Yazı Detayı
08 Kasım 2018 - Perşembe 20:50 Bu yazı 2257 kez okundu
 
Neler oluyor bize?
Akif BEDİR
 
 
Neler oluyor bize?
 
Ortaokul ve lise arkadaşlıkları saf, temiz, berrak ve karşılık beklenmeyen arkadaşlıklardır. Maddenin nüfus edemediği, karşılıksız sevgiyle yoğrulan ve hiçbir sebebin bozamadığı dostlukların oluştuğu, duru ve gerçek vefanın zirve yaptığı zaman dilimidir lise yılları.
Aynı duygu sarmallarını doyasıya yaşadığımız İmam Hatip’ten arkadaşlarla ayda bir buluşup eskimeyen kardeşliklerimizin, yıpranmayan dostluklarımızın, solmayan gönüllerimizin coşkusunu tekraren paylaşarak yaşıyor ve yeniden diriliş iksirini bu birlikteliklerden alıyoruz.
Son buluşmamızda imamlık yapan bir arkadaşımın anlattıkları kanımı dondurduğu için köşeme taşıyıp sizlerle paylaşmak istedim. İmam arkadaşımız cemaatiyle kurduğu sıcak ilişki, gönül dostluğunu kâra geçirmek için sabah namazından sonra tefsir okumaya başlıyorlar.
Sabahın bereketi Kur’an’ın lezzetiyle buluşunca tadına doyum olmuyor ve her geçen gün katılım artıyor.  Sonrasına da sabah çorbasının muhabbetini katınca değmeyin keyfimize denilerek alınan tat katmerleşiyor.
Diğer cami cemaatleri de aynı dersi, lezzeti kendi camilerinde yaşamak için imamlarına başvurunca kıyamet kopuyor. Bu işi sen başlatıp keyfimizi kaçırdın, sen de bu okumayı bitir bize müracaatlar bitsin diye uyarı geliyor.  
Ne kadar boş bir ruh hali, ne kadar basite indirgenen davranış şekli değil mi?      
Gafletlerimiz, dalaletlerimiz, isyanlarımız, nisyanlarımız... Gıybetlerimiz, hasetlerimiz, kinlerimiz, nefretlerimiz... Su-i zanlarımız, çekememezliklerimiz, çelmelerimiz, arkadan dolap çevirmelerimiz... Riyalarımız, fahirlerimiz, makam düşkünlüğümüz... Şımarıklıklarımız, zulümlerimiz, haksızlıklarımız, çiğnediğimiz kul hakları...
Anlatıp yaşamadıklarımız, yaşayıp anlatmaya çekindiklerimiz... Yapmadıklarımızla övünmemiz, hak etmediğimiz iltifatlara dilbeste olmamız, başkalarının başarılarını kendimize mal etmemiz... Haram nazarlar, haram konuşmalar, haram dokunuşlar... Haram dinlemeler, haram izlemeler... Yeme, içme konusundaki rahatlıklarımız...
Kaybettiğimiz hassasiyetlerimiz, istikbal endişelerimiz, beklentilerimiz... İbadete isteksizliğimiz, zikirden, duadan kaytarmalarımız, günahlara meylimiz... Bizi takatsiz düşüren ve birer kurt gibi içimizi kemiren yaralarımız artıyor, büyüyor...
Çıkar hesapları, menfaat, para, makam/şan/şöhret önde tutulduğu için vicdanlar köreldi, şeref ve haysiyet ayağa düştü. İnsanlık sorunlarımız büyüdü... Dayanışma, kaynaşma problemlerimiz büyüdü... Korkularımız, tutkularımız, karakter çatışmalarımız, üslup farklılıklarımız, duygularımızın bozulan kimyası, heyecan yorgunluklarımız arttı… 
Onuru, güveni, beklentisi, sevgi ve hoşgörüsü kalmayan insanlar,  itilmiş, bastırılmış, örselenmiş veya daha farklı şekillerde doğallıklarını kaybetmiş duygu ve düşünceli insanlar kendileriyle birlikte başkalarını da yok ederler. Zira haset, kin ve nefret büyütmektedirler…
Farkında değiliz ama toplumun ruh hali alarm veriyor... Müthiş bir kayıkçı kavgasıdır sürüyor. Bizlere bir şeyler oluyor…
Analitik düşüncenin iflas ettiği, insanların olan menfaat mahkûmiyetine duçar olduğu bir zaman diliminde sabretmeyen, şükretmeyen ve de vurdumduymaz Müslümanlar haline getirildik, getirilmeye de devam ediyoruz.
Bizi içimizden vuranlar, temel değerlerimizle oynayanlar, üç kuruşluk dünya ve koltuk menfaatleri için imanından taviz verenler toplumda itibar görür oldu.
Özü ile sözü bir, imanı kâmil, nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilmeyenler, dava adamları toplumun yabancıları, garibanları oldu. 
Masa başı stratejileriyle, ayrıştırılan safların arasına doldurulmaya çalışılan yığınlar şehvet/şöhret/menfaat putlarını kıramayarak nefislerinin pazarında kaybolup  insan” olduklarını unutur oldular.
Bireysel duygu, düşünce, vicdan ve muhakemeden uzaklaştıkça insanlar sürü içgüdüsüyle hareket ediyor. Asmak, kesmek, yargısız infaz haklarını kendilerinde buldukça ve de kaybedecek bireysel bir şeyleri olmadıkça şiddet dolu günleri geride bırakmaya devam ediyoruz.
Tüm bunlar toplumda vicdanın tamamen kapandığını, hâkimiyetin nefsin eline geçtiğini gösteriyor. Bu insanlar dini ve Allah korkusunu yaşamadıkları için bu hale gelmişler ve manen insanlıktan çıkmışlardır.
Vicdanı körelen insan tamamen nefsinin elinde oyuncak haline gelir. Nefsi ne derse, ne emrederse hemen yerine getirir. Hiçbir sınırlayıcı, engelleyici güç tanımaz. Çıkarları gerektirdiğinde adam öldürmeyi dahi göze alabilir. Her gün gazete sayfalarında bu tür sayısız habere rastlanabiliyoruz.
Atılan her adımın, dilden çıkan her kelimenin, harcanan her saniyenin, ömürden geçen her günün hesabının verileceğini biliyor muyuz?
İslam ahlakının yaşandığı ortam herkesin “en güzel” tavra özendiği, bunu yapmaya gayret ettiği bir ortamdır. Herkesin en güzelin arayışında olduğu bir ortamda doğal olarak huzur, sükûnet ve güzellik hâkim olur. Sinirlenme, öfkelenme, kavga, gürültü, tartışma ve benzeri kötü ahlak özelliklerinin hiçbiri görülmez.
Sevgi, saygı bütün hastalıkların ilacıdır. İslam’ın kelime manası da barıştır, sevgidir…
 
Etiketler: Neler, oluyor, bize?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
23 Ocak 2019
Çamura gönül tohumu atmak
349 Okunma.
16 Ocak 2019
Bak şu konuşana
2524 Okunma.
09 Ocak 2019
Ülke muhalefetini arıyor
2187 Okunma.
02 Ocak 2019
Yılbaşında neyi kutladık
1901 Okunma.
26 Aralık 2018
Bak şu konuşana…
2209 Okunma.
19 Aralık 2018
Yeni bir parti ihtiyaç mı?
2470 Okunma.
12 Aralık 2018
Etme bulma dünyası
2343 Okunma.
05 Aralık 2018
Sokaktaki insan ne istiyor?
2396 Okunma.
28 Kasım 2018
Alperen manifestosu
2529 Okunma.
21 Kasım 2018
Veyl olsun…
2027 Okunma.
17 Kasım 2018
Ya Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?
1716 Okunma.
02 Kasım 2018
Millet soruyor, sorguluyor artık
1493 Okunma.
24 Ekim 2018
Acı gerçekler
2411 Okunma.
21 Ekim 2018
Tarihten ders almak
867 Okunma.
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2482 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2556 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2699 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
2163 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
4128 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2218 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
2050 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
2197 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1894 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3471 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1614 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1869 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1625 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1858 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1805 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1549 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1540 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1855 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1979 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1732 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2233 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1744 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
2038 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2245 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1642 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1959 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1580 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1816 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1614 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
2208 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1410 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
1138 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
2126 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1906 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
2031 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
2125 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1984 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1992 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1985 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1828 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1238 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1963 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1780 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1247 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1820 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1958 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1915 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1893 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
2172 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
2021 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
2005 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1920 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1731 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1869 Okunma.
Haber Yazılımı