Yazı Detayı
03 Kasım 2020 - Salı 14:18 Bu yazı 325 kez okundu
 
Türkçe şiirle kurtulacak!
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Hece dergisinin kasım sayısı erken ulaştırıldı, beni daha fazla ilgilendirdiği düşünüldüğünden olmalı…

Önce şiirlere baktım. Dergilerde yazılardan önce şiirleri okumayı epeyi zamandır alışkanlık haline getirdiğim için… 20 şiirin tamamını okudum. Her yaştan, her anlayıştan şairin ortak noktası: Sentetik türkçenin şiirlerine nüfuz etmemesi. Birkaç istisna dışında -sel’li, -sallı kelime de yok.

Türkçenin geleceği ile ilgili karamsarlığımı ancak şiirler ümide tebdil edebiliyor.

İlk şiir Faruk Uysal’dan. Babasına adanmış bir şiir:

Hangi koyakta hangi mevsimde hangi yaban çiçeği açar bilirdi.

Şairlerden bir-iki mısra aktarmak istiyorum.

Ali göçer:

Gitmek yeni bir cümle oluyor.

Nureddin Durman:

Dünya bir misafirhanedir

Dostum sessizliğin sesini duydun mu?

Yaşar Bedri:

Kimsenin yoktu kara saçlarını kesmeye vakti.

Mustafa Uçurum:

Adımlarıma bir hicret gelip yerleşecek.

Mehmet Özger:

Eski harman savrulur konforlu kampüste.

Haluk Demiralp:

Hiçbiri asil değil orada

Yedek mülteci adayı

İbrahim Gökburun:

Başka bir ülkede başka bir dilin hecesinde

Gördüm, can sıkıntısını duvar diye ördün

Eyyüp Akyüz:

İtinayla arşivledim bunca acıyı.

Yasin Koç:

Aklımdan bir sayı tutarım.

Mutluluk dışarı çıkar.

İshak Arslan:

Hiçliğin hiçi insanmış anladım.

Nadir Aşçı:

Bazı yaralar vardır kapandıkça kanayan.

Berke Yalçın:

Gün bitmeden olur bunlar

Gün batmadan, film bitmeden

Erhan İksamuk:

Yağmurlar acıtır mıydı tenini hiç konuşmazken.

Ömer Yücedal:

Yürünsün dikenlli yollar yaralar sarılarak.

Hâle Nur Yenihançer

Çığlık atmanın en dargın yolunu bulmuşum.

Mahmut Hatunanoğlu

Her gün güneş değil artık dünya batıyor.

Kubilay Özmen

Hangi şiirim sıratta tutacak elimden?

Ali Sali’nin şiirini en sona bıraktım. “Toprak kirlenir” şiirinde, artık tedavülden kalkmış sayılan, TDK sözlüğünde “eskimiş” olarak kayda geçirilen yüzlerce yıllık güngörmüş kelimelerimizi ustaca, yerli yerinde kullanmış. Rayiha, tahayyül, sema, iksir, âşina, hâsıl (olur), sükunet, teskin, musibet, karye, mekân, kesif, rehavet, riayet.

Bunların yerine şu kelimeleri koysak, şiirin sadece havası mı değişir? Muhtevasını da etkiler bu kelimeler: Koku, imgelem, gök, iksir, tanıdık, ortaya çıkar, sessizlik, yatıştırma, musibet, köy, yer, yoğun, uyuşukluk, saygı…

Dikkat edilirse, iksir ve musibet kelimelerinin karşılığı yok. (Musibet için “yıkın”ı uydurmuşlar, fakat uydurdukları ile kalmışlar!).

Şiirde bir kelime var ki, artık kullanımdan düştüğünden şüphe yok: Karye. İşte bu kelime 5 defa tekrarlanıyor.

Karye, arapçadan geçmiş, köy demek. Evliya çelebi bir köyden söz ederken “Bu karye ahâlîsinin kapuları şeb u rûz küşâdedir” der. Yani halkının kapıları gece ve gündüz açık bir köy. Buradan ne anlaşılır? Misafirperver bir köy. Osmanlı salnamalerinde “karye” kullanılır. Sonra nedense “köy” tercih edilmiş. Türkçe diye mi? Bu da Farsça (kûy)dan.

Şair, ebelerinin, dedelerinin kullandığı bir kelime üzerinden kuruyor şiirini. “Burada eskiler örtü niyetine semayı kullanırdı.” Geçmişte kalmış bir kır hayatı, çocukluk günlerinin uzakta kalmış naif intibaları. Tabiatla iç içe bir hayat. Yağmur sonrasında topraktan bitiveren mantarların katık olduğu bir sadelik. Kederli bir yerin olmadığı dağlarda, kuşların, yaban mantarlarının destekçi olması. Sükunet de onlara kederi teskin etmek için katılır.

Şiirin ikinci bölümünde “musibet” kelimesi devreye girer.

“…musibet karyelerde

Mekân tutar ilk kendine”

Üçüncü bölümde musibetin tesirlerini görürüz: Toprak kirlenir, ağaçlar kirlenir…Adım adım kıyamet.

Şiir şu mısralarla biter:

Musibet çatınca son nefesini verirken karyede

Kapıların önüne atılmış cesetler görürsün.

Şiirin adı “Toprak kirlenir”dir. Modernizm toprakları kirletir, tabiî yaşama sahalarını tahrip eder, böylece karyeler, yani tabiî bir hayatı sürdüren yerler son nefesini verir…

Ali Sali’nin şiirini kaybolan bir hayata yakılan ağıt olarak okuyabiliriz. Bu kelimeler metinde anlamı oluşturmakla kalmaz, şiirin ses ve âhengini de yapar.

Şiirlerden sonraki ilk yazıya sırf ne demek istediğimizi anlatmak maksadıyla (asla eleştirmek kastıyla değil), temas etmek istiyorum.

Sayfayı çevirince hava değişiyor!

Yazının ilk sayfasının bir taraftan arıdil, diğer taraftan Latin kökenli kelimelerle örüldüğünü görüyoruz. (Bütünü öyle, biz sadece birinci sayfa üzerinden konuşacağız). Bu yazı tamamen arıdilin kelimeler ile yazılabilir miydi? Mesela problematik yerine “sorunsal” deniliyor. Tematik yerine tema “izlek”le karşılandığına göre, “izleksel” denilebilirdi. Form yerine biçim, ontoloji yerine, varlıkbilimi, poetika yerine şiir kuramı, terminoloji değil de terimbilimi denilebilirdi. Bu bir dil anlayışı tezahürü olabilirdi. Fakat böyle yapılmadığına göre, uydurma kelimelerle batı dillerinden kelimelerin birlikte kullanılmasının sebebi ne olabilir? Günün cari yazma şekli bir moda gibi herkesi sarmalıyor belki de.

Yine de batı kaynaklı kelimeler daha anlaşılır. Mesela başlıkta kullanılan “biçimsel yönelim”i nasıl anlamalıyız? Bu olsa olsa “şekil tercihi” olabilir.

“Bilişsel şiirbilim” diye bir şey varmış, en azından biz bu yazıdan öğreniyoruz. Peki nedir “bilişsel şiirbilim”? Şiir-bilim, şiir bilgisi veya ilmi olmalı. Ya bilişsel? Bugüne kadar bu kelimeyi kullanıp da anlamını bilene rastlamadım, desem yeri var. Bilişsel, “kongitif”in karşılığı olarak gösteriliyor. Bu durumda, bilişsel, bilme ile ilgili, kavramaya mahsus, idrake müteallik, yani “idrakî” oluyor. İdrak “algı” olarak karşılandığı halde neden “algısal” denilmiyor? Şu ibareyi anlamaya çalışalım: “Biçimsel şiir bilimin tekniğinin yönergeleri.” Burada yönerge kafaları karıştırıyor olabilir. Bu kelime “talimat, direktif” karşılığı olarak kullanılıyor. Demek ki şeklî şiir ilmi tekniği bize talimat veriyor!

Bu kabil yazılarda bolca görülen -sel’li, sal’lı kelimeler de dikkat çekiyor. Bu -sel, -sal eki ekseriya gereksiz veya yanlış şekilde, isim veya sıfat tamlamalarının yerine kullanılıyor. Bir dostuma sordum, neden böyle bir kelime kullandığını. Yani onu daha anlaşılır olarak ifade edebilirdin mânasına. “O zaman sıradan olurdu, dikkat çekmezdi!” Mesela kavramsal bütünlük (kavram bütünlüğü), varoluşsal problem (varoluş problemi) olarak kullanıldığında böyle bir sıradanlık hissediliyor değil mi?

“Felsefî ıra” kavramı iki defa geçiyor. Felsefe malûm, felsefî de. Ya ıra? Ira şeciye, karakter karşılığı uydurulmuş ama yaygınlaşamamış. “Felsefî karakter” neyin nesi?

“Uydurma kelimelerin anlam alanlarının belirsizliği yazılı metinlere müphemlik katarak ilgi çeki görünmesini mı sağlıyor?” diye düşünmeden edemiyorum!

Başa dönersek: Şairlerimiz doğru yolda. Arıdille yazmak, şiiri inkâr etmek demek. Halbuki şiir, fanteziye yatkındır. Kelime seçiminde bu sebeple çok aykırı davranılabilir. Nesir öyle mi ya?

Bu yanlış dil seçiminin nereye kadar varacağını, ülkemizde arıdil literatürünü oluşturan fransızca profesörlerin kitaplarına bakarak söyleyebilirim: Bir gün Hece dergisinin adını “Seslem” yapmak zorunda kalabiliriz!

Bu yazıdan maksat, Hece dergisinin yönetimine, dergide bizimle ilgili bölüm hazırlayan dostlara, kalem erbabına teşekkür etmekti. Biraz dertleşmeden bunu yapamadık.

Velhasıl, emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Sürç-i lisan ettik ise affola!

 
Etiketler: Türkçe, şiirle, kurtulacak!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
14 Kasım 2020
Bir kitapla karşılaşmak
308 Okunma.
26 Ekim 2020
Büyük putun cilâsı dökülüyor!
237 Okunma.
20 Ekim 2020
Azerbaycan neden yalnız?
281 Okunma.
01 Ekim 2020
“Türkler müslüman değildir” diyen kâfirlerin buyruğuna girmiştir!
210 Okunma.
29 Eylül 2020
Yunanistan, Ermenistan ve İsrail üçgeni
254 Okunma.
31 Ağustos 2020
“Bülbül”ün öztürkçesi ne?
253 Okunma.
11 Ağustos 2020
İstanbul yüzleşmesi!
279 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
368 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
299 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
366 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
438 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
325 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
311 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
325 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
470 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
627 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
466 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
583 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
818 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
519 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
439 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
469 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
828 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
468 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
408 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
533 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
402 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
522 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
468 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
572 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
532 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
528 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
531 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
454 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
654 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
524 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
402 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
489 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
692 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
563 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
489 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
692 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
721 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
535 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
580 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
623 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
477 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
601 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
730 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
621 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
541 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
809 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
669 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
529 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
629 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
667 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
640 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
500 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
696 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
570 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
813 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
686 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
1099 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
726 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
773 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
809 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
825 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
616 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
863 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
761 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
760 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
793 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
1056 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
931 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
806 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
908 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
983 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
964 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
1045 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
1022 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
988 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
967 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
1005 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
1065 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
981 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
1048 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
1023 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
920 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1134 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
1013 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
978 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
956 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1149 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
2058 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
1107 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1181 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
1097 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1397 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1285 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1151 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1936 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1427 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1420 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1914 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1516 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1321 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1349 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1315 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1605 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1375 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1313 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1318 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1343 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1363 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1722 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1452 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1577 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1906 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1573 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1774 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1831 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
2154 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2191 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1562 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1589 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1316 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1605 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1431 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1557 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1434 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1507 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1546 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1459 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1469 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1343 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1619 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1424 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1663 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1484 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2261 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1639 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1741 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1593 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1705 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1647 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1634 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1743 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1572 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1640 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1833 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1724 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1624 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1736 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1727 Okunma.
Haber Yazılımı