Yazı Detayı
21 Eylül 2017 - Perşembe 21:14 Bu yazı 1695 kez okundu
 
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
Akif BEDİR
 
 

Ömrümüz bir rüzgâr gibi esip giderken, zaman çarkı takvim yapraklarını bir bir kopartırken, bizim olan değerlerin ne kadarının farkındayız? Bu kıymetlerin değerini ne kadar anlayabiliyor ve vefa gösterebiliyoruz?

Bir fincan kahvenin kırk yıllık hatırı” size ne kadar yakın ve sıcak geliyor? Hatırı olanlar, hatırladıklarımız, vefa gösterebildiklerimizin sayısı çift haneli rakamlara ulaşabiliyor mu?

Zaman akıp giderken, dostluğu baki kalan kaç dostunuz var hiç düşündünüz mü? Arayıp sorduklarınız, özleyip telefonunu çaldırdığınız kaç kişi var?

Dünyada pek çok değeri yitirdik. Vefa da o değerlerden, hasletlerden sadece birisi. Unuttuğumuz ya da unutturulduğumuz, yokluklar ülkesine seyahate yolladığımız çok güzel bir haslettir vefa…

Ya Avrupalı olduğumuzdan ya da teknoloji ve bilgi çağının ve yenidünya düzeninin genel geçer kuralı olarak bu erdemden vazgeçmek zorunluluğuna uyduk ya da uydurulduk.    

İnsanı insan, toplumu toplum yapan bir güzelliktir vefa… Dostlar arasında, arkadaşlar, kardeşler arasında olmazsa olmaz bir haslettir vefa…

Bir sorumluluk duygusu ve vicdan meselesi olması nedeniyle, her yüreğin taşıyamayacağı ağır bir yüktür vefa duygusu. Mayası katıksız, hamuru ekşimemiş ve güzel ahlak mücadelesi veren temiz insanların erdemlerindendir vefalı olmak.

Bir âşığın maşukuna, bir dava adamının davasına ve bir idealistin ülküsüne her şeye rağmen sadık kalmasıdır vefa. Niceleri var ki, o vefa sayesinde hedefine ulaşmış ve tarihe mâl olmuştur.

İnsanları birbirine kaynaştırıp bütünleşmesini temin eden, birbirine bağlayan yüce bir duygu, bir mıknatıstır vefa. Aile, vefa duygusu üzerine kurulur ise, devam eder ve canlı kalır. Millet, bu yüce duygu ile faziletlere erer. Devlet, kendi vatandaşına karşı ancak bu duygu ile itibarını korur.

Vefalı olan empati yapabilecek bir vicdan muhasebesinde olabilen ve sadakatine inanılandır.

Vefayı, dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamak ve ötelerin sonsuz mükâfatı karşısında cehennemi hafife almamak, ulvî güzellikleri dünyaya satmamaktır” diye tarif ediyor vefalı gönül Hz. Mevlânâ.

Vefa, sevgiden vazgeçmemek demektir.

Vefa, bir Müslüman’da bulunması gereken en güzel ve en faziletli  meziyetlerden ve hasletlerden biridir.

Vefalı davrananlara vefakâr denir. En büyük vefakârlık, yüce yaratıcıyı tanımak, verdiği nimetlerin kıymetini bilmek, kulluk görevlerini eksiksiz yerine getirmektir.

Şimdi bu güzelliklere ne kadar da yabancıyız. Bizi biz yapan değerler arasında olan vefadan ne kadar da uzaktayız.

Üzerimizde hakkı ve hukuku olan insanların zor zamanlarında yanında değiliz. Az biraz mesafe aldığımızda, bizde emeği olanları görmezlikten geliyoruz?

Hayat, bir gün yaptığımız hataların, yok ettiğimiz, kırıp döktüğümüz, tüketip heba ettiğimiz değer ve duyguların, vefasızlıklarımızın bedelini bizden soracak ve mutlak surette tahsil edecektir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıklarımızın, eskimeden tükettiğimiz dostlukların, savurganca harcadığımız sevgilerin hazin hatırlatmalarıyla bir gün yapayalnız kalacağımız aşikârdır.

Zaman bize vefasızlık yapmadan biz önce kendimize vefalı olalım. Vefalı olmamız gerekenlere karşı da vefasızlık etmeyelim ki, bize de vefa eden olsun. 

Vefakârlık, kadir kıymet bilmek sevgi, dostluk ve bağlılıkta sebat etmek, kendini sevenleri, kendisine iyiliği dokunanları unutmamak, dostlarıyla ilgiyi kesmemektir. 

Vefanın zıttı nankörlüktür. Nankörlük değer bilmemek, çıkarları için rol yaparak günü kurtarmak veya yapılan iyiliği unutmaktır.

Nankörlük bir hastalıktır. Nankörün hastalığı kendi iç dünyasında yaşadığı fırtınalarının dışa negatif olarak yansıması, kompleksi ve bencilliğidir.

Vefasızlık, münafıklık alametlerindendir. Böyle ahdini yerine getirmeyen vefasızlar, dünyada rezil olacağı gibi, kıyamette de teşhir edilerek rezil edilecektir. Bu konuda Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet gününde her vefasız için bir sancak (dikilecek). Bu filanın vefasızlığıdır, denilecektir.”

Vefasızlık şeytanın hoşuna gider. Şeytanı sevindirmemek, onun oyununa gelmemek için vefakâr olmalı, vefasızlık hastalığından kurtulmalıyız. Vefaya veda etmeyip, iyilik gördüğünüz insanları unutmamalıyız ki şeytanın esiri, askeri olmayalım.

Rabbim bizleri ahdinde sadık olanlardan eylesin. Vefayı bilen ve canı pahasına da olsa vefakâr olanlardan eylesin. Vefasızlardan uzak eylesin, onlarla karşılaştırmasın. Hakkı hukuku bilen ve ona göre hayatını devam ettirenlerden eylesin.

Vefası, nezaketi, ali cenaplığı, gönül güzelliğiyle önümde rehber, bir vefa abidesi olan ve bu satırların kaleme dökülmesine sebep olan gazetemizin eskimeyen yazarlarından Metin Hasırcı Üstadımı yâd etmeden geçmeyeceğim. İyi ki Varsın Metin abi…   

 

 
Etiketler: Vefasızlık, bir, hastalık, mıdır?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2165 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2353 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2474 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
1980 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
3962 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2012 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1867 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
1984 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1748 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3315 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1450 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1696 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1472 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1714 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1625 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1372 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1363 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1675 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1788 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1558 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2017 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1596 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1868 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2074 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1436 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1767 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1419 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1609 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1440 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
2003 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1229 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
954 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1956 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1748 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1868 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1933 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1761 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1807 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1810 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1662 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1062 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1783 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1583 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1064 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1632 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1767 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1710 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1725 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
1992 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1840 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1816 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1749 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1554 Okunma.
Haber Yazılımı