Salı, 25 Temmuz 2017

Erzumlu kadınlar ve erkekler vatan sevgisi dolu, haysiyet, şeref, ahlak, namusuna düşkün kızlar ve oğullar yetiştirir.

Demiryolları tarafından yolculara ücretsiz olarak dağıtılan Railway adlı derginin şubat sayısında yer alan “Trenden Kaçan Oğlan” adlı yazısında TCDD Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve derginin yayın sorumlusu Mehmet Aycı diyor ki:

"Mustafa Çetin Baydar anlatmıştı. Tren Erzurum’a geldikten sonra Yeşilçam’da artist olma heveslisi Erzurum kızları, trenle İstanbul’a kaçarlar, türlü maceralar yaşadıktan hatta çam dibine yatırıldıktan sonra, tabii artist olamadan ancak ’kız gittim, kadın geldim’ havasında tekrar memleketlerine dönerler. Yeşilçam’a varmadan yolda belde İstanbul’da ikna edilenler ayrı, pişman olanlar da ayrı, film çevirmeye başlayanlar yandı gülüm keten helva hikayesidir. Ve bu hikayenin kaçış kısmı trenlidir. Gözünü sevdiğim memleketimde kaç kız bavulunu günler önceden hazırlayıp dağlar yakışıklısına kaçar gibi trenle artist olmak için kaçmıştır, bunun istatistiği yoktur, Allah bilir. Kaçanlardan artist olan var mıdır, bunu da Yeşilçam’ın insan hatiratısını çıkarmakla mesul sinema tarihçilerimize, ne sinema tarihçisi, özenti tarihçilerimize sorulmalıdır. Tren sadece kaçışa tanık olmuştur, vallahi de billahi de bu işte vebali yoktur."

Bu yazı pek çok olumsuz tepki ve protesto aldıktan sonra, kaynak gösterilen Sayın M.Çetin Baydar şöyle bir açıklama yapmış:

“Anadolu halkının gözünde taşı toprağı altın olan İstanbul'a ulaşmak, artist olmak dahil oranın her türlü imkanından faydalanmak, 1940'lı yıllarda, Erzurumlu gençleri cezbediyordu ve dolayısıyla Erzurum-İstanbul tren seferleri bu yolda bir vesile idi. Mehmet Aycı benim İstanbul trenine genellikle kaçak yollardan binen Erzurumlu delikanlılar için söylediklerimi maalesef çarpıtarak sanki Erzurumlu kızlar için söylemiş olduğumu söyleyip herkesi isyan ettiren o satırları karalayıvermiş. Meseleyi bu şekilde tavazzuh ettiriyorum. Ve inanıyorum ki Sayın Mehmet Aycı şair yüreği ile tecelli eden hakikatlere saygı gösterip, derginin çıkacak ilk sayısında bu tekzibi yayınlayarak okuyucularından, Erzurumlulardan gerekli özrü dileyecektir.”

Bu arada; “yazısının yanlış anlamalara sebep olduğunu belirten Mehmet Aycı kendini Erzurum’a ait hisseden ve Erzurumlu kimliği taşıyan herkesten özür diledi. Dergideki yazısında amacının Türkiye’de sosyolojik göç olgusuna dikkat çekmek olduğunu vurgulayan Mehmet Aycı açıklamasına şöyle devam etti: ‘Göç, evden kaçmalar Türkiye’nin bir sosyolojik olgusu. Tek ulaşım vasıtasının tren olduğu zamanlarda kadın olsun erkek olsun evden başka şehirlere özellikle İstanbul’a kaçmanın trenle olduğunu biliyoruz. Yol kültürü, özellikle kurumlar yoluyla modernleşmede demiryolları örneği üzerine uzun zamandır çalışıyorum. Erzurum kent kimliği ve göç olgusu üzerine çalışan Mustafa Çetin beyin anlattıkları da bu bağlamda değerlendirilmişti. Yazı ne Erzurum’a, ne de Erzurum’dan evden kaçanlara hasredilmiş bir yazı değildir. Oradaki ‘memleket’ vurgusu bütün Türkiye’nin hikayesidir.”

Her iki yazarın birlikte üye oldukları, yöneticilik yaptıkları ve ödüller kazandıkları dernekte mi olmuştu bu iletişim kazası?

Mehmet Aycı aslında iyi bir şairdir, üzüldük.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile