301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
19 Aralık 2017 - Salı 16:59
 
VALİ AHMET HAMDİ NAYİR KANAL 43’E KONUK OLDU
Gündem Haberi
VALİ AHMET HAMDİ NAYİR KANAL 43’E KONUK OLDU

VALİ AHMET HAMDİ NAYİR KANAL 43’E KONUK OLDU
Kütahya Valisi Ahmet Hamdi Nayir, Kanal 43’te Eray Özden Akça’nın sorularını yanıtladı. 

Kütahya hakkındaki düşüncelerinden, kültür ve turizm potansiyeline, doğal güzelliklerinden yeraltı zenginliklerine, organize sanayi bölgelerinden serbest bölgeye, UNESCO Yaratıcı Şehriler Ağı’ndan yerli otomobile, 15 Temmuz gecesi yaşanılanlardan FETÖ ile mücadelede gelinen aşamaya dek gündeme dair konularda çok önemli açıklamalarda bulundu. 

Vali Ahmet Hamdi Nayir şöyle konuştu:

“KURULUŞUN VE KURTULUŞUN ŞEHRİ”

Bizler sathi bilgilere sahipken atandığımız yeri tanıdıktan sonra daha detaylı bilgilere ulaşarak daha farklı bilgiler ediniriz. Kütahya her şeyden önce farklılıkları, güzellikleri, özellikleri olan bir şehir. Hem coğrafi olarak, hem doğal olarak güzellikleri olan bir şehir. Yüzde 56 olan orman varlığıyla övündüğümüz ve sahip olduğu doğal güzelliklerin huzurunu insana yansıtan bir şehir. Aynı zamanda çok büyük zenginliklere sahip. Topraklarının altında 36 değişik madenin çıkarılabildiği farklı bir yer. Bu zenginlikleri hem ilimize hem de Türkiye’mize yaşatıyor. 9 ayrı yerdeki jeotermal kaynaklarıyla farklı bir yer. Her tarafa olan eşit uzaklıklarıyla övünüyoruz, bu bizim büyük bir artımız diyoruz. Bu birçok açıdan ilimizin tercih edilmesine sebep olan hususlardan birisi. Bu bizim artımız. Çok büyük nüfusa sahip olan yerlere ilimizin bu derecede yakınlık göstermesi ve artık ulaşım imkanlarının da ilimize kazandırılmış olmasıyla birlikte gelecek hakkında daha umutluyuz. Tarih ve kültür olarak baktığımızda da Kütahya’mız gerçekten büyük bir farklılık arz ediyor. 7 bin yıllık bir geçmişten bahsediyoruz Kütahya’da. Friglerden, Romalılardan, Bizanslılardan, Selçuklulardan, Germiyanoğulları Beyliği’nden, Osmanlı Devleti’nden kalan, kadim medeniyetlerin izleri bu topraklarda bizler için çok büyük bir zenginlik. Bu kadim medeniyetler burada kadim bir kültür de oluşturmuş. O unsurlar bugün de hala canlılığını koruyor. Çiniyi onlardan bir tanesi diye düşünelim. Musikimiz, yeme, içme alışkanlıklarımız, giysilerimiz bu kültürlerin devamı olan alışkanlıklar. Biz kuruluşun şehriyiz. Hayme Ana bizim misafirimiz, kabri bizim topraklarımızda. Aynı zamanda kurtuluşun şehriyiz. Bizim en büyük mücadelemiz olan Kurtuluş Savaşı’mızın da büyük izleri bizim topraklarımızda yer almış. Dumlupınar, Zafertepe bunların en güzel örneklerinden. Bu kadar güzel özelliği bir arada taşıyan bir ilin övünmesi hakkıdır. 

“İLİMİZİN TOPLUMSAL YAPISINI VE DOĞAL GÜZELLİKLERİNİ BOZMAMALIYIZ”

Güzel bir doğamız, güzel bir sosyal yapımız var. Ne yaparsak yapalım bu güzel doğamızı, sosyal yapımızı bozmadan bir yerlere ulaşmalıyız. Biz daha fazla sanayiyi ülkemize, ilimize kabul edecek pozisyondayız; ama ilimize gelecek yeni sanayiler bizim doğal yapımızı bozmamalı, o dengeyi muhafaza etmeliyiz. Sanayileştikçe il dışından göç alan bir pozisyonuna geçeceğiz. Ancak dışarıdan gelen göç bizim sosyal yapımızı da bozmamalı bugünkü gibi huzur iklimini devam ettireceğimiz bir yapı olmalı. Potansiyel çok önemli ama potansiyelden istifade etmedikten sonra bir manası yok. Biz tarih, kültür, yeraltı zenginliği, turizm, sağlık turizmi potansiyeline sahip bir iliz. Bundan istifade ettiğimiz ölçüde ilimize zenginliğimizi yansıtmış ve gururumuzu artırmış olacağız. Bu şekilde bir rotamız var elbette. Biz mevcut imkanlar içerisinde hangisinden, ne derece istifade ettiğimizi anlamaya çalışıyoruz. Jeotermal kaynaklarımızdan çok daha fazla istifade edebilecekken bugün sınırımız biraz daha düşük. İstanbul, Ankara, İzmir gibi illere yakınlığımızla daha fazla sanayi alabilecek konumdayız, oradaki mesafeyi kapatmaya çalışıyoruz. Kadim medeniyetlerden beri süregelen tarımımızda mutlaka değiştirilmesi gereken hususlar var. Bir toplulaştırmaya ihtiyaç var. Çok dağılmış, parçalanmış topraklarda tarım yapmak artık mümkün değil. Bunlarla ilgili gelişmeleri bizim takip edip, ilimizdeki tarım gelirlerini de artırmış olmamız lazım. Dumlupınar Üniversitesi en büyük zenginliklerimizden bir tanesi. Bugünkü rakamların daha üstünde, bize örnek teşkil edebilecek diğer iller seviyesine getirebileceğimiz durumlar olduğunu görüyoruz. Ne yaparsak yapalım ilimizin doğal güzelliklerini ve toplumsal yapısındaki bu olumlu havayı bozmadan yapmamız gerektiğine inanıyoruz. Bunun için bir el birliği, gönül birliği içerisinde çalışmaya devam ediyoruz. 

“OSB’LERDE YÜZDE 25’LİK İSTİHDAM ARTIŞI”

Merkezde 2 tane organize sanayi bölgemiz var. Tavşanlı, Gediz, Simav ilçelerimizde organize sanayi bölgelerimiz var. Altıntaş ilçemizde Zafer OSB de bunlara ilave oldu. Henüz yatırımcı kabul etmedi ama diğerleriyle birlikte o da büyük bir potansiyele sahip. Son 1 yılı dikkate alacak olursak OSB’lerde parsel sayısında yüzde 14,5, firma sayısında yüzde 15, istihdamda da yüzde 25’lik bir artışa ulaşmışız. OSB’lerimizin ilgi gördüğü, takdir topladığı, birileri için yatırım yeri olarak gördükleri önemli yerlerden biri. Bu 5 organize sanayi bölgemiz ilimiz için çok önemli. Özellikle Altıntaş Zafer OSB’miz bizler için ayrı bir gurur kaynağı oldu, çok isabetli seçilmiş bir yeri var. Hem karayollarından hem havaalanından istifade edebileceği bir yerde, hem de güzergahındaki iller düşünülürse bölgesel OSB hüviyeti kazanabilecek bir yer. Biz bunlarla ilgili beklentilerimizi de hep yüksek tuttuk, yüksek tutmaya devam edeceğiz. 

İSTİHDAM SEFERBERLİĞİ

İstihdam seferberliğin bizim hem işverenimizin duyduğu sosyal sorumluluktur hem de devletimizin sağlamış olduğu teşviklerden istifade etme gayretidir. Tek taraflı düşünmüyorum. İşçiye ihtiyacı olmayan bile Sayın Cumhurbaşkanımız diyorsa ki ‘Daha fazla çalıştırın’ biz alalım gayreti içinde oldular. Bir taraftan da gerçekten güzel teşvikler uygulandı. Onların ücret, SGK ödemelerine devlet katkı sağladı. Onlarla birlikte de rakam artmış oldu. 

“YERLİ OTOMOBİL KÜTAHYA’NIN 15 YILLIK HAYALİ”

Zafer Kalkınma Ajansımız ile Ticaret ve Sanayi Odamızın yapmış olduğu çalışmalar olmuş daha önceden. Otomotiv sanayinin Kütahya açısından değerlendirmesini yapmışlar. Bizim bugün ilimizde yürütülen sanayi faaliyetleri içerisinde 8 ayrı firmanın 11 ayrı fabrikasında otomobile ait üretimler yapılıyor. 5 bin çalışanımız da otomotiv sanayide üretim yapan fabrikalarda çalışıyor. Bunların hepsini birden düşündüğümüzde biz Kütahya olarak otomotiv sanayiden uzak olmadığımızı, o konuyla ilgili bir gayretimiz olduğu bilgisi ve belgeleriyle birlikte biz babayiğitlerin bir temsilcisine gittik, kendimizi anlattık. Bunu önemli bir görev olarak gördük. Fakat karar aşamasının henüz çok başındalar. Üretecekleri modeli belirleme konusunda bir çalışmaları var, yer aşamasına gelmemişler; ama biz dosyalarımızı teslim ederek döndük. Her şeyden önce bu işin ülkemiz adına başarılması çok önemli, ikinci kademede de Kütahya’ya düşen bir iş varsa biz burada da var olduğumuzu, onlara destekçi olduğumuzu söylemek için gitmiş bulunduk. Kütahya’nın belki 15 yıla varan hayali. Kütahya artık standart üretimlerin dışına çıkıp, beyaz yakalıların daha çok olduğu, teknik elemanların daha çok yer aldığı, belki çalışanların ücretlerinin de daha yukarı da olduğu sanayiye hevesleniyor. İnşallah o da olacak, gayretimizi sürdüreceğiz. 

“SERBEST BÖLGE ÇALIŞMAMIZ SÜRÜYOR”

Serbest bölgeler özellikle ihracatçı firmalar açısından çok önemli avantaj sağlayabilecek yerler. Yerli üretimde değil de, dışarıdan malzeme alıp, üretip, dışarıya satan yerler veya yerli malzemeyle bir şeyler üretip, dışarıya satan, ihracat ağırlıklı, yüzde 80’ler civarında ihracat yapan firmalar için serbest bölgeler tercih edilebilen yerler.  Bizde de baktığımızda birçok firmamızın ihracat ağırlıklı olarak çalıştığını görüyoruz. Dolayısıyla kuracağımız serbest bölgede onlar o avantajlardan daha fazla istifade edecekler diye düşünüyoruz. Sayın Bakanlarımızın ilimize yapmış olduğu ziyaretlerde serbest bölgeye de sıcak bakıldığı imajı ortaya çıkınca ilimizin Ticaret ve Sanayi Odası başvuruda bulundu. Bakanlığımızdan gelen bilgide de Kütahya’da serbest bölge kurulması açısından ilk ışığı yakılmış oldu. Serbest bölgenin kurulacağı yer de dahil olmak üzere bir fizibilite çalışmasına ihtiyaç var. Kalkınma Ajansımızın önderliğinde Kalkınma Bankası uzmanlarının da bize yol göstermesiyle biz bu çalışmayı başlattık. Yakın zamanda ilin dinamikleriyle tekrar bir araya gelerek yer, kapasite ve firmaları belirleyip yolumuza devam etmemiz lazım. 

“ENERJİ NOKTASINDA ÖNEMLİ KAYNAKLARA SAHİBİZ”

Biz enerji yönünden çok zengin bir ülke değiliz. Kaynaklarımızın tamamını bu işe seferber edip dışarıdan enerji ithalini ne kadar azaltabilirsek o kadar ekonomimizi güçlü halde tutacağız. Onun için kullanacağımız su, kömür, nükleer enerji kaynakları; yenilenebilir kaynaklardan rüzgar ve güneş enerjisi gibi kaynakları çeşitlendirerek ülkemizin geleceğe dair enerji ihtiyacını da hesaplayarak bir noktaya doğru götürmeye çalışıyoruz. İlimiz bu açılardan da uygun ortam sağlıyor. Hem rüzgar enerjisinde, hem güneş enerjisinde hem de kaynağına yakın olması itibariyle kömürden elde edilecek enerjide de önemli kaynakları oluşturmuş durumda. Dolayısıyla biz onları da çevremizi bozmadan, sosyal yapımızı bozmayacak şekilde kontrollü olarak ilimize hizmet vermesinden yanayız ve desteğimizi sürdürmeye çalışıyoruz. 

“TERMAL TURİZMDE DAHA İYİYİ HAK EDİYORUZ” 

Kapasitelerimize baktığımızda en az istifade ettiğimiz kapasitemizin kültür ve turizmden elde edeceğimiz gelirler konusunda olduğuna inanıyorum. Sanayimizi, tarımımızı daha fazla geliştirebiliriz; ama belli oranları vardır. Bu oranlar çok abartılacak oranlar olmasa bile kültür ve turizmde sağlayacağımız gelir artışı gerçekten büyük rakamlara ulaşabilir. Biz bunu hak ettiğimize inanıyoruz. Bizim jeotermal kaynaklarımız Avrupa’nın alternatif tedavi yöntemlerine yöneldiği, sağlık olarak bizim sıcak sularımızın çok kıymetinin bilindiği bir döneme geçtik. Bunlar bizim daha fazla istifade edeceğimiz durumlar; ama çok az bir kısmından istifade edebildik. Bizim şu anda jeotermal merkezi olarak belirlediğimiz 9 yerimiz var. Bunlardaki standartlarımız çok yüksek değil, konaklama kapasitemiz üst sayıda değil. Bizim daha güzel örneklere ihtiyacımız var. İlimizin müteşebbislerinin çevre illerde yaptıkları çok güzel örneklerin ilimizde de olması gerektiğine dair kanaatimiz var. Çok büyük ölçekli toplantıların yapılamadığı bir iliz maalesef. Dolayısıyla ona uygun bir yapıya da biran önce ulaşmamız lazım. 9 termal turizm bölgemizde toplam 21 tesisimiz ve 3 bin 72 yatak kapasitemiz var. Bunlar çok düşük rakamlar. Kütahya bunun çok daha üstüne çıkabilir. Bununla ilgili olarak çok farklı projeler geliştirilebilir. Biz doğayla uyumlu jeotermal alanlara sahibiz. Bu çok önemli. Yatak sayımızı, hizmetimizi artırdıkça gelen sayımız da aratacaktır. Hepsini birden satabilmemiz lazım. Frig Vadisi’nden tutun, Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğlu Beyliği’nden Osmanlı’ya kadar olan eserlerimizi de sağlık turizmi için gelenlerin hizmetine sunmamız lazım. Bu konuda belediyemizle, Ticaret ve Sanayi Odamızla, üniversitemizle, Sivil Toplum Kuruluşlarıyla, bu konuda görüşü olan siyasilerle herkesle birlikte çalışma gayretindeyiz.

UNESCO YARATICI ŞEHİRLER AĞI

Gelecek sene bu ağa kimseyi almayacaklar. 2019 yılında da çok kısıtlı sayıda alacaklar. Bizim girişimiz çok uygun bir zamana denk geldi. Biz bu konuda sıkıntılı döneme girmeden bunu aşmış olmanın da mutluluğunu yaşadık. Girmek işi bitirmiyor, biz buraya girdikten sonra sorumluluklarımızı yerine getirmemiz gerekiyor. Hazırladığımız projeler var. O projeleri tamamlamamız gerekiyor. Bu ağa dahil olan 3. Dünya ülkeleriyle irtibat sağlayıp onlar da bize benzer el sanatları, çini vb. konularda onları destekleyip, gayretlendirmemiz lazım. Yapılan yurtdışı gezilerinde görüldü ki bu ağa dahil olan ülkeler önceden elde ettiği gelirleri kat kat artırabilmişler. Bizim ürünlerimizin üzerine UNESCO logosunu koyabilmemiz çok önemli. Bu ağa ilk müracaatında kabul edilmiş bir il olarak görevimizi yaptığımız düşüncesindeyiz. Yaklaşık 5 bin kişi geçimini çiniden sağlıyor. 600 yıllık bir geleneğin bugün yeni temsilcileri var ve yine UNESCO’da Yaşayan İnsan Hazinesi ödülü almış sanatçılarımız var. Sanatçı grubu, zanaat grubu ve endüstri grubu var çininin. Bu üçünü de yaşatmamız lazım çininin. Gerçekten üst düzeyde tasarım yapan sanatçıların sayısını artırmamız lazım. Evlerinde çiniyle geçimini sağlayan zanaatkar diyebileceğimiz kesime destek olmalıyız. Eğer bu iş endüstriye yansımışsa yine aynı motifleri kontrol ederek, endüstrisini ve sanayisini desteklememiz lazım. UNESCO’dan beklentimiz yüksek. Ağa girmekle birlikte hedefimizi bir adım daha büyüttük. Önceden 4,5 milyon TL civarında olan güdümlü projemizi de 7 milyon TL’nin üzerine çıkacak şekilde yeni bir çalışma başlattık.

“KÜTAHYA KABUK DEĞİŞTİRİYOR”

İlimiz tam bir şantiye havası içerisinde. Belediyemiz, Valiliğimiz, Emniyet Müdürlüğümüz, Milli Eğitim Müdürlüğümüz yeni binasını yapıyor, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğümüz yeni binasını bugünlerde teslim alacak. İlimizde 22 adet kamu binasıyla ilgili projelendirilmiş, devam eden çalışmalarımız var. Aynı inşaat faaliyetlerimiz okullarımızda da devam ediyor.  19 tane okulumuz ve 2 pansiyonumuzda yenileme çalışması yapıldı. Bunlarla birlikte 186 derslik kazanmış olduk. Çocuklarımız depreme karşı daha güvenli binalarda eğitim görecekler. Daha güzel binalarda, daha etkili hizmet vereceğimize inanıyoruz. En büyük yatırımlarımızdan biri hastanemiz. Onun da temeli atıldı. Eğitim, sağlık ve kamu kurum ve kuruluşları alanında baktığımızda Kütahya bir kabuk değiştiriyor. İnşallah bu değişimler bizim insanımızın alacağı kamu hizmetleri açısından da önemli farklılıklar oluştursun. 

15 TEMMUZ 2016 GECESİ

15 Temmuz bu topraklar üzerinde yaşayan insanımızın karşılaşmış olduğu en hain girişimlerden biridir. Biz bu topraklarda birçok sıkıntı yaşadık, birlik ve beraberliğimizle atlattık. Bu toprakları bize çok gören, bizi buradan söküp atmaya çalışan iç ve dış mihraklar her zaman olmuş ve olacak. Biz buna göre kendi birlik ve beraberliğimizi yükseltmemiz gerekiyor. 15 Temmuz’da yine bizi bu topraklarda fazla gören, bizi buradan atmaya çalışan iç ve dış güçlerin uyguladıkları en hain girişimlerden biriydi. Bizi birbirimize düşürmeyi, kaos çıkarmayı amaçlayan bir yapıydı. Hamdolsun Kütahya olarak biz bu sıkıntıyı, stresi, gerginliği televizyon ekranlarında yaşadık. Ne jandarmamız, ne tugayımız bir kalkışma içerisine girmedi. Ankara, İstanbul’da gördüğümüz kötü manzaralar Kütahya’da yaşanmadı. İlk dakikadan itibaren Kütahyalılar vermesi gereken tepkiyi en üst düzeyde verdi. O gün Sayın Cumhurbaşkanımız basına ulaşıp, ‘Şehrin meydanlarında, havaalanlarında toplanın’ mesajından önce Kütahyalı toplanmaya başladı. Emniyet Müdürümüz, ‘Vatandaşlar şehrin meydanına geliyorlar’ haberini verirken ben televizyondan Sayın Cumhurbaşkanımızın anonsunu duydum. Biz bir adım öndeydik gibi. Bütün ülkede olduğu gibi biz 250 şehidimizin acısını hep beraber yaşadık. 2 bin 200 gazimizin, ailelerinin sıkıntısını hep beraber yaşadık. Böyle hain bir girişimin mutlaka karşılığı da olmalıydı. Biz de o günden itibaren önce kolluk kuvvetlerimiz olmak üzere bütün daire amirlerimizle bu yapının deşifre edilmesi, bu yapıyla ilgili olarak alması gereken cezaların alınması ve bu yapıya ait olan kişilerin kamuda muhafaza edilmemesi şeklinde çalışmalarımızı hep birlikte yürüttük. 

"FETÖYLE MÜCADELEDE POLİS BÖLGESİNDE 1713 KİŞİYE, JANDARMA BÖLGESİNDE 427 KİŞİYE İŞLEM YAPILDI"

Bugün itibariyle emniyet bölgemizde o günden bugüne kadar 1713 kişiyle ilgili işlem yapılmış, gözaltına alınmışlar. Bunlardan 516’sı tutuklanmış, 787 tanesi de adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış, davaları devam ediyor. 1713 kişinin 808’i sivil şahıs, 905’i de kamu kurum ve kuruluşlarında olanlar. Jandarmamızın aynı dönem içerisinde 427 kişi hakkında işlem yaptığını görüyoruz. Bunlardan 24’ü tutulanmış, 195’i de adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış. Yine jandarma bölgemizde 239 kişi sivil şahıs, 188 kişi kamu kurum ve kuruluşlarda. Bu kadar geniş çaplı bir faaliyeti ve eksik kadroyla yapma başarısına ulaştı bizim emniyetimiz ve jandarmamız. 1400’lere varan rakamlarımızdan bir ara 800’lere düştük polis olarak. Şu an itibariyle kamu personelinden 1110 devlet memuru hakkında ihraç kararı alındı. Şu an itibariyle görevi başında olmasında sakınca gördüğümüz 176 kişi var. Yapılan itirazlarla, yapılan değerlendirmede de hata olabileceği ihtimaliyle, ‘Biz bunu kamu görevinden ihraç etmişiz, tekrar göreve almalıyız’ dediğimiz 16 kişi var. Bu hem idari yönden hem de kolluk birimlerimiz ve adliyemiz açısından çok büyük bir çalışma. Adliyemiz bu konuda çok yoğun bir gayret, büyük bir duyarlılık gösterdi. Hakimlerimiz, savcılarımız çok üstün bir performansla haklıyı, haksızı ayırt etme, bir yanlışlık yapmayalım gayreti içerisinde çalıştılar. İnşallah bir daha böyle bir sıkıntı yaşamayız ama böyle bir hadiseden sonra alınması gereken dersler konusunda da zannediyorum ki herkes kendi çapında dersini aldı ve bundan sonraki güzergahımızda da bunlar bize yol göstermiş olacak. 

“OKUL VE FABRİKA ZİYARETLERİ BANA ENERJİ VERİYOR”

Her hafta en az bir okul, bir sanayi ziyareti gerçekleştiriyorum. Asıl gayem oradaki şartları göreyim, bir eksiğimiz varsa onu tamamlamaya çalışayım. Öğretmenlerimizle, fedakar personelimizle bir araya gelelim, onları bir dinleyelim. Onların şevkini artırmada, onlara kıymet verdiğimizi gösterme de bu tür ziyaretlerin çok etkili olduğuna inanıyorum. Güzel de dönüşümler alıyorum. Devletin dokunulabilir olduğunu göstermeye çalışıyorum. Okul aile birliği temsilcilerini de yanımıza alıyoruz. Yine her hafta bir sanayi kuruluşu geziyorum. Onların istihdam, üretim, ilimize yatırım konusunda ilimize yapmış oldukları bu gayreti üst düzeyde bir tebrik etmiş oluyoruz. Varsa bize düşen bir görev onları yerine getirmeye çalışıyoruz. Hem okuldaki çocuk ve öğretmenlerle görüşmem hem de üretim kademesindeki işçilerimizle, patronlarımızla görüşmek benim için bir haftalık enerji oluyor. 

Kaynak: Editör:
Etiketler: VALİ, AHMET, HAMDİ, NAYİR, KANAL, 43’E, KONUK, OLDU,
Yorumlar
Haber Yazılımı