Pazar, 22 Ocak 2017

ŞİMDİ CEMAL’İ(N) SEYREYLEME ZAMANI

Cemal Almaz Bey’e ithafen…

Bir şehrin kurumları, o şehrin aynasıdır, diyebilirim. Çünkü kurumlar arası işbirliği, şehirlerin gelişmesindeki en önemli faktörlerin başında gelir. Hele bir de kurumu, işten anlayan, o işte tecrübeli ve yıllarını o işe vermiş ehil bir insana teslim ettiğinizde değmeyin nazlı yârin keyfine. Kurumda öyle bir sistem oluşur ki siz yalnızca bu sistemin izleyicisi olursunuz. Böyle bir kurum var mı derseniz, hemen size Büyükşehir Belediyesi’ni örnek olarak verebilirim.

Nasıl mı?

Bu şehir, Sn. Sekmen’den önce nice belediye reisleri gördü. Bazı isimler hizmetleriyle anılırken, bazıları da yalnızca kuru bir isimden öteye gidemediler. Bir önceki dönem reisini buna örnek gösterebiliriz. İki dönem üst üste belediye başkanlığı yap, ama ortaya nitelikli bir eser ve hizmet koyama… Garip hem de çok garip… Ama siz bu durumu çok da garipsemeyin. Çünkü yıllarını bu işe veren bir insanın hizmetiyle, hasbelkader o koltuğa oturan- halkın Ak Parti’ye olan sevdası neticesinde- bir insanın hizmeti bir olur mu? Elbette ki olmaz ve de olmamalı… Çünkü ayette de denildiği gibi: “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?”

Şimdi de gelelim bu şehrin bürokrasi atamalarına ve de talihsizliğine…

Nasıl bir kısır döngüdür veya talihsizliktir bilinmez; ama bu şehir, atamalar konusunda bir hayli sancılar çeken, çektirilen ve çektirilmeye de devam eden garip bir memleket. Bakıyorsunuz -bazı istisnalar dışında- kurumların neredeyse tamamına yakını vekâletle yönetiliyor. Hatta bu kurumların içerisinde hayati öneme sahip öyle yerler var ki birilerinin egosuna kurban ediliyor. Yetmedi, bir de onun adamı, bunun adamı diye de ayrım yapılıyor. Ve kaybeden her zaman ki gibi bu şehir oluyor. İşin tuhafı, kuruma, vekâletle yöneticilik yapan insan da rahat edemiyor. Ne yapsın garibim, aynen futbol maçındaki gibi hop oturup hop kalkıyor. Peki, söyler misiniz bana, kafası rahat olmayan bir yönetici, sizce ne derece verimli olabilir? Veya bu insandan hakiki manada ne derece verim beklenebilir? Doğruyu söylemek gerekirse hiçbir verim bekleyemezsiniz. Nedenleri mi?

-Mevcut yönetici, öncelikle zihinsel açıdan yorgun…

-Etrafın dedikodusu neticesinde ruhen yorgun…

-Siyasi söylemler açısından yorgun…

-Birilerinin adamı olma korkusuyla yorgun…

-Aidiyet duygusu hissetmediğinden yorgun…

Ve, daha da önemlisi, ileriyi görememe açısından yorgun…

Kısaca, vekâletle yönetilen her kurum, bu olumsuzlukları barındırmakta ve kurum amiri de bu sıkıntıları peyderpey yaşamaktadır.

Çaresi mi?

Büyüklerin sözü yere düşer mi hiç? Derdini veren dermanını da vermiştir.

Şöyle ki, derdimiz, şehrimiz; dermanımız ise siyasilerimiz…

Siyasiler, istediği takdirde, inanın, çok ama çok kolay çözüm bulunur. Bu durumu, çok uzağa gitmeden bir örnekle açıklayalım.

Yaklaşık bir hafta önce şehrimize -hülle işine binaen- yeni İl Kültür ve Turizm Müdürü görevlendirildi. (atandı da diyebiliriz.) Hatırlayın, Giresunlu öğretmen, bu kuruma müdür olarak atandığında, gerek yerel unsurlar gerekse sosyal medya aracılığıyla kızıl kıyamet kopmuştu. Şimdi düşünüyorum da iyi ki o küçük kıyamet kopmuş. Ya kopmasaydı, halimiz nice olurdu… Şükür ki yaşadığı şehri dert edinen sağduyulu insanlarımız var da onlar sayesinde sorunlar, bir noktaya kadar taşınabiliyor. Allah, bu yürekli insanlardan razı olsun.

Biz, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’ne yeni görevlendirilen (atanan) müdürümüze gelelim ve beklentilerimizi de üslubunca sıralayalım. Çünkü şehri kendine dert edinen bir insan, bu sorumluluktan kaçmaz ve de kaçmamalıdır. Yönetime talip olan da bu beklentileri, defterinin en özel yerine not edip gerekenleri yapmakla mükelleftir.

Öncelikle uzun zamandan beri bu kurumun vekâletle yönetilmesi, hiç şüphesiz ki bu şehrin bir kaybıdır.. Yaklaşık üç yıldır bu kurum, devekuşu misali başını kuma gömmüş, etrafı da seyre dalmıştı. Kendi iç dünyasına çekilmesi yetmezmiş gibi bir de kim atandı, kim atanacak söylemleriyle bir hayli vakit kaybetti. Şehrin tanıtımına yönelik yerel, ulusal ve uluslararası etkinliklerde, kurumun ne adını duyabildik ne de kendini görebildik. Herhalde bu durum, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nde bir gelenek olmuş. Bir önceki müdür bey de aynı yoldan gidiyordu. Yıllarca oturduğu makamdan, öyle zannediyorum ki dışarıyı seyrediyordu. Demek ki bir üst makama gelmenin yolu da buradan geçiyormuş, ne yapsın müdürüm!

Şimdi gelelim yeni müdürümüze...

Şehrin tanıtımına yönelik ana kurumlardan biri, hiç şüphesiz ki Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’dür. Şehirde, hayati öneme sahip böyle bir kuruma, işin ehli bir insanın atanması, inanıyorum ki benim gibi birçoğumuzun da sevinmesine vesile oldu. Atanan ismin, birçok kesim tarafından dolaylı ve doğrudan tanınması, elbette ki önemlidir. Zaten dost meclislerinde, sohbet mekânlarında ve konuyla ilgili yapılan muhabbetlerde verilen tepkilere baktığımızda, olumlu bir izlenim dikkati çekmektedir. Bu durum, birkaç nedene bağlanabilir. Bunlar arasında Sn. Cemal Almaz Bey’in eğitimci kimliğini, özel sektör ve STK deneyimini, önemli projeleri yürütmesini ve siyasi bir geçmişe sahip olmasını sayabiliriz. Bununla birlikte eğitim camiasında sevilmesini de bir artı olarak hanesine yazabiliriz. Bütün bunlar, elbette ki bir insanın hoşuna giden meziyetlerdir. Peki, kendisinden beklentiler nelerdir, biraz da onlara değinelim, ne dersiniz?

-Kurumu, en kısa zamanda durağanlıktan kurtarıp dinamik bir hale getirmesi

-İyi ve sağlam bir ekip kurup bu ekiple birlikte kurumun önceliklerini belirlemesi

-Şehrin her kesimini temsil eden bir istişare kurulu oluşturması

-Kurum’daki pasif elemanları tespit edip bunları aktif hale getirebilmesi

-Şehrin tanıtımına yönelik ulusal ve uluslararası alanda önemli projeler ortaya koyması

-Şehrin kurumları ve STK’larıyla ciddi bir işbirliğine gitmesi

-Diğer kurumlardan ve STK’lardan gelen projeleri değerlendirerek bunların uygun olanlarına gereken desteği vermesi/veya verilmesini sağlaması

-Şehrin kültür, sanat ve edebiyat alanında hizmet eden STK’larıyla zaman zaman bir araya gelmesi

-Şehrin, şairlerine, yazarlarına, âşıklarına ve bunların çıkaracakları eserlere imkânlar ölçüsünde destek vermesi

-Şehrin, tanıtımına yönelik kaleme alınan eserlere öncelik vermesi gibi. (Tarih, Edebiyat vb.)

Genel bir çerçeveyle beklentilerimizi ortaya koymaya çalıştık. Elbette ki bu listeye daha farklı maddeler de eklenebilir. Önemli olan listenin uzunluğu veya kısalığı değil. Asıl önemli olan bunların hayata geçirilmesi ve kalıcı eserlerin ortaya koyulmasıdır.

Sayın müdürüm, siz de çok iyi biliyorsunuz ki hiçbir makam, kişiye baki değildir. Dün orada yoktunuz, bugün varsınız, yarın da gidebilirsiniz. Bu durum, her dönemde yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor. Sizden beklenilen, sorumluluğunuzun bilincinde olan bir yönetici olarak gecenizi gündüzünüze katarak bu şehri, sosyal ve kültürel manada şaha kaldırmanızdır. Bu şehrin, emin olun ki buna çok ihtiyacı var. Evet, bu durum biraz zaman alacak ve almalıdır da… Burada önemli olan, ortaya koyacağınız hizmet ve gönüllerde edineceğiniz yerdir.

Hz. Mevlana’nın da dediği gibi:

“Gönlünü vermedikçe gönül bulamazsın.”

Şimdi siz, bu işi severek yapar ve bu işe gönülden bağlanırsanız, işte o zaman gönüllerde yer edinirsiniz. Aksi durumda;

Bir varmış, bir yokmuş…

Son söz:

Şimdi, hem sizi hem de güzelliklerinizi seyreyleme zamanı…

Yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EYOF 2017 Erzurum


Takip Et