Yazı Detayı
09 Şubat 2020 - Pazar 23:32 Bu yazı 287 kez okundu
 
Medeniyeti İhya Etmek
Abdulnasır KIMIŞOĞLU
abdlnsr.kmsgl@gmail.com
 
 

Bizler “kitap medeniyeti” inşa etmiş, dünya medeniyetine özellikle kitapla katkı sunmuş bir milletin evlatlarıyız. İlim, irfan ve hikmetle yoğrulmuş bir dünya görüşüyle dünyaya söyleyecek sözümüzü söylemişiz. Söylemekteyiz…

Ecdadımız kuru bir bilgiyle değil, ahlak ve faziletle yoğrulmuş bir bilim dili kullanarak daima faydalı olanı inşa etmeye çalışmıştır. Böyle bir ecdadın torunları olarak şimdi bizler, yine merhamet ve adalet şiarıyla, ihya etmeyi istediğimiz medeniyetimize katkı sağlamak mesuliyetini ruhumuzda hmeliyiz. Dünya genelinde mazlumların ahı arş-ı âlâyı doldururken, şımaran zalimlerin karşısına böyle bir medeniyet diliyle çıkmak, adaleti kendisine şiar edinen bir milletin tarihi sorumluluğudur. Bu sorumluluk bizlerin omuzundadır.

Hamasi nutuklardan, kuru ve yavan hitaplardan; temelsiz, mesnetsiz ve usulsüz her türlü girişimden uzak; tamamen ilime, bilime, teknolojiye, ahlaka, estetiğe, sanata, edebiyata ve üretime dayalı bir çalışma disiplini içerisinde tutarlı ve adil bir programla medeniyetimizi ihya etmeye gayret etmeliyiz. Bu bir ödevdir. Bu ödevimizi başarıyla yapmalıyız.

Aşağı yukarı bin yıl boyunca dünya siyasetinde söz hakkı elde etmiş bir millet olarak, sesimizin gür çıktığı zamanları incelediğimiz zaman, tamamen ahlaki ve vicdani değerlerimizin ilham deryası içesinde insanlık adına çok büyük başarılara imza attığımızı görmekteyiz. Tamamen milli, manevi, ahlaki ve vicdani değerlerimizin sınırları içerisinde maddeye ruh katmış, dünya siyasetinde başköşede olmuş ve insani olan medeniyet dilini konuşmuşuzdur.

Kuru gürültülerden uzak, yığın ve güruh takımından beri olup üretime dayalı ve daima insanlık yararına çalışan tarihi vesikalara sahibiz. Lakin bizler bu şiarımızı yaralayıp kanatmaya başlatınca, hastalıklar türemeye başladı. Özellikle köşe taşı konumundaki her bir müessesemiz kan kaybetmeye başladı. Müesseseler üzerine inşa edilen medeniyet çatımız rüzgârlara dayanamaz oldu. Ve batı “hasta adam” yaftasını yakamıza iliştirmeye başladı. Evet, hastalandık bunu kabul etmek lazım. Lakin ölmedik.

Itri Efendi, Mimar Sinan, Yunus Emre, Fatih, Alparslan, Edebali, Baki… Gibi evlatlar yetiştiren bir medeniyet, elbette ki dünyaya mesaj dolu fısıltılarla tarih sayfalarında silinmez izler bırakmıştır. Bu izleri bırakmaya en büyük etken sağlam temeller üzerine inşa edilen medeniyet dilinin saf ve duru olmasındandır. Saf ve duru olmasından maksadımız daima yapıcı, onarıcı ve sevdirici bir üslubunun olmasıdır.

Canlı cansız tüm varlığı merhamet bakış açısıyla muhatap alıp, her birini estetik bir manaya bürümüştür. Çiçeklere dil kazandırıp sosyal hayatta konuşturmuş, mevsimler üzerinden tefekkür hücreleri oluşturmuş, eylüle hüzün deyip nisanı müjde kabul etmiştir.

Vicdan ve ahlak temelleri üzerine insanı muhatap almış, insaniyet namına insanlık için kısacık dünya hayatında sırf yaratanın rızasına nail olabilmek adına güzel izler bırakabilmeye gayret etmiştir. Bunu yaparken de daha disiplinli olunması için müesseseler inşa etmiştir.

Dünümüzü güzel duygularla yâd ediyorsak bunu ecdadımızın müesseselerle teşkilatlanıp güzel izler bırakabilmesine borçluyuz. Nadide eserler yazabilmişlerse, şaheser diyeceğimiz mimariyi inşa edebilmişlerse, çağ açıp kapatan liderler yetiştirebilmişlerse, büyük simalar çıkarabilmişlerse bütün bunları müessese kültürüyle başarabilmişlerdir. Bu işin en güzel cevabı bu noktada saklıdır.

Netice itibariyle yeni bir medeniyet tasavvuru ve ihyası iddiasında olan bizler, çalışmalarımıza nedenini ve nasılını özümsemiş sağlam müessese kültürüyle başlamalı ve bu minvalde başarıya ilerlemeliyiz. Ve bu işlevin de bir süreklilik olduğunu unutmamalıyız. Çünkü bu bir nevi bayrak yarışıdır. Her birimiz götürebildiğimiz kadar başarıya götürebilmeli ve şekillendirebilmeli; bizden sonrakiler de en az bizden birkaç adım ileriye götürebilmelidirler.

Ve son olarak özellikle bu işlemde de milli, manevi, ahlaki ve vicdani müeyyideler çerçevesinde adalet ve merhamet şiarını düstur kabul edip; ilim, irfan ve teknolojinin alan sahası içerisinde yapıcı, onarıcı ve sevdirici bir gönül diliyle medeniyet tasavvuru muhayyilesinde varım diyenlere; kültürden sanata, eğitimden ekonomiye, siyasetten bürokrasiye, mimariden musikiye varana kadar her bir alanımızda sağlam müessese kültürünü inşa edip, bu inşa üzerinden medeniyet tasavvurumuzu ihya etmeye başlamayı teklif ediyorum…

 
Etiketler: Medeniyeti, İhya, Etmek,
Yorumlar
Haber Yazılımı