Yazı Detayı
06 Aralık 2018 - Perşembe 15:32 Bu yazı 285 kez okundu
 
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Kırk küsur yıldır “medeniyet dili” kösü çalıyoruz, sabah akşam “medeniyet tasavvuru” edebiyatı yapanları uyandıramadık. Medeniyet dille olur, daha kestirmesi: Medeniyet dilsiz olmaz!
Bu kıytırık uydurmacılıkla hiç olmaz! Önce şunda anlaşalım: Uygarlık asla medeniyet değildir! Uygarlık senin medeniyetini inkâr edenlerin uyduruk kelimesidir.

Bazı babalar Şapka Kanunu’ndan sonra şapka giymemek için evinden çıkmamıştı. Evlatları çıktı, onlar da şapka giymedi; fakat babalarının kelimelerini başlarından atarak! Şimdi şöyle düşünüyorum: Keşke babalar şapka giyseydi de kelimelerimizin sahibi olsa idik! Asıl kahramanlık şekli değil muhtevayı, özü, esası korumaktır!

***

Bizden öncekiler ortak metinler okumuşlar, klasik mûsikîmizle haşır neşir olmuşlar ve plastik sanatlarımızı hayatlarının bir parçası olarak hmişlerdi. Cumhuriyet’in ikinci kuşağından itibaren bunlardan tamamıyla mahrum bırakıldık. Bu hususla ilgili tepkilerimizde de farklılaşmalar ortaya çıktı. Bu farklılaşma tamamen “dil” merkezlidir. Bütün bu dillerdeki zorlayıcı değişime boyun eğip, birikimden vazgeçerek sırf dinî kavrayışla meseleyi çözmek yönündeki “radikal” görünümlü tavrın kısırlığı kendini her gün biraz daha fazla htiriyor. Dinin kültürleşmesi, yaşanması, hayatı bir şekilde idare etmesi asla ihmal edilemeyecek bir sosyal gerçekliktir. Medeniyet inançların, kültürlerin kendini ifade etme tarzıdır. Bunun inkârı ise, günümüzde selefilikten radikalliğe ve ışidciliğe kadar varan bir vandalizmle kendini göstermektedir.

Bu dinî görünümlü pozitivizmin zihinimizi esir almasının önüne geçmek, tekrar dile, edebiyata, mûsıkîye, sanatlarımıza dönmek, onların kendine mahsus iklimine nüfuz etmek ve yeniden daha zengin bir dille konuşmakla mümkün. Kabuktan öze, dıştan içe doğru insanı tekâmül ettiren, insanî hasletlerini geliştiren bir yolculuk için kendimizi bilmek, ilk adım.

İlim, edebiyat ve kültür alanında meselelerin meselesi dil meselesidir. Dilin belirsizleştirilmesi, ifade gücünün zayıflatılması, böylece benimsettirilmek istenen medeniyetin diline alan açılması demek.

***

Sürekli parlak lâflar eden, fakat bugüne kadar sadra şifa bir icraatına şahid olmadığımız Milli Eğitim bakanımızın “çocuklarımıza neden dilimizi öğretemiyoruz?” sorusunun cevabı mahiyetinde bir konuşma yapmasını ve çözüm için harekete geçmesini bekliyoruz.

Millî Eğitim, neden Türkçe öğretemiyor veya öğretmiyor? Millî Eğitim, ilk öğretim kademesinde 500-600 kelimelik bir söz dağarcığı ile yetinilmesini istiyor. Bu batı ülkelerinde 2000-3000 kelime. Beş altı yüz kelimelik söz varlığına sahip bir çocukla, iki üç bin kelimelik haznesi olan bir çocuğun zihni kapasitesi aynı olabilir mi?

Millî Eğitim ilkel bir arıdilciliği ders kitaplarıyla yaygınlaştırmaya devam ediyor. Türkçe resmen ihtilaflı, problemli, “sorunlu” bir dil. Söz varlığımızın ne kadarını kullanacağımız tartışma konusu. Çocuklar ilk öğretimden itibaren bu ihtilafı öğrenerek yetiştiriliyorlar. Türk edebiyatının yakın devir klasiklerinin (Mehmed Âkif’in, Tevfik Fikret’in, Yahya Kemal’in, Ahmet Haşim’in, Necip Fazıl’ın, Tanpınar’ın, Sabahattin Ali’nin, Sait Faik’in, Tarık Buğra’nın, Kemal Tahir‘in…) dilini kullanmak bile mümkün değil öğretim sistemi içinde.

İngilizcenin söz varlığında yer alan -velev ki arapça veya farsçadan geçen- kelimeler konusunda bir tartışma açabilir miyiz? Kelimelerin kökenine göre kullanılıp kulanılmayacağına karar verebilir miyiz? Türkiye’de hiç kimsenin İngilizce üzerinde ihtilafı yok, çünkü buna gücü yetmiyor. Öztürkçecilerimizden hiç biri “özingilizce”cilik yapamıyor.

Öyleyse? Globalizmin böylesine hâkim olduğu bir çağda, öğretim dilinin yüksek öğretimden aşağıya doğru ingilizceleştirilmesi “akılcı” bir uygulama olarak savunulamaz mı? Böyle açıktan bir savunma ortada yok ama, böyle bir uygulama olmadığını kim söyleyebilir? Yüksek öğretimde İngilizce tedrisat hızla yayılıyor. Öte yandan, ana okullarına kadar yabancı dilin girdiğini bilmeyen yok. Öyleyse, geleceğe hazır olalım: Yakın gelecekte öğretim dilimiz ingilizce olabilir. Seçmeli olarak “yerel anlaşma dili” türkçe ilkokullarda okutulabilir!

Sanmayın ki bu noktaya çok uzağız. “Medeniyet dili” meselesini kendi medeniyetimizin aklı doğrultusunda çözemediğimiz takdirde, tahmin edilenden çok yakınız!

Dilini sadistçe tahrip eden, resmi tedrisatta dahi öğretilemez/öğretilmez hâle getiren, ya düşük seviyeli bir öğretime razı olur, yada rasyonelini arar, kapsayıcı, tartışmasız, sağlam bir dil seçer!

6.12.2018 Karar

 
Etiketler: Medeniyet, diline, şapka, çıkarmak!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
154 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
314 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
194 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
181 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
227 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
303 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
1163 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
360 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
392 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
265 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
582 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
523 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
400 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1178 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
577 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
660 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1056 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
680 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
520 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
485 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
479 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
803 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
560 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
429 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
557 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
451 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
538 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
619 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
658 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
633 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
987 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
654 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
755 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1086 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
1289 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
1372 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
716 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
738 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
515 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
703 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
534 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
647 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
591 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
762 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
660 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
640 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
622 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
567 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
640 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
602 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
803 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
607 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
1367 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
766 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
798 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
754 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
767 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
840 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
782 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
753 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
725 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
815 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
977 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
872 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
824 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
902 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
739 Okunma.
Haber Yazılımı