Perşembe, 29 Haziran 2017

Irkçı, milliyetçilikle oynayan, kadın düşmanı, siyahları tembel, göçmenleri lüzumsuz, Meksikalıları ırz düşmanı ilan eden, sınıf nefreti körükleyen, demokrasinin dayandığı değerler sisteminin altını oyan, seçim kampanyasında İslam’ı ve Müslümanı “potansiyel düşman” ilan ederek propagandasını “İslamofobi” üzerine inşa eden bir “cahil” dünyanın kâbusu oldu.

ABD’ye şeytani bir oyunla başkan seçtirilen Trump her şeyi sahip bulunduğu “kahredici güç”le halledeceğini zannedip “gücün hukuku”nu  oluşturmaya ve bunu tüm dünyaya dayatmaya uğraşıyor.

Seçim kampanyasında Müslümanları ABD’den kovacağını söyleyen bu “meczup” Ortadoğu gezisine çıkıp düşman ilan ettiği Müslümanlara 450 milyar dolarlık silah sattı, bölgesel bir savaşın, Arap iç savaşının, mezhep savaşının tezgâhını kurup fitilini ateşledi.

Suudi Arabistan, Mısır, BAE gibi “piyon” yönetimli birçok Müslüman ülke, dinde ve ırkta kardeşleri olan Katar’ı yok etmek için Hristiyan ABD’yle işbirliğine girişti.

Vahşi kapitalizmin sömürgecileri, geçen asırlarda olduğu gibi bugün de çalıp götürmek için zulmetmek, katletmek, mahvetmek için kardeş kavgası fetvasını verdi, fitilini ateşledi. İslam ülkeleri, Müslüman milletler birbirini hırpalayıp, öğütürken İslam düşmanları ellerini ovuşturarak izleyecek.

Tek başına dünyanın jandarması rolü oynayan ABD bir taraftan dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz yatakları bulunan bölgeye hâkimiyetini perçinlemek diğer taraftan da oluşacak sis perdesi altında Siyonist emellere yeni oyun alanları açmak için fırsat oluşturacak. Yani dikkatleri başka yere çekme taktiğiyle bir taşla birkaç kuş. O yüzden Ortadoğu çok önemli ve ellerini bu bölgeden çekmiyorlar.

Seçim kampanyasında “DEAŞ’ı Obama ve S. Arabistan kurdu” itirafını yapan Trump bölgede Batı vesayeti olmadan ayakta durmaya çalışan Katar’ı teröre yardım ediyor diye kukla Arap idarecileri aracılığıyla ablukaya aldırıyor.

Trump ve ekibi, kendi ifadeleriyle “radikal İslam’ı bir tehdit ve tehlike olarak kabul ediyor. Bu nedenle, Ortadoğu ve İslâm dünyasındaki bütün siyasi ya da silahlı hareketler ablukaya alınmış durumda.

Niye Katar?

Katar, Batı vesayeti olmadan ayakta durmaya çalışıyor, havzanın kendi dinamiklerine uygun gerçek dostluklar arıyor, çıkarılmak istenen Büyük Körfez Savaşı’nın atlama taşı olarak görüldüğü için bedel ödüyor.

Teröre karşı top yekûn Haçlı savaşı sloganıyla Ortadoğu’ya Siyonist çerçeveli biçim vermeye çalışan “dünyanın en büyük terör ülkesi” Amerika kendi yerelini, normunu, kültürünü evrenselleştiriyor, buna direneni ise şeytanlaştırılıyor.

Trump ve ekibinin İslam dünyasının merkezinde ateşlediği mezhep fitnesiyle oluşacak kargaşa bölgenin tarihini, dinini, kültür dokusunu, medeniyet algısı ve ruhsal yapısını tahrip edecek ve her anlamda dış etkiye açık yeni bir denge oluşturacaktır.

 Bölgede yaşanan gerilim, ilmek ilmek örülen mezhep sosuyla taçlandırılmış çatışmaların ayak sesleri bir güç kavgası, mezheplerin enstrüman olarak kullanıldığı çıkar ve hâkimiyet mücadelesidir. 

Katar Krizi’ni, İslam Uygarlığının merkezi havzasına yönelik zayıflatma girişiminin bir parçası olarak görmek lazım. Çatlağın odağında  jeo-ekonomi savaşı var ve bu kriz İran-Suudi savaşının ayak sesleridir.

Katar’ı terör örgütlerine yardım ediyor diye yem etmek isteyen küresel güçlerin cidden terörü bitirmek gibi sahici bir dertleri var mı?

Aynı oyunu dün Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da daha doğrusu yeryüzünde kan ve gözyaşının sürdüğü bütün İslam topraklarında oynamadılar mı?

Suriye’de DEAŞ’ı kim kurdu, YPG’yi kim besliyor. Dün Saddam’ı önce besleyip sonra yok eden Makyavelist felsefe bugün oyunun ve sonunda yokluğun parçası olacak yeni piyonlar buluyor. Bunlarda adalet yoktur, merhamet yoktur, insaf yoktur. Para için yapmayacakları yoktur.

Sonunda da Müslüman kanıyla yoğrulacak bu topraklarda parçalanmış devletler, kukla yönetimler, oluşan boşlukta kendilerine fırsat oluşturmaya çalışan terör örgütleri ve bütün bu kargaşayı fırsata çeviren küresel güçler ve yüzü gülen batılı milletler olacak.

Sonunda kendisine güç arayan kuklaların sebep olacağı ardı arkası kesilmeyen vekâlet savaşları, gelecekleri karartılmış, dini tahrip edilmiş, tarihi yok edilmiş, kültürü olmayan, bölünmüş, dağılmış toplumlar ve öfkeli, mutsuz, umutsuz, kendisini boşlukta hisseden insanlardan oluşan Müslümanlar olacak.

Diğer tarafta ise yüzü gülen, kendisini sahip konumunda gören Batılı Hristiyanlar olacaktır.

Batı gelecek adına hesaplar ve eylemler yaparken bizler kardeş kavgasına, hala oyunda oynaşa devam…


Palandöken Belediyesi
Aziziye Belediyesi