Yazı Detayı
23 Nisan 2020 - Perşembe 00:55 Bu yazı 547 kez okundu
 
Sabır, Dua ve Akıl
Ömer KOZ
omerkoz99@gmail.com
 
 

Yağmur taneleri camların kenarlarından aşağı doğru süzülürken aslında her bir damlanın yalnız olduğu hissine hiç kapıldınız mı? Her yağmur damlasını kâinatın sonsuzluğundan yere indiren bir melek, vazifelerini en iyi yapmak için yaratılmıştı.

Her vazife aslında bir imtihandır. Acaba biz insanlar olarak bu imtihanın neresindeyiz?

Gerçekten işlediğimiz günahlardan, yaptığımız kötülüklerden mi ya da sınanmamız ve bu sınavı geçersek derecemizin yükselmesi için mi?

Çünkü Allah¸ belâ ve musibetleri bazen işlenen günahlar sebebiyle verir¸ bazen de kullarını sınamak ve onların derecesini yükseltmek için verir.

Bela ve musibet, sabır ve kanaat derken zihnimde hemen Hz. Eyüp belirdi. Ve onun şöyle bir kıssası:

Hz. Eyyûb (a.s.)’ün hastalığı ağırdı¸ ancak bazı rivayetlerde anlatıldığı gibi¸ tiksindirici bir hastalık değildi. Ne yaralarına kurt düşmüştü ne de yaralarından yere düşen kurtları tekrar yarasının üzerine koyuyordu. Zira O, bir peygamberdi. Allah'ın peygamberleri ise¸ tiksindirici ayıp ve kusurlardan uzaktı. Hz. Eyyûb (a.s.) de öyleydi.


Hz. Eyyûb, bolluk ve rahat içerisinde bir hayat sürüyor¸ kulluk vazifesini hakkıyla yerine getiriyordu. Şeytan buna itiraz etti. Dedi ki: “Ya Rab¸ Eyyûb kulun bolluk ve rahat ortamında sana kulluk ediyor¸ onu bir de hastalık ve sıkıntıda dene bakalım sana ibadet ve kulluk yapacak mı?”

 

Yüce Rabb ‘imiz¸ gerçek kullarının bollukta ve darlıkta kendisine kulluk yaptıklarını göstermeyi murat etti ve Eyyûb kuluna hastalık verdi. O¸ malını mülkünü kaybetti¸ Allah'a hamdetti. Çocuklarını¸ hizmetlilerini kaybetti hamdetti. Hastalandı yine hamdetmeye devam etti. Kulluktan geri durmadı.


“Eyyûb de, ‘Başıma bir belâ geldi, (Sana sığındım), Sen merhametlilerin merhametlisisin.' diye Rabb ‘ine nidâ etmişti. Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik.” (Enbiya,83-84)


Nihâyet Yüce Rabb’ imiz¸ onun duasına icabet etti ve hastalığına şifa ihsan etti. Ancak şifa bulmak için duanın yanında tedavi yollarına da başvurmak gerekti. Hz. Eyyûb ‘den de öyle yapması istendi. “Ayağını yere vur!” Ayağını vurduğu yerden iki kaynak suyu çıktı. Soğuk ve sıcak suyla tedavi yöntemini denedi. Sıcak suyla yıkandı¸ soğuk suyu içti ve şifayı buldu.

 

Nitekim Peygamberimiz de öyle buyurmuştu: “Allah'ın kulları! Tedâvi olunuz. Zira Yüce Allah, her hastalığın şifâsını da yaratmıştır. Ancak haramla tedâvi olmayınız.”

İşte kullar olarak bizler de hayatımız boyunca çeşitli imtihanlardan geçtik ve bundan sonra da geçmeye devam edeceğiz.

Dinimiz her zaman ümitli olmayı, duayı bırakmamayı bizlere emretmiş; ümitsizlik kapısının insanı boşluğa sürükleyeceğinden dem vurmuştur.

Zor günlerden geçmek belki de yeni aydınlıkların, yeni ışıltılı ve tertemiz günlerin habercisidir.

Her bela ve musibet inançlı bir insanı Yüce Allah’a iyice bağlayan zincirler gibi olmalıdır.

İnanıp ümit ile dualarımızı ederken bir yandan da çalışıp aklın ve bilimin bize sunduğu nimetlere de tam tekmil yanaşmalıyız.

Çünkü dinimiz İslam; aklı, bilimi ve kâinatı okumayı bizlere emretmiştir.

Çok yakın bir zamanda idrak edeceğimiz Ramazan-ı Şerif tüm İslam âlemine, insanlığa huzur, mutluluk ve sabır getirsin inşallah.

Kanaati, iyiliği, yardımseverliği getirsin. Kötülüklerden, kindarlıktan hepimizi arındırsın.

Ve Yüce Allah’ın 99 adı hürmetine sağlık ve şifa getirsin.

Selam ve dua ile…

 

 

 
Etiketler: Sabır,, Dua, ve, Akıl,
Yorumlar
Haber Yazılımı