Salı, 23 May 2017

 

Titreyin ve kendinize gelin…

Ülkede siyasetin silkelendiği bir referandum yaşadık. Dönüşü olmayan bir süreç ve iki yıl içinde seçimler var.

Şimdi bütün partilerin oturup sistem dönüştürülürken ne yapılması gerektiğine kafa yorması ve 2019 seçimlerindeki stratejilerini belirlemeleri gerekiyor.

AK Parti şapkasını önüne alıp, geçmişin muhasebesini yaparak hatalarından ders çıkarmalıdır. Sonra daha çok, daha samimi, daha verimli çalışıp 2023 hedefleri doğrultusunda daha güçlü bir şekilde yoluna devam etmelidir.

AK Parti milletin verdiği bu mesajı doğru okuyarak Türkiye’yi yönetme konusunda daha kucaklayıcı olmazsa, bu reddiye derinleşecektir. AK Parti kendi içinde de bu muhasebeyi yaparak tartışmak durumundadır.

Birlikteliğe daha çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde kutuplaşmalar yok edilmeli, yeniden ortak akla dönülmeli, toplumsal ilişkiler iyileştirilerek toplum rahatlatılmalıdır.

Millet ülkenin sahibi olduğunu göstermiş deyim yerinde ise iktidar partisine “kendine gel” uyarısı yapmıştır.

Siyaseten geri dönülmez bir sokağa girildi. Bundan sonra iktidar bütün renkleri, farklı hassasiyetleri göz önüne almak durumundadır.

Hristiyan Batı’nın Türkiye üzerindeki vesayetini kıracak kapı aralanmıştır.

Hayır, kampanyası Türkiye’de muhalefetin dramatik iflasının ilanı oldu. İlginçtir ki CHP karıştı diye, gayri ahlaki şantaj, montaj kaset operasyonu ile lider yapılan Kılıçdaroğlu sekizinci siyasi yenilgisini aldı diye yerden yere vuruluyor.

AK Parti ile girdiği her yarışta pek çok AK Partili vekilden daha fazla AK Partiye faydası olan, üst üste yaptığı gaflar, kırdığı potlar, yanlış bilgilendirme ile birbirini yalanlayan söylemler ile Ak zaferlere destek veren bir genel başkanın gitmesi için bu kadar gayret niye doğrusu anlamıyorum…

AK Partiden öne çıkanlar, AK yanlı yazılı ve görsel medya kuruluşları, düşünürler, kalemşorlar toplu yemin etmişlercesine Kamal’in CHP’den gönderilmesi için üstün gayret sarf ediyorlar.

Niye?

Garibim AK Parti karşısında hep paralize olmuş bir vaziyette heyecansız, verilenle yetinen, iktidar alternatifi olmak yerine her defasında kırık, dökük çoğu zaman geriye kendisine tepki olarak dönen çıkışları ile AK Partiye nasıl faydalı olurum deyip meydan meydan dolaşmadı mı?

Milletin kültürü, hayat tarzı, kutsalı ile savaşacak kadar ahmaklaşıp küfrü, iftirayı, hakareti, en çok da yalanı propaganda malzemesi olarak bolca kullanıp ülkede sadece “beyaz Türklerin” oylarıyla yetinmeyi bilip her defasında AK kadrolara balkon sefası yaptırmadı mı?   

Millete ihanet eden “Pensilvanya eşkıyası” ve çetesinin mağduriyetinden bahsedip, adalet arayarak kadar dondurulmuş bir beyin olup alternatif olmaktan her defasında feragat etmedi mi?

O halde “bizimkiler” bu adamın tasfiyesi için niçin bu kadar istekli, niçin bu kadar gayret kârlar?

Acı gerçekler ışığında iki sene sonra yapılacak seçimlerin garantisinin olmadığını, daha dikkatli ve fazla çalışma gereğini görüp Erdoğan’ın başkanlığının bir türbülansa uğramaması için milletle hemhal olmayı niye denemiyorlar?

Toplumu küstüren vekiller, belediyeler, başkanlar, parti teşkilatı ve üyelerinde kan değişimine şiddetle ihtiyaç olduğu gerçeğini görüp gerekli adımları atmıyorlar?

Meçhul kahramanları öne çıkarıp “doyan” ve “yıpranan” mevcutları küstürmeden nöbet değişimine ikna etmiyorlar?

Ayrılık çizgileri derinleşmeden küskünlerin gönlünü almak için niçin gayret sarf etmiyorlar?

FETÖ ile ilişkilendirilerek yapılan adli ve idari soruşturma ve kovuşturmalarla küstürülen, mağdur edilenlerle niye kimse ilgilenmiyor. Suçlular en ağır şekilde cezalandırılıp toplumun yüreğine su serpilirken, mazlum ve mağdurlara (mesela Bank Asya’da ekmeği için çalışanlar) niye elleriniz, gönülleriniz, kapılarınız kapanır?

Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Kılıçdaroğlu gibi kavgacı bir üslup yerine “ne olursan ol yine gel” anlayışı ortaya koymuyor, toplumu kucaklamıyorsunuz?

Parti için esas olan, dürüst, ilkeli, vatanını, milletini seven, parti ilkelerine uyacak insan aramak yerine ben gösteririm halk seçer mantığının iflas ettiğini görmüyor musunuz?

Kamal’in koltuk derdine düşeceğinize şapkanızı önünüze koyup, yapılan bunca hataya rağmen halk hala bize fırsat veriyor, bu teveccühe layık olmak için ne yapabilirim demiyorsunuz?

Bu yüce millet AK Partinin milli, manevi değerlerden, kuruluş felsefesinden, misyonundan ve Anadolu’dan uzaklaştığınızı görüp sizi uyardı “titreyin ve kendinize gelin”.

Efkar-ı umumi ekseriyetinizi Reis’in sırtında yük olarak görüyor. Bu kutlu davada yük olan değil yük taşıyan olun lütfen…