dediğimiz zalim yıllardı o yıllar..(Devam edecek)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile