Yazı Detayı
05 Haziran 2018 - Salı 19:23 Bu yazı 1151 kez okundu
 
Kudüs’ü konuşmak...
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Son yıllarda Türkiye’de bilgi arkaplanı olmayan bir Kudüs edebiyatı üretildi. Kudüs bizim için yeni bir keşif olamaz.

Tarihimizin Kudüs’ünü bilmeden, İslâm tarihinde Türklerin rolünü dikkate almadan işi hamasete boğmakla, edebiyata bulamakla bir yere varılamaz. Hayali değil, gerçek Kudüs üzerinden konuşmamız gerekiyor. Bugünün Kudüs gerçeğini görmezden gelerek, tarih yok sayılarak bu yapılamaz.

Malazgirt zaferinden bir yıl önce Uvak oğlu Atsız Kudüs’ü Fatımilerden aldı... Yani Selçuklular Anadolu’dan önce Kudüs’ü aldılar. İslâm dünyasının dönemi için âcil bir meselesi yüzünden. Mısır Fatimileri Abbasi hilafeti için tehlike teşkil ediyordu. Selçuklular Fatımileri Kudüs’ten uzaklaştırdılar.

Ondan 10 yıl önce Tuğrul Bey Abbasi hilafetini yok etmek üzere olan Büveyhileri mağlub ederek Bağdat’a girmişti. Halife Kaim Biemrillah Tuğrul beyi “dünya sultanı” olarak ilân etti. Bu bir dönüm noktası...

Türkler tarihin bir anında İslâm tarihini yazmak için adeta davet edildiler. Doğu ve kuzeyden, batıya ve güneye doğru hareket eden Selçuk Bey Cend’e yerleşti, müslüman oldu ve kabilesini de müslüman yaptı. Onun oğulları Çağrı ve Tuğrul beyler babalarının adıyla anılan devleti kurdular ve Horasan ve İran’ı kontrol altına aldılar, yayılma sahalarını batıya doğru genişlettiler. Tarihî kader onlara İslâm tarihinin kritik bir anında ağır bir yük yükledi. İslâm dünyasının devlet/otorite sorumluluğu onların boynundaydı.

Şunu aklımızın bir köşesinde tutmadan bugünü anlayamayız: İslâm dünyası 20. yüzyıla kadar Türk hanedanlı devletlerle gerçek anlamda bir barış dönemi yaşadı. Hindistan, Türkistan, İran, Türkiye, Mısır...Bu ülkelerdeki Türk hanedanlı devletler yönettikler ülkelerin halklarını barış içinde bir arada yaşattılar.

Malazgirt zaferinden sonra Selçuklular beş yıl içinde İstanbul’un burnunun dibine kadar geldiler: Anadolu Selçuklu devletinin başkenti İznik oldu. Asıl hedefin İstanbul olduğu bu kadar açık ifade edilebilir. Selçuklu ilerleyişi Avrupa’nın haçlı seferlerine bahane teşkil etti. Hedef Kudüs gibi görünmekle beraber, esas yapılmak istenen bir hıristiyan yurdu olarak kabul edilen ve o zamana kadar müslümanlar tarafından fethedilemeyen Anadolu’yu kurtarmaktı.

Haçlılar Anadolu’yu ele geçiremediler, Selçuklu ordusundan kurtulan kılıç artıkları Kudüs’e ulaştı. Kudüs’te 90 yıllık bir haçlı işgali var. Bu işgali ortadan kaldırmak yerleşik halkın, hadi diyelim arapların meselesi olmadı. Bölgedeki Selçuklu atabeyi Mahmud Zengi, bunu büyük ve ulvî bir gaye olarak üstlendi. Bunun hem maddi hem manevi altyapısını oluşturmaya hayatını adadı. Kudüs’ü Haçlılardan kurtaran “Şarkın en sevgili sultanı” Selahaddin’i de o yetiştirdi. Kudüs’ün kurtuluşunun ikinci merhalesi, Kudüs’ün güvenliğini tehdit eden Filistin’deki haçlı kontluklarını ortadan kaldıran da büyük Memluk sultanı Baybars’tır.

Müslüman dünyayı son defa büyük bir birlik haline getiren Yavuz Sultan Selim, Kahire seferine giderken Kudüs’e uğradı, şehrin tarihi yerlerini dolaştı, Mescid-i Aksa’da şükür namazı kılıp yoluna devam etti: Kudüs emniyetteydi. Ridaniye zaferinden, yani Memluk devleti ortadan kalktıktan sonra Hicaz emiri Sultan Selim’e Mekke ve Medine’nin anahtarlarını sundu. Böylece islâmın üç mukaddes beldesinin emaneti Osmanlının boynuna bindi ve bu beldelerin güvenliğini temini vazife bildiler. Hakimülharemeyn değil, hadimülharameyn olmayı tercih ettiler. Yani iki haremin sahibi değil, koruyucusu...

Dört asırlık Osmanlı yönetiminde Kudüs barış içindeydi. Siyonizmin 19. yüzyıl sonunda Kudüs merkezli bir devlet kurma hamlesi 2. Abdülhamid tarafından engellendi. Bu Abdülhamid’e karşı yürütülen yıkıcı faaliyetlerin fitilini ateşledi. Osmanlı sonuna kadar Filistin’e Yahudi göçüne izin vermedi. Osmanlı devleti yıkılmadan böyle bir değişim olamazdı, 1. Dünya Savaşı bu fırsatı meydana getirdi.

Osmanlılar Kudüs’ü İngilizlere karşı savunmak için neden tedbir almadı, yahud direnmedi? Kudüs’ün savunması orada yerleşik halkın desteği olmadan mümkün olamazdı. el-Fetih’in başlangıçta Osmanlıları Filistin’den çıkarmak için kurulduğunu unutmayalım. 

Osmanlı ordusu Medine müdafaasını kime karşı yaptı? İngilizler arkaplandaydı. Önde NaŞerif Hüseyin’in çapulcuları vardı.

Kudüs’ü savunsaydık kime karşı savunacaktık?

Şu gerçekleri bilmeden mesele tam anlaşılmaz: Kudüs’te Yahudi yerleşimi Osmanlıya isyan eden Hüseyin’in tasvibi ile oldu. Yahudi devletinin oluşumunda da Hüseyin’in oğlu Abdullah’ın (Ürdün emiri) tasvibi dikkatten uzak tutulmamalı. Filistin meselesinin çözümsüzlüğünü dışarıda aramak bizi meseleyi kendi gerçekliği içinde kavramaktan yoksun kılar. Her aşamada Siyonizmin ve arkaplanındaki emperyalist güçleri “müslüman” işbirlikçileri oldu.

İşin esası şu: Osmanlı devletinden sonra dünya siyasetinde müsmanları temsil eden bir otorite, bir devlet kalmadı. Denilecek ki, “20’den fazla Arap devleti var, başka müslüman ülkeler var.” Bir otoriteyi devlet olarak tanımlamak onun dünya siyasetinde varlık göstermesi için yetmiyor. Türkiye kendi kabuğuna çekilmek zorunda kaldı. Kudüs meselesi halkın gündeminde olduğu zamanlar, devletin gündeminde değildi.

Türkiye dini sebeplerle olduğu kadar tarihî sebeplerle de Kudüs meselesinden uzak kalamaz. Kudüs meselesi yine Türkiye’nin boynundadır. Fakat bunu hamasete boğmak, daha önce Arap devletlerinin yaptığını yapmaktan öteye bir sonuç vermez. Olayları önceden kestirmek, strateji üretmek yerine ortaya çıktıklarında bağırıp çağırmak, toplanıp sonuçsuz kararlar almak problem çözmeye hizmet etmez. Arap Birliği’nin arşivleri Kudüs’le ilgili belagat dolu beyanatlarla doludur!

Biz sonuca bakalım. 1947’de İngilizler çekilirken Birleşmiş Milletler iki devletli Filistin kararı aldı. Arap dünyası şiddetle reddetti. Şimdi hangi noktadayız? İki devletli çözümü kabul ettirecek durumda mıyız? Bu arada köprünün altından çok sular aktı. Filistin’in durumu ortada. Eğer müslüman dünyadan işbirlikçileri olmasa, ABD Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyabilir miydi?

İsrail’e, ABD’ye sövmenin âlemi yok, işbirlikçileri deşifre edip onlara karşı olan tavrımızı apaçık ortaya koymalıyız. Bir asırdır Arap kralları, diktatörleri Kudüs konusunda emperyalistlerle işbirliğinin rantını devşiriyorlar. İsrail’in varlığı, onların iktidarı için elzem!

 
Etiketler: Kudüs’ü, konuşmak...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
220 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
171 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
171 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
122 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
301 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
420 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
320 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
398 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
624 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
320 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
313 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
289 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
596 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
240 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
269 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
341 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
254 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
390 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
326 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
408 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
363 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
327 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
350 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
308 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
490 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
344 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
219 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
339 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
483 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
416 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
335 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
501 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
560 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
380 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
429 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
453 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
315 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
450 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
583 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
469 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
373 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
629 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
504 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
380 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
475 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
501 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
494 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
358 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
545 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
427 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
627 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
533 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
962 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
555 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
599 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
631 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
633 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
483 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
700 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
604 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
606 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
647 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
905 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
784 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
642 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
772 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
841 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
790 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
861 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
870 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
840 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
815 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
819 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
916 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
803 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
875 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
891 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
741 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1002 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
860 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
845 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
820 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
978 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
1887 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
970 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1041 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
943 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1247 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1134 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1017 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1789 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1305 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1280 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1752 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1377 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1180 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1183 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1156 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1485 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1219 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1180 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1155 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1215 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1509 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1297 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1414 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1751 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1331 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1568 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1699 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
1986 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2050 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1436 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1427 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1156 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1431 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1200 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1381 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1249 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1387 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1376 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1318 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1305 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1205 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1443 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1272 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1508 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1327 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2109 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1490 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1568 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1453 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1562 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1509 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1483 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1585 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1405 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1487 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1654 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1587 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1499 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1578 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1562 Okunma.
Haber Yazılımı