Yazı Detayı
05 Şubat 2019 - Salı 13:51 Bu yazı 257 kez okundu
 
ŞEHRİ YÖNETMEK!
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 

Şehirlerde yaşıyoruz, fakat belediye başkanı seçiyoruz.

Bir ara İstanbul ve Ankara için “şehremini” denilmişti, arıdilcilik furyasında şarbay uyduruldu. (Belediye “uray” oluyor, “şar” şehir, “şarbay” ondan türetiliyor). Bu kelimeler uydurulduğu ile kaldı, sonraki yıllarda hiç kullanılmadı.

Bizde belediyeciliğin tarihi çok da eski değil. 19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra belediye teşkilatları oluşturulmaya başlanıyor. 1854’te İstanbul’da başlayan bir tarih. Önce yalnız şehremini var, 1868’de teşkilat oluşturuluyor. 1870’lerde de belediye teşkilatları diğer şehirlere yayılıyor. Bu durumda, belediyeciliğimizin tarihi bir buçuk asırlık, desek yanlış olmaz.

Peki Tanzimat’tan önce şehirlerimiz nasıl yönetiliyordu? Daha doğrusu, beledî hizmetler nasıl yerine getiriliyordu? Belediye hizmetleri kadıların sorumluluğu altında idi. “İstanbul efendisi” işte buradan çıkıyor. İstanbul kadısı “İstanbul efendisi”dir! İstanbul ülkenin en büyük, mamur ve medenî şehridir ve onu yöneten kadı da “İstanbul efendisi”dir. İstanbul efendisi medenilikte, şehirlilikte örnek karakterdir!

***

Kadı bir taraftan davalarla uğraşırken bir yandan da belediye hizmetleri ile mi meşgul olurdu? Böyle de anlaşılabilir. Fakat kadı’nın bir belediye teşkilatının başında olduğu sanılmasın. Osmanlı sisteminde belediye hizmetleri vakıfların uhdesindedir. Hayırsever vatandaşlar belediye hizmetler ile ilgili vakıflar tesis eder. Kimi su ile ilgili, kimi yol ve kaldırım, kimi temizlik. Bu tür vakıflara “avarız vakfı” denilir. İşte kadı bu vakıfların işleyip işlemediğine, yöneticilerinin hizmetleri yerine getirip getirmediğine bakar.

Musahipzade Celâl’in İstanbul Efendisi piyesinde bir bölüm adeta bu konuya ayrılmıştır. İstanbul Efendisi yanında görevlilerle çarşıyı teftişe çıkar. Çeşmeler akıyor mu, su mecraları kullanılabilir mi, yollardan gelip geçmekte bir sıkıntı var mı, kaldırımlar ne durumda…

Bu ve benzer konulardaki aksaklıklar üzerine avarız mütevellisini çağırttırır. Mahallenin ihtiyarları da gelmiştir. İhtiyarlar (yani mahallenin seçilmişleri) aksaklıkların nereden kaynaklandığını anlatırlar. Mütevelli ihmalkârdır. İkazlara kulak asmamaktadır. Vakfın parasını borç verip nemasını zimmetine geçirmektedir…

İstanbul Efendisi Savleti bunun üzerine vakfın defterini ihtiyarlara verir, hesabının görülmesini, oybirliği ile doğru tavırlı bir mütevelli seçilmesini, eğer zimmet sözkonusu ise, bir hafta sonra gerekeni yapacağını söyler…

Osmanlı sistemi tam manasıyla gönüllülük üzerine kurulu idi, “gönül belediyeciliği” olsa olsa böyle olur!

Artık bu sistemden çok uzağız. Önce kadıların beldeler üzerindeki yetkileri kaldırıldı, Evkaf Nezareti kuruldu bir süre böyle gitti. Sonra da Fransa örnek alınarak belediye teşkilatı oluşturuldu. İşin içine bürokrasi girdi, gönüllülük bitti. Devlet bütçesinden belediyecilik böylece yaygınlaştırıldı. Halkın vakıflarla gönüllü desteği kısmen de olsa sürdürülebilir miydi?

Şehir yönetimi artık profesyonel bir iş. Belki de doğrusu budur. Fakat denetimsiz yönetim olmaz. Belediye başkanları son yıllarda geniş yetkilere donatıldı, denetim ihmal edildi. Bu yetkilerin yerinde kullanıldığı konusunda tereddütler var ki bazı başkanlar süreleri dolmadan görevlerini bırakmak zorunda kaldılar.

***

Ankara örneği üzerinden konuşursak, denetimsiz yönetimin sonuçları hakkında fikir sahibi olabiliriz. Ankara en azından son üç dönem kötü yönetildi. Şehrin altyapısı ile ilgili bazı meseleler halledildi belki, sosyal belediyecilikte noktasından da mesafe alındı, o kadar. Ankara’da metroya belediye başladı, ilk iki kademe tamamlandı. Kaynaklar çarçur edildiği için, yeni hatlar bitirilemedi ve Ulaştırma Bakanlığı işe el atmak zorunda kaldı. Peki bu arada belediye neler yapıyordu?

Metro yapacağına dünyanın en büyük eğlence merkezini, yani Anka-Park’ı inşa ediyordu! Şehrin meydanlarına robot heykelleri, dinozor heykelleri dikiyordu. Futbol klüpleri kurduruyor/batırıyor, çok sayıda orta ölçekli stadyumlar, sahalar inşa ediyordu. Bu arada kayırma, irtikab söylentileri yaygınlaşıyordu.

Belediyenin hiç el atmadığı bir alan vardı, o da kültür! Geçmiş belediye bir tek kütüphane yapmadı! Halbuki son dönemde birçok belediye semt kütüphaneleri kurarak bu alanda olumlu örnekler ortaya koymuşlardı. Bütün bunlar olurken elbette Türkiye’yi yönetenler bizden daha fazlasını görüyor, fakat müdahil olmuyordu. Mesela Anka-Park rezaleti defalarca gündeme getirildiği halde tık çıkmadı. Şimdi sabık başkanın fantezisinin ürünü olan bu pahalı yatırımın ne olacağı konusu çözüme kavuşturulamıyor.

Bitirilecek mi? Bitirilirse ne olacak? Sonuç itibarıyla bitirmemek öldürücü, bitirmek de! Çünkü böylesine büyük bir eğlence iştetmesini üstlenecek, çekip çevirecek, sürdürecek müteşebbis yok ortada!

Şehir yönetmek hiç bu kadar keyfileşmemişti! Para devletten, vatandaştan, keyif başkandan!

“Gönlümle oturdum da hüzünlendim bu yerde!”

5.2.2019 Karar

 
Etiketler: ŞEHRİ, YÖNETMEK!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
224 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
147 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
215 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
271 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
176 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
277 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
238 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
313 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
266 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
299 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
303 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
246 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
300 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
432 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
277 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
458 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
333 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
324 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
357 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
429 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
1297 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
484 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
517 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
390 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
727 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
642 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
520 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1331 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
728 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
797 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1197 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
804 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
643 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
610 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
618 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
935 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
688 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
564 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
676 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
580 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
671 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
762 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
794 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
797 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1162 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
790 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
871 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1201 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
1434 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
1495 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
840 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
852 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
627 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
840 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
653 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
778 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
690 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
895 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
790 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
762 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
782 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
700 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
769 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
720 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
933 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
740 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
1527 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
916 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
928 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
887 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
902 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
964 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
914 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
903 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
840 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
966 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1109 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1012 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
965 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1034 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
879 Okunma.
Haber Yazılımı