Perşembe, 30 Mart 2017

 

     Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Süleyman Çiğdem tarafından hazırlanarak 2008 yılında Gümüşhane Valiliğince Erzurum’da bastırılan “Gümüşhane Bölgesinin Tarih ve Arkeoloji Araştırmaları” adlı kitaptan bahsetmek istiyoruz. Önce şunu belirtmeliyiz ki bu, 2002 yılında düzenlenen yüzey araştırmasına dayalı proje kapsamında hazırlanan bir kitap ve daha sonra konuyla ilgili bazı kitap ve makaleler daha yayınlandı.

     Kitap Gümüşhane ve çevresinin coğrafyasından sonra I-Gümüşhane ve çevresinin tarihçesi, II-Gümüşhane ve çevresinde yapılan arkeolojik yüzey araştırması çalışmaları (Höyükler, Kaleler, Gözetleme kuleleri, Kaya mezarları, Tümülüsler, Askeri garnizon), Sonuç bölümlerinden oluşuyor.

     Gümüşhane eski dönemlerinin özetlenmesi, seyahatnameler ve bilim adamlarının araştırmaları verildikten sonra kendi bulguları sıralanıyor. Anlıyoruz ki yurdumuzun diğer yöreleri gibi Gümüşhane de binlerce yıldan beri insanlarla meskun olan, yüksek medeniyetlere ev sahibi yapmış seçkin bir yurt bölgesidir.

     Gümüşhane bölgesinin prehistoryası ve eski çağ tarihini bir arada ele alan müstakil bir eser daha önce yazılmamıştı. Bu hali ile bir ilkten bahsediyoruz. Gümüşhane tarih ilminin ulaştığı önemli bir kavşak noktasını elimizde tutuyoruz. Dileğimiz bu vadide akan suların Harşit gibi çoğalarak çağlayarak denizlere ulaşması, yani nice yeni eserler eklenmesidir.

     Dört yüz civarında tarihi yer işaretlenerek, gelecekteki araştırmacılara rehberlik yapılıyor. Erzurum, Kafkasya, Batı İran (Urumiye gölü), Malatya, Elazığ ve Karadeniz arasındaki bölgede eski dönemlerde egemen olan ve ilk örnekleri Erzurum’da, Karaz’da ele geçtiğinden Karaz Kültürü adı verilen medeniyetin izleri Gümüşhane’de de takip edilebiliyor.

     Kitapta Neolitik çağdan başlayarak, Urartular, Onbinlerin Dönüşü gibi birçok konudan bahsediliyor, bulgular sıralanarak yöre tarihinin yazılması hususunda ciddi adımlar atılıyor. Ksenefon, Strabon, Heredot, Textier ve diğer birçok yazara atıfta bulunuluyor. Ksenefon’un geçtiği Yağmurdere Trabzon yolunun bugün yerel halk tarafından “Onbinlerin Yolu” olarak adlandırılması ilginç geliyor. Tebriz- Erzurum- Gümüşhane- Trabzon Yolu söz konusu ediliyor.

     Urartuların bölgeye kadar ulaşması, Urartu ana tanrıçasına inanan bir kısım halkın burada yerleşmiş olması, Trabzon müzesinde gördüğümüz Urartu vazosunun burada mı bulunarak götürüldüğü, yoksa ticari bir nedenle mi Trabzon’a giderek orada bulunduğu sorularını akla getiriyor.

     89. sayfadaki “Ebedi Barış” kavramı üzerinde durmamız gerekiyor. Romalıların Sasanilerle yaptıkları Ebedi Barışa rağmen buralarda sınır güvenli için sağlam kaleler inşa etmeleri gerçekte iki ülke arasında asla uzun süreli dostluk ve barış ortamının olamayacağını bir kere daha gösteriyor. Günümüzde de öyle değil mi?

     Kısaca sadece Gümüşhane değil, tüm Kuzeydoğu Anadolu ve Anadolu toprakları için faydalı bir eser elimizdeki. Yazarını kutluyor, teşekkür ediyoruz. Kitabı yazan Süleyman Çiğdem, fakat projede beraber çalıştıkları Hüseyin Yurttaş, Haldun Özkan ve Nurettin Öztürk’ü de anmak gerekiyor.

     205 sayfalık büyük boy kitapta elle çizilmiş levhalar, 211 adet fotoğraf ve haritalar da bulunuyor. Sonunda kaynakça ve dizin yer alıyor.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile



Takip Et

evet
evet