Yazı Detayı
08 Kasım 2018 - Perşembe 20:50 Bu yazı 2046 kez okundu
 
Neler oluyor bize?
Akif BEDİR
 
 
Neler oluyor bize?
 
Ortaokul ve lise arkadaşlıkları saf, temiz, berrak ve karşılık beklenmeyen arkadaşlıklardır. Maddenin nüfus edemediği, karşılıksız sevgiyle yoğrulan ve hiçbir sebebin bozamadığı dostlukların oluştuğu, duru ve gerçek vefanın zirve yaptığı zaman dilimidir lise yılları.
Aynı duygu sarmallarını doyasıya yaşadığımız İmam Hatip’ten arkadaşlarla ayda bir buluşup eskimeyen kardeşliklerimizin, yıpranmayan dostluklarımızın, solmayan gönüllerimizin coşkusunu tekraren paylaşarak yaşıyor ve yeniden diriliş iksirini bu birlikteliklerden alıyoruz.
Son buluşmamızda imamlık yapan bir arkadaşımın anlattıkları kanımı dondurduğu için köşeme taşıyıp sizlerle paylaşmak istedim. İmam arkadaşımız cemaatiyle kurduğu sıcak ilişki, gönül dostluğunu kâra geçirmek için sabah namazından sonra tefsir okumaya başlıyorlar.
Sabahın bereketi Kur’an’ın lezzetiyle buluşunca tadına doyum olmuyor ve her geçen gün katılım artıyor.  Sonrasına da sabah çorbasının muhabbetini katınca değmeyin keyfimize denilerek alınan tat katmerleşiyor.
Diğer cami cemaatleri de aynı dersi, lezzeti kendi camilerinde yaşamak için imamlarına başvurunca kıyamet kopuyor. Bu işi sen başlatıp keyfimizi kaçırdın, sen de bu okumayı bitir bize müracaatlar bitsin diye uyarı geliyor.  
Ne kadar boş bir ruh hali, ne kadar basite indirgenen davranış şekli değil mi?      
Gafletlerimiz, dalaletlerimiz, isyanlarımız, nisyanlarımız... Gıybetlerimiz, hasetlerimiz, kinlerimiz, nefretlerimiz... Su-i zanlarımız, çekememezliklerimiz, çelmelerimiz, arkadan dolap çevirmelerimiz... Riyalarımız, fahirlerimiz, makam düşkünlüğümüz... Şımarıklıklarımız, zulümlerimiz, haksızlıklarımız, çiğnediğimiz kul hakları...
Anlatıp yaşamadıklarımız, yaşayıp anlatmaya çekindiklerimiz... Yapmadıklarımızla övünmemiz, hak etmediğimiz iltifatlara dilbeste olmamız, başkalarının başarılarını kendimize mal etmemiz... Haram nazarlar, haram konuşmalar, haram dokunuşlar... Haram dinlemeler, haram izlemeler... Yeme, içme konusundaki rahatlıklarımız...
Kaybettiğimiz hassasiyetlerimiz, istikbal endişelerimiz, beklentilerimiz... İbadete isteksizliğimiz, zikirden, duadan kaytarmalarımız, günahlara meylimiz... Bizi takatsiz düşüren ve birer kurt gibi içimizi kemiren yaralarımız artıyor, büyüyor...
Çıkar hesapları, menfaat, para, makam/şan/şöhret önde tutulduğu için vicdanlar köreldi, şeref ve haysiyet ayağa düştü. İnsanlık sorunlarımız büyüdü... Dayanışma, kaynaşma problemlerimiz büyüdü... Korkularımız, tutkularımız, karakter çatışmalarımız, üslup farklılıklarımız, duygularımızın bozulan kimyası, heyecan yorgunluklarımız arttı… 
Onuru, güveni, beklentisi, sevgi ve hoşgörüsü kalmayan insanlar,  itilmiş, bastırılmış, örselenmiş veya daha farklı şekillerde doğallıklarını kaybetmiş duygu ve düşünceli insanlar kendileriyle birlikte başkalarını da yok ederler. Zira haset, kin ve nefret büyütmektedirler…
Farkında değiliz ama toplumun ruh hali alarm veriyor... Müthiş bir kayıkçı kavgasıdır sürüyor. Bizlere bir şeyler oluyor…
Analitik düşüncenin iflas ettiği, insanların olan menfaat mahkûmiyetine duçar olduğu bir zaman diliminde sabretmeyen, şükretmeyen ve de vurdumduymaz Müslümanlar haline getirildik, getirilmeye de devam ediyoruz.
Bizi içimizden vuranlar, temel değerlerimizle oynayanlar, üç kuruşluk dünya ve koltuk menfaatleri için imanından taviz verenler toplumda itibar görür oldu.
Özü ile sözü bir, imanı kâmil, nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilmeyenler, dava adamları toplumun yabancıları, garibanları oldu. 
Masa başı stratejileriyle, ayrıştırılan safların arasına doldurulmaya çalışılan yığınlar şehvet/şöhret/menfaat putlarını kıramayarak nefislerinin pazarında kaybolup  insan” olduklarını unutur oldular.
Bireysel duygu, düşünce, vicdan ve muhakemeden uzaklaştıkça insanlar sürü içgüdüsüyle hareket ediyor. Asmak, kesmek, yargısız infaz haklarını kendilerinde buldukça ve de kaybedecek bireysel bir şeyleri olmadıkça şiddet dolu günleri geride bırakmaya devam ediyoruz.
Tüm bunlar toplumda vicdanın tamamen kapandığını, hâkimiyetin nefsin eline geçtiğini gösteriyor. Bu insanlar dini ve Allah korkusunu yaşamadıkları için bu hale gelmişler ve manen insanlıktan çıkmışlardır.
Vicdanı körelen insan tamamen nefsinin elinde oyuncak haline gelir. Nefsi ne derse, ne emrederse hemen yerine getirir. Hiçbir sınırlayıcı, engelleyici güç tanımaz. Çıkarları gerektirdiğinde adam öldürmeyi dahi göze alabilir. Her gün gazete sayfalarında bu tür sayısız habere rastlanabiliyoruz.
Atılan her adımın, dilden çıkan her kelimenin, harcanan her saniyenin, ömürden geçen her günün hesabının verileceğini biliyor muyuz?
İslam ahlakının yaşandığı ortam herkesin “en güzel” tavra özendiği, bunu yapmaya gayret ettiği bir ortamdır. Herkesin en güzelin arayışında olduğu bir ortamda doğal olarak huzur, sükûnet ve güzellik hâkim olur. Sinirlenme, öfkelenme, kavga, gürültü, tartışma ve benzeri kötü ahlak özelliklerinin hiçbiri görülmez.
Sevgi, saygı bütün hastalıkların ilacıdır. İslam’ın kelime manası da barıştır, sevgidir…
 
Etiketler: Neler, oluyor, bize?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
02 Kasım 2018
Millet soruyor, sorguluyor artık
1347 Okunma.
24 Ekim 2018
Acı gerçekler
2238 Okunma.
21 Ekim 2018
Tarihten ders almak
209 Okunma.
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2333 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2409 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2564 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
2046 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
4009 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2064 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1917 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
2047 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1787 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3354 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1505 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1739 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1511 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1754 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1672 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1424 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1398 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1730 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1844 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1601 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2061 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1626 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1904 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2111 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1491 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1818 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1462 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1665 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1484 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
2060 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1280 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
1009 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
2003 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1789 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1917 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1980 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1820 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1856 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1851 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1701 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1109 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1823 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1637 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1107 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1679 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1810 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1790 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1770 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
2039 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1886 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1870 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1792 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1600 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1732 Okunma.
Haber Yazılımı