Yazı Detayı
25 Ekim 2017 - Çarşamba 18:58 Bu yazı 1727 kez okundu
 
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
Akif BEDİR
 
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin performansını arttırmak, 2019’a yeni umut, ruh ve heyecanla gitmek için yoğun bir çaba gösteriyor.

2019 seçimlerine daha güçlü girebilmek, partideki mental ve metal yorgunluğu giderebilmek için siyaset icabı yapılması gerekli değişim ve dönüşümü yapma hakkını kullanıyor, dokunulmazlar algısına ince ayar veriyor.

Çünkü 2019 bir var oluş ya da on beş yıllık emeğin, icraatın yok edilişinin acı hikâyesi olacaktır.

Gezi olayları, FETÖ ile mücadelede yaşanan sıkıntılardan, referandum sürecinde ortaya çıkan yeni saflaşmalar ve kaymalarla beraber ortaya çıkan somut başarısızlık ve eksikliklerden sonra AK Parti’nin kendini her anlamda yenileme gereği elzem olmuştu.

Belediyeleri küçük iktidar alanlarına dönüştüren, toplumla yeterince bağ kuramayan, teşkilatlarıyla siyasi dostluk, yol arkadaşlığı ilişkisi sınırlı olan bazı başkanlar ve belediye başkanları için ciddi bir değişim talebi vardı.

Kendi saygınlıklarını Erdoğan liderliğindeki AK Parti davasına borçlu olduklarını unutup kibir, makam düşkünlüğü, hizipçilik ve şahsi menfaat gibi sorunlarıyla boğuşan siyasiler üzerinden AK Parti’ye yöneltilen kızgınlık giderek nefrete dönüşüyordu ve değişim kaçınılmazdı.

Halkın siyasal yorgunluğunu, durgunluğunu giderecek yeni umutlar, heyecanlar ve perspektifler ve de bunu gerçekleştirecek canlı, dinamik ve siyaseti yeniden dava ekseninde idrak edecek kadrolar için bazı rotasyonlar yapılması elzemdi. 

Parti içinde ve parti ile toplum arasındaki ilişkilerde tevazünün, kardeşliğin, çalışkanlığın geri itildiği, yer yer oluşan kırgınlıkların partiden kopuşlara sebep olduğu aleniydi. 

Çünkü hedef çok büyüktü ve parti tabanında ve toplumda AK Parti için yenilenmeyi de aşan bir değişim ve dönüşüm beklentisi mevcuttu.

Çünkü bu defaki yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimine giden yolu da açacak nitelikteydi. Belediyelerdeki zafer veya hezimet peşi sıra gelecek seçimlerin sonucunun habercisi olacaktı.

Son on beş yıl içinde siyaset ekseni değişti. Gelgitler yaşandı, ihanetler, gizli muhtıralar görüldü, Türkiye terör dalgalarıyla kuşatıldı son olarak 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Bütün bu olayların muhatabı olan bir hükümet de, toplum da siyasal yorgunluğun dibine vurmuştu.

Değişim ve dönüşüm artık kaçınılmazdı. Analiz, gözlem dikkatle yapılmalı, eksiklikler sorgulanarak yola daha sağlam adımlarla devam etmek için güç tazelenip yeni yöntemler tespit edilmeliydi.

Fakat AK Partili belediye başkanlarının istifasının kamuoyunda durmadan tartışılması kırgınlar ya da küskünler ordusu oluştururken hem partinin hem de bazı isimlerin yıpranmasına sebep oldu.

Mesela Melih Gökçek metal, siyasal hatta bedensel yorgun olabilir. Fakat Melih Gökçek isminin yıpratılması siyasi dostluğa, yol, dava arkadaşlığına sığmaz.

Çünkü Sayın Gökçek AK Parti’ye ve Tayyip Erdoğan’a yöneltilen bütün saldırılarda göğsünü siper eden partideki belki de “tek” isimdi. Türkiye hem içeride hem dışarıda şer lobisiyle mücadele ederken, ülke terör dalgalarıyla kuşatılmışken, Gezi olayları yaşanırken kabine arkadaşları bile Reis’i haksız görüp ortalarda görünmez iken Melik Gökçek “kara gün dostu” olarak meydanlarda, TV kanallarında davasını ve Reis’ini savunuyordu.

  İnsan sıkıntılı gününde dostlarını yanında görmek istiyor. Eğer bir insan kötü günde yanımdaysa o benim gerçek dostumdur. O çalkantılı günlerde ortalarda görünmeyen, saklanacak delik arayan “cesur yürekler(!)” bugün Melik Gökçek ismine verip veriştiriyor.

Oysa siyasal akıl, uzun dönemli stratejiler yerine kısa dönemli taktiklerle hareket etmez. Umumi ve kalıcı faydalar yerine, geçici popülist kazanımları esas almaz. Hayatın gerçekleri yerine, duygusal tepkilere kendini kaptırmaz.

TMSF’nin Bank Asya’ya el koyduğu günün sabahı saat dokuzu beş geçe bankaya giden Belediye başkanı bayrak elinde kahramanlık nutukları atarken, Melih Gökçek’e yapılanları vicdanım kabul etmiyor.

Borçsuz devraldığı belediyeyi borç batağına sokan, İstanbul’un sancaklı tepelerinde hiç işe gitmeden kadro alıp (bunu adı hırsızlıktır) üç aylık memur yaptığı “kankasını” belediyede genel sekreter yardımcısı yapan (bunu adı kanun tamımadır), kendisine oy dahi vermeyen bir sürü yakınını belediyede makam sahibi yapan, daha da ilginci açılışta Cumhurbaşkanının önünde ismi geçtiği anda yuhalanan bir başkanın “şehrul emin” olarak ortada dolanması can sıkıcı.

Zoru görünce arkasına bakmadan kaçan tipler meydanda yiğit diye dolaşırken, zor zamanlarda göğsünü davasına ve liderine siper eden Melih Gökçek silinip atılmamalıydı. Şurada on küsur ay sonra belediye seçimleri vardı ve aday yapmamak çok da kolaydı.

 

 

 
 

 
 
Etiketler: Kara, gün, dostumuz, Melih, Gökçek,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1353 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1582 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
1824 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1251 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1557 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1177 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1331 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1210 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
1759 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
996 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
705 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1694 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1502 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1639 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1730 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1536 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1576 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1579 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1429 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
807 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1563 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1330 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
832 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1380 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1515 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1495 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1488 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1617 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1559 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1534 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1299 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1456 Okunma.
Haber Yazılımı