Yazı Detayı
25 Ekim 2017 - Çarşamba 18:58 Bu yazı 1991 kez okundu
 
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
Akif BEDİR
 
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin performansını arttırmak, 2019’a yeni umut, ruh ve heyecanla gitmek için yoğun bir çaba gösteriyor.

2019 seçimlerine daha güçlü girebilmek, partideki mental ve metal yorgunluğu giderebilmek için siyaset icabı yapılması gerekli değişim ve dönüşümü yapma hakkını kullanıyor, dokunulmazlar algısına ince ayar veriyor.

Çünkü 2019 bir var oluş ya da on beş yıllık emeğin, icraatın yok edilişinin acı hikâyesi olacaktır.

Gezi olayları, FETÖ ile mücadelede yaşanan sıkıntılardan, referandum sürecinde ortaya çıkan yeni saflaşmalar ve kaymalarla beraber ortaya çıkan somut başarısızlık ve eksikliklerden sonra AK Parti’nin kendini her anlamda yenileme gereği elzem olmuştu.

Belediyeleri küçük iktidar alanlarına dönüştüren, toplumla yeterince bağ kuramayan, teşkilatlarıyla siyasi dostluk, yol arkadaşlığı ilişkisi sınırlı olan bazı başkanlar ve belediye başkanları için ciddi bir değişim talebi vardı.

Kendi saygınlıklarını Erdoğan liderliğindeki AK Parti davasına borçlu olduklarını unutup kibir, makam düşkünlüğü, hizipçilik ve şahsi menfaat gibi sorunlarıyla boğuşan siyasiler üzerinden AK Parti’ye yöneltilen kızgınlık giderek nefrete dönüşüyordu ve değişim kaçınılmazdı.

Halkın siyasal yorgunluğunu, durgunluğunu giderecek yeni umutlar, heyecanlar ve perspektifler ve de bunu gerçekleştirecek canlı, dinamik ve siyaseti yeniden dava ekseninde idrak edecek kadrolar için bazı rotasyonlar yapılması elzemdi. 

Parti içinde ve parti ile toplum arasındaki ilişkilerde tevazünün, kardeşliğin, çalışkanlığın geri itildiği, yer yer oluşan kırgınlıkların partiden kopuşlara sebep olduğu aleniydi. 

Çünkü hedef çok büyüktü ve parti tabanında ve toplumda AK Parti için yenilenmeyi de aşan bir değişim ve dönüşüm beklentisi mevcuttu.

Çünkü bu defaki yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimine giden yolu da açacak nitelikteydi. Belediyelerdeki zafer veya hezimet peşi sıra gelecek seçimlerin sonucunun habercisi olacaktı.

Son on beş yıl içinde siyaset ekseni değişti. Gelgitler yaşandı, ihanetler, gizli muhtıralar görüldü, Türkiye terör dalgalarıyla kuşatıldı son olarak 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Bütün bu olayların muhatabı olan bir hükümet de, toplum da siyasal yorgunluğun dibine vurmuştu.

Değişim ve dönüşüm artık kaçınılmazdı. Analiz, gözlem dikkatle yapılmalı, eksiklikler sorgulanarak yola daha sağlam adımlarla devam etmek için güç tazelenip yeni yöntemler tespit edilmeliydi.

Fakat AK Partili belediye başkanlarının istifasının kamuoyunda durmadan tartışılması kırgınlar ya da küskünler ordusu oluştururken hem partinin hem de bazı isimlerin yıpranmasına sebep oldu.

Mesela Melih Gökçek metal, siyasal hatta bedensel yorgun olabilir. Fakat Melih Gökçek isminin yıpratılması siyasi dostluğa, yol, dava arkadaşlığına sığmaz.

Çünkü Sayın Gökçek AK Parti’ye ve Tayyip Erdoğan’a yöneltilen bütün saldırılarda göğsünü siper eden partideki belki de “tek” isimdi. Türkiye hem içeride hem dışarıda şer lobisiyle mücadele ederken, ülke terör dalgalarıyla kuşatılmışken, Gezi olayları yaşanırken kabine arkadaşları bile Reis’i haksız görüp ortalarda görünmez iken Melik Gökçek “kara gün dostu” olarak meydanlarda, TV kanallarında davasını ve Reis’ini savunuyordu.

  İnsan sıkıntılı gününde dostlarını yanında görmek istiyor. Eğer bir insan kötü günde yanımdaysa o benim gerçek dostumdur. O çalkantılı günlerde ortalarda görünmeyen, saklanacak delik arayan “cesur yürekler(!)” bugün Melik Gökçek ismine verip veriştiriyor.

Oysa siyasal akıl, uzun dönemli stratejiler yerine kısa dönemli taktiklerle hareket etmez. Umumi ve kalıcı faydalar yerine, geçici popülist kazanımları esas almaz. Hayatın gerçekleri yerine, duygusal tepkilere kendini kaptırmaz.

TMSF’nin Bank Asya’ya el koyduğu günün sabahı saat dokuzu beş geçe bankaya giden Belediye başkanı bayrak elinde kahramanlık nutukları atarken, Melih Gökçek’e yapılanları vicdanım kabul etmiyor.

Borçsuz devraldığı belediyeyi borç batağına sokan, İstanbul’un sancaklı tepelerinde hiç işe gitmeden kadro alıp (bunu adı hırsızlıktır) üç aylık memur yaptığı “kankasını” belediyede genel sekreter yardımcısı yapan (bunu adı kanun tamımadır), kendisine oy dahi vermeyen bir sürü yakınını belediyede makam sahibi yapan, daha da ilginci açılışta Cumhurbaşkanının önünde ismi geçtiği anda yuhalanan bir başkanın “şehrul emin” olarak ortada dolanması can sıkıcı.

Zoru görünce arkasına bakmadan kaçan tipler meydanda yiğit diye dolaşırken, zor zamanlarda göğsünü davasına ve liderine siper eden Melih Gökçek silinip atılmamalıydı. Şurada on küsur ay sonra belediye seçimleri vardı ve aday yapmamak çok da kolaydı.

 

 

 
 

 
 
Etiketler: Kara, gün, dostumuz, Melih, Gökçek,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2157 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2351 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2471 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
1980 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
3962 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2012 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1867 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
1984 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1746 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3314 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1448 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1695 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1470 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1713 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1625 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1371 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1362 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1675 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1787 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1556 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2017 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1594 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1867 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2074 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1433 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1767 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1418 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1607 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1440 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
2002 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1228 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
952 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1955 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1748 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1867 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1933 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1760 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1805 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1809 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1662 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1061 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1782 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1583 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1062 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1631 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1766 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1709 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1724 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1836 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1815 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1749 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1548 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1694 Okunma.
Haber Yazılımı