Yazı Detayı
13 Mart 2018 - Salı 00:37 Bu yazı 7150 kez okundu
 
Ruh vampirliğimiz ve Batı hayranlığı
Emrah KORKMAZ
korkemrah25@gmail.com
 
 

Bu yazı asırlardır süren ruh arayışımıza ithafen, naçizane bir baş kaldırıştır.


Tanzimat’tan bu yana gelen kimlik kaybımız, kültürel çözülüşümüz, ruh arayışımız halen daha devam etmektedir ve edecek gibi de görülmektedir. 
Çünkü biz geri kafalılar yanlışın en yanlışı olarak medeniyeti batıda aramaktayız, bu yüzden de sahte reçetelerle yıllardır dolandırılmaktayız. Batıyı taklit ederiz lakin batının çektiği hiçbir çileyi çekmeye razı değiliz. Batı medeniyeti kendini cam fanusa kilitleyen dini dogmalar, karanlık ve sığ görüşlerinden, üretememe ve inek gibi tüketen ve arada bir sağılmaktan başka bir işe yaramayan ruhunu, yüz yıllar süren ruh arayışını, başta Yunan ve Mezopotamya uygarlığını, daha sonra İslam uygarlığını didik didik edip, arayarak buldu. Fanusunu büyük bir arayış sonucu ilim yaparak ve çokça çalışarak "medeniyet sopasıyla" vura vura kırdı. 
Bilindiği üzere medeniyet tarihi Mezopotamya Uygarlığı ile başlar ve daha sonraki medeni oluşumlar buradan temelini alır. Yunanlardaki Athena Mısırdaki İsis'in karşılığıdır aslında. 
Yani medeniyet doğuda başlamıştır. Sami olmayan Sümerliler medeniyetin temelini atmış, daha sonrasında ise Yunan medeniyeti buradan esinlenmiştir. 
Bunları bizler bilmeyiz, bilmediğimiz gibi de ağzı açık batıyı izleriz, onlara onlardan daha hayranız fakat batının aslında bizim ve Yunan Medeniyetinin bir taklitçisi olmaktan ileriye gidemediğini bilmemekteyiz. Mesela bugün ilim dünyasında bilinen çoğu ilkler aslında İslam Medeniyetinden kopyalanmış veya çalınıp bugün halen daha ders kitaplarımıza kadar girmiş dünyaya da ilklerin kendilerine ait olduğu görüşü lanse edilmiştir. Örneklerden bakacak olursak : 
İlk kağıt fabrikasını kuran âlim; İbn-i Fazıl
Kızamık ve çiçek hastalığını keşfeden; Alim Razi
Mikrobu ilk tanımlayan âlim; Akşemseddin
Cüzzamı bulan âlim; İbn-i Cessar
Vebanın bulaşıcı olduğunu bulan âlim; İbni Hatip
Verem mikrobunu bulan âlim; Kambur Vesîm
Retina tabakasını bulan âlim; İbn-i Rüşd
İlk göz ameliyatını yapan âlim; Ammar
İlk kanser ameliyatını yapan âlim; Ali bin Abbas
Küçük kan dolaşımını bulan âlim; İbn-i Nefis
Sıfırı ilk kullanan âlim; Harizmi
Trigonometriyi ilk bulan âlim; Battani
Tanjant, kotanjant ve kosekantı ilk kullanan âlim; Ebul Vefa
Trigonometri kitabını yazan âlim; Nasiruddin Tusi
İlk trigonometrik dönüşüm formülünü bulan âlim; İbni Yunus
Binom formülünü ilk bulan âlim; Ömer Hayyam
İlk diferansiyel kitabını yazan âlim. Sabit bin Kurra
Ondalık kesiri ilk bulan âlim; Gıyaseddin Cemşid
Dünyanın döndüğünü keşfeden ilk âlim; Biruni
Dünyanın çevresini ilk ölçen âlimler; Musa kardeşler
Güneşin yüzündeki lekeleri ilk bulan âlim; Fergani
Yıldızların yer ve açıklıklarını ölçen ve ilk cetveli geliştiren âlim; Cabir bin Eflah
İlk otomatik kontrol sistemleri tasarlayan âlim; Ahmet bin Musa
Sibernetiği ilk kuran âlim; İsmail-El Gezeri
İlk optik temellerini koyan âlim; İbni Heysem
Sesin fiziki açıklamasını ilk yapan âlim; Farabi
Kanatlarla uçan ilk âlim; Hazerfen Ahmed Çelebi
İlk uçağı yapan âlim; Ebu Firnans
Yer çekimini ilk bulan âlim; Razi
Maddelerin özgül ağırlığını ilk hesaplayan âlim; Hazini
Atomun parçalanabileceğim ilk bulan âlim; Cabir bin Hayyan
İlk kimya laboratuvarını kuran âlim; Cabir
İlk kıta seyahatnamesini yazan alim; İbn-i Battuta
İlk dünya haritasını çizen âlim; Mürsiyeli İbrahim
İlk ecza kitabını yazan âlim; İbn-i Baytardır.
      

      Görüldüğü üzere medeniyet aslında Şarkta başlamıştır, güneş doğudan doğar sözü boşuna değildir. Bugünün Avrupası medenileşmesini Eski Yunan ve Latin Medeniyetlerine borçludur, Eski Yunan ise medeniyet olarak kaynağını Mezopotamya Medeniyetine ve Homeros’un " İlyada ve Odysseia" destanına borçludur, edebiyat olarak da bu kaynaklardan beslenirler. 
Çareyi batıyı taklitte arayan bizler, medeniyetin yanı başımızda olduğunu unutup ruhumuzu Avrupa’ya sözde medeni görünümlü canilere teslim ettik. İslam medeniyeti olarak ise ruh arayışını unutmuş her şeyden vazgeçmiş bir halde Mehdi beklemekteyiz. Halen daha Moğolların Bağdat Kuşatması (1258) sonucu kütüphane tahriplerinin açmış olduğu o derin izleri kapatamamaktayız. Osmanlıda Tanzimat döneminden başlayan ve bu zamana kadar süre gelen zaman dilimin de ise bu yarayı bir çeşit geçici pansumanlarla kontrol altında tuttuk. Kanuniden sonra Avrupa kendine yeni ruh yarattı ve sonra İslam’ın bu kanayan yarası bütün çıplaklığıyla gün yüzüne çıktı. 
Ve sonrası da günümüze kadar gelen ruh arayışımız. Peki, ruhumuzu emen bu vampirler ve sülükler kimler, nelerdir? 
-En başta üretememe kös kös oturma.
-Kültür teröristleri kültürümüze ters olan eğlence programlarının bizi oyalayıp aslımızdan koparmaya başlaması
-Aydın görünümlü cahiller 
-Asıl aydına değer vermeyen yöneticiler (İltifatsız ilimin zayi olması) 
-Üniversite kürsülerini kuşatan para için kitap yazan ve öğrenciye zorla dayatan cühela takımı
-Rüşvetçi düzenbaz şarlatanlar 
-İlim adı altında (Seminer, sempozyum) toplanıp gittikleri yerde tıka basa yiyen tatil yapan akademisyenler
-Kapitalizm 
-Emperyalizm 
-Romantizm 
-Ham yobazlar kaba softalar (N.F.K tabir ile)
-Her yerde açılıp yerelleşen üniversiteler 
-Rezalet halini alan eğitim sistemimiz
-Uyuşuk sağ muhafazakar kesim 
-İnkarcı sol kesim
-Hurafeler, üfürükçüler 
-Ulemanın düştüğü hal
-Devlette ki bazı kısır ve fonksiyonunu yerine getiremeyen kurumlar
-Hiç bir şeyi beğenmeyen ama değişim için de hiç bir iş yapmayan "mızmızlar"
-Ve son olarak en büyük ruh vampirimiz ve kan emicimiz: “Batı taklitçiliği ve hayranlığı.’’
Şuan ki batı hayranlığımız ve satılmış ruhumuzu batıda arayışımız bana Cristopher Marlowe'un oyunundan (Doctor Faustus) şu bölümü hatırlattı. Ve yazımı, şu an ki en büyük ruh vampirlerimizi çok güzel özetleyen bu kısa sahne ile bitireceğim: 
Dr. Faustus, Helen adında ki güzele yalvarır:
-Beni bir kere öp ve ebedileştir.
(Helen onu öper ve kaçar)
Dr.Faustus arkasından bağırır Helen’in: 
-Dudakları ruhumu emdi. Bakınız nasıl kaçıyor! Gel, Helen gel, ruhumu geriye ver...
Biz de çareyi onun öpmesin de gördüğümüz Batıya bağırıyoruz:
Ey Batı! Busen çok tatlı ama artık ruhumuzu, satılmış ruhumuzu geri ver...

 
Etiketler: Ruh, vampirliğimiz, ve, Batı, hayranlığı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı