Yazı Detayı
14 Aralık 2019 - Cumartesi 01:41 Bu yazı 466 kez okundu
 
Toprak Olanın Bağrında Güller Yetişir
Ömer KOZ
omerkoz99@gmail.com
 
 

 

“Bırak saraylarda mermer olmayı, toprak ol ki bağrında güller yetişsin.” diyerek bizlere sevgiyi, tevazuuyu, insan olmanın gereklerini anlatmıştı aslında “aşkın sesi” Hz. Mevlana.

Yatırırken bu sedef kakmalı şimşir beşiğe 
Neyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı? 

Perdelerden taşırıp neyleri çığlık çığlık 
Neyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı. 

Büyük üstadımız Arif Nihat Asya, Mevlana’nın dünyaya gelişini bu güzel dizelerle yansıtıyordu şiirine.

Araştırmacılara göre 1207 yılında dünyaya gelen Hz. Mevlana ardından bıraktığı sevgi, hoşgörü ve aşk ile bütün dünyada bilinir haldedir. Ondaki insana ve aşka bakış o kadar farklıdır ki bu anlayış yüzyıllar ötesine ulaşacak bir güçtedir.  Altın değerinde sözleri ve eserleri ile çağları aşan bu ses, daha nice çağlara ulaşacaktır.

 

17 Aralık 1243 tarihinde Hakk’a kavuşan, hoşgörü ve aşk ehli Mevlâna Celâleddin Hazretleri, bugün dünyanın dört bir yanında anılıyor. Mevlâna adının geçtiği her yerde insanın gönlünü okşayan o tevazû rüzgârı, benliklerdeki aşka can katıyor.

Sadece ülkemizde değil, Doğu’dan Batı’ya kadar neredeyse tüm ülkelerde adını çöllere, okyanuslara, dağlara ve vadilere yazdırmış büyük insan Hz. Mevlâna’yı anlatmaya hangi kelimeler yeter ki?

Konya’daki türbesine her yıl milyonlarca insan akın akın gelip mezarı başında dualar ediyor, âminler gök kubbede yankılanıyor.

Hz. Mevlâna’yı Hakk’a yürüyüşünün 776. Yılında Allah’tan rahmet dileyerek anarken, ona cennette en güzel makamlardan birini diliyoruz.

Ölüm hayatın en büyük gerçeğidir. Var olduğumuz ana vatana yeniden dönüş vaktidir. Her insan bunu bu şekilde kabul etmelidir.

Gökyüzünde secde eden meleklerin her birinin sayısı sınırsız kar tanelerini yeryüzüne indirmesi ve sonra inen o kar tanelerini, güneşin nurunun eritmesi… Eriyen hangi kar yok oldu ki? Her biri yeniden var oldu, aşk ile Allah’ı zikretti.

Her şeyin fani olduğu bu dünyada, ölümü aşkla karşılamak ve ona düğün gecesi adı vermek ne büyük bir anlayışın eseridir…

Kendi ölümünü “şeb-i arus” yani düğün gecesi olarak gören Mevlânâ Celâleddin Hazretleri, dünyadan ayrıldıktan sonra geride kalanlara şöyle sesleniyordu:
 

“Öldüğüm gün tabutum yürüyünce, bende bu dünya derdi var sanma. Bana ağlama. Yazık yazık, vah vah! deme. Şeytanın tuzağına düşersen vah vah, yazık yazık o zaman denir.

Cenazemi gördüğün zaman 'ayrılık ayrılık' deme. Benim buluşmam, görüşmem o zamandır.
 

Beni mezara koyunca 'elveda' deme. Mezar cennet topluluğunun perdesidir.
 

Bakmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneşle, aya batmaktan ne zarar gelir ki?
 

Sana batmak görünür ama doğmadır, parlamadır. Mezar hapis görünür ama canın hapisten kurtuluşudur.
 

Yere hangi tohum ekildi de bitmedi, yetişmedi? Niçin insan tohumuna gelince bitmeyecek, yetişmeyecek zannına kapılıyorsun?
 

Hangi kova suya salındı da dolu olarak çekilmedi? Bu tarafta ağzını yumdun mu, o tarafta ağzını aç.

 

omerkoz99@gmail.com

 
Etiketler: Toprak, Olanın, Bağrında, Güller, Yetişir,
Yorumlar
Haber Yazılımı