Yazı Detayı
05 Haziran 2018 - Salı 19:23 Bu yazı 1266 kez okundu
 
Kudüs’ü konuşmak...
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Son yıllarda Türkiye’de bilgi arkaplanı olmayan bir Kudüs edebiyatı üretildi. Kudüs bizim için yeni bir keşif olamaz.

Tarihimizin Kudüs’ünü bilmeden, İslâm tarihinde Türklerin rolünü dikkate almadan işi hamasete boğmakla, edebiyata bulamakla bir yere varılamaz. Hayali değil, gerçek Kudüs üzerinden konuşmamız gerekiyor. Bugünün Kudüs gerçeğini görmezden gelerek, tarih yok sayılarak bu yapılamaz.

Malazgirt zaferinden bir yıl önce Uvak oğlu Atsız Kudüs’ü Fatımilerden aldı... Yani Selçuklular Anadolu’dan önce Kudüs’ü aldılar. İslâm dünyasının dönemi için âcil bir meselesi yüzünden. Mısır Fatimileri Abbasi hilafeti için tehlike teşkil ediyordu. Selçuklular Fatımileri Kudüs’ten uzaklaştırdılar.

Ondan 10 yıl önce Tuğrul Bey Abbasi hilafetini yok etmek üzere olan Büveyhileri mağlub ederek Bağdat’a girmişti. Halife Kaim Biemrillah Tuğrul beyi “dünya sultanı” olarak ilân etti. Bu bir dönüm noktası...

Türkler tarihin bir anında İslâm tarihini yazmak için adeta davet edildiler. Doğu ve kuzeyden, batıya ve güneye doğru hareket eden Selçuk Bey Cend’e yerleşti, müslüman oldu ve kabilesini de müslüman yaptı. Onun oğulları Çağrı ve Tuğrul beyler babalarının adıyla anılan devleti kurdular ve Horasan ve İran’ı kontrol altına aldılar, yayılma sahalarını batıya doğru genişlettiler. Tarihî kader onlara İslâm tarihinin kritik bir anında ağır bir yük yükledi. İslâm dünyasının devlet/otorite sorumluluğu onların boynundaydı.

Şunu aklımızın bir köşesinde tutmadan bugünü anlayamayız: İslâm dünyası 20. yüzyıla kadar Türk hanedanlı devletlerle gerçek anlamda bir barış dönemi yaşadı. Hindistan, Türkistan, İran, Türkiye, Mısır...Bu ülkelerdeki Türk hanedanlı devletler yönettikler ülkelerin halklarını barış içinde bir arada yaşattılar.

Malazgirt zaferinden sonra Selçuklular beş yıl içinde İstanbul’un burnunun dibine kadar geldiler: Anadolu Selçuklu devletinin başkenti İznik oldu. Asıl hedefin İstanbul olduğu bu kadar açık ifade edilebilir. Selçuklu ilerleyişi Avrupa’nın haçlı seferlerine bahane teşkil etti. Hedef Kudüs gibi görünmekle beraber, esas yapılmak istenen bir hıristiyan yurdu olarak kabul edilen ve o zamana kadar müslümanlar tarafından fethedilemeyen Anadolu’yu kurtarmaktı.

Haçlılar Anadolu’yu ele geçiremediler, Selçuklu ordusundan kurtulan kılıç artıkları Kudüs’e ulaştı. Kudüs’te 90 yıllık bir haçlı işgali var. Bu işgali ortadan kaldırmak yerleşik halkın, hadi diyelim arapların meselesi olmadı. Bölgedeki Selçuklu atabeyi Mahmud Zengi, bunu büyük ve ulvî bir gaye olarak üstlendi. Bunun hem maddi hem manevi altyapısını oluşturmaya hayatını adadı. Kudüs’ü Haçlılardan kurtaran “Şarkın en sevgili sultanı” Selahaddin’i de o yetiştirdi. Kudüs’ün kurtuluşunun ikinci merhalesi, Kudüs’ün güvenliğini tehdit eden Filistin’deki haçlı kontluklarını ortadan kaldıran da büyük Memluk sultanı Baybars’tır.

Müslüman dünyayı son defa büyük bir birlik haline getiren Yavuz Sultan Selim, Kahire seferine giderken Kudüs’e uğradı, şehrin tarihi yerlerini dolaştı, Mescid-i Aksa’da şükür namazı kılıp yoluna devam etti: Kudüs emniyetteydi. Ridaniye zaferinden, yani Memluk devleti ortadan kalktıktan sonra Hicaz emiri Sultan Selim’e Mekke ve Medine’nin anahtarlarını sundu. Böylece islâmın üç mukaddes beldesinin emaneti Osmanlının boynuna bindi ve bu beldelerin güvenliğini temini vazife bildiler. Hakimülharemeyn değil, hadimülharameyn olmayı tercih ettiler. Yani iki haremin sahibi değil, koruyucusu...

Dört asırlık Osmanlı yönetiminde Kudüs barış içindeydi. Siyonizmin 19. yüzyıl sonunda Kudüs merkezli bir devlet kurma hamlesi 2. Abdülhamid tarafından engellendi. Bu Abdülhamid’e karşı yürütülen yıkıcı faaliyetlerin fitilini ateşledi. Osmanlı sonuna kadar Filistin’e Yahudi göçüne izin vermedi. Osmanlı devleti yıkılmadan böyle bir değişim olamazdı, 1. Dünya Savaşı bu fırsatı meydana getirdi.

Osmanlılar Kudüs’ü İngilizlere karşı savunmak için neden tedbir almadı, yahud direnmedi? Kudüs’ün savunması orada yerleşik halkın desteği olmadan mümkün olamazdı. el-Fetih’in başlangıçta Osmanlıları Filistin’den çıkarmak için kurulduğunu unutmayalım. 

Osmanlı ordusu Medine müdafaasını kime karşı yaptı? İngilizler arkaplandaydı. Önde NaŞerif Hüseyin’in çapulcuları vardı.

Kudüs’ü savunsaydık kime karşı savunacaktık?

Şu gerçekleri bilmeden mesele tam anlaşılmaz: Kudüs’te Yahudi yerleşimi Osmanlıya isyan eden Hüseyin’in tasvibi ile oldu. Yahudi devletinin oluşumunda da Hüseyin’in oğlu Abdullah’ın (Ürdün emiri) tasvibi dikkatten uzak tutulmamalı. Filistin meselesinin çözümsüzlüğünü dışarıda aramak bizi meseleyi kendi gerçekliği içinde kavramaktan yoksun kılar. Her aşamada Siyonizmin ve arkaplanındaki emperyalist güçleri “müslüman” işbirlikçileri oldu.

İşin esası şu: Osmanlı devletinden sonra dünya siyasetinde müsmanları temsil eden bir otorite, bir devlet kalmadı. Denilecek ki, “20’den fazla Arap devleti var, başka müslüman ülkeler var.” Bir otoriteyi devlet olarak tanımlamak onun dünya siyasetinde varlık göstermesi için yetmiyor. Türkiye kendi kabuğuna çekilmek zorunda kaldı. Kudüs meselesi halkın gündeminde olduğu zamanlar, devletin gündeminde değildi.

Türkiye dini sebeplerle olduğu kadar tarihî sebeplerle de Kudüs meselesinden uzak kalamaz. Kudüs meselesi yine Türkiye’nin boynundadır. Fakat bunu hamasete boğmak, daha önce Arap devletlerinin yaptığını yapmaktan öteye bir sonuç vermez. Olayları önceden kestirmek, strateji üretmek yerine ortaya çıktıklarında bağırıp çağırmak, toplanıp sonuçsuz kararlar almak problem çözmeye hizmet etmez. Arap Birliği’nin arşivleri Kudüs’le ilgili belagat dolu beyanatlarla doludur!

Biz sonuca bakalım. 1947’de İngilizler çekilirken Birleşmiş Milletler iki devletli Filistin kararı aldı. Arap dünyası şiddetle reddetti. Şimdi hangi noktadayız? İki devletli çözümü kabul ettirecek durumda mıyız? Bu arada köprünün altından çok sular aktı. Filistin’in durumu ortada. Eğer müslüman dünyadan işbirlikçileri olmasa, ABD Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyabilir miydi?

İsrail’e, ABD’ye sövmenin âlemi yok, işbirlikçileri deşifre edip onlara karşı olan tavrımızı apaçık ortaya koymalıyız. Bir asırdır Arap kralları, diktatörleri Kudüs konusunda emperyalistlerle işbirliğinin rantını devşiriyorlar. İsrail’in varlığı, onların iktidarı için elzem!

 
Etiketler: Kudüs’ü, konuşmak...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
14 Kasım 2020
Bir kitapla karşılaşmak
145 Okunma.
03 Kasım 2020
Türkçe şiirle kurtulacak!
247 Okunma.
26 Ekim 2020
Büyük putun cilâsı dökülüyor!
162 Okunma.
20 Ekim 2020
Azerbaycan neden yalnız?
180 Okunma.
01 Ekim 2020
“Türkler müslüman değildir” diyen kâfirlerin buyruğuna girmiştir!
171 Okunma.
29 Eylül 2020
Yunanistan, Ermenistan ve İsrail üçgeni
195 Okunma.
31 Ağustos 2020
“Bülbül”ün öztürkçesi ne?
195 Okunma.
11 Ağustos 2020
İstanbul yüzleşmesi!
232 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
245 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
241 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
316 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
385 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
277 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
266 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
268 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
414 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
561 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
419 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
535 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
771 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
462 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
401 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
413 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
787 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
431 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
367 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
483 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
360 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
483 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
432 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
535 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
487 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
456 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
487 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
414 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
607 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
480 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
340 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
448 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
609 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
519 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
444 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
630 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
672 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
488 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
543 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
583 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
430 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
555 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
686 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
574 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
487 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
758 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
625 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
473 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
586 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
622 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
602 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
455 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
653 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
526 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
763 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
642 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
1058 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
680 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
711 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
760 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
767 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
578 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
813 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
718 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
709 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
747 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
1022 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
890 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
765 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
869 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
941 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
906 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
987 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
992 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
945 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
921 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
928 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
1016 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
918 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
991 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
988 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
867 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1094 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
976 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
944 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
920 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1095 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
2011 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
1068 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1133 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
1052 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1349 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1246 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1111 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1891 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1398 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1378 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1855 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1480 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1281 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1286 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1258 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1569 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1335 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1274 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1285 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1327 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1673 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1410 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1534 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1854 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1509 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1694 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1798 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
2113 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2148 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1527 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1549 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1263 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1545 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1361 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1502 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1380 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1469 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1488 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1416 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1408 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1305 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1542 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1373 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1613 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1432 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2220 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1589 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1681 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1546 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1664 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1604 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1595 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1698 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1520 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1585 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1779 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1674 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1586 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1704 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1684 Okunma.
Haber Yazılımı