Yazı Detayı
01 Aralık 2017 - Cuma 10:26 Bu yazı 946 kez okundu
 
Ufak ufak kültür erozyonu
Akif BEDİR
 
 

Her yıl kasım ayının dördüncü perşembe günü kutlanan “Thanksgiving Day” (Şükran Günü) takiben gerçekleşen alışveriş çılgınlığı “Black Friday” (Kara Cuma) sona erdi. Birçok alışveriş mağazasında ve internet sitesinde stokların boşaldığı bu alışveriş çılgınlığının yaşandığı güne sanatçı Gökhan Özoğuz sosyal medya hesabından tepki göstermiş.

Stokların boşaldığı bu alışveriş çılgınlığının yaşandığı güne dair Özoğuz sosyal medya hesabından mesaj yayınlamış. Özoğuz paylaşımında, “Böyle Thanksgiving Day (Şükran Günü), Baby Shower (Bebek Partisi) kutlayıp Black Friday yapan arkadaşlar. Bayram, gelenek, özel gün başka şey. Bunlar “ufak ufak kültür erozyonu”. Çağdaş olmak karşındaki her şeye saygı duymaktan başlar. Doğu-Batı farklılıkları güzel bir nüanstan başka bir şey değildir, renktir. Ama herkes kendi kültürü gelenek ve özel günleri ile katılır. Her şey tek renk olsa gökkuşağı olmazdı zaten. Kara Cuma (Black Friday) Şükran Günü’nün (Thanksgiving Day) ertesi sabahında gerçekleşen bir alışveriş çılgınlığıdır” demiş.

Tüketim çılgınlığını pompalamak için Kapitalist sistemin ortaya çıkardığı bu sembolik günler gerekçe üretmek için uydurulmuş suni değerlerdir.

Batıda tüketimi hızlandırmak için uydurulan sevgililer günü, babalar günü, anneler günü, şükran günü materyalist düşünce ve yaydığı sapkın felsefenin alışveriş çılgınlığının gelenek haline gelmesi için ortaya attığı çakma bir özel günlerdir.

Bu suni oluşumlara ayak uyduralım diye kendimize ait tüm değerlerimizi toplum olarak yitirdik. Başka medeniyetleri taklit ederek muasır medeniyetler seviyesine çıkacağımızı sandık.

Oysa Batı kültür emperyalizmi ve onun temsilcileri toplumun psikolojik direnç noktalarını sürekli olarak bombardıman ederek milletimizin inanç, kültür, örf ve geleneklerini  erozyona uğrattılar. Kaybettiğimiz her değer de hayatımızdan bir şeyleri alıp götürdü. 

Batıdan çok sert esen kültür rüzgârlarının erozyonuna kapılıp milli, manevi ve kültür değerlerimizi yitirdik, kendi kimliğimizi kaybettik.

Aslında karşı karşıya olduğumuz sinsi saldırılar ve provokasyonlar, sahip olduğumuz gücü de ortaya koymaktadır.

Düşünsenize; son iki yüzyıl öncesine kadar tuvalet kültürü olmayan Batı'dan tuvalet adabını öğreniyor yeni nesiller...

Geçmişte, bizi biz yapan yardımlaşma, paylaşma, fedakârlık, ikram, infak, sadaka, iyilik, birlik ve beraberlik gibi hassalarımızı kaybettik. Eski çağlarda dedelerimiz, “ağaçların dallarını kırmadıktan sonra, bahçemizden kim ne yerse helaldir, sadakamız olsun” derlerdi. İnançla birlikte paylaşım da zayıflayınca parayı veren düdüğü çalar nesli türedi. Alman usulü hareket eden, çıkarcı birliktelikler hortladı.

Yoldan geçenlere su, ayran ikram eden nesilden, köşe başlarını işgal eden satıcılara geçiş yaptık. Parası olmayanın işini görmeyen ben merkezli israf toplumu zihniyeti hortlattık.

Zihinlerimiz kirlendi... Dünyamız kirlendi... Maneviyatımız kirlendi... Kültürümüz kirlendi... Bu kirlilik içinde hiçbir değerimiz temiz kalmadı.

Birlik ve beraberliğimizi, huzur ve mutluluğumuzu sağlayan milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmalıyız. Onları yaşayarak muhafaza etmeli ve bizden sonraki nesillere tahrif olmadan intikalini sağlamalıyız.

Milli ve manevi değerler millet ve toplumlar için hayat kaynaklarıdır. O halde hep birlikte mutlu olarak yaşayabilmemiz için bu fıtri yapı bozulmamalıdır.

Bir milleti var eden ve onu sonsuza kadar yaşatacak olan onun değerleridir. Değerlerini kaybeden toplumların milli kimliklerini de kaybettiklerini tarih bize göstermektedir. Bir toplumu, dirençli ve muzaffer kılan, o toplumu oluşturan bireyler arasındaki milli dayanışma ve birlik ruhudur.

Manevi değer yargılarına yeterince sahip çıkmayan veya çıkamayan bazı topluluklar hem kendi öz benliklerini hem de kendi milli kimliklerini kaybetmişlerdir.

Şunu unutmamak gerekir ki, kaybedilen her değer toplum hayatından da bir şeyleri götürmektedir. Kaybolan, yıpranan, işlevini yitirmiş olarak algılanan her bir değerin yeri mutlaka daha sağlıklı bir değerle doldurulmalıdır. Aksi takdirde, zamanla toplumsal çöküşe zemin hazırlanmış olunur. 

Milletleri ayakta tutan millî ve manevî değerlerdir. Bu değerler, milletlerin birlik beraberlik ve toplumsal dayanışma içerisinde yaşamasını ve milli kimliğiyle tarih sahnesinde yer almasını sağlamaktadır.

Müslüman kimliğimize, milli ve manevi değerlerimize sarılır ve tarihimizdeki kardeşlik geleneğini canlandırırsak büyük bir bunalım ve kargaşa içinde olan dünyaya da ışık tutmamız mümkün olacaktır.

İslam, kapitalist hedeflerden muaftır, insanı uydurma değerler üzerinden yararlanılacak bir tüketici görmez. İslam, israfa ve gereksiz tüketime karşıdır. İslam, paylaşmayı ve paylaştırmayı emreder.

 
Etiketler: Ufak, ufak, kültür, erozyonu,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
66 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3215 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1364 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1586 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1337 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1588 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1563 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1237 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1241 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1538 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1669 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1423 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
1875 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1476 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1740 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
1952 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1362 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1662 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1296 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1466 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1325 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
1882 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1108 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
827 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1826 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1636 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1755 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1857 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1676 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1692 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1698 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1555 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
928 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1678 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1457 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1503 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1643 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1605 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1608 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
1863 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1725 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1697 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1644 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1438 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1584 Okunma.
Haber Yazılımı