Yazı Detayı
25 Ekim 2017 - Çarşamba 18:58 Bu yazı 1864 kez okundu
 
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
Akif BEDİR
 
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin performansını arttırmak, 2019’a yeni umut, ruh ve heyecanla gitmek için yoğun bir çaba gösteriyor.

2019 seçimlerine daha güçlü girebilmek, partideki mental ve metal yorgunluğu giderebilmek için siyaset icabı yapılması gerekli değişim ve dönüşümü yapma hakkını kullanıyor, dokunulmazlar algısına ince ayar veriyor.

Çünkü 2019 bir var oluş ya da on beş yıllık emeğin, icraatın yok edilişinin acı hikâyesi olacaktır.

Gezi olayları, FETÖ ile mücadelede yaşanan sıkıntılardan, referandum sürecinde ortaya çıkan yeni saflaşmalar ve kaymalarla beraber ortaya çıkan somut başarısızlık ve eksikliklerden sonra AK Parti’nin kendini her anlamda yenileme gereği elzem olmuştu.

Belediyeleri küçük iktidar alanlarına dönüştüren, toplumla yeterince bağ kuramayan, teşkilatlarıyla siyasi dostluk, yol arkadaşlığı ilişkisi sınırlı olan bazı başkanlar ve belediye başkanları için ciddi bir değişim talebi vardı.

Kendi saygınlıklarını Erdoğan liderliğindeki AK Parti davasına borçlu olduklarını unutup kibir, makam düşkünlüğü, hizipçilik ve şahsi menfaat gibi sorunlarıyla boğuşan siyasiler üzerinden AK Parti’ye yöneltilen kızgınlık giderek nefrete dönüşüyordu ve değişim kaçınılmazdı.

Halkın siyasal yorgunluğunu, durgunluğunu giderecek yeni umutlar, heyecanlar ve perspektifler ve de bunu gerçekleştirecek canlı, dinamik ve siyaseti yeniden dava ekseninde idrak edecek kadrolar için bazı rotasyonlar yapılması elzemdi. 

Parti içinde ve parti ile toplum arasındaki ilişkilerde tevazünün, kardeşliğin, çalışkanlığın geri itildiği, yer yer oluşan kırgınlıkların partiden kopuşlara sebep olduğu aleniydi. 

Çünkü hedef çok büyüktü ve parti tabanında ve toplumda AK Parti için yenilenmeyi de aşan bir değişim ve dönüşüm beklentisi mevcuttu.

Çünkü bu defaki yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimine giden yolu da açacak nitelikteydi. Belediyelerdeki zafer veya hezimet peşi sıra gelecek seçimlerin sonucunun habercisi olacaktı.

Son on beş yıl içinde siyaset ekseni değişti. Gelgitler yaşandı, ihanetler, gizli muhtıralar görüldü, Türkiye terör dalgalarıyla kuşatıldı son olarak 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Bütün bu olayların muhatabı olan bir hükümet de, toplum da siyasal yorgunluğun dibine vurmuştu.

Değişim ve dönüşüm artık kaçınılmazdı. Analiz, gözlem dikkatle yapılmalı, eksiklikler sorgulanarak yola daha sağlam adımlarla devam etmek için güç tazelenip yeni yöntemler tespit edilmeliydi.

Fakat AK Partili belediye başkanlarının istifasının kamuoyunda durmadan tartışılması kırgınlar ya da küskünler ordusu oluştururken hem partinin hem de bazı isimlerin yıpranmasına sebep oldu.

Mesela Melih Gökçek metal, siyasal hatta bedensel yorgun olabilir. Fakat Melih Gökçek isminin yıpratılması siyasi dostluğa, yol, dava arkadaşlığına sığmaz.

Çünkü Sayın Gökçek AK Parti’ye ve Tayyip Erdoğan’a yöneltilen bütün saldırılarda göğsünü siper eden partideki belki de “tek” isimdi. Türkiye hem içeride hem dışarıda şer lobisiyle mücadele ederken, ülke terör dalgalarıyla kuşatılmışken, Gezi olayları yaşanırken kabine arkadaşları bile Reis’i haksız görüp ortalarda görünmez iken Melik Gökçek “kara gün dostu” olarak meydanlarda, TV kanallarında davasını ve Reis’ini savunuyordu.

  İnsan sıkıntılı gününde dostlarını yanında görmek istiyor. Eğer bir insan kötü günde yanımdaysa o benim gerçek dostumdur. O çalkantılı günlerde ortalarda görünmeyen, saklanacak delik arayan “cesur yürekler(!)” bugün Melik Gökçek ismine verip veriştiriyor.

Oysa siyasal akıl, uzun dönemli stratejiler yerine kısa dönemli taktiklerle hareket etmez. Umumi ve kalıcı faydalar yerine, geçici popülist kazanımları esas almaz. Hayatın gerçekleri yerine, duygusal tepkilere kendini kaptırmaz.

TMSF’nin Bank Asya’ya el koyduğu günün sabahı saat dokuzu beş geçe bankaya giden Belediye başkanı bayrak elinde kahramanlık nutukları atarken, Melih Gökçek’e yapılanları vicdanım kabul etmiyor.

Borçsuz devraldığı belediyeyi borç batağına sokan, İstanbul’un sancaklı tepelerinde hiç işe gitmeden kadro alıp (bunu adı hırsızlıktır) üç aylık memur yaptığı “kankasını” belediyede genel sekreter yardımcısı yapan (bunu adı kanun tamımadır), kendisine oy dahi vermeyen bir sürü yakınını belediyede makam sahibi yapan, daha da ilginci açılışta Cumhurbaşkanının önünde ismi geçtiği anda yuhalanan bir başkanın “şehrul emin” olarak ortada dolanması can sıkıcı.

Zoru görünce arkasına bakmadan kaçan tipler meydanda yiğit diye dolaşırken, zor zamanlarda göğsünü davasına ve liderine siper eden Melih Gökçek silinip atılmamalıydı. Şurada on küsur ay sonra belediye seçimleri vardı ve aday yapmamak çok da kolaydı.

 

 

 
 

 
 
Etiketler: Kara, gün, dostumuz, Melih, Gökçek,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
66 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3215 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1364 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1586 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1337 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1588 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1563 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1237 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1241 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1538 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1669 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1423 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
1875 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1476 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1740 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
1952 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1362 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1662 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1296 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1466 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1325 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
1882 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1108 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
827 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1826 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1636 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1755 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1857 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1676 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1692 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1698 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1555 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
928 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1678 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1457 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
946 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1503 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1643 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1605 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1608 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1725 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1697 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1644 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1438 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1584 Okunma.
Haber Yazılımı